İSVİÇRE – ABD ile İsrail’in İran saldırısıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi, Hürmüz Boğazı’ndaki krizi çözmeyi ve İran’ın nükleer programı başta olmak üzere onlarca yıldır ABD ile İran arasında süren anlaşmazlıkları müzakere etmeyi amaçlayan tarihi görüşmeler, tarafların karşılıklı tehditleri nedeniyle daha başlangıç aşamasında sarsıldı.
İsviçre’nin Bürgenstock bölgesinde başlayan görüşmeler sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada İran’ın Hizbullah üzerindeki etkisini kullanarak örgütün Lübnan’da faaliyetlerini durdurmaması halinde Washington’un yeniden askeri güç kullanabileceğini söyledi.
Trump paylaşımında, “Eğer durdurmazlarsa, geçen hafta yaptığımız gibi ama bu kez daha da sert biçimde İran’ı yeniden çok ağır vuracağız” ifadelerini kullandı. Açıklama, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında son günlerde Güney Lübnan’da yeniden tırmanan çatışmaların ardından geldi.

İran’dan Sert Karşılık
Trump’ın sözleri Tahran’da sert tepkiyle karşılandı. İran heyetine başkanlık eden Muhammed Bakıyr Galibaf, ABD’nin tehdit dilini sürdürmesi halinde İran Silahlı Kuvvetleri’nin karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi.
İranlı yetkililer, Trump’ın açıklamalarının müzakerelerin ruhuna aykırı olduğunu ve taraflar arasında daha önce üzerinde uzlaşılan geçici mutabakatın ihlali anlamına geldiğini savundu.
Son Dakika Gelişmesi: İran Heyeti Masadan Kalktı
Görüşmelerden gelen son bilgilere göre İran heyeti, Trump’ın açıklamalarını protesto ederek müzakereleri askıya aldı ve ilk tur temaslardan çekildi. Diplomatik kaynaklar, heyetin tamamen ayrılıp ayrılmadığının henüz netleşmediğini ancak arka kapı diplomasisinin sürdüğünü belirtiyor.
İran tarafının ayrılmasından önce, ABD yaptırımlarının kısmen hafifletilmesi, İran’ın dondurulan bazı varlıklarının serbest bırakılması ve enerji ticaretine ilişkin teknik başlıklarda belirli ilerlemeler sağlandığı da öne sürüldü.
Hedef 60 Günlük Müzakere Süreciydi
Taraflar geçen hafta imzalanan ön mutabakat kapsamında 60 günlük kapsamlı bir müzakere sürecini başlatmayı planlıyordu. Sürecin; İran’ın nükleer faaliyetleri, yaptırımların kaldırılması, bölgesel güvenlik düzenlemeleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin güvence altına alınması gibi kritik başlıkları kapsaması öngörülüyordu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada Washington’un İran ile ilişkileri “temelden dönüştürmeye hazır olduğunu” belirtmiş ve diplomatik çözüm konusunda iyimser mesajlar vermişti. Ancak Trump’ın sert açıklamaları, Beyaz Saray içindeki diplomatik söylem ile baskı politikası arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı.

Lübnan ve Hürmüz Boğazı Krizin Merkezinde
Müzakerelerin kaderini etkileyen en önemli başlıklardan biri de Lübnan’daki çatışmalar olmaya devam ediyor. İran, İsrail ile Hizbullah arasında kalıcı ateşkes sağlanmasını görüşmelerin ön koşullarından biri olarak görüyor. Son günlerde Güney Lübnan’da yaşanan çatışmalar nedeniyle görüşmeler daha önce de ertelenmişti.
Öte yandan Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını açıklaması da gerilimi artırdı. ABD ise boğazın fiilen açık olduğunu ve ticari gemi trafiğinin sürdüğünü savunuyor. Küresel petrol ticaretinin can damarı olarak görülen boğazdaki belirsizlik, enerji piyasalarında da yakından takip ediliyor.
Diplomasi Çıkmazda
İsviçre’deki görüşmeler, savaşın sona erdirilmesi için son dönemin en önemli diplomatik girişimi olarak görülüyordu. Ancak Trump’ın tehditleri, İran heyetinin görüşmeleri askıya alması ve Lübnan’daki çatışmaların sürmesi nedeniyle sürecin geleceği belirsizliğe girmiş durumda.
Diplomatik kaynaklar, taraflar arasında doğrudan temasların tamamen kopmadığını ve arabulucuların müzakere masasını yeniden kurmak için yoğun çaba gösterdiğini belirtirken, önümüzdeki saatlerin görüşmelerin kaderini belirleyeceği ifade ediliyor.






