Avrupa, Orta Doğu’daki çatışmaların küresel enerji hatlarını giderek daha fazla tehdit etmesiyle yeni bir petrol ve akaryakıt şokuna hazırlanıyor.
Krizin merkezinde Suudi Arabistan’ın yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki Doğu-Batı petrol boru hattı, diğer adıyla Petroline bulunuyor. Ülkenin doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminaline bağlayan hat, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş sorunlarının ardından Suudi petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılmasında kritik önem kazanmıştı.
Suudi yetkililere göre Irak yönünden gerçekleştirilen insansız hava aracı saldırılarının ardından hat geçici olarak kapatıldı. Reuters'ın 17 Eylül tarihli haberine göre uydu görüntüleri ve sektör kaynakları saldırıda üç pompa istasyonunun zarar gördüğünü gösteriyor. Hat saldırı öncesinde günde yaklaşık 4-5 milyon varil petrol taşıyordu; bu miktar dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 4-5’ine karşılık geliyor.
Avrupa’ya sevkiyatlar iptal edildi
Kesintinin etkisi Avrupa’ya ulaşmaya başladı. Suudi Arabistan'ın Yanbu üzerinden Avrupa’ya gönderilmesi planlanan bazı petrol kargolarını iptal ettiği veya ertelediği bildirildi. En az üç Avrupalı rafinerinin eylül sonu için planlanan teslimatlarının ertelendiği, bazı sevkiyatların kasım ayına kayabileceği belirtiliyor.
Polonyalı enerji şirketi Orlen ise rafinerilerinin çalışmasını sürdürebilmek amacıyla Norveç, İngiltere, Cezayir, Kazakistan, Azerbaycan ve Amerika kıtasından 16 ilave petrol kargosu satın aldı. Şirket, mevcut durumda rafinerilerinin ihtiyacını karşılayacak petrol akışının sürdüğünü açıkladı.
Avrupa açısından sorun yalnızca kaybedilen petrol miktarı değil. Birçok Avrupa rafinerisi belirli Suudi ham petrol türlerini işleyecek şekilde yapılandırılmış durumda. Bu nedenle aynı özelliklere sahip alternatif petrol bulmak daha pahalı olabiliyor ve farklı ham petrol türlerinin karıştırılmasını gerektirebiliyor.
Brent 113 doları gördü, ardından geriledi
Arz endişeleri Brent petrolü hafta içinde 113 doların üzerine taşırken, piyasada son 24 saatte kısmi bir rahatlama yaşandı.
Reuters'ın 18 Eylül verilerine göre Brent petrol 103 dolar civarına geriledi. Fiyatlardaki düşüşte Suudi Arabistan’ın Oman üzerinden ek sevkiyat yapması, petrol ürünleri stoklarının bazı önemli pazarlarda yükselmesi ve hasarlı boru hattının kapasitesinin yeniden devreye alınacağı beklentisi etkili oldu.
Ancak petrol fiyatındaki geri çekilme Avrupa açısından tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. Özellikle dizel piyasasında arz sıkıntısı çok daha belirgin.
S&P Global verilerine göre Kuzeybatı Avrupa'da fiziksel dizel fiyatı 15 Eylül'de ton başına 1.642,25 dolara ulaşarak ilgili fiyat serisinin rekorunu kırdı. Akdeniz piyasasında da fiyatlar rekor seviyelere çıktı. Uzmanlar düşük stoklar ve çok sayıda arz kesintisinin aynı anda yaşanmasının dizel piyasasını petrol piyasasından daha kırılgan hale getirdiğine dikkat çekiyor.
Macron’dan “seferberlik” talimatı
Krizin pompaya yansımasından endişe eden Avrupa hükümetleri de önlemlerini artırıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, akaryakıt fiyatlarıyla mücadele için hükümete “mobilizasyon” talimatı verirken, Paris yönetiminin petrol tedarikini güvence altına almak ve sürücüler üzerindeki baskıyı azaltmak için çalıştığını açıkladı. Macron aynı zamanda Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin yeniden sağlanmasını Avrupa'nın enerji güvenliği açısından öncelikli konular arasında gösterdi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise küçük ve orta motor gücündeki araçlardan alınan taşıt vergisinin kaldırılacağını duyurdu. Meloni ayrıca Avrupa Birliği'nden enerji krizini savunma harcamalarına benzer olağanüstü bir durum olarak değerlendirmesini ve mali kurallarda daha fazla esneklik sağlamasını istiyor.
İspanya ise daha önce devreye soktuğu mekanizma kapsamında dizel desteğini eylül ayında litre başına toplam 20 cent düzeyine çıkardı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz de yüksek benzin ve dizel fiyatlarının etkisini azaltacak önlemlerin yakında açıklanacağını söyledi.
Yunanistan da kış öncesinde kalorifer yakıtı maliyetlerini düşürmek amacıyla yeni bir destek paketi hazırlıyor. Başbakan Kyriakos Mitsotakis, ısıtma yardımlarının artırılması ve rafinerilerin de katkı sağlayacağı bir mekanizma üzerinde çalışıldığını açıkladı.
Stratejik rezervler şimdilik beklemede
Avrupa Komisyonu şu aşamada stratejik petrol rezervlerinin kullanılmasını gerektirecek noktaya gelinmediği görüşünde. Brüksel gelişmeleri üye ülkeler ve enerji sektörüyle birlikte izlerken, hükümetlere vergiler üzerinden tüketici fiyatlarını hafifletme imkânlarını değerlendirmeleri çağrısında bulunuyor.
Öte yandan AB içinde enerji şirketlerinin olağanüstü kârlarına yeniden vergi getirilmesi tartışması da güçleniyor. Almanya, İspanya, Portekiz, İtalya, Polonya ve Avusturya daha önce AB çapında uygulanabilecek bir “windfall tax”, yani olağanüstü kâr vergisi mekanizmasının maliye bakanlarının gündemine alınmasını istemişti.
Onarım beş-altı hafta sürebilir
Piyasanın bundan sonraki yönünü belirleyecek en önemli unsur Suudi boru hattının ne kadar hızlı devreye alınabileceği.
Reuters'a konuşan sektör kaynakları tam onarımın beş ila altı hafta sürebileceğini belirtirken, kapasitenin bir bölümünün daha erken faaliyete geçmesi ihtimali bulunuyor. Suudi Arabistan da hattın kapasitesinin yaklaşık yarısını kısa sürede yeniden çalıştırmayı hedeflediğini bildirdi.
Suudi Arabistan aynı zamanda alternatif ihracat kanallarını kullanmaya başladı. Oman üzerinden yapılan sevkiyatların artması ve Hürmüz'deki tanker hareketlerinin kısmen toparlanması, 18 Eylül'de petrol fiyatlarının gerilemesine yardımcı oldu.
Ancak enerji piyasalarındaki temel risk ortadan kalkmış değil. Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik sorunlarına, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb çevresindeki çatışmalar ile Suudi enerji altyapısına yönelik saldırıların eklenmesi, dünyanın en önemli petrol güzergâhlarından birkaçını aynı anda baskı altında tutuyor.
Asıl tehlike: Dizel ve yeni enflasyon dalgası
Avrupa açısından en büyük endişelerden biri, krizin yalnızca otomobil sahiplerinin ödediği akaryakıt faturasıyla sınırlı kalmaması.
Dizel fiyatlarındaki yükseliş; karayolu taşımacılığı, tarım, inşaat ve sanayinin maliyetlerini artırarak gıda ve diğer tüketici ürünlerinin fiyatlarına kadar yayılabilir. Reuters'ın son değerlendirmesine göre Avrupa'da enerji fiyatlarındaki artış, enflasyonun yeniden güçlenmesi ve merkez bankalarının faiz politikasının daha uzun süre sıkı kalması riskini de beraberinde getiriyor.
Bu nedenle Avrupa'nın gözü artık iki noktada: Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattının ne kadar hızlı onarılacağı ve Hürmüz ile Kızıldeniz güzergâhlarında güvenli petrol akışının yeniden sağlanıp sağlanamayacağı.
Hattın kademeli olarak devreye girmesi petrol piyasasına kısa vadede nefes aldırabilir. Ancak saldırıların sürmesi veya yeni enerji tesislerinin hedef alınması halinde Avrupa, kış aylarına girerken yalnızca daha pahalı benzin ve dizelle değil, ulaştırmadan gıdaya uzanan yeni bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıya kalabilir.