Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı onaylaması, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında yeni bir diplomatik tartışma başlattı.
Libya’nın doğusundaki Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, 20 Ekim Salı günü gerçekleştirdiği oturumda anlaşmayı oybirliğiyle kabul etti. Parlamento ayrıca 2020 yılında anlaşmanın reddedilmesine ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesine ilişkin aldığı kararları da iptal etti.
Karar, Ankara ile Libya’nın doğusundaki yönetim arasında son dönemde gelişen ilişkilerin somut bir sonucu olarak görülürken, Yunanistan başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde tepkiye yol açtı.
Von der Leyen ve Costa’dan ortak açıklama
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Libya parlamentosunun kararının ardından ortak bir açıklama yayımladı.
İki lider, anlaşmanın onaylanmasını derin üzüntüyle karşıladıklarını belirterek AB'nin 2019 yılından bu yana sürdürdüğü tutumun değişmediğini vurguladı.
Açıklamada, Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği, uluslararası deniz hukukuyla bağdaşmadığı ve hukuken geçersiz olduğu savunuldu.
AB liderleri, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile dayanışmalarını bir kez daha teyit ederken, Libya'nın iç işlerine dışarıdan müdahale edilmesine karşı olduklarını da bildirdi.
Brüksel'in açıklaması, Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmanın yalnızca iki ülkeyi değil, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, deniz sınırları ve bölgesel güvenlik tartışmalarını da doğrudan etkilediğini ortaya koydu.

Atina’dan sert açıklama: Anlaşma geçersiz
Libya parlamentosunun kararına en sert tepkilerden biri Yunanistan'dan geldi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, Libya parlamentosunun onayının anlaşmanın hukuki statüsünü değiştirmediğini savundu.
Atina yönetimi, Türkiye ile Libya'nın karşılıklı veya bitişik kıyılara sahip olmadığı iddiasını yineleyerek anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu ileri sürdü.
Yunanistan ayrıca söz konusu mutabakatın Girit ve diğer Yunan adalarının deniz yetki alanlarını dikkate almadığını belirtti.
Açıklamada, Yunanistan'ın haklarını korumak amacıyla uluslararası ortaklarını ve müttefiklerini bilgilendirdiği, gerekli diplomatik girişimlerin sürdürüleceği kaydedildi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis'in Mısırlı mevkidaşı Bedir Abdülati ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri değerlendirdiği de bildirildi.
Ankara: Uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine uygun
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise Libya Temsilciler Meclisi'nin kararını memnuniyetle karşıladı.
Bakanlık tarafından 20 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan 202 numaralı açıklamada, 2019 yılından beri yürürlükte bulunan mutabakatın iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiği belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Söz konusu Mutabakat Muhtırası uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözetmekte olup ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlamaktadır."
Bakanlık ayrıca Türkiye'nin Akdeniz havzasında güven, istikrar ve barışın sağlanması için bütün ortaklarla birlikte çalışma iradesini sürdüreceğini vurguladı.

Hafter cephesinde tarihi politika değişikliği
Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, Libya'nın doğusundaki askeri güçlerin lideri Halife Hafter ile bağlantılı siyasi yapının Türkiye'ye yönelik tutumundaki değişiklik oldu.
Türkiye, 2019 ve 2020 yıllarında Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne askeri destek sağlamış, Hafter güçlerinin başkenti ele geçirmesini engelleyen süreçte önemli rol oynamıştı.
Bu nedenle Hafter'e yakın doğu yönetimi, Türkiye ile imzalanan deniz yetki anlaşmasına uzun süre karşı çıkmıştı.
Ancak son yıllarda Ankara ile Bingazi arasındaki diplomatik, askeri ve ekonomik temaslar artmaya başladı.
Libya Temsilciler Meclisi'nin anlaşmayı onaylamasının yanı sıra Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesine yönelik 2020 tarihli kararı da kaldırması, bu yakınlaşmanın yeni aşaması olarak değerlendiriliyor.
Hafter'in oğlu ve yardımcısı Saddam Hafter de anlaşmanın Libya'nın Akdeniz'deki haklarını ve ekonomik çıkarlarını korumaya yardımcı olacağını açıkladı.
Reuters'a konuşan Libyalı milletvekili Tarık el-Ceruşi ise bazı ülkelerin karardan rahatsız olabileceğini, ancak Libya açısından belirleyici unsurun ulusal çıkarlar olduğunu söyledi.
Doğu Akdeniz’de enerji ve deniz sınırları mücadelesi
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan mutabakat, iki ülkenin Akdeniz'deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarının belirlenmesini amaçlıyor.
Anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri açısından stratejik önem taşıyor.
Ankara, kıyı uzunlukları ve hakkaniyet ilkelerinin deniz sınırlarının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Yunanistan ise adaların da uluslararası hukuk çerçevesinde deniz yetki alanlarına sahip olduğunu vurguluyor.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf değil. Bununla birlikte Ankara, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine dayandığını belirtiyor.
Türkiye-Libya mutabakatının kapsadığı alanların, Yunanistan ile Mısır arasında 2020 yılında imzalanan münhasır ekonomik bölge anlaşmasıyla örtüşmesi, bölgedeki anlaşmazlığın başlıca nedenlerinden birini oluşturuyor.
Doğu Akdeniz'de doğal gaz ve petrol arama faaliyetlerinin yanı sıra enerji nakil hatlarının güzergâhları da bu tartışmanın ekonomik boyutunu oluşturuyor.
Libya’nın batısından da onay geldi
Libya'nın Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı da Temsilciler Meclisi'nin kararını olumlu karşıladı.
Bakanlık, anlaşmanın onaylanmasının Türkiye ile Libya arasındaki ilişkileri güçlendireceğini ve Akdeniz'deki bölgesel iş birliğine katkıda bulunacağını açıkladı.
Libya'nın doğu ve batısındaki siyasi yapıların Türkiye ile deniz yetki alanları konusunda aynı yönde tutum sergilemesi, ülkenin uzun süredir devam eden siyasi bölünmüşlüğü dikkate alındığında önemli bir gelişme olarak görülüyor.
Yeni dönemde gözler Türkiye, AB ve Yunanistan’da
Libya Temsilciler Meclisi'nin onayı, 2019 yılında imzalanan anlaşmanın siyasi konumunu güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu kararın, Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanlarına ilişkin hukuki ve diplomatik anlaşmazlıkları kendiliğinden çözmesi beklenmiyor.
AB ve Yunanistan anlaşmayı geçersiz saymayı sürdürürken, Türkiye ve Libya mutabakatın uluslararası hukuka ve karşılıklı çıkarlarına uygun olduğunu savunuyor.
Önümüzdeki dönemde özellikle deniz yetki alanlarının uygulanması, enerji arama faaliyetleri ve Libya'nın doğusuyla Türkiye arasındaki askeri ve ekonomik iş birliğinin gelişimi yakından izlenecek.
Libya parlamentosunun altı yıl önce reddettiği anlaşmayı bu kez oybirliğiyle onaylaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasında önemli bir diplomatik kazanım olarak yorumlanırken, Avrupa Birliği'nin sert tepkisi bölgedeki anlaşmazlıkların devam edeceğine işaret ediyor.





