İngiliz siyasetçi George Galloway, ABD’nin dış politikasına yönelik sert eleştirilerine bir yenisini ekledi. Galloway, İran’da 167 çocuğun öldürülmesini “Vietnam Savaşı’ndan bu yana ABD’nin en büyük vahşeti” olarak nitelendirdi.

“Bu olay yıllarca manşetlerden düşmezdi”

Yaptığı açıklamada çifte standart iddiasını dile getiren Galloway, Batı medyasının ve hükümetlerinin olaylara yaklaşımını eleştirdi. “Eğer Rusya 167 Ukraynalı çocuğu öldürmüş olsaydı, bu yıllarca manşetlerden düşmezdi” diyen Galloway, benzer şekilde Filistinlilerin 167 İsrailli öğrenciyi ya da İran’ın 167 öğrenciyi öldürmesi durumunda da küresel çapta uzun süreli ve sert bir tepki oluşacağını savundu.

Galloway, bu örnekler üzerinden Batı dünyasının siyasi ve medya reflekslerinde seçici bir duyarlılık bulunduğunu öne sürdü. ABD’nin müttefiklerinin eylemlerine karşı daha yumuşak bir tutum alındığını, buna karşılık rakip ya da düşman olarak görülen ülkelerin benzer eylemlerinin ise çok daha sert şekilde gündeme taşındığını ifade etti.

Iran Abd Israil Kiz Okulu Bombaladi 160 Cocuk Oldu Mezarlari 1

ABD’ye sert eleştiri

İngiliz siyasetçi, Washington yönetimini uluslararası hukuk ve insan hakları konusunda tutarsız davranmakla suçladı. ABD’nin geçmişteki askeri müdahalelerine atıfta bulunan Galloway, özellikle Orta Doğu’daki operasyonların sivil kayıplar açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu savundu.

Açıklamasında, “Çocukların ölümü hangi ülke tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin aynı derecede kınanmalıdır” ifadelerini kullanan Galloway, uluslararası toplumun insan hakları ihlallerine karşı ilkesel ve eşit bir tutum sergilemesi gerektiğini dile getirdi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Tartışma meydana getirdi

Galloway’ın sözleri sosyal medyada ve siyasi çevrelerde geniş yankı buldu. Destekçileri, açıklamaların Batı’daki medya ve siyaset dünyasında var olduğunu iddia ettikleri çifte standarda dikkat çektiğini savunurken; eleştirmenleri ise ifadelerin abartılı ve siyasi amaçlı olduğunu ileri sürdü.

İngiliz siyasetçinin açıklamaları, ABD’nin dış politika uygulamaları ve uluslararası krizlerde medya yaklaşımı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirmiş görünüyor.

Kafkas Maun 3-2