Türkiye'de muhalif yayınlarıyla tanınan Halk TV, 14 Ekim 2026 Çarşamba sabahı düzenlenen polis operasyonuyla gündeme geldi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında televizyon kanalının Zeytinburnu'ndaki merkez binasına girdi.

Operasyon sırasında binanın çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken çalışanların içeri girişine izin verilmedi. Polis ekiplerinin televizyon binasında arama yaptığı sırada kanalın normal yayın akışı da kesildi.

Halk TV'nin aktardığına göre, kayyum olarak görevlendirilen İbrahim Paşalı polis ekipleriyle birlikte binaya geldi.

Kanalın Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş'ın yayınların sürdürülmesini istediği, ancak bu talebin kabul edilmediği bildirildi.

Operasyon, Türkiye'deki basın özgürlüğü ve medya kuruluşlarının yönetimine yargı kararıyla müdahale edilmesi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Başsavcılık üç ayrı suçlama açıkladı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturmanın üç temel suç iddiasını kapsadığını duyurdu.

Bunlar rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama olarak sıralandı.

Savcılık açıklamasında, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali incelemeler, gizli tanık beyanları, şüpheli ifadeleri ve dosyada bulunan diğer belgelerin birlikte değerlendirildiği belirtildi.

Soruşturmanın özellikle İzmir Büyükşehir Belediyesi ile bağlantılı ticari faaliyetler ve belediye ihaleleri üzerinde yoğunlaştığı açıklandı.

Ancak savcılığın açıkladığı bulgular henüz kesinleşmiş mahkeme hükmü niteliğinde değil. Mahiroğlu ve diğer şüpheliler bakımından masumiyet karinesi geçerliliğini koruyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve BUSTECH şirketi mercek altında

Soruşturmanın merkezindeki şirketlerden biri BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri Anonim Şirketi.

Başsavcılığın iddiasına göre Cafer Mahiroğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdindeki bağlantılarını kullanarak bu şirketin kurulmasını sağladı ve yönetimini belirlediği kişilere devretti.

Savcılık, belediyeden alınan işler kapsamında ihale bedellerinin üzerinde ödemeler yapıldığını ve bu işlemlerden elde edilen gelirlerin Mahiroğlu'na ait veya onunla ilişkili olduğu değerlendirilen şirketlere aktarıldığını ileri sürdü.

İhale süreçleriyle bağlantılı olarak 14 milyon 464 bin TL tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığı iddia edildi.

Söz konusu miktar, savcılığın soruşturma kapsamında ileri sürdüğü tutar olup bağımsız bir yargı kararıyla kesinleşmiş değil.

MASAK incelemesinde 30,3 milyar liralık işlem hacmi

Başsavcılık, soruşturma kapsamında elde edilen mali verileri de kamuoyuyla paylaştı.

SAVCILIK AÇIKLAMASINDAKİ MALİ VERİLER

Şirketlerin toplam işlem hacmi

30,35 milyar TL

İddia edilen rüşvet tutarı

14,46 milyon TL

Kişisel hesaplara para girişi

1,06 milyar TL

459 işlem

Kişisel hesaplardan para çıkışı

1,12 milyar TL

564 işlem

Kaynak: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 14 Ekim 2026 tarihli açıklaması. İşlem hacmi, tek başına yasa dışı gelir veya suç tutarı anlamına gelmez.

Savcılık ayrıca Mahiroğlu'nun yöneticisi olduğu şirketlerden yurt dışına gerçekleştirilen yüksek tutarlı döviz transferlerinin de incelendiğini belirtti.

Mahiroğlu'nun kendisi ve birinci derece yakınlarının hesaplarındaki uluslararası SWIFT transferleri ile malvarlığı edinimleri ve beyan edilen gelirler arasında uyumsuzluklar bulunduğu öne sürüldü.

17 kişi hakkında gözaltı kararı, 11 kişi gözaltında

Savcılığın açıklamasına göre, soruşturma kapsamında 17 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.

14 Ekim sabahı eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 11 kişi gözaltına alındı.

Diğer altı şüpheliden dördünün yurt dışında, birinin ceza infaz kurumunda bulunduğu, bir kişinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise devam ettiği bildirildi.

Başsavcılık, Mahiroğlu'nun ortak, yönetici veya ilişkili olduğu tespit edilen şirketlere Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla el konulduğunu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyum olarak atandığını duyurdu.

Savcılık açıklamasında kayyum atanan şirketlerin tam listesi yayımlanmadı. Dolayısıyla Mahiroğlu'nun bütün şirketlerinin aynı hukuki işleme tabi tutulduğu henüz bağımsız biçimde doğrulanmış değil.

Cafer Mahiroğlu suçlamaları reddetti: “Kanalımızı geri alacağız”

Operasyonun ardından Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, 14 Ekim sabahı kamuoyuna yönelik açıklama yaptı.

Mahiroğlu, hakkındaki MASAK raporlarına dayandırılan iddiaların tamamının asılsız olduğunu savundu.

Televizyon kanalının yönetimine el konulmasının siyasi gerekçelerle gerçekleştirildiğini ileri süren Mahiroğlu, çalışanların binaya alınmamasını ve yayınların durdurulmasını eleştirdi.

Mahiroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Halk TV bizimdir, Halk TV sizindir. Kanalımızı geri alacağız ama mutlaka alacağız.”

Operasyon kapsamında yedi aile bireyinin de gözaltına alındığını iddia eden Mahiroğlu, Sivas'ın Gürün ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki ağabeyinin de gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu da eleştiren Mahiroğlu, onun son günlerdeki açıklamalarının operasyonla bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Bu iddiayı doğrulayan bağımsız bir bulgu ise ortaya konulmuş değil.

Basın meslek örgütlerinden sert tepki

Halk TV'ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulması, Türkiye'deki gazetecilik meslek örgütlerinin de tepkisine neden oldu.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), müdahaleyi basın ve ifade özgürlüğü açısından ağır bir gelişme olarak değerlendirdi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), kanalın yayınlarına müdahale edilmesini eleştirerek basın özgürlüğünün korunması çağrısında bulundu.

DİSK Basın-İş ise kayyum kararının yalnızca televizyonun yayın faaliyetlerini değil, kanalda çalışan gazetecilerin işlerini ve mesleki geleceklerini de etkileyebileceğini belirtti.

Meslek örgütleri, 2025 yılında TELE1 televizyonuna kayyum atanmasını hatırlatarak benzer uygulamaların Türkiye'deki medya kuruluşlarının bağımsızlığı konusunda kaygıları artırdığını savundu.

Uluslararası basın da gelişmeyi duyurdu

Uluslararası haber ajansı Associated Press (AP), Halk TV'ye yönelik operasyonu dünya kamuoyuna aktardı.

AP'nin haberinde, Halk TV'nin Türkiye'de hükümetten bağımsız yayın yapan televizyon kanallarından biri olduğu vurgulandı.

Haber ajansı, basın özgürlüğü kuruluşlarının ve muhalefet temsilcilerinin operasyonu eleştirdiğini bildirdi.

AP ayrıca, Sınır Tanımayan Gazeteciler'in basın özgürlüğü endeksinde Türkiye'nin 180 ülke arasında 163'üncü sırada bulunduğunu hatırlattı.

Operasyonun, Türkiye'de gazetecilere yönelik başka soruşturmaların ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli tartışmalarının yaşandığı bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekildi.

Halk TV'nin geleceği ne olacak?

2005 yılında yayın hayatına başlayan Halk TV, 2020 yılında Cafer Mahiroğlu tarafından satın alınmasının ardından yayın kadrosunu ve haber programlarını genişletti.

14 Ekim'deki kayyum kararı, kanalın yönetiminde önemli bir değişikliğe yol açtı.

Ancak kayyum atanması, şirketlerin mülkiyetinin otomatik olarak TMSF'ye geçtiği anlamına gelmiyor. Kayyumun yönetim yetkileri ile şirketlerin hukuki mülkiyeti birbirinden ayrı konular.

Bundan sonraki süreçte, kayyum kararına karşı yapılabilecek hukuki başvurular, savcılığın soruşturması ve kanalın yayın faaliyetlerine ilişkin kararlar belirleyici olacak.

14 Ekim itibarıyla Halk TV'nin olağan canlı yayınlarına ne zaman ve hangi koşullarda döneceği konusunda kesinleşmiş bir takvim doğrulanmış değil.