BETÜL İYİLİK
LONDRA — Dünyanın önde gelen sanat, tasarım ve dekoratif sanatlar müzelerinden Victoria and Albert Museum, son yılların en kapsamlı İstanbul sergilerinden birine hazırlanıyor.
“Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires” başlıklı sergi, MS 330 yılında Konstantinopolis’in Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olarak kuruluşundan başlayarak Osmanlı İmparatorluğu’nun sona erdiği 1922 yılına kadar uzanan yaklaşık 1.600 yıllık dönemi ele alacak.
Victoria and Albert Museum (V&A), sergiyi İstanbul’un bu uzun tarihini Bizans ve Osmanlı dönemlerini birlikte ele alarak kapsamlı biçimde anlatan Birleşik Krallık’taki ilk sergi olarak tanımlıyor.
1453 bir kopuş noktası olarak değil, büyük dönüşümün parçası olarak ele alınıyor
Serginin dikkat çeken yönlerinden biri, İstanbul tarihini yalnızca birbirinden kopuk “Bizans” ve “Osmanlı” dönemleri biçiminde sunmaması.
V&A’nın küratoryal yaklaşımında Konstantinopolis/İstanbul, iki büyük imparatorluğa art arda başkentlik yapan; siyasi iktidar, din, ticaret, sanat ve gündelik yaşamın yüzyıllar boyunca birbirini dönüştürdüğü bir şehir olarak ele alınıyor.
MS 330-1453 arasındaki Bizans İmparatorluğu ile 1453-1922 arasındaki Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı sanat geleneklerinin yanı sıra, bu gelenekler arasındaki bağlantılar ve şehrin Akdeniz'den Avrupa'ya, Hristiyan ve İslam dünyalarına uzanan kültürel etkileri serginin temel anlatısını oluşturuyor.

200’den fazla eser Londra’da buluşacak
Sergide V&A koleksiyonunun yanı sıra İngiltere ve dünyanın farklı ülkelerindeki önemli koleksiyonlardan getirilen 200’ü aşkın eser bulunacak.
Bunlar arasında nadiren sergilenen ipek ve tekstil ürünleri, tarihi kıyafetler, seramik ve İznik çinileri, mozaikler, sofra eşyaları, mücevherler ve değerli metal eserler, heykeller, mimari parçalar, el yazmaları, resimler ve kâğıt üzerine çalışmalar yer alıyor.
Uluslararası ödünç eserlerin geldiği kurumlar arasında İstanbul’daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi ve Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi ile Atina’daki Benaki Museum, Venedik’teki San Marco Hazinesi, British Museum ve British Library gibi önemli koleksiyonlar bulunuyor. Bu eserlerin bir bölümünün İngiltere’de ilk kez sergileneceği belirtiliyor.
Bizans'ın fildişi şaheseri: Veroli Casket
Serginin en dikkat çekici parçalarından biri, 10. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen Veroli Casket olacak.
Fildişinden yapılmış Bizans eseri, üzerindeki klasik mitoloji sahneleriyle Orta Bizans döneminin en önemli dekoratif sanat örnekleri arasında gösteriliyor.
Sergide ayrıca 11. yüzyıla ait “Enkolpion of Constantinos, proedros” adlı dini obje de yer alacak. Altın ve emaye işçiliğiyle dikkat çeken eser, Bizans'ın dini sanatının ve saray çevresindeki zanaatkârlığın önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Osman Hamdi Bey'in 1887 tarihli eseri de sergide
Osmanlı döneminden serginin dikkat çeken eserlerinden biri ise Türk resim sanatının en önemli isimlerinden Osman Hamdi Bey'in 1887 tarihli “Ladies Taking a Walk” adlı tablosu olacak.
Bunun yanında yaklaşık 1750 tarihli uzun saplı bir tambur, 17. yüzyıldan bir Osmanlı tören parşömeni, 16. yüzyılın ikinci yarısında Bursa'da üretilmiş kadife örtü ve geleneksel kordon tekniğinin kullanıldığı bir üçetek entari de serginin öne çıkan parçaları arasında bulunuyor.
İstanbul kahvesinden saray törenlerine
Sergi yalnızca imparatorların, sarayların ve dini yapıların tarihine odaklanmayacak.
İstanbul'un gündelik yaşamı ve tüketim kültürünü gösteren eserler de ziyaretçilerin karşısına çıkacak.
Bunlardan biri 1800-1850 yılları arasına tarihlenen, muhtemelen İstanbul'da üretilmiş bakır, gümüş yaldızlı ve çiçek motifleriyle işlenmiş kahve ibriği olacak.
Yaklaşık 1809 tarihli ve anonim bir Rum sanatçıya atfedilen “The Sultan riding out in procession to Friday Prayers” adlı suluboya ise padişahın cuma namazı için saraydan çıkışını ve Osmanlı İstanbul'undaki törensel yaşamı yansıtacak.
Sergide ayrıca Gaspare Fossati'nin çiziminden hazırlanan, 1852'de Londra'da yayımlanan renkli “Aya Sofia Constantinople” litografisi de bulunuyor.

İstanbul'un hikâyesi dört bölümde anlatılacak
Sergi, ziyaretçiyi kronolojik olduğu kadar tematik bir yolculuğa çıkaran dört ana bölümden oluşuyor.
“Grand Beginnings”, Büyük Konstantin'in MS 330'da şehri Roma İmparatorluğu'nun başkenti olarak yeniden kurmasıyla başlıyor. İstanbul'un stratejik konumu, gelişmiş su sistemleri, surları ve şehrin siyasi ve toplumsal merkezi olan Hipodrom bu bölümün temel unsurlarını oluşturuyor. V&A, araba yarışlarının yalnızca eğlence değil, aynı zamanda imparatorluk gücünün sergilendiği siyasi gösteriler olduğunu vurguluyor.
Ayasofya'dan Bizans'ın kutsal sanatına
İkinci bölüm “Heaven and Earth”, Bizans İstanbul'unda Hristiyanlığın sanat ve mimari üzerindeki etkisini ele alıyor.
İmparatorların kutsal imgeleri siyasi otoritelerini güçlendirmek için nasıl kullandıkları; ikonlar, kutsal emanetler, el yazmaları ve kilise sanatının gelişimi üzerinden anlatılıyor.
Ayasofya ise kentin dini, mimari ve sanatsal kimliğinin merkezindeki yapılardan biri olarak serginin anlatısında önemli yer tutuyor.
Osmanlı sarayının “Power and Reach” dönemi
Üçüncü bölüm “Power and Reach”, İstanbul'un 1453'ten sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olarak geçirdiği dönüşüme odaklanıyor.
Saray kültürü, törenler, değerli tekstiller, çiniler, kıyafetler ve diğer lüks objeler üzerinden Osmanlı yönetiminin iktidarı nasıl görünür hale getirdiği ele alınıyor.
Topkapı Sarayı ve imparatorluk törenleri bu bölümde İstanbul'un yeni siyasi merkezinin oluşumunu anlatan temel unsurlar arasında yer alıyor.
Kahvehaneler, hamamlar ve Boğaz: “Life in the City”
Son bölüm “Life in the City” ise saraydan çıkarak İstanbul sokaklarına yöneliyor.
Kahvehaneler, hamamlar, ticaret hayatı, eğlence kültürü ve Boğaz çevresindeki yaşam üzerinden İstanbul'un çok dilli, çok dinli ve kozmopolit yapısı ele alınıyor.
19. yüzyılda İstanbul'un Avrupa'yla giderek yoğunlaşan kültürel ilişkileri ve Paris modası gibi Avrupa kaynaklı eğilimlerin Osmanlı başkentindeki gündelik hayat ve estetik anlayış üzerindeki etkileri de bu bölümün konuları arasında bulunuyor.
Serginin son kısmında ise yön tersine çevriliyor: Bizans ve Osmanlı sanatının 19. yüzyıl Avrupa sanat ve tasarımını nasıl etkilediği inceleniyor.
Hipodrom'dan Galata Kulesi'ne bir İstanbul yolculuğu
V&A sergiyi yalnızca vitrinlerde sıralanan tarihi eserlerden oluşan klasik bir sunum olarak tasarlamıyor.
Müzenin açıklamasına göre yaratıcı sahneleme ve sürükleyici sergi tasarımıyla ziyaretçilerin İstanbul'un sokaklarını, ibadet alanlarını, ticaret ve eğlence merkezlerini hissetmeleri amaçlanıyor.
Bu anlatı ziyaretçiyi Hipodrom ve Ayasofya'dan Topkapı Sarayı ve Galata Kulesi'ne uzanan sembolik bir İstanbul yolculuğuna çıkaracak.
Serginin küratörleri Tim Stanley ve Bella Radenovic
Serginin küratörlüğünü V&A'nın Orta Doğu koleksiyonları alanındaki uzman isimlerinden Tim Stanley, proje küratörlüğünü ise Bella Radenovic üstleniyor.
V&A üyeleri için serginin açılışından önce 5 Kasım'da Stanley ve Radenovic'in katılımıyla çevrim içi özel bir küratör konuşması da gerçekleştirilecek. Üyeler için 5 ve 6 Kasım'da ön gösterim, 7 ve 8 Kasım sabahlarında ise özel ziyaret saatleri düzenlenecek.
7 Kasım'da açılıyor, altı ay boyunca Londra'da
“Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires”, 7 Kasım 2026 Cumartesi günü V&A South Kensington'da ziyarete açılacak ve 9 Mayıs 2027'ye kadar devam edecek.
V&A'nın güncel bilet sayfasına göre serginin normal giriş ücreti hafta içi 25 sterlin, hafta sonu 27 sterlin. İndirimli bilet seçenekleri bulunuyor ve müze özellikle yoğun dönemler için önceden rezervasyon yapılmasını tavsiye ediyor. Sergi V&A South Kensington'ın 38 ve 39 numaralı galerilerinde düzenlenecek.
Koç Holding iş birliğiyle gerçekleştirilen ve Huo Family Foundation'ın da destek verdiği sergi, İstanbul'un tarihini yalnızca iki büyük imparatorluğun başkenti olması üzerinden değil, 16 yüzyıl boyunca farklı inançların, kültürlerin, sanat geleneklerinin ve gündelik yaşam biçimlerinin birbirini dönüştürdüğü bir dünya şehri olarak anlatmayı hedefliyor.
V&A'nın sergi için seçtiği çerçeve de bu yaklaşımı özetliyor: Aynı şehir, iki imparatorluk ve yaklaşık 1.600 yıllık kesintisiz bir sanatsal miras.






