Janine di Giovanni’nin gazeteciliği, savaş meydanlarında ilerleyen orduların ya da haritalarda değişen sınırların hikâyesi değil. Onun kamerası ve kalemi, savaşın ortasında kalan kadınlara, çocuklara, yaralılara ve evlerini terk etmek zorunda bırakılan insanlara yöneliyor.

Amerikalı gazeteci, 35 yılı aşan kariyerinde 18’den fazla savaş ve çatışma bölgesinden haber geçti. Bosna-Hersek, Ruanda, Kosova, Çeçenistan, Sierra Leone, Irak, Afganistan, Suriye, Libya, Yemen, Sudan, Ukrayna ve Filistin’de çalıştı.

The Times of London, The New York Times, Vanity Fair, Newsweek ve The Guardian gibi yayınlar için hazırladığı haberlerde savaşın askerî yönünden çok, siviller üzerinde bıraktığı görünmez yaraları anlattı. Uluslararası Kadın Medya Vakfı da di Giovanni’nin ilk savaş muhabirliği deneyiminin Birinci İntifada sırasında Gazze ve Batı Şeria’da başladığını belirtiyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Gazeteciliğini değiştiren Filistin fotoğrafı

Di Giovanni’yi savaş muhabirliğine yönelten olay, Filistinli bir gencin İsrail askerleri tarafından toprağa gömüldüğünü gösteren bir fotoğraf oldu.

Bu görüntünün ardından bölgeye giden genç gazeteci, İsrailli insan hakları avukatı Felicia Langer ile tanıştı. Langer’ın kendisine gazetecinin ağır insan hakları ihlallerine tanıklık etme sorumluluğu bulunduğunu söylediğini anlatan di Giovanni, meslek hayatını bu anlayış üzerine kurdu.

Gazze ve Batı Şeria’dan başlayan yolculuk, kısa süre içinde dünyanın en tehlikeli cephelerine uzandı.

Saraybosna kuşatmasını, Srebrenitsa katliamını ve Ruanda’daki kitlesel kıyımı yerinde izledi. Kosova’da silahlı kişiler tarafından kaçırıldı; Çeçenistan’da Grozni’nin düşüşüne tanıklık eden az sayıdaki Batılı gazeteciden biri oldu. Sierra Leone’de çocuk askerlerin ve uzuvları kesilen sivillerin hikâyelerini yazdı. Suriye’de işkence mağdurlarını, kuşatma altındaki aileleri ve bombalanan hastaneleri kayda geçirdi.

Kurşunların hedefi oldu, silahla tehdit edildi, kaçırıldı; meslektaşlarını ve arkadaşlarını savaşlarda kaybetti. Ancak cephelerden uzaklaşmak yerine, savaşın geride bıraktığı insanları anlatmayı sürdürdü.

Independent Mortgage 3

“En kötüsünü gördüğümü sanıyordum”

Bosna, Ruanda ve Suriye’de insanlığın ulaşabileceği en karanlık noktaları gördüğünü düşünen di Giovanni, Gazze karşısında bu kanaatinin değiştiğini söylüyor.

Mayıs 2026’da yayımlanan bir söyleşide daha önce kullandığı şu ifadeler hatırlatıldı:

“İnsanlığın en kötü hâlini gördüğümü sanıyordum. Yanılmışım. Hiçbir şey Gazze ile ve bunun yaşanmasına izin veren suç ortaklığıyla kıyaslanamaz.”

Bu değerlendirme yalnızca yıkımın büyüklüğüne dayanmıyor. Di Giovanni açısından Gazze’yi diğer savaşlardan ayıran en çarpıcı unsurlardan biri, sivillerin acısının uluslararası kamuoyunda eşit ölçülerle değerlendirilmemesi.

France 24 ekranlarında yayımlanan konuşmasında bu çifte standardı hastanelere yönelik saldırılar üzerinden anlattı:

“Bir füze Ukrayna’da bir hastaneyi vurduğunda Avrupa bunun savaş suçu olduğunu söylüyor. Ancak Gazze’de bir hastane vurulup 100’den fazla insan öldüğünde, bu İsrail’in kendini savunma hakkı olarak nitelendiriliyor. Bu, Batı’nın ikiyüzlülüğüdür.”

Di Giovanni’nin itirazı, Ukraynalı kurbanlara gösterilen duyarlılığa değil; aynı hukukî ve ahlaki hassasiyetin Filistinlilerden esirgenmesine yönelik.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Tanıklıktan yargı dosyasına

Yıllarca savaş suçlarını yazan di Giovanni, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı savaşın ardından gazeteciliğin tek başına yeterli olmadığı sonucuna vardı.

Dezenformasyon uzmanı ve gazeteci Peter Pomerantsev ile birlikte The Reckoning Project’i kurdu. Kuruluşun amacı, savaş bölgelerinde yaşananları yalnızca kamuoyuna duyurmak değil; faillerin mahkemeye çıkarılmasını sağlayabilecek nitelikte deliller toplamak.

Proje, yerel gazetecileri ve araştırmacıları savaş suçu tanıklıklarını uluslararası hukuk standartlarına uygun biçimde kaydetmeleri için eğitiyor. Görüşmeler travma konusunda eğitimli ekipler tarafından yapılıyor; dijital veriler doğrulanıyor, komuta zinciri araştırılıyor ve elde edilen bulgular Uluslararası Ceza Mahkemesi, Birleşmiş Milletler mekanizmaları ile evrensel yargı yetkisini kullanan ulusal mahkemelere sunulabilecek dosyalara dönüştürülüyor.

Ukrayna’da başlayan girişim zamanla Gazze, Sudan, Suriye ve Darfur’u da kapsayan uluslararası bir savaş suçları belgeleme ağına dönüştü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gazeteci artık aynı zamanda delil toplayıcısı

Di Giovanni’nin girişiminin temelinde savaş gazeteciliği ile ceza hukuku arasındaki önemli bir boşluk bulunuyor.

Gazetecilerin topladığı güçlü tanıklıklar, görüşmeler hukukî usullere uygun yapılmadığı veya delilin elde edilme zinciri yeterince belgelenmediği için mahkemelerde kullanılamayabiliyor. The Reckoning Project, muhabirlere doğru soruları sormayı, tanığı yönlendirmemeyi, anlatılanları doğrulamayı ve materyali ileride açılabilecek bir davada kullanılabilecek şekilde korumayı öğretiyor.

Böylece bir savaş mağdurunun anlattıkları ertesi gün unutulan bir gazete haberinde kalmıyor; yıllar sonra bir komutanın, askerî yetkilinin ya da siyasi karar vericinin karşısına çıkabilecek hukukî kayda dönüşüyor.

Cesaretin ötesinde bir sorumluluk

Di Giovanni’nin çalışmaları iki Amnesty International ödülü, National Magazine Award, IWMF Cesur Gazetecilik Ödülü, Guggenheim bursu ve American Academy of Arts and Letters’ın Blake-Dodd Kurgu Dışı Edebiyat Ödülü dahil çok sayıda uluslararası başarıyla onurlandırıldı.

Ancak onu “kahraman gazeteci” yapan yalnızca bombaların altında çalışması değil. Asıl cesareti, güçlü devletlerin ve orduların kurbanlar arasında kurduğu hiyerarşiyi reddetmesinde yatıyor.

Onun gazeteciliğinde Ukraynalı bir çocuğun yaşamıyla Gazze’deki bir çocuğun yaşamı arasında değer farkı bulunmuyor. Bosna’da bir hastanenin vurulması nasıl savaş suçu şüphesi doğuruyorsa, aynı hukuk Gazze’de, Sudan’da veya Suriye’de vurulan hastane için de geçerli olmak zorunda.

Janine di Giovanni bugün yalnızca savaşların şahidi değil; unutulmaya karşı hafızanın, inkâra karşı belgenin ve cezasızlığa karşı adalet arayışının temsilcisi.

Onun cephelerden taşıdığı en güçlü mesaj ise son derece yalın:

Bir suçun adı, onu işleyenin kimliğine göre değişmemeli; adalet, kurbanların milliyetine göre dağıtılmamalı.