DÜNYA

İngiltere'de hükümet göçmen aileleri sürekli oturum için tercihe zorluyor!

Shabana Mahmood’un açıkladığı yeni göçmen planı, kamu fonlarından yararlanan göçmenlerin süresiz oturum hakkı süresini 20 yıla kadar uzatmayı öngörüyor.

İngiltere’de hükümetin gündeme getirdiği yeni “göç reformu” planı, çalışan göçmen ailelerin sosyal yardım alma hakkı ile süresiz oturum (Indefinite Leave to Remain – ILR) arasında fiili bir tercih yapmaya zorlanabileceği yönünde tartışmaları alevlendirdi.

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood tarafından duyurulan taslağa göre, kamu fonlarına başvuran ve belirli sosyal yardımlardan yararlanan çalışan göçmenlerin süresiz oturum için gerekli bekleme süresi mevcut uygulamaya kıyasla önemli ölçüde artırılabilecek. Buna göre, bazı kategorilerde bu sürenin 20 yıla kadar uzatılması gündemde.

“Kamuya yük” tartışması

Hükümet kaynakları, planın “göç sisteminin sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi” ve kamu maliyesi üzerindeki baskıyı azaltmayı amaçladığını savunuyor. Taslağa göre, kamu fonlarından yararlanma durumu, süresiz oturum başvurularında daha katı biçimde değerlendirilecek.

Halihazırda birçok göçmen, vizelerinde yer alan “No Recourse to Public Funds” (Kamu Fonlarına Erişim Yok) şartı nedeniyle sosyal yardımlardan yararlanamıyor. Ancak düşük gelirli ve çocuklu aileler için istisnai durumlarda bu kısıtlama kaldırılabiliyor. Yeni düzenleme, bu istisnalardan yararlananların ileride süresiz oturum hakkına erişimini geciktirebilir.

Çocuk yoksulluğu uyarısı

Göç hukuku uzmanları ve sosyal politika araştırmacıları, düzenlemenin özellikle çalışan ancak düşük ücretli sektörlerde istihdam edilen göçmen aileleri etkileyeceğini belirtiyor. Uzmanlara göre, aileler iki zor seçenekle karşı karşıya kalabilir:

  • Ya sosyal yardım talep etmeyerek ciddi maddi sıkıntıyı göze almak,
  • Ya da yardım alıp süresiz oturum sürecinin yıllarca uzamasını kabullenmek.

Çocuk hakları savunucuları, bu durumun çocuk yoksulluğunu artırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kira, enerji ve gıda fiyatlarının arttığı bir dönemde sosyal destekten mahrum kalmanın aile bütçelerinde ciddi açıklar yaratabileceği ifade ediliyor.

Göçmen topluluklarda kaygı

Göçmen destek kuruluşları, planın entegrasyonu teşvik etmek yerine belirsizlik ve güvensizlik yaratacağını savunuyor. Uzun yıllar boyunca vergi ödeyen ve çalışan bireylerin, geçici bir ekonomik zorluk nedeniyle kalıcı statüye erişimlerinin 20 yıl gibi uzun bir süreye ötelenmesinin “orantısız” bir yaptırım olduğu dile getiriliyor.

Bir göç hukuku uzmanı, “Bu düzenleme, fiilen yoksul kalmayı ya da göç statüsünü riske atmayı seçmek anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Siyasi tartışma büyüyor

Muhalefet partileri ise planın ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını savunarak, çalışan göçmenlerin zaten iş gücü piyasasına katkı sunduğunu ve vergi ödediğini vurguluyor. Düzenlemenin, sosyal yardım sistemini suistimal eden küçük bir kesim yerine geniş bir çalışan göçmen kitlesini etkileyebileceği belirtiliyor.

Taslağın önümüzdeki aylarda parlamentoya sunulması bekleniyor. Ancak kamuoyunda ve sivil toplumda yükselen eleştiriler, hükümetin plan üzerinde değişikliğe gidip gitmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

İngiltere’de göç ve sosyal politika eksenindeki bu yeni tartışma, yalnızca mali disiplin meselesi değil; aynı zamanda sosyal adalet, çocuk hakları ve entegrasyon politikalarının geleceği açısından da belirleyici bir sınav olarak görülüyor.