Eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown, İrlanda’nın uzun vadede tek devlet çatısı altında birleşeceğine inandığını açıkladı.
Brown, yeni kitabı The Future Starts With Us dolayısıyla The Guardian’a verdiği röportajda, Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile coğrafi bağının birleşmeyi mantıklı hale getirip getirmediğinin sorulması üzerine, “Evet. Elbette uzun vadede İrlanda birleşecek” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak bunun yakın zamanda veya tek taraflı bir siyasi kararla gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Brown, sürecin toplumların birbirine yaklaşmasını ve ortak bir çözüm üzerinde anlaşmasını gerektireceğini söyledi.
Brown, “Bu, insanların bir araya gelerek uzlaşmanın yolunu bulması gereken uzun bir süreç olacak. Temel mesele, insanların gerçekten anlaşabilip anlaşamayacağıdır” dedi.
Burnham “referandum gündemde değil” demişti
Brown’ın açıklaması, Başbakan Andy Burnham’ın ilk resmi Kuzey İrlanda ziyareti sırasında birleşme referandumunu “gündem dışı” ilan etmesinden hemen sonra geldi.
Belfast’ta siyasi parti temsilcileriyle görüşen Burnham, Kuzey İrlanda’daki bütçe baskıları ve hayat pahalılığına odaklanacağını belirterek, “Dinlemek ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım sergilemek için buradayım. Ancak bazı konular gündem dışında olacak; bu da onlardan biri” demişti.
Böylece Brown’ın uzun vadeli öngörüsü ile mevcut hükümetin kısa vadeli politikası arasında belirgin bir görüş ayrılığı ortaya çıktı.
Referandum kararı nasıl alınabilir?
1998 tarihli Belfast/Hayırlı Cuma Anlaşması, Kuzey İrlanda’nın anayasal statüsünün halkın rızasına bağlı olduğunu kabul ediyor.
İngiltere yasalarına göre Kuzey İrlanda’dan sorumlu bakan, çoğunluğun birleşmeden yana oy verme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varırsa “sınır referandumu” düzenlemek zorunda. Bununla birlikte, bu kanaate hangi ölçütlerle varılacağı yasada ayrıntılı biçimde tanımlanmıyor.
Birleşmenin gerçekleşebilmesi için hem Kuzey İrlanda’da hem de İrlanda Cumhuriyeti’nde yapılacak oylamalarda çoğunluk desteği gerekiyor. Bir referandum düzenlenmesi halinde, yeni bir oylama için en az yedi yıl beklenmesi gerekiyor. Avam Kamarası Kütüphanesi de hükümetin referandum eşiğini belirlerken kullanacağı somut kriterlerin hâlâ açıklığa kavuşturulmadığına dikkat çekiyor.
Barış sürecinde önemli rol üstlendi
Brown, Hayırlı Cuma Anlaşması’nın imzalandığı 1998 yılında Tony Blair hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev yapıyordu.
2007-2010 yılları arasında başbakanlık yapan Brown, polis ve adalet yetkilerinin 2010’da Londra’dan Kuzey İrlanda’daki güç paylaşımı yönetimine devredilmesiyle sonuçlanan müzakerelerde de görev aldı. Bu devir, Hayırlı Cuma Anlaşması sonrasındaki siyasi normalleşmenin en önemli aşamalarından biri olarak kabul ediliyor.
İskoçya’nın bağımsızlığına karşı çıktı
İskoçya doğumlu Brown, Kuzey İrlanda için uzun vadede birleşme ihtimalini kabul ederken İskoç bağımsızlığına karşı tutumunu yineledi.
İskoçya’nın İngiltere, Galler ve Birleşik Krallık’ın diğer bölgeleriyle güçlü coğrafi, ekonomik, sosyal ve kültürel bağlara sahip olduğunu söyleyen Brown, bağımsızlık yerine ülkeler ve bölgeler arasında daha kapsamlı iş birliği kurulması gerektiğini savundu.
Brown’ın açıklamaları, İrlanda’nın birleşmesi ile İskoçya’nın bağımsızlığının aynı anayasal tartışmanın parçaları gibi görünmesine rağmen, eski başbakana göre farklı tarihsel ve coğrafi koşullara sahip olduğunu ortaya koydu.