DÜNYA

Burnham’dan Birleşik Krallık için tarihi anayasa çıkışı!

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, hükümetin kapsamlı yetki devri reformunu ile Birleşik Krallık'ın yüzyıllardır süren anayasal düzeninin yeniden yazılmasını da gündeme getirdi.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC'ye verdiği kapsamlı röportajda hükümetin hazırladığı "yetki devri (devolution) reformu"nun yalnızca yerel yönetimleri güçlendiren bir idari düzenleme olmayacağını, aynı zamanda Birleşik Krallık'ın anayasal yapısını kökten değiştirecek tarihi bir dönüşümün başlangıcı olacağını söyledi.

Burnham, İngiltere'nin yüzyıllardır yazılı bir anayasa yerine parlamento egemenliği, ortak hukuk (common law), mahkeme kararları ve anayasal teamüllerle yönetildiğini hatırlatarak, "Ülke değişiyor. İngiltere'nin yönetim modeli değiştikçe bunun yazılı kurallara bağlanması gerekecek" ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık, İsrail ve Yeni Zelanda ile birlikte dünyada halen tek bir yazılı anayasaya sahip olmayan az sayıdaki gelişmiş demokrasiden biri olarak gösteriliyor.

Gelir vergisinin bir bölümü bölgelerde kalacak

Hükümetin hazırladığı reform paketinin en dikkat çekici maddesi ise mali yetkilerin Westminster'dan bölgelere aktarılması olacak.

Plana göre 2028 yılına kadar İngiltere'deki bölgesel belediye başkanları, kendi bölgelerinde toplanan gelir vergisinin belirli bir kısmını doğrudan kullanabilecek.

Böylece Londra, Greater Manchester, West Yorkshire ve West Midlands gibi ekonomik merkezler ulaşım, konut, altyapı, eğitim ve yerel kalkınma yatırımlarını merkezi hükümetten bağımsız biçimde planlayabilecek.

Burnham, bunun İngiltere tarihinde yerel yönetimlere gerçekleştirilecek en büyük mali yetki devri olacağını vurguladı.

"İyi büyüme her posta koduna ulaşmalı"

Başbakan Burnham, reformun temel hedefini "good growth in every postcode" (her posta koduna iyi büyüme) sloganıyla özetledi.

Burnham'a göre ekonomik büyümenin yalnızca Londra ve Güneydoğu İngiltere'de yoğunlaşması yerine ülkenin tamamına yayılması gerekiyor.

Bu kapsamda;

· ulaşım yatırımları,

· mesleki eğitim,

· konut politikaları,

· yerel ekonomik kalkınma,

· planlama yetkileri

· giderek daha fazla bölgesel yönetimlerin kontrolüne bırakılacak.

Almanya modeli örnek alınıyor

Burnham, hükümetin hazırladığı sistem için Almanya'nın II. Dünya Savaşı sonrasında kabul ettiği Grundgesetz (Temel Yasa) modelini örnek aldıklarını söyledi.

Almanya'da eyaletler arasında uygulanan mali dengeleme sistemi sayesinde zengin bölgelerin daha az gelişmiş eyaletlere katkı sağladığını hatırlatan Burnham, benzer bir modelin İngiltere'de de uygulanabileceğini belirtti.

Bu çerçevede ekonomik olarak güçlü bölgelerin daha zayıf bölgelere mali katkı sağlaması planlanıyor.

Başbakan, "Bir ülkede insanların yaşadığı yer kaderlerini belirlememeli" diyerek bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasının hükümetin temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

Yazılı anayasa tartışması yeniden gündemde

Burnham'ın açıklamaları, uzun yıllardır akademik çevrelerde tartışılan yazılı anayasa konusunu yeniden ülke gündemine taşıdı.

Başbakan, yeni yetki paylaşımının yalnızca siyasi uzlaşılarla yürütülemeyeceğini, bölgesel yönetimlerin hak ve sorumluluklarının açık biçimde anayasal güvence altına alınmasının gerekebileceğini ifade etti.

Uzmanlara göre böyle bir adım;

Westminster ile bölgesel yönetimler arasındaki yetki sınırlarını,

Parlamento egemenliği ilkesini,

· merkezi hükümetin müdahale alanlarını,

· vatandaşların temel anayasal haklarını

· yeniden tanımlayabilecek tarihi bir reform anlamına geliyor.

Uzmanlar uyarıyor: Reform kolay olmayacak

Ancak uzmanlar, reformun uygulanmasının siyasi ve idari açıdan oldukça zorlu olacağı görüşünde.

İngiltere bugün Avrupa'nın en merkeziyetçi mali sistemlerinden birine sahip. Yerel yönetimler topladıkları vergilerin yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini doğrudan kontrol edebiliyor. Reformun bu oranı önemli ölçüde artırması hedefleniyor. Öte yandan bazı uzmanlar, mali kapasitesi yüksek bölgelerin daha hızlı gelişebileceği, bunun da yeni eşitsizlikler doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca yerel yönetimlerin son yıllardaki bütçe kesintileri nedeniyle artan yetkileri kullanabilmeleri için kurumsal kapasitelerinin de güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Yerel demokrasi ve hesap verebilirlik öne çıkacak

Reform sürecinde yalnızca mali yapı değil, yerel demokrasinin güçlendirilmesi de hükümetin öncelikleri arasında yer alıyor.

Yerel yönetimlerin daha fazla bütçe ve karar alma yetkisi üstlenmesiyle birlikte yerel denetim mekanizmalarının, bağımsız denetim sistemlerinin ve yerel medyanın da güçlendirilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor. Basın kuruluşları, güçlü bir yerel gazetecilik olmadan yetki devrinin şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından eksik kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Burnham hükümeti, reform paketini önümüzdeki aylarda parlamentoya sunmayı hedeflerken, sürecin yalnızca yerel yönetimlerin yetkilerini artırmakla kalmayıp, Birleşik Krallık'ın yüzyıllardır süregelen yönetim anlayışını yeniden tanımlayacak en kapsamlı anayasal değişimlerden biri olarak tarihe geçebileceği değerlendiriliyor.