3 Ekim 1959’da Gaziantep’te dünyaya gelen Ahmet Murat Üstünsürmeli’nin hayatında 3 Ekim tarihinin ayrı ve anlamlı bir yeri vardır.

3 Ekim 1977’de İngiltere’ye ilk adımını atan Üstünsürmeli, yıllar sonra yine bir 3 Ekim günü, 1993’te Londra’da Antepliler’i kurarak hayatının en önemli dönüm noktalarından birini yaşayacaktı.

Gaziantep’te başlayan hayatı, onu önce eğitim için İngiltere’ye, ardından yeniden Türkiye’ye ve nihayetinde uzun yıllar sürecek bir gurbet hayatına taşıdı.

Lise eğitimini Gaziantep’te tamamlayan Üstünsürmeli, lise son sınıfta bir yıl Ankara Gazi Lisesi’nde okudu; ardından yeniden Gaziantep’e dönerek eğitimini tamamladı.

Lise sonrasında babasının isteğiyle İngilizce öğrenmek üzere 1977-1978 yıllarında İngiltere’ye geldi. Yaklaşık bir yıl burada eğitim gördükten sonra Türkiye’ye döndü.

1979 yılında askerlik görevine başlayan Üstünsürmeli, 1981’de askerliğini tamamladıktan sonra Gaziantep’te babasıyla çalışmaya başladı.

Ancak zaman içerisinde yolları ayrıldı.

İki çocukluk arkadaşıyla birlikte kendi şirketini kurdu.

Hayat bazen insanın önüne başarıdan önce sınavlarını çıkarır.

Üstünsürmeli de henüz 26 yaşındayken, 1986 yılında iş hayatında iflas etti.

Bu onun için bir son değil, hayatının yeni bir sayfasının başlangıcı oldu.

Eşiyle birlikte İngiltere’ye gelen Üstünsürmeli, Londra’da hayatına adeta yeniden başladı.

McDonald’s’ta çalıştı, kebap sektöründe görev yaptı, bir plastik fabrikasında çalıştı.

Yeri geldi Tesco marketlerinde temizlik yaptı, tuvalet temizledi.

Onun için çalışmanın küçüğü, büyüğü yoktu.

İnsan, yaptığı işten değil; emek vermemekten utanmalıydı.

Hayatın hangi döneminde, hangi işin karşısına çıkacağını bilmek mümkün değildi. Önemli olan çalışmaktan ve alın terinden kaçmamaktı.

Daha sonra kendi işini kurarak Türkiye’ye hurda plastik ihracatına başladı.

Ancak bu iş de uzun sürmedi. Türkiye’de yapılan yasal bir değişiklikle hurda ithalatının yasaklanması üzerine yeniden bir yol ayrımında kaldı.

Bu kez kendi kontrolünde olacak bir iş yapmak istiyordu.

Ve o karar, Gaziantep mutfağının Londra’daki hikâyesinin başlangıcı oldu.

Baklavanın İzinde: Kadıköy’den Londra’ya

Hyde Park ve Lancaster Gate çevresinde dolaştığı bir gün, kulağına gelen bir fısıltı ile “Git baklavacılık yap” düşüncesi zihninde belirdi.

Bu düşüncenin ardından İstanbul’a gitti.

Kadıköy’de bulunan Bilgilioğlu Baklavaları’nda baklavacılık işini öğrenmek üzere çalıştı ve birkaç ay eğitim aldı.

Hem sevdiği işi öğrendi hemde çok sevdiği Fenerbahçe’nin yakınında oldu.

Ancak kısa sürede baklavacılığın birkaç aylık eğitimle öğrenilebilecek basit bir meslek olmadığını anladı.

Buna rağmen önemli bir şey öğrenmişti:

İyi baklavanın nasıl yapılacağını.

Baklavacılığın yalnızca bir ticaret değil, sabır, ustalık, emek ve yılların tecrübesini gerektiren bir zanaat olduğunu gördü.

Ardından kaderin karşısına çıkardığı bir insanla tanıştı.

Ve takvimler yine 3 Ekim 1993’ü gösterdiğinde, Newington Green’de Antepliler’in kapıları açıldı.

Bu tarih, yalnızca yeni bir işletmenin kuruluş tarihi değildi.

Aynı zamanda Gaziantep’in geleneksel lezzetlerinin Londra’da daha geniş bir kitleyle buluşacağı uzun soluklu bir yolculuğun başlangıcıydı.

Antepliler kısa sürede büyüdü.

Aynı yıl Haringey’de ikinci şube açıldı.

Baklavanın yanında Antep mutfağının yemekleri de Londralılarla buluşmaya başladı.

Üstünsürmeli’nin girişimleri arasında Antep usulü sarımsaklı lahmacun, künefe, İskender kebap ve yöresel yemekler yer aldı.

İngiltere ve Avrupa’da künefe üzerine özel bir işletme konsepti geliştirdi.

Daha sonra Antepliler Pastanesi de bu gastronomi yolculuğunun bir parçası oldu.

Bugün işletmenin kurumsal anlatımında da Antepliler’in 1993’te Ahmet Murat Üstünsürmeli tarafından kurulduğu ve Gaziantep mutfağının baklava, döner, künefe ve diğer geleneksel lezzetlerini Londra’ya taşıdığı belirtilmektedir.

Bir Dükkândan Daha Fazlası

Üstünsürmeli için Antepliler hiçbir zaman yalnızca para kazanılan bir işletme olmadı.

O, yaptığı işi memleketinin kültürünü tanıtmanın bir yolu olarak gördü.

İngiltere’de baklavacılığa başlamasındaki temel motivasyonunun yalnızca para kazanmak değil, Gaziantep’i ve Türk mutfağını tanıtmak olduğunu ifade ediyor.

Bu anlayış zaman içerisinde Antepliler’i Londra Türk toplumunun gastronomi hafızasının önemli adreslerinden biri haline getirdi.

Green Lanes ve Haringey bölgesinde baklava, kebap, döner, künefe, lahmacun, ciğer ve yöresel yemeklerle büyüyen yapı, Gaziantep mutfağının Londra’daki tanınırlığına da katkı sundu.

Gaziantep Lezzetlerinin Dünyaya Açılan Kapısı

Üstünsürmeli’nin baklava konusundaki çalışmaları İngiltere’de farklı platformlarda da görünürlük kazandı.

BBC One’ın The Great British Bake Off programında Londra’daki Antepliler’de çekimler gerçekleştirilmesi, Türk baklavasının İngiliz izleyiciye tanıtıldığı önemli çalışmalardan biri oldu.

Bu yayın, 10 milyondan fazla izleyiciye ulaşarak Gaziantep baklavasının çok daha geniş bir kitle tarafından tanınmasına katkı sağladı.

Yıllar sonra Gaziantep’in baklava, katmer ve diğer tatlılarının Londra’nın dünyaca bilinen mağazalarından Harrods’ta tanıtılması da bu gastronomi yolculuğunun dikkat çekici duraklarından biri oldu.

Gaziantep baklavası Harrods mağazasında satılmaya devam ederken, Üstünsürmeli’nin yıllar önce Londra’ya taşıdığı memleket lezzetleri uluslararası bir vitrin içerisinde yaşamaya devam ediyor.

Bu yolculuk, bir şehrin mutfağının başka bir ülkede tanıtılmasının ötesinde, memleket kültürünün emek ve girişimcilik aracılığıyla dünyaya taşınmasının hikâyesine dönüştü.

33 Yılı Aşan Bir Emek

Ortaklık döneminin sona ermesinin ardından Üstünsürmeli yoluna tek başına devam etti.

İşletmesini yeniden düzenledi, yeni dekorasyon ve yeni konseptler geliştirdi ve çalışmayı hiç bırakmadı.

Kendi ifadesiyle Green Lanes’te haftanın yedi günü, günde yaklaşık 17 saat işinin başında oldu.

Onun için işletmenin başında olmak yalnızca patronluk yapmak değildi.

Mutfaktan tezgâha, müşteriden çalışana kadar işin her aşamasını bilmekti.

Yıllar geçti.

Londra değişti.

Türk toplumu büyüdü.

Yeni nesil girişimciler yetişti.

Fakat Üstünsürmeli’nin çalışma disiplininin temelindeki anlayış değişmedi.

Çalışmaktan sakınmamak...

Emeğin olduğu her yerde bulunmak...

İşin hiçbirini küçümsememek...

Ve alın teriyle kazanmak.

Ticaretin Yanında Topluma Hizmet

Ahmet Murat Üstünsürmeli’nin hayatı yalnızca gastronomi sektöründeki girişimleriyle sınırlı kalmadı.

Londra’daki Türk toplumunun kurumsallaşma sürecinde de çeşitli görevler üstlendi.

Geçmişte Türk-İngiliz Ticaret Odası’nda (TBCI) direktör olarak görev yaptığını, Türk-İngiliz Ticaret Odası çalışmalarında bulunduğunu ve Remzi Gür ile Osman Cınık ile birlikte vatan sevdalısı iş insanları ile dernekleşme çalışmalarında yer aldı.

Bu dönemde Türkiye ile temaslar kurularak toplumun ortak kullanımına sunulabilecek bir bina kazandırılması amacıyla çalışmalar yürütüldü.

Tottenham Court Road yakınlarında dört katlı bir bina bulundu.

Bu binanın ticaret odası, turizm ofisi, sekreterlik ve çeşitli toplum kuruluşlarının kullanımı için kültürel amaçlı değerlendirilmesi planlandı.

Devlette “paralel yapı” olarak bilinen FETÖ’nün, bu binanın toplum yararına kullanılmasına ilişkin girişimleri baltalamak ve binanın kullanımını tekeline almak girişimleri karşısında Ahmet Murat Üstünsürmeli, Osman Cınık ve Remzi Gür ve diğer arkadaşları ile birlikte mücadele verdiler.

Üç isim, binanın Türk toplumunun ortak kullanımına sunulması için mücadele etti.

Yaşanan tüm engellemelere rağmen bina, belirli kişi veya grupların çıkarına değil, devletin ve Türk toplumunun ortak kullanımına sunulması yönünde değerlendirildi.

Böylece Londra’daki Türk toplumuna kalıcı bir değer ve ortak hizmet alanı kazandırılması amaçlandı.

Fenerbahçe Sevgisi

Londra’daki sosyal hayatında Fenerbahçe’nin de özel bir yeri bulunan Üstünsürmeli, Londra Fenerbahçeliler Derneği içerisinde aktif görevler üstlendi.

Bir dönem Londra Fenerbahçeliler Derneği Başkanlığı görevinde bulunan Üstünsürmeli’nin başkanlığı döneminde dernek bünyesinde önemli çalışmalar gerçekleştirildi.

Dernek binasının açılması, basketbol ve boks şubelerinin kurulması gibi çalışmalarda yer aldı.

Başkanlık döneminin ardından yönetimden ayrılmış olsa da Fenerbahçe camiasıyla bağını sürdürdü.

Londra’daki Fenerbahçe etkinliklerinde adı uzun yıllar Türk toplumunun sosyal hayatında yer alan isimler arasında bulundu.

Başarı Onun İçin Ne Demek?

Ahmet Murat Üstünsürmeli’nin başarı anlayışı, sahip olduğu işletmelerin ve geçen yılların çok ötesinde bir anlam taşıyor.

Onun için insan yaşarken “başarılı” veya “başarısız” diye kesin bir hükme varmak doğru değildir.

Çünkü insanın hayatı devam ederken hikâyesi tamamlanmış değildir.

Asıl değerlendirmenin insan hayatını tamamladıktan sonra yapılabileceğine inanır.

Bu nedenle büyük bir işletmeye sahip olmak, ekonomik olarak büyümek veya toplum tarafından tanınmak tek başına başarı ölçüsü değildir.

İnsanın maneviyatı eksikse maddi başarı da eksiktir.

Maddi başarı ile insanlık ve maneviyatın birbirinden ayrılmaması gerektiğini savunur.

Ona göre insanın kazancı kadar nasıl kazandığı, sahip oldukları kadar insanlara nasıl davrandığı da önemlidir.

Başarı;

İstikrar...

Etik...

Alın teri...

Çalışmak...

Fedakârlık...

Disiplin...

İnsan hakkına riayet etmek...

Ve bütün bunların yanında iyi bir insan olarak kalabilmektir.

Haksız ve emeksiz kazancı başarı olarak kabul etmez.

Rakip küçükken onu ezmeyi değil, herkesin kendi emeğiyle büyüyebileceği bir ticaret anlayışını savunur.

Karşısına çıkan sorunların kavga ve çatışmayla değil, hayra ve barışa yönelik çözümlerle aşılması gerektiğini düşünür.

Çünkü onun için insanın gerçek değerini yalnızca sahip olduğu maddi imkânlar belirlemez.

Maneviyatı olmayan bir maddi başarı, insan hayatının gerçek anlamını tamamlamaz.

Gurbette Geçen Bir Ömür

Üstünsürmeli’nin hayatında “gurbet” kelimesi de önemli bir yere sahiptir.

İngiltere ona önemli fırsatlar sundu.

Bir iş kurdu.

Bir marka oluşturdu.

Gaziantep mutfağını Londra’ya taşıdı.

Fakat gurbetin bedelini de hiçbir zaman unutmadı.

Gurbetin insana kolay gelmediğini, ekonomik ve siyasi sebeplerle insanların doğdukları topraklardan uzaklaşmak zorunda kaldığını düşünüyor.

Onun gönlündeki ideal ise insanların kendi topraklarında yaşayabilmesi:

“Keşke hepimiz doğduğumuz yerde kalsaydık. Bir ekonomik ihtiyacımız olmasaydı. Kendi topraklarımızda yeşerip orada da ölseydik.”

Bu sözler, yıllarını Londra’da geçirmiş bir insanın memleketine duyduğu özlemi anlatan en güçlü cümlelerden biri olarak hafızasında yer ediyor.

İyi İnsan Olmak

Bütün bu hayat hikâyesinin içerisinde Üstünsürmeli’nin en fazla önem verdiği kavramlardan biri iyi insan olmak.

Ona göre ticarette ve sosyal hayatta iyi insan olma konusunda rekabet çok azdır.

Bu nedenle insanın önce iyi insan olmaya çalışması gerekir.

İyi insan olmanın hem huzura hem sağlığa katkı sağlayacağına inanır.

Maddi kazancın yanında manevi zenginliğin de korunması gerektiğini düşünür.

Çünkü ona göre insanın sahip olduğu mal, mülk, işletme ve makamlar geçicidir.

Asıl kalıcı olan; insanın bıraktığı güzel iz, yaptığı iyilik ve arkasından söylenecek güzel sözlerdir.

Dünyayı geçici bir misafirlik olarak gören Üstünsürmeli, insanın bu hayata gereğinden fazla anlam yüklememesi gerektiğini savunur.

Hayatın her şartında iyiliği seçmek gerektiğine inanır.

Çalışmanın ve Disiplinin Gücü

Üstünsürmeli’nin gençlere verdiği en önemli mesajlardan biri çalışmaktır.

Bugünün gençlerinde gördüğü en büyük tehlikelerden birinin tembellik olduğunu düşünür.

Oysa ona göre çalışkan, sistemli ve disiplinli insanlar için her dönemde fırsatlar vardır.

Başarılı olmak için olağanüstü bir zekânın şart olmadığını savunur.

Ortalama bir zekâ, çalışkanlık ve disiplinle birleştiğinde önemli başarıların kapısını açabilir.

Kendi hayatında bunun çok sayıda örneği vardır.

Gaziantep’te başlayan bir hayat...

26 yaşında yaşanan bir iflas...

Londra’da McDonald’s, fabrika ve kebap sektöründe geçen çalışma yılları...

Tesco’da yapılan temizlik işleri...

Türkiye’ye yapılan plastik ihracatı...

Kadıköy’de Bilgilioğlu Baklavaları’nda öğrenilen baklavacılık...

Ve ardından bir baklava dükkânıyla başlayan, bugün 33 yılı aşan bir gastronomi hikâyesine dönüşen Antepliler...

Bütün bunlar, onun hayatında emeğin hiçbir zaman küçümsenmediğini gösteriyor.

Gaziantep’ten Londra’ya Uzanan Bir Miras

Ahmet Murat Üstünsürmeli’nin hikâyesi aslında bir baklavacının veya restoran işletmecisinin hikâyesinden çok daha fazlasıdır.

Bu, memleket sevgisinin emeğe dönüşmesinin hikâyesidir.

Gaziantep’in lezzetlerini Londra’ya taşıyan bir girişimcinin...

Gurbetin zorlukları içerisinde yeniden ayağa kalkan bir insanın...

26 yaşında yaşadığı iflasın ardından yeniden başlayan bir iş insanının...

Çalışmanın hiçbir şeklini küçümsemeyen bir emekçinin...

Toplum için çalışan bir gönüllünün...

Fenerbahçe sevgisini sosyal çalışmalara dönüştüren bir dernek başkanının...

Ve başarının yalnızca para ve maddi kazanımlardan ibaret olmadığını savunan bir hayat anlayışının hikâyesidir.

3 Ekim 1959’da Gaziantep’te başlayan hayat...

3 Ekim 1977’de İngiltere’ye uzandı.

3 Ekim 1993’te Antepliler’in kapıları açıldı.

Ve o tarihten bugüne Gaziantep’in baklavası, künefesi, lahmacunu, kebabı ve Anadolu’nun eşsiz lezzetleri Londra’nın kalbinde yaşamaya devam etti.

Ahmet Murat Üstünsürmeli için zirve belki sahip olunan işletmelerin sayısı değildir.

Zirve;

alın terini kaybetmeden büyümek,

etikten vazgeçmeden kazanmak,

memleketini unutmadan dünyaya açılmak,

maddi başarıyı maneviyattan ayırmamak,

çalışmaktan ve emekten hiçbir zaman sakınmamak,

insanlara faydalı olmak

ve bütün bunların sonunda iyi bir insan olarak kalabilmektir.

Çünkü onun hayat felsefesinde insan yaşarken kendisi hakkında kesin bir başarı hükmü vermemelidir.

Hayat tamamlanmadan son söz söylenmez.

İnsanın gerçek karnesi, hayat yolculuğu sona erdiğinde ortaya çıkar.

Ve belki de bütün bu uzun yolculuğun özeti tek bir cümlede saklıdır:

Maddi başarı insanı zengin edebilir; fakat insanlık, vicdan ve maneviyat yoksa o zenginlik gerçek bir zirveye dönüşmez.