Bu toprağın çocukları yüzlerce yıldır Balkan’da, Kafkas’ta, Yemen’de, Sarıkamış’ta, Çanakkale’de, Kudüs’te, Suriye çöllerinde kırıldı. Şimdi de Güneydoğu’da, askeri operasyonlarda, patlayan cephaneliklerde, kazalarda can veriyor.

Bu yüzden Anadolu baştan başa bir ağıt toprağı ve dün de bugün de bağrı yanık analar “Benim oğlum can verirken / Çiçekler çığrışıp açtı’’ diye korkunç bir çığlık atıyor.

Otuz yıldır yaza yaza artık kalemimizde mürekkep, gözümüzde yaş kalmadı.

Sözü analara ve onların ağıtlarına bırakmak geliyor içimden.

Onların bu büyük acısı karşısında sivil, asker, politikacı, gazeteci; herkes sussun ve başını önüne eğsin.

Çünkü artık bu ülkede söz bitti.

***


İbrişimin kozaları

Batsın Avşar kazaları

Sarıkamış’ta kırıldı

Gonca gülün tazeleri


Yüzbaşılar yüzbaşılar

Tabur taburu karşılar

Yağmur yağıp gün değişir

Yatan şehitler ışılar.

***


Çanakkale derler yeşil söğütlü

Nice molla gitti eli divitli

Bi mektup atayım üstü tahütlü


Yoksa yavrum seni vurdular m’ola

Mektubum ordunu bulur m’ola.


Hücum demiş Alamanın zabiti

Yavrumun kefeni asker kaputu

Salına girmeye yoktur tabutu


Yoksa yavrum seni vurdular m’ola

Kefensiz gabire goydular m’ola.


Derinimiş Çanakkale deresi

Goygunumuş şehidimin yarası

Acıya dayanmaz garip karısı


Yoksa yavrum seni vurdular m’ola

Kefensiz gabire goydular m’ola.

***


İzmir’den kalktı Kore’ye gemi

Gemi gurban olam getir Eyüb’ü

Çok ağlattın anan ile Baliş’i


Kore senin vatanın mı, yurdun mu?

Gayıbıdın oğlum şehit oldun mu?

***


Gitme Yemen’e Yemen’e

Yemen sıcak dayanaman

Kalk borusu er çalınır

Sen küçüksün uyanaman


Yemen yolu çamurdandır

Sefertası bakırdandır

Zenginimiz bedel verir

Askerimiz fakirdendir

(Vatan gazetesinden alınmıştır)