Sevdiğim bir arkadaşım geçtiğimiz günlerde bir Nasreddin Hoca öyküsü paylaştı benimle. Ona da çok değer verdiği başka biri anlatmış bu hikayeyi. Hani şu anki halimize ‘cuk’ diye oturacak cinsten.  Neyse uzatmadan ben size hikayeyi anlatayım hocanın meşhur hikayesini:

Nasreddin Hoca bir eşek alır ve eşeğini ahırda beslemeye başlar.  Önceleri çelimsiz olan bu eşeğin güçlenmesi için öğünlerini artırır. Her gün 3 balya saman verir eşeğe. Eşek de zamanla gücünü kuvvetini toplar, güzelleşir. Yalnız eşeğin bu 3 balyadan oluşan yemeği zamanla hocanın bütçesini yakmaya başlar. Ne yapsak ne etsek diye düşünen hoca bir gün çareyi eşeğin boğazından kesmekte bulur. ‘Yahu bu eşek her gün 3 balya saman yiyor. Bu çoktur. Ben buna 2 balya saman versem de yeter’ der. Karısı, ‘Aman Hoca efendi yapma etme’ dese de hoca kararını çoktan vermiştir. Eşeğe iki balya yem vermeye başlar. Eşek hiçbir sıkıntısı olmadan iki balya samanla da gayet sağlıklı ve rahat yaşamaktadır. Bunu gören hoca  karısına, ‘gördün mü hanım bizim eşek pekala 2 balya samanla da yaşayabilir’ der.

 Bir müddet zaman geçer. Rivayete göre devalüasyon falan da olur bir de bakmışsın hoca yine ekonomik krizin kucağında kalmış. Kara kara ne yapacağını düşünürken gözü yine eşeğin samanlarına takılır. ‘Yahu ben bu hayvana 3 balya saman yerine 2 balya saman verdim hiçbir şey olmadı. Pekala 1 balya samanla da yaşar’ der ve eşeğin boğazından yine kısar.

Gel zaman git zaman olur. Eşek gerçekten de tek balya samanla da pekala yaşar.  Hoca da ‘ben dememiş miydim’ diye böbürlenir durur etrafta.

Günlerden bir gün 3. ekonomik kriz de patlak verir. Hoca neyi kıssam diye düşünürken gözü yine bizim eşeğe takılır. ‘Yahu ben bu hayvanı 3 öğünden tek öğüne düşürdüm. Hiçbir şey olmadı. Pekala bir tek suyla beslesem de yaşar ne olacak ki ‘ der. Hanımı, ‘yapma hoca efendi. Eşek yaşar mı öyle öldüreceksin eşeği’ dese de beyine laf geçiremez.

Hoca başlar eşeğini sadece suyla beslemeye… Bir gün olur, iki gün olur, üç gün olur eşeğe bir şey olmaz. Hoca başlar yine gururla eşine söylenmeye, ‘ben dememiş miydim hanım sana bu eşek sadece suyla da yaşar’ der.

Bir sabah hoca yine eşeğin yanına gitmek üzere ahırın kapısına varır. Varır varmasına ama ahırın kapısını zorlamasına rağmen açamaz. Küçük bir aralık bulup da içeri baktığı anda eşeği iki seksen yerde yatarken görür. Eşek artık ölmüştür. Hanımı gözyaşları içinde hocaya söylenir: ‘Ben dememiş miydim efendi sana eşek yaşar mı sadece suyla der’ .

Hoca da önce hanımının suratına bakar. Sonra da , ‘be kadın eşeğin eceli geldi  de öldü ondan mı öldü sanki’ der döner gider.

 Affınıza sığınarak benzetmelerimi bu hikayeden yola çıkarak yapmak istiyorum. Yıllardır 3 balya samanla beslenen bu halk, zamanla suyla beslenir hale gelmiştir. Gezmesinden, evinden, barkından kesmiş en sonunda iş boğazına gelmiştir. Ancak buna rağmen kimse bunu umursamamıştır. Sadece kendilerini ve yakın çevrelerini koruma altına almaya and içmiş bu iktidarlar, yönetimler ve yöneticiler bu halkın, çalışanların hala suyla beslenerek yaşayacağına inanmaktadırlar. Yarın bir gün bizler de eşek gibi bir yerde yığılıp kaldığımız zaman bunu kendilerine değil ecelimize mal edeceklerdir. O yüzden siz siz olun bu eşeğe daha fazla yük bindirmeyin!