İngiltere hükümetinin 2 Kasım 2026 tarihinde açıkladığı Earned Settlement (katkı ve koşullara bağlı yeni süresiz oturum sistemi) politikası, Ankara Anlaşması kapsamındaki Türk vatandaşları açısından önemli bir gelişmeyi beraberinde getirdi. Birçok göçmenlik kategorisinde standart beş yıllık süresiz oturum yolunun on yıla çıkarılması planlanırken, ECAA kapsamındaki Türk iş insanları ve çalışanlarının mevcut yerleşim düzenlemelerinin korunacağı açıklandı.
Bu gelişmeleri Eurovizyon için değerlendiren İngiltere Göçmenlik Hukuku Avukatı (UK Immigration Solicitor) Buket Erdoğan, Ankara Anlaşması sahipleri ile eş ve çocuklarının hukuki konumunu, açıklamanın sınırlarını, resmî istatistikleri ve başvuru dosyalarının titizlikle hazırlanmasının önemini ele aldı.
İçişleri Bakanı Parlamento’da doğrudan teyit etti
2 Kasım 2026 tarihli Avam Kamarası oturumunda Enfield North Milletvekili Feryal Clark, Ankara Anlaşması kapsamında İngiltere’ye gelip burada hayat kuran Türk iş insanlarının yeni düzenlemeden nasıl etkileneceğini sordu. İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, ECAA kapsamında gelenlerin süresiz oturum düzenlemelerinde değişiklik olmayacağını ve Earned Settlement sisteminin kapsamı dışında tutulduklarını açıkça ifade etti.
Bu yanıt, uzun süredir belirsizlik yaşayan Ankara Anlaşması sahipleri bakımından açık bir politika teyidi niteliğinde. Bununla birlikte uygulamanın tüm ayrıntılarını görmek için yayımlanacak yeni Göçmenlik Kuralları’nın incelenmesi gerekiyor.
“Bu insanlar İngiltere’nin koyduğu kurallara uyarak hayatlarını burada kurdular”
“Ankara Anlaşması yalnızca bir vize türünden ibaret değildi. Türk vatandaşları bu hukuki çerçevede İngiltere’ye geldiler; iş kurdular, yatırım yaptılar, vergi ödediler, istihdam yarattılar ve ailelerinin geleceğini bu ülkede şekillendirdiler. Hükümetin bu yolu yeni genel sistemden ayrı tutması, söz konusu hukuki geçmişin ve yıllar içinde oluşan beklentilerin dikkate alınması açısından memnuniyet verici.”
1963 tarihli Türkiye–Avrupa Ekonomik Topluluğu Ortaklık Anlaşması’na dayanan ECAA düzenlemeleri, Brexit sonrasında İngiltere iç hukukunda özel hükümlerle devam ettirildi.
Yürürlükteki Appendix ECAA Settlement, ilgili şartları karşılayan ECAA iş insanları ve çalışanlarına beş yıllık uygun ikamet sonrasında süresiz oturum başvurusu yapabilme imkânı tanıyor.

Eşler ve çocuklar da muafiyet kapsamında mı?
Hükümetin Ankara Anlaşması kapsamındaki Türk iş insanları ve çalışanları için açıkladığı istisnanın ardından, eşler ve çocukların durumunun da ayrıca ele alınması gerekiyor. Göçmenlik hukukunda dependant olarak tanımlanan aile bireylerinin süresiz oturum koşulları her zaman asıl başvuru sahibinin koşullarıyla aynı değil.
Erdoğan, “Ankara Anlaşması sahiplerinin yeni sistemin dışında tutulması olumlu bir gelişme. Ancak bu açıklamadan hareketle eş ve çocukların da hiçbir ek koşula tabi olmadan, otomatik olarak aynı tarihte süresiz oturum alacakları sonucuna varamayız. Aile bireylerinin mevcut izinleri, ikamet süreleri, yaşları ve ilgili diğer şartlar ayrıca incelenmeli” dedi.
Ankara Anlaşması sahiplerinin eşleri için beş yıllık koşul
Yürürlükte bulunan Appendix ECAA Settlement hükümlerinin ECAA 6.1, 6.2 ve 6.3 maddeleri, ECAA kapsamındaki iş insanı veya çalışanın eşi ya da uygun nitelikteki partnerinin süresiz oturum koşullarını düzenliyor. Genel olarak beş yıllık uygun ikamet süresi ve ilgili ilişki, birlikte yaşama, İngilizce yeterliliği ile Birleşik Krallık’ta yaşam bilgisi şartlarının karşılanması gerekiyor.
Örneğin asıl başvuru sahibi İngiltere’de beş yıllık süresini tamamlamış olsa da eşi ülkeye daha sonra geldiyse, eşin kendi uygun ikamet süresi henüz tamamlanmamış olabilir. Dolayısıyla asıl başvuru sahibinin ILR alması, eşin aynı tarihte otomatik olarak bu hakkı kazanacağı anlamına gelmez.
Çocukların statüsü ayrıca değerlendirilmeli
Appendix ECAA Settlement belgesinin ECAA 5.1 maddesi çocuklara ilişkin koşulları düzenliyor. Ebeveynlerin göçmenlik durumları, çocuğun bağımlılık ilişkisi ve diğer uygunluk şartları başvurunun sonucunu etkileyebilir. Tek ebeveynin çocuğun yetiştirilmesinden sorumlu olması veya ciddi ailevi koşulların bulunması gibi durumlar bakımından özel hükümler söz konusu olabilir. Yetişkin çocukların bağımsız bir yaşam sürdürüp sürdürmediğine ilişkin kanıtlar da önem taşıyabilir.
Erdoğan, “Bir aile bireyinin başvurusunda küçük gibi görünen ayrıntılar sonucu değiştirebilir. Özellikle çocukların yaşları, aileye bağımlılık durumları ve anne-babanın göçmenlik statüsü titizlikle değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Yeni Earned Settlement modelinde aile bireyleri
Hükümetin 2 Kasım 2026 tarihli nihai politika yanıtında yeni sistem kapsamındaki eş ve çocuklara ilişkin ayrı hükümler bulunuyor. Genel çerçevede, asıl başvuru sahibiyle aynı tarihte ülkeye gelen uygun durumdaki eşlerin birlikte yerleşebilmesi; daha sonra gelen eşlerin ise kendi ilgili ikamet sürelerini tamamlaması öngörülüyor. Çocuklar için yaş ve bağımlılık durumuna göre farklı değerlendirmeler yapılması planlanıyor.
Ancak bu genel politika önerileri ile Ankara Anlaşması kapsamında hâlihazırda yürürlükte bulunan özel aile yerleşim hükümleri birbirine karıştırılmamalı. Erdoğan, “ECAA’nın ana reform kapsamı dışında tutulması, ECAA aile bireylerine ilişkin mevcut maddeleri değerlendirme ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Yeni Statement of Changes yayımlandığında mevcut ECAA hükümleriyle ilişkisi ayrıca incelenmelidir” uyarısında bulundu.
Politika açıklandı; ancak yeni sistemin tamamı henüz hukuken uygulanmıyor
“Hükümetin 2 Kasım’da açıkladığı karar ile Göçmenlik Kuralları’nda yürürlüğe girmiş bir değişiklik aynı şey değildir. Earned Settlement sisteminin kapsamlı uygulama hükümlerini içeren Statement of Changes henüz yayımlanmadı. Bu nedenle duyurulan on yıllık sürenin ve yeni şartların hâlihazırda bütün başvurulara uygulanmaya başladığı söylenemez.”
Erdoğan, ECAA’nın ana reform kapsamı dışında bırakılmasının, gelecekteki tüm genel uygunluk, İngilizce yeterliliği veya diğer başvuru şartlarından sınırsız ve otomatik muafiyet anlamına geldiğinin varsayılmaması gerektiğini belirtti. Somut hukuki sonuçlar, ilgili kuralların kesin metni ve yürürlük tarihleriyle birlikte değerlendirilmeli.
İçişleri Bakanı, reformların ilk düzenlemelerinin Aralık ayındaki Göçmenlik Kuralları aracılığıyla sunulmasının ve uygulamanın 2027 boyunca aşamalı yürütülmesinin öngörüldüğünü de Parlamento’da bildirdi.
Resmi rakamlar: 2025’te 6.367 süresiz oturum kararı, %72 artış
Home Office’in 26 Şubat 2026’da yayımladığı istatistiklere göre, 2025 yılında Work Permit Holder kategorisinde 6.367 kişiye süresiz oturum (Indefinite Leave to Remain – ILR) verildi. Bu sayı bir önceki yıla göre %72 artış anlamına geliyor. Bakanlık, söz konusu kategorinin büyük ölçüde ECAA kapsamında izin almış kişilerden oluştuğunu özellikle belirtiyor.
Dolayısıyla 6.367 kişinin tamamının Ankara Anlaşması sahibi olduğu söylenemez. Bununla birlikte veriler, ECAA başvurularının ağırlık taşıdığı kategoride ILR’ye geçişlerin belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor.
“Özellikle 2020–2021 döneminde ECAA kapsamında izin almış kişilerin beş yıllık sürelerini tamamlamaları, son dönemdeki başvuru yoğunluğuna katkıda bulunmuş olabilir. Ancak bu bağlantıyı kesinleştirmek için başvuruların ilk izin yıllarına göre ayrıca incelenmesi gerekir.”
Ağustos 2026’da yayımlanan, Haziran 2026’da sona eren on iki aylık döneme ilişkin istatistiklerde çalışma temelli kategorilerde toplam süresiz oturum sayısındaki artış da görülüyor. Ancak bu daha geniş veriler tek başına ECAA başvuru sayısını göstermiyor.
Henüz ILR almamış kaç Ankara Anlaşması sahibi var?
İngiltere’de halen ECAA kapsamında bulunup henüz ILR almamış kişilerin kesin sayısını ortaya koyan ayrı bir resmi istatistik yayımlanmıyor. Hiç başvuru yapmamış olanlarla ILR başvurusu yapıp karar bekleyenleri birbirinden ayırmak gerekiyor.
“Bu grubun 10 bin–20 bin kişi aralığında bulunabileceğine ilişkin tahminler dile getirilebilir; ancak yeterli resmi veri olmadan böyle bir aralığı doğrulanmış sayı olarak sunmak doğru değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için tahminle resmi veriyi açıkça ayırmalıyız.”
Home Office’in Settlement Detailed Datasets içindeki Se_D01 ve Se_D02 tabloları, sonuçlandırılan süresiz oturum kararlarını farklı kırılımlarda incelemek için yararlı. Extensions Detailed Datasets içindeki Exe_D01 ve Exe_D02 tabloları ise vize uzatma kararlarına ilişkin bilgi sağlıyor. Ancak bunlar mevcut bütün ECAA vize sahiplerinin veya henüz ILR başvurusu yapmamış kişilerin anlık toplamını doğrudan vermiyor.
“Beş yıllık yolu bilerek gelenlerden sonradan bambaşka şartlar beklenmesi hakkaniyet sorunu doğurabilir”
Erdoğan, Ankara Anlaşması sahiplerinin korunmasının, diğer göçmenlik kategorilerinde ortaya çıkan geçiş dönemi tartışmalarını da yeniden gündeme getirdiğini ifade etti.
“On yıllık sürenin hükümetin gündeminde olduğunu Mayıs 2025’teki Beyaz Kitap’tan beri biliyorduk. Ancak istisnalar, gelir şartları, aile bireylerinin durumu ve mevcut göçmenler için geçiş hükümleri o tarihte kesinleşmemişti. Hükümet bu konuları kamuoyu görüşüne açtı ve politika yaklaşımını ancak 2 Kasım 2026’da açıkladı. Bir değişikliğin gündemde olmasıyla hukuken belirlenmiş ve yürürlüğe girmiş olması arasında önemli fark var.”
“İngiltere’nin belirlediği kurallara uyarak gelen, iş kuran, çalışan, vergi ödeyen ve beş yıllık yerleşim beklentisiyle hayatını planlayan insanlara yeterli geçiş güvencesi sunulmadan farklı şartlar uygulanması ciddi bir hakkaniyet tartışması yaratıyor. Hükümet kuralları değiştirebilir; asıl mesele, mevcut kurallara güvenerek yaşam kurmuş insanları bu değişikliklerde nasıl koruduğudur.”
Erdoğan, uzun süreli geçici statünün eşler ve çocuklar üzerindeki etkilerine, ek vize maliyetlerine, konut, iş ve eğitim kararlarındaki belirsizliğe de dikkat çekti. On yıllık modele geçişin yalnızca başvuru sahiplerini değil, ailelerini de etkileyeceğini vurguladı.
Büyükelçi Osman Koray Ertaş’ın girişimlerine teşekkür
Buket Erdoğan, Ankara Anlaşması sahiplerinin yaşadığı sorunların yalnızca yerleşim süreleriyle sınırlı olmadığını; uzun süren ILR karar süreçlerinin seyahat, ticaret ve aile hayatında da güçlükler doğurduğunu belirtti. Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın Nisan 2026’da başvuru gecikmelerine ilişkin endişeleri gündeme getirmesini önemli bulduğunu ifade etti.
“Sayın Büyükelçimiz Osman Koray Ertaş’ın İngiltere’de yaşayan Türk vatandaşlarının yaşadığı güçlükleri ilgili makamlar nezdinde takip etmesini ve toplumumuzun sesinin duyulmasına yönelik gayretlerini çok kıymetli buluyorum. Ankara Anlaşması sahiplerinin ILR bekleme süreçlerindeki sorunlarına gösterdiği hassasiyet dolayısıyla kendisine içtenlikle teşekkür ediyorum. Büyükelçiliğimizin ve konsolosluklarımızın çalışmalarının da toplumumuz açısından büyük değeri var.”
Erdoğan, ECAA’ya ilişkin politika kararını tek bir diplomatik girişimin doğrudan sonucu olarak nitelendirmek için ayrıca kanıt bulunması gerektiğinin altını çizdi.
Muafiyet, başvurularda titizlik ihtiyacını ortadan kaldırmıyor
Erdoğan, yaşanan olumlu gelişmeye rağmen bütün başvuru sahiplerine yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu:
“Tüm bu değişiklikler ışığında unutulmamalıdır ki, göçmenlik dosyaları her zamankinden daha dikkatli ve titizlikle hazırlanmalıdır. ECAA sahiplerinin yeni yerleşim sisteminin ana değişikliklerinden muaf tutulacak olması, süresiz oturumun kendiliğinden verileceği anlamına gelmiyor. Her başvuru mevcut kurallara ve kişinin kendi koşullarına göre incelenmeye devam edecek.”
“İkamet sürelerinin doğru hesaplanması, varsa yurtdışı kalışların ve göçmenlik geçmişinin dikkatle incelenmesi, işletmenin gerçek faaliyetlerinin ve mali durumunun uygun belgelerle desteklenmesi, başvuru formu ile sunulan deliller arasında tutarlılık sağlanması son derece önemli. Olumlu bir politika kararı eksik, hatalı veya iyi açıklanmamış bir dosyanın risklerini ortadan kaldırmaz.”
Erdoğan’a göre, başvurusu devam eden kişilerin mevcut yasal haklarını ve bekleme sürecindeki durumlarını doğru değerlendirmesi, başvuru yapacakların ise yürürlükteki kurallara dayanan kişiye özgü bir hazırlık yürütmesi gerekiyor.
“Göçmenlik sistemine güven, kurallara uyan insanlara nasıl davranıldığıyla da ölçülür”
“Ankara Anlaşması sahiplerinin ayrı yerleşim yolunun korunması sevindirici. Bununla birlikte aynı hakkaniyet ilkesinin diğer göçmenlik kategorilerinde de gözetilmesi gerektiğine inanıyorum. Bir ülkenin göçmenlik sistemine duyulan güven yalnızca gelecekte koyacağı kurallarla değil, geçmişte kendi belirlediği koşullara uyarak hayatlarını kurmuş insanlara nasıl davrandığıyla da ölçülür.”






