2.BÖLÜM


1992 yılında Başbakan Süleyman DEMİREL Ve iktidar ortağı Erdal İNÖNÜ İle Diyarbakır’da ‘’ KÜRT REALİTESİNİ TANIYACAĞIZ’’ demiştir. 1993 yıllarında Başbakan Tansu ÇİLLER Türkiye’de 'KÜRT YOKTUR, KART-KURT VAR' dedi


CEM BOYNER; 22 ARALIK 1994 yılında “25 yıldır Kendi toprağını bombalayan, kendi vatandaşını öldüren başka devlet var mı? ‘’ ve 26 ARALIK 2009 yılında ise “Türklerle Kürtlerin kardeşlik mayası bozulmadan kavga bitmeli” demiştir.


16 ARALIK 1999 Başbakan Yardımcısı Mesut YILMAZ “Avrupa Birliğin Yolu Diyarbakır’dan geçer “ demiştir.


1999’da Abdullah ÖCALAN tutuklandı.


Avrupa Birliği Türkiye’nin üyelik başvurusunu 1999 yılında aday Üyelik statüsünü bahsederek dikkate almaya başlayınca Türkiye’de çatışmanın yönü değişti. Türkiye’de idam kaldırıldı. ( 2002 ve 2006 yıllarında).


2002 Kopenhag zirvesinde AB Ortaklık görüşmelerine “Kopenhag Kriterleri” olarak koşullara bakarsak; Ekonomik Reformlar, Demokrasi, İnsan Hakları, Hukukun Üstünlüğünü içermekteydi.


2002 yılından sonra Türkiye Kopenhag Kriterleri olarak iç hukuk sisteminde, Ekonomi de, Demokrasi de, İnsan Hakların da, Bölgeler arası ekonomik dengesizliği gidermek için köklü reformlara gidildi. Yasalar ve Anayasa değiştirildi. Kopenhag Kriterlerine uygun reformlar için adımlar atıldı. AB ile Türkiye müzakerelerini 2005 yılında resmi olarak başlatıldı.


Ucu açık olan tam adaylık için tüm koşullar Türkiye gerçekleştirse bile 20 yıldan fazla zamanı kapsamakta, Buna rağmen Türkiye azimli ilerleme gösterse bile üyelik garanti değildir. Zira AB üyeliğimizin Ucu açıktır. Türkiye’de AB üyeliği için halk desteği gittikçe azalmaktadır. TÜRKLER 2003’te, % 74’ü AB üyeliğine EVET diyordu. 2007 de bu oran % 49’a bugün ise %30’a düştü.


KÜRTLER ise, kendi içinde kilitli Kürdistan’dansa Avrupa’nın bir parçası olmayı tercih etiklerinden % 83,3’ü AB ‘ne EVET demektedirler.


Başbakan R. Tayyip Erdoğan Ağustos 2005 yılında Diyarbakır'a geldi. Diyarbakır'da yaptığı konuşmada:


"Türkiye'nin bir Kürt sorunu vardır. Türkiye bu sorunda büyük yanlışlar yapmıştır. Devletin bu yanlışlarıyla yüzleşmesi gerekir. Kürt sorunu benim de sorunumdur. Bu sorunu çözmek boynumun borcudur. Kürt sorunu demokrasi, daha fazla haklar ve özgürlüklerle çözülecektir' ‘’Büyük ve güçlü bir ulus, kendi kendisi ile yüzleşmek için gerekli özgüvene sahip olmalı, tarihindeki günahları ve yanlışlıkları teşhis etmeli ve geleceğe emin adımlarla yürümeli. Demokratikleşme sürecimizden geri adım atmayacağız.”dedi. Ve “PKK sorununu sadece askeri önlemlerle çözülemeyeceğini’’ açıkladı.


Mehmet AĞAR 'ın 2006 tarihli sözleri: “Yukarıda elde silahla mı dolaşsın, ovada siyaset mi yapsın? Bugün dağda çocuklar varsa, yolunu bulup indireceksin.”dedi.


1982 Anayasamızın 28. Maddesi değiştirildi.


Kürtçe üzerindeki yasaklar kaldırıldı. Eve dönüş yasası ile silahların bırakılması ve Kürtlerin topluma kazandırılması imkânı getirildi. Köye dönüş başlatıldı ve desteklendi Terörden zarar görenlerin maddi zararların tazmin edilmesine gidildi.


2007 seçimlerine doğru; Doğu ve Güneydoğu illerinde DTP’den fazla oy alan AKP’ye Kürtler; Kürt dilinde yayın ve eğitimi de içeren kültürel hakların genişletilmesini sağlayacak yasal düzenlemeler için kredi verildi. Zira AKP Kürt sorununa şiddet harici metotlar kullanılarak çözülebileceği konusunda umut uyandırmıştı.


14 MART 2008 tarihinde AKP Hakkında Anayasa Mahkemesinde açılan kapatma davası sonrasında ERDOĞAN, Kürt sorununa Demokratik çözüme yönelik konuşmasının yöntemi değişti. PKK’ya karşı daha militarist bir yaklaşımı sergilemeye başladı.


1 OCAK 2009 Tarihinde TRT’de Kürtçe kanal olan TRT 6 yayına başladı. ERDOĞAN kanalın açılışını Kürtçe konuşarak yaptı. Bu Kürtçe konuşması RED politikasını sonlandıran bir sembol olarak önemliydi.


Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL “Kürt meselesinde yeni fırsatlar doğmakta.”dedi. Genel Kurmay ise “Kapsamlı bir çözüme iştirak etmeye hazır olduklarını” açıkladı.


Günümüzde halen de KÜRDİSTAN BÖLGESEL YÖNETİMİ ( KBY ) adını Türkiye’de halen Resmi makamlar kullanmamaya özen göstermektedirler. “Bölgesel Yönetim”, “Irak’ın kuzeyinde ki yerel Kürt Yönetimi” olarak söz etmektedirler.


2007 yılında; Kürtler Kredi verdikleri AKP’ye karşı 29 MART 2009 Yerel seçimlerinde AKP’nin politikaları, iktidarı ve doğruluğu hakkında bir referandum mahiyetinde idi. Ancak; DTP Diyarbakır’da % 66 oy aldı. Bu SEÇİM SONUÇLARI da, KÜRTLERİN OYLARINI YATRIMLAR VE SADAKAYA KARŞILIK SATMAYACAĞINI GÖSTERDİ.


2009 – 2013 Yıllarında KCK’den binlerce gözaltına alınmalar ve tutuklanmalar oldu.(Belediye başkanları ve seçimle seçilenlerin tutuklanmaları dâhil ).


2012 yılı sonlarında seçilen Milletvekillerin Dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklanabilecekleri yönde hatta İDAM cezasının tekrar geleceği yöndeki açıklamalar yapıldı.


2013 yılının başlarında Erdoğan, Kürt kimliğini RED etmenin ters etki yaptığını, yapılan Baskılarında Kürt Milliyetçiliğini ve PKK desteğini de artırmakta olduğunu gördü.


2013 yılı Çözüm Sürecin başlama dönemidir. Yani Kürt Sorunun Çözümü, Kürt vatandaşının sorunun çözümü ve PKK sorunun çözümüdür. Ve bu çözüm sürecinin ana hatları ise; PKK ülke dışına çekilmesidir. Demokratikleşme ve Anayasal Reformların gerçekleştirilmesi, Normalleşme dönemi - Özgürlük sürecidir.


2013 Türkiye geneline yansıyan ”Gezi Park” olayları Türkiye’nin bütün komşularıyla ilişkilerinde çatışmanın hâkim olduğu, ERDOĞNAN, Yeni Anayasanın Referandum ve Başkanlık sistemine geçiş ve başkan olması için Kürtlerin desteği de tartışılacak bir konudur.


ERDOĞAN; İlk defa “Çözüm Süreci engellenirse” açıklamasını sürece zarar vermemesi için kapsama almıyorum.”diyor CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Mesut Değer.