İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumunun en önemli çatı organizasyonlarından biri olan İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi’nde (KONSEY) son dönemde yaşanan gelişmeler, toplum içerisinde ciddi bir kriz ve bölünmüşlüğe yol açtı.

Yıllardır toplumun ortak kurumsal hafızasının önemli parçalarından biri haline gelen Kıbrıs Türk Kültür Festivali’nin bu yıl “9. Kıbrıs Türk Kültür Festivali” yerine farklı bir isim ve farklı bir organizasyon görüntüsüyle duyurulması, tartışmaları daha da büyüttü.

Kuruluşundan bu yana 14 farklı başkan tarafından yönetilen Konsey’in, ilk defa Kenan Nafi döneminde ciddi itibar kaybına uğradığı ve misyonundan saptırıldığı iddiaları krizin odak noktasını oluşturuyor.

Konsey’e bağlı bazı dernek temsilcileri, süreci yakından takip eden toplumun farklı kesimlerinden iş insanları, aktivistler ve sosyal medya kullanıcıları, yaşananların yalnızca bir festival tartışması olmadığını; temsil, kurumsallık, mali yönetim ve toplum iradesi meselesine dönüştüğünü savunuyor.

“Konsey çatı kuruluş kimliğinden uzaklaşıyor” eleştirisi

Eleştirilerin merkezinde ise Konsey’in Kenan Nafi başkanlığındaki yönetim anlayışı bulunuyor.

Üye dernek temsilcileri, Konsey’in temel yapısının bir “çatı kuruluş” olduğunu ve kararların Başkanlar Kurulu iradesiyle alınması gerektiğini vurgularken, son dönemde yönetim kurulunun tek merkezli hareket ettiği yönünde ciddi rahatsızlık bulunduğunu ifade ediyor.

Toplum içerisinde dile getirilen başlıca eleştiriler arasında;

  • Karar süreçlerinde yeterli istişare yapılmaması,
  • Yazılı sorulara zamanında cevap verilmemesi,
  • Tecrübeli isimlerin görüşlerinin dikkate alınmaması,
  • Tüzük kurallarına uyulmaması,
  • Şeffaflık eksikliği,
  • Konsey’in “tek bir dernek gibi” yönetildiği algısının güçlenmesi yer alıyor.

Özellikle bazı üye dernekler, yönetim kurulunun kolektif oy kullanmasının çatı kuruluş mantığıyla bağdaşmadığını savunurken, esas iradenin üye derneklerde olması gerektiğini dile getiriyor.

Festivalin geçmişi: Bir toplum projesi olarak doğdu

Kıbrıs Türk Kültür Festivali ilk kez 2017 yılında, Birleşik Krallık’taki Kıbrıs Türk toplumunun göçünün 100. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlendi.

Beklenenden büyük ilgi gören festivalin ardından organizasyonun daha kurumsal yürütülebilmesi amacıyla 2018 yılında CTCA UK Ltd kuruldu.

Ancak kuruluş amacının yalnızca festival düzenlemek olmadığı belirtiliyor.

Toplum temsilcilerine göre hedef; uzun vadede toplum merkezi oluşturmak, Türk okullarına destek sağlamak, gençlere ve yaşlılara yönelik sosyal projeler geliştirmek ve toplum adına kalıcı bir kurumsal yapı oluşturmaktı.

Festival organizasyonunun geçmiş yıllarda yalnızca bir yönetim grubunun değil; Konsey temsilcileri, Eğitim Konsorsiyumu üyeleri, gönüllüler, öğretmenler ve üye derneklerin geniş katılımıyla yürütüldüğü özellikle vurgulanıyor.

Mali hesaplar neden açıklanmadı?

Krizin en önemli başlıklarından biri ise 2024 ve 2025 yıllarına ait mali hesaplar.

Edinilen bilgilere göre 2024 yılı hesapları AGM’de aklanmadı. Divan Başkanı’nın festival hesapları ile Konsey hesaplarının ayrıştırılması gerektiğini belirttiği ve detaylı mali rapor hazırlanarak yeniden üyelerin onayına sunulmasının beklendiği ifade edildi.

Ve Festival geliri açıklanmadan, AGM yapılmadan niye başka festival düzenlendiği, üye derneklere yeterli açıklıkta sunulmadığı yönünde ciddi eleştiriler bulunuyor.

Bazı temsilciler, mali belgelerin ancak yoğun yazışmalar ve telefon trafiği sonrasında gecikmeli şekilde paylaşılabildiğini savunuyor.

Toplum içerisinde ayrıca festival gelirlerinin hangi hesaplarda tutulduğu ve şirket hesaplarının neden tam şeffaf biçimde gösterilmediği yönünde soru işaretleri de konuşuluyor.

“Festival kime ait?” sorusu büyüyor

Tartışmaların merkezindeki en önemli soru ise şu:

“Kıbrıs Türk Kültür Festivali gerçekten kime ait?”

Çünkü yıllardır toplum festivali olarak tanıtılan organizasyonun, bugün neden farklı bir isim ve farklı bir yapı altında duyurulduğu toplum içerisinde ciddi şekilde sorgulanıyor.

Özellikle “Kıbrıs Türk Kültür Festivali” yerine “Kıbrıs Türk Fest” benzeri yeni bir isimlendirmeye gidilmesi dikkat çekiyor.

Eleştiriler yalnızca isim değişikliğiyle sınırlı değil.

Yeni yapının;

  • Hangi hukuki zeminde oluşturulduğu,
  • Marka haklarının nasıl kullanılacağı,
  • Yeni şirket yapılanmasının neden gerekli görüldüğü,
  • Mevcut kurumsal yapının neden güçlendirilmediği

gibi sorular da kamuoyunda yüksek sesle dile getiriliyor.

Aynı gün iki festival tartışması

Toplum hafızasında Haziran ayının son Pazar günüyle özdeşleşen geleneksel festival tarihinin bu yıl farklı organizasyonlarla çakışması da rahatsızlığı artırdı.

West London bölgesinde aynı gün iki farklı festival görüntüsünün ortaya çıkmasının, toplum içerisindeki bölünmüşlüğü görünür hale getirdiği yorumları yapılıyor.

Birçok toplum üyesi, yıllarca emek verilerek oluşturulan ortak kültürel markanın parçalanmasının kimseye fayda sağlamayacağını düşünüyor.

“Sorun festival değil, güven meselesi”

Süreci yakından takip eden toplum temsilcileri, yaşananların temelinde “güven sorunu” olduğunu savunuyor.

Toplum içerisinde dile getirilen ortak görüşlerden biri şu:

“Kimse kavga istemiyor. Kimse kurumların yıpranmasını da istemiyor. Ancak şeffaflık talep etmek saldırı değil, kurumları korumanın temel yoludur.”

Uzun yıllardır festival için gönüllü çalışan öğretmenler, gençler, dernek üyeleri ve toplum temsilcileri; hesap verebilir, açık ve denetlenebilir bir yönetim anlayışı görmek istediklerini ifade ediyor.

Çünkü toplum içerisinde artık dedikodudan çok, netlik beklentisinin öne çıktığı belirtiliyor.

Gözler şimdi Konsey yönetiminde

Yaşanan kriz sonrası gözler Konsey yönetimine çevrildi.

Üye dernekler ve toplum temsilcileri;

  • 2024-2025 mali hesaplarının açıklanmasını,
  • AGM süreçlerinin netleştirilmesini,
  • Yeni şirket yapılanmasına ilişkin detaylı bilgilendirme yapılmasını,
  • Festivalin hukuki ve kurumsal statüsünün açıklığa kavuşturulmasını,
  • Toplum iradesinin yeniden sürece dahil edilmesini

bekliyor.

İngiltere Kıbrıs Türk toplumu içerisinde bugün en güçlü talebin ise “daha fazla kavga değil, daha fazla şeffaflık ve güven” olduğu görülüyor.

Çünkü toplumun önemli bir kesimi, kurumların kişiler üzerinden değil; prensipler, kurallar ve demokratik süreçler üzerinden güçlenebileceğine inanıyor.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2-1