Dünyanın 13 farklı ülkesinden izler taşıyan, Hac: İslamın Kalbine Yolculuk temalı sergi, İslamın en önemli rükünlerinden Hacc yolculuğunu ve mana köklerini bütün ziyaretçilerine sunmaya adanmış.
British Museum müdürü Neil MacGregor serginin amacını anlatırken “Haccın, İslam dininin müntesibi olmayanların dahil olamadığı hatta izleyemediği tek şartı olduğunu” hatırlatıyor ve “Bu sergi ile az da olsa haccı ve ritüellerini herkesin, özellikle müslüman olmayanların, daha iyi anlamasını amaçlıyoruz” diyor. MacGregor’un dikkat çektiği bir diğer hususta üzerine düşünülmesi gereken bir mesele; ”Dinin böyle büyük bir organizasyonu ticari, lojistik, ulaşım, beşeri ilişkiler alanında, en üst seviyede, asırlardır oluşturması”
Serginin küratörlerinden Dr.Venetia Porter ise “İnanç ve toplum arasındaki ilişkiyi anlamadan dünyayı anlamamızın zor olduğunu” belirterek, “British Museum olarak uzun zamandır çeşitli etkinliklerle farklı dinleri anlatmayı hedeflediklerini ve İslam’ı anlamak isteyenlerin, hacc ibadetini muhakkak anlaması ve incelemesi gerektiğini” söylüyor
Dr. Venetia Porter ve Neil MacGregor üç yıl önce Suud Kraliyet ailesinin misafiri olarak Riyad’a gitmişler. Kral AbdulAziz Halk Kütüphanesi işbirliğiyle gerçekleştirilen bu eşsiz projenin temelleri de bu gezi sırasında atılmış.
“Bu sergiyi tasarlarken İslam peygamberinin hayatını, mesajını ve hacc ritüellerinin ilham kaynağı İbrahim peygamberi inceledik” diyor Dr. Porter.
Dr Venetia Porter çalışmalara başladıktan 18 ay sonra projeye dahil olan Küratör Qaisra Khan ilk haccını da projenin hemen başında yapmış. Dr. Porter, gayrimüslimlerin geçiş noktası olan, Mekke’nin harem sınırına kadar geldiğini ve Kabe’ye 40 mil yaklaşabilmenin buruk sevincini yaşadığını da söylemeden geçemiyor.
Sergi de çok özel el yazmalarının, günlüklerin, minyatürlerin, fotoğrafların, tarihi Hacc koleksiyonlarının yanı başında Küratör Qaisra Khan’ın Hacc dönüşü getirdiği kutsal mekanlara ait hediyelikler de yer bulmuş. Sergideki yolculuğun, başlangıcından sonuna kadar öyle bir tasarım ustalığı gösterilmiş ki; Hacıların telbiye dualarıyla ve insanı başka alemlere götürebilme tesirindeki Mekke Ezanıyla desteklenmiş mistik bir atmosfer ziyaretçileri kuşatabiliyor. Serginin her bir köşesinde Hacc’la ilgili bir ayet ve mealini bulabilirsiniz. Haccın anlamı, ritüellerin manası sergideki ekranlarda kısa belgesellerle ve panolarla anlatılıyor. “İbrahim’in şehri Mekke” başlangıç olarak belirlenmiş.Tarih yatay bir düzlemde coğrafya’da dikey bir düzlem de ilerliyor sergide. Tarih ilerledikçe coğrafya genişliyor, Kâbe'yi dünyanın merkezi olarak gösteren harita’yı ve Afrika'dan, Asya'dan, Avrupa'dan ve Ortadoğu'dan Hacc yollarını görüyoruz.Hac yollarının ve Kutsal Mekanların gelişimi başta İslam Peygamberinden, Abbasilere, Memluklulerden, Osmanlılara kadar önemli figürler üzerinden anlatılıyor. Örneğin Abbasiler’den Emir Harun Reşid’in Hanımı Emire Zubeyde’nin yaptırdığı Mekke-Bağdat arası hac yolu, imaretler ve su yolları haritalandırılmış, resmedilip maket şeklinde karşımıza çıkıyor. Osmanlı Yolu 350 yıllık geçmişiyle sergide önemli bir alan kaplıyor. Yavuz Sultan Selim’den, Sultan Abdulaziz’e sultanların önemli katkıları satırlar arasında zikredilmiş. Osmanlı Sürre Alayları ve Sultan AbdulHamid II Hicaz demiryolu en çok ilgi çekebilecek bölümler arasında. Her coğrafyanın öne çıkan figürleri ve yolculuk anıları da mevcut.
Asırlardır yapılan kutsal Hacc yolculuğuyla ilişkili objeler arasında 16. yüzyıldan kalma fildişi güneş saatini ve kıblenümayı da görebiliyoruz.
İspanya’dan 1183’de Hacc yolculuğuna çıkan Endülüslü İbni Jubayr’in, 1324’te 60,000 kişiyle yaptığı hac yolculuğuyla Mali Kralı Mansa Musa’nın, Evliya Çelebi’nin, Kimlik ve kılık değiştirerek 1853 te Hacca giden, yol hikayeleriyle İngiltere’de Best Seller olan yazar Sir Richard Burton’un ve nice önemli şahsiyetlerin anılarıyla buluşuyoruz. Anılar içerisinde en çok göze çarpan ise bilinen ilk britanyalı kadın hacı Lady Evelyn Cobbold oluyor. Hacc hatıraları ve elyazısıyla yolladığı mektupları sergilenen iskoç Lady’nin en önemli cümlesi “Buraya gelince anladım ki ben hep müslüman olarak yaşamışım” şeklinde. Hacca ulaşım yollarının teknolojiyle birlikte gelişimine tarihi fotoğraflarla, gazete küpürleriyle hatta Thomas Cook’tan alınmış bir tren biletiyle şahid oluyoruz.
Hint Okyanusundan kalkan gemilerin içerisindeki ihramlı hacılar’ın fotoğraflarından, 1981 de açılan Jedda havalimanına ve 2010 yılında açılan Mekke metrosunu kadar bir gezinti yapıyoruz. Modern sanat eserlerini de görebileceğiniz sergi de en çok ilgi çeken parça ise Suudi sanatçı Ahmed Mater ait olan Kabenin Cazibesi. Insanları simgeleyen Metal parçalarının tam ortasına yerleştirdiği kabe mıknatısıyla etkileyici bir eser meydana getirmiş. Serginin son bölümüne yaklaşirken Muhammed Ali, Malcolm X ve Yusuf İslam’ın hacc ile ilgili cümlelerini okuyoruz. Çıkış kapısındaki ekranda ise Britanya’dan Hacca gidip dönen insanların Kutsal Yolculuk hissiyatlarını kendi anlatımlarıyle seyredebildiğimiz bir belgesel çalışmasıyla Londra’da İslamın Kalbine Yapılan bu mistik yolculuğumuzu tamamlıyoruz.
Perşembe günü (bugün) başlayan 15 Nisan 2012 ye kadar devam edecek sergi boyunca Prof. Tariq Ramadan ve Karen Armstrong gibi değerli konuşmacıların Hacc ve İslamın Geleceği konulu seminerleri takip edilebilecek. Hacc ve Mekke temasını barındıran Malcolm X gibi filmler ve Mekke’ye Yolculuk (Journey to Mecca) gibi belgeseller özel gösterimiyle de sergi boyunca izleyicilerle buluşacak.





