Adalet Bakanı Akın Gürlek, Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden ele alınan dosyada ulaşılan bulguların olayın “kaza değil, cinayet” olduğu yönündeki şüpheleri güçlendirdiğini açıkladı.

TV100’de katıldığı programda konuşan Gürlek, dosyanın uzun süre bir helikopter kazası olarak değerlendirildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesinin ardından FETÖ bağlantılarının ayrıntılı biçimde araştırılmaya başlandığını söyledi.

Gürlek, “Muhsin Yazıcıoğlu olayında FETÖ’nün bir organizasyon yaptığını gördük. Artık cinayet diyebiliyoruz. Çok kuvvetli şüpheler var. Operasyon ve soruşturma derinleşecektir” ifadelerini kullandı.

Pilot ve “mahrem imamlar toplantısı” iddiası

Gürlek’in açıklamasına göre soruşturmanın önemli başlıklarından birini, helikopter pilotu Kaya İstektepe ile eşinin bağlantıları oluşturuyor.

Pilotun, kazadan önce Elazığ’da düzenlendiği ileri sürülen ve örgütün “mahrem imamlarının” katıldığı bir toplantıda bulunduğunu söyleyen Gürlek, toplantıya 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden Adil Öksüz ile Kemal Batmaz’ın da katıldığını belirtti.

Gürlek ayrıca pilotun eşine ait parmak izinin Adil Öksüz’ün evinde tespit edildiğini öne sürdü. Adil Öksüz’ün helikopterin düşmesinden bir gün önce yurt dışına çıkması da soruşturma makamlarının üzerinde durduğu gelişmeler arasında gösterildi.

Bakan Gürlek, şu anki bulguların olayın “FETÖ’nün yaptığı bir eylem olduğu” yönünde kuvvetli şüphe oluşturduğunu söyledi.

Radar ve HTS kayıtlarının silindiği açıklandı

Soruşturma kapsamında kazanın meydana geldiği tarihe ait uçuş radar kayıtları ile bazı HTS verilerinin silindiğinin belirlendiğini aktaran Gürlek, bunun münferit işlemlerden ziyade örgütlü bir müdahale şüphesi doğurduğunu savundu.

Dosyada ayrıca olay yerine ulaşan askerî personel ile kaza-kırım incelemesini yapan görevlilerin faaliyetleri yeniden araştırılıyor. Gürlek, helikopterdeki bazı teknik cihazları söken askerlerin daha sonra 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele giden askerî ekipte yer aldıklarının tespit edildiğini söyledi.

Gürlek daha önce Yazıcıoğlu’nun ailesiyle yaptığı görüşmede, “Bunların hepsi örgütsel bir çalışma. Büyük tabloya baktığımızda bunun FETÖ’nün organizasyonu olduğunu gördük” açıklamasını yapmıştı.

Enkazdan kaybolan cihazlar yeniden mercek altında

Soruşturmanın önemli başlıklarından biri de helikopterin enkazındaki teknik cihazların akıbeti.

Kaza sonrasında helikopterdeki bazı navigasyon ve kayıt cihazlarının yerinden söküldüğü, bunlardan bazılarının kaybolduğu ve cihazların bulunmadığı bilgisinin ilk kaza raporlarına yazılmadığı iddiaları yıllardır Yazıcıoğlu ailesi ile avukatları tarafından gündeme getiriliyordu.

Yeni soruşturmada, enkaz üzerinde inceleme yapan sivil ve askerî ekiplerin işlemleri, cihazların kimler tarafından söküldüğü, delillerin korunup korunmadığı ve sonradan hazırlanan tutanaklar ayrıntılı olarak araştırılıyor.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, dosyada FETÖ’nün “mahrem yapılanması”, örgütsel irtibatlar, Adil Öksüz bağlantısı, ByLock yazışmaları ve şüphelilerden bir bölümünün geçmişte FETÖ kapsamında işlem görmüş olması gibi unsurların birlikte değerlendirildiği bildirildi.

29 şüpheli hakkında işlem yapıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında temmuz ayında 10 ilde 30 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

“Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak” ile “tasarlayarak kasten öldürme” suçlamaları kapsamında 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İlk operasyonda 25 şüpheli yakalanırken iki kişinin cezaevinde, iki kişinin ise yurt dışında olduğu açıklandı.

Daha sonra gözaltına alınan toplam 27 şüpheliden 19’u tutuklandı, sekiz kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Gürlek sonraki açıklamalarında tutuklu sayısını 21 olarak ifade etti. Sayıdaki değişikliğin sonraki adli işlemlerden kaynaklandığı değerlendiriliyor; soruşturma makamlarınca ayrıntılı bir güncel şüpheli listesi henüz kamuoyuna açıklanmadı.

Şüpheliler hakkındaki suçlamalar soruşturma aşamasında bulunuyor. Dosyada iddianame hazırlanıp mahkeme tarafından kabul edilene ve yargılama tamamlanana kadar şüpheliler hukuken masumiyet karinesinden yararlanıyor.

Dosya 17 yıl sonra Ankara’ya devredildi

Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin ana soruşturma uzun yıllar Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldü. Başsavcılık, Haziran 2026’da yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Ankara’daki soruşturmanın kapsamı, Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının incelemelerinin ardından genişletildi.

Gürlek, bu birimin özellikle 2007-2010 yılları arasında meydana gelen ve kamuoyunda şüphe uyandıran olayları yeniden incelediğini belirtti.

Helikopterde altı kişi hayatını kaybetmişti

Muhsin Yazıcıoğlu’nu taşıyan TC-HEK tescilli helikopter, 25 Mart 2009’da Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesinden Yozgat’ın Yerköy ilçesine gitmek üzere havalanmış, Göksun ilçesi yakınlarındaki Keş Dağı’na düşmüştü.

Kazada Yazıcıoğlu’nun yanı sıra pilot Kaya İstektepe, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yağcı, belediye meclisi adayı Murat Çetinkaya ve İhlas Haber Ajansı muhabiri İsmail Güneş hayatını kaybetmişti.

Enkaza yaklaşık 47 saat sonra ulaşılmış, kazadan yaralı kurtularak 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayan İsmail Güneş’in cansız bedeni ise beş gün sonra bulunmuştu. Arama-kurtarma sürecindeki gecikmeler, yanlış yönlendirmeler ve Güneş’in telefon sinyallerinin zamanında değerlendirilememesi yıllarca tartışılmıştı.

“Sonuna kadar gideceğiz”

Gürlek, 10 Ağustos’ta Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu ile yaptığı görüşmede de soruşturmayı sonuçlandırma sözü vermişti.

“Bu cinayeti çözmek bizim boynumuzun borcu” diyen Gürlek, “Ucu nereye dokunursa dokunsun sonuna kadar gideceğiz. Devlet, ortada bir cinayet varsa bunu çözmek zorunda” ifadelerini kullanmıştı.

Bununla birlikte Gürlek’in “cinayet” ve “FETÖ organizasyonu” şeklindeki açıklamaları soruşturma makamlarının mevcut değerlendirmesini yansıtıyor. Olayın hukuken cinayet olduğunun ve sorumluların kimliğinin kesinleşmesi için savcılık soruşturmasının tamamlanması, iddianamenin hazırlanması ve bağımsız mahkeme önünde yapılacak yargılamanın sonuçlanması gerekiyor.