Çin’in 5 Nisan 1990’da Doğu Türkistan’ın Barın kasabasında Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirdiği katliamın 36. Yıldönümünde, Londra’da, faaliyet gösteren, Birleşik Krallık Uygur Topluluğu tarafından bir dizi anma etkinliği düzenlendi.
Anma programı, Birleşik Krallık Uygur Topluluğu Başkanı Maira Aisaeva ve İngiltere Türk Dünyası Dayanışma Platformu ev sahipliğinde Etles Uygur Restorant ve Beyzade Turkish Kitchen’ın katkılarıyla düzenlendi.
Etkinliğe, Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Turgunjan Alavudun, Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi Başkanı Dolkun Isa, Stop Uyghur Genocide (Uygur Soykırımını Durdurun) Direktörü Rahima Mahmut, Avustralya’dan Gelen Konuklar Gulmire Zunun ile Mehmet Çelebi, İngiltere Türk Dünyası Dayanışma Platformu başkanı Atilla Abacıoğlu, TD üyeleri, temsilciler, Imad Sagı, Mansur Işıkbol, Londra Uygur Dili Okulu'ndan Hemragul Uzturk, Mukaddes Yadigar’ın yanısıra, Birleşik Krallık Uygur Topluluğu üyeleri katıldı.
Barın katliamında hayatını kaybedenlerin anıldığı etkinlikte konuşmacılar birlik ve dayanışma mesajı verdi.
Soykırıma uğrayan Uygur halkı için adalet, onur ve özgürlük yolunda ortak kararlılık mesajının verildiği anma etkinliklerinde; Uygurların karşı karşıya kaldığı güncel zorluklar hakkında farkındalıkoluşturmak ve insan haklarını ihlalleri dünya kamuoyuna bir defa daha duyuruldu.
Etkinliklerde, “Unutmuyoruz. Unutturmuyoruz. Adalet için sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz.” Mesajı bir defa daha seslendirildi.
BARIN KATLİAMI
5 Nisan 1990 tarihinde Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetine bağlı Aktu ilçesinin Barın kasabasında gerçekleşen ve Uygur Türklerinin Çin yönetimine karşı başlattığı direnişin kanlı bir şekilde bastırıldığı olaydır.
Direnişin Nedenleri
Uygur halkının bu başkaldırısı temel olarak şu nedenlere dayanıyordu:
Zorunlu Kürtaj Politikaları: Çin hükümetinin bölgede uyguladığı sert nüfus planlaması ve zorunlu kürtaj uygulamalarına duyulan tepki.
Dini ve Kültürel Baskılar: İbadet özgürlüğünün kısıtlanması ve camilerin kapatılması.
Etnik Yerleşim Politikası: Bölgeye yoğun şekilde Han Çinlisi yerleştirilerek demografik yapının değiştirilmeye çalışılması.
Tarih: Direniş, 1990 yılının Ramazan ayına denk gelen 5 Nisan günü başladı.
Çatışma: Zeydin Yusuf önderliğindeki yerel halk, haklarını talep etmek için hükümet binalarına yürüdü. Çin yönetiminin bu barışçıl taleplere silahla karşılık vermesi üzerine olaylar silahlı bir çatışmaya dönüştü.
Askeri Müdahale: Çin ordusu, tanklar, ağır silahlar ve savaş uçaklarıyla bölgeyi kuşatarak büyük bir operasyon başlattı.
Can Kayıpları: Bağımsız kaynaklar ve Uygur örgütleri, olaylar sırasında yüzlerce (bazı kaynaklara göre binlerce) sivilin hayatını kaybettiğini, kasabanın yerle bir edildiğini bildirmektedir.
Siyasi Baskı: Katliam sonrası bölgede sıkıyönetim ilan edilmiş, binlerce kişi tutuklanmış ve Doğu Türkistan genelinde baskılar daha da artırılmıştır.
Sembolik Önem: Barın Katliamı, günümüzde Doğu Türkistan milli mücadelesinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmekte ve her yıl 5 Nisan’da dünya genelindeki Uygurlar tarafından anılmaktadır.
Nisan 1990’da Doğu Türkistan’ın Sincan Uygur Özerk Bölgesi sınırları içinde yer alan Akto ilçesine bağlı Barın kasabasında yaşanan olaylar, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki yerini koruyor. Tarihe Barın Olayı olarak geçen bu gelişmeler, Uygur halkı için bir direnişin kanla bastırılması, Çin yönetimi için ise bir “ayaklanmanın kontrol altına alınması” olarak kayıtlara geçti.
1980’li yılların sonlarında bölgede artan dini baskılar, kültürel kısıtlamalar ve özellikle doğum kontrol politikalarına yönelik tepkiler, halk arasında büyük bir huzursuzluk doğurdu. Bu gerilim, Zeydin Yusuf öncülüğünde örgütlenen yerel bir hareketle birlikte Nisan 1990’da açık bir çatışmaya dönüştü.
Barın’da başlayan silahlı direniş kısa sürede Çin güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı. Bölge kuşatıldı, ağır silahlar kullanıldı ve olaylar birkaç gün içinde kanlı bir şekilde bastırıldı. Resmî açıklamalarda ölü sayısı sınırlı gösterilse de, bağımsız kaynaklar ve Uygur tanıklıkları yüzlerce hatta binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin tutuklandığını ve kaybolduğunu ifade ediyor.
Barın 1990, yalnızca bir yerel olay değil; Doğu Türkistan’da sonraki yıllarda artarak devam eden gerilimin ve sert güvenlik politikalarının da başlangıç noktalarından biri olarak görülüyor. Bugün hâlâ farklı anlatımlarla anılan bu olay, bir halkın hafızasında derin bir yara olarak yaşamaya devam ediyor.