DÜNYA

Liz Truss, Dubai Çıkışı İle Yeniden Siyaset Sahnesinde

Eski İngiltere Başbakanı Liz Truss, yüksek vergiler ve ekonomik durgunluk nedeniyle Britanyalıların ülkeyi terk ettiğini savundu.

Birleşik Krallık’ta yalnızca 49 gün başbakanlık koltuğunda oturan Liz Truss, son açıklamalarıyla yeniden siyasi tartışmaların merkezinde. Muhafazakâr Parti’nin eski lideri, Britanya’daki yüksek vergi oranları, ağır düzenlemeler ve zayıf büyüme performansını eleştirerek, “Britanya’dan çok Dubai’de daha fazla Britanyalı görüyorum” sözleriyle hükümet politikalarını hedef aldı.

Truss’a göre ülke, girişimciler ve yüksek gelir grupları için cazibesini kaybediyor. Özellikle enerji maliyetleri, şirket vergileri ve yatırım ortamına ilişkin düzenlemeler, Britanya’nın rekabet gücünü zayıflatıyor. Ancak ekonomistler, Truss’un bu eleştirilerinin kendi başbakanlığı dönemindeki kararlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

“Mini Bütçe” Krizi

Truss, Eylül 2022’de göreve geldikten kısa süre sonra dönemin Maliye Bakanı Kwasi Kwarteng ile birlikte kapsamlı bir vergi indirimi paketi açıkladı. Kamuoyunda “mini bütçe” olarak anılan bu plan; üst gelir vergisi diliminde kesinti, kurumlar vergisi artışının iptali ve çeşitli teşvikleri içeriyordu.

Ancak paketin finansmanına dair net bir plan sunulmaması, piyasalarda ciddi bir güven kaybına yol açtı. Sterlin dolar karşısında tarihi düşük seviyelere geriledi; devlet tahvili getirileri sert yükseldi. Emeklilik fonları likidite krizi riskiyle karşı karşıya kaldı ve Bank of England tahvil piyasasına acil müdahalede bulunmak zorunda kaldı.

Bu gelişmeler, Truss hükümetinin ekonomik kredibilitesini zedeledi. Muhafazakâr Parti içindeki baskılar artarken Truss, görevde yalnızca yedi hafta kalabildi.

Eleştiriler ve Sorumluluk Tartışması

Truss bugün yaptığı açıklamalarda, Britanya ekonomisinin “yüksek vergi ve düşük büyüme tuzağına” sıkıştığını savunuyor. Ancak muhalefet ve bazı ekonomi uzmanları, 2022 sonbaharında yaşanan finansal türbülansın kamu borçlanma maliyetlerini artırarak ülkenin zaten kırılgan olan ekonomik dengesini daha da zorladığını belirtiyor.

Londra merkezli bazı analistlere göre, mini bütçe krizi sonrasında artan tahvil faizleri ve yükselen mortgage oranları, hanehalkı üzerinde ek baskı yarattı. Bu durum, enerji fiyatlarındaki küresel artış ve enflasyonist dalgayla birleşince ekonomik istikrarsızlığı derinleştirdi.

Truss ise doğrudan kendi politikalarının bu sonuçlara yol açtığını kabul eden açık bir özeleştiri yapmış değil. Aksine, sık sık “büyüme yanlısı gündeminin” parti içi ve kurumsal direnç nedeniyle hayata geçirilemediğini savunuyor.

Dubai Vurgusu Ne Anlama Geliyor?

Truss’un “Dubai” örneği, vergi avantajları ve düzenleme kolaylıklarıyla öne çıkan Körfez ülkelerine artan göç tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle yüksek gelirli profesyoneller ve girişimciler arasında vergi planlaması amacıyla yurtdışına taşınma eğilimi uzun süredir konuşuluyor.

Ancak uzmanlar, net göç verilerinin tabloyu daha karmaşık gösterdiğini, Britanya’nın hâlâ önemli bir finans ve teknoloji merkezi olmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Ayrıca Dubai’ye taşınan Britanyalıların sayısındaki artışın tek başına vergi politikalarına indirgenemeyeceği ifade ediliyor.

Muhafazakâr Parti İçinde Yeni Bir Hat mı?

Truss’un çıkışları, Muhafazakâr Parti içinde düşük vergi ve serbest piyasa vurgusunu yeniden güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Parti, son yıllarda artan kamu harcamaları ve vergi yükü nedeniyle tabanında eleştirilerle karşı karşıya kalmıştı.

Ancak 2022’de yaşanan finansal kriz, radikal ve hızlı vergi indirimlerinin piyasa güveni olmadan uygulanmasının risklerini de gösterdi. Bu nedenle Truss’un yeniden gündeme taşıdığı ekonomik vizyonun parti içinde ne ölçüde karşılık bulacağı belirsizliğini koruyor.

Sonuç olarak, Liz Truss Britanya’daki ekonomik tabloyu sert sözlerle eleştirirken, kamuoyundaki temel soru değişmiyor: Bugün şikâyet ettiği istikrarsızlığın ne kadarı, kendi kısa ama çalkantılı başbakanlık döneminin mirası?