ABD'deki Wisconsin-Madison Üniversitesi araştırmacıları, protein tüketimi ile yaşlanma arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla 300'den fazla bilimsel araştırmayı analiz etti. Araştırma, son yıllarda giderek yaygınlaşan yüksek proteinli beslenme anlayışını yeniden tartışmaya açtı.
Araştırmacılar, mevcut beslenme rehberlerinin çoğunun özellikle kas kaybını önlemek amacıyla yüksek protein tüketimini teşvik ettiğini ancak yaşamın her döneminde aynı miktarda protein tüketmenin en sağlıklı yaklaşım olmayabileceğini belirtiyor.
İncelemede, özellikle orta yaş grubunda aşırı protein tüketiminin, hücresel yaşlanmayı hızlandıran biyolojik mekanizmaları daha fazla uyarabileceği ve bunun da bazı kronik hastalıkların gelişme riskini artırabileceği ifade edildi.
Kanser ve Diyabet Riskine Dikkat Çekildi
Araştırmaya göre protein alımının kontrollü şekilde azaltılması;
- Tip 2 diyabet riskini azaltabilir,
- Bazı kanser türlerinin görülme olasılığını düşürebilir,
- Hücresel yaşlanma sürecini yavaşlatabilir,
- Metabolik sağlığı iyileştirebilir.
Bilim insanları bunun özellikle yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan kronik hastalıkların önlenmesi açısından önemli bir beslenme stratejisi olabileceğini değerlendiriyor.
mTOR ve IGF-1 Mekanizması Öne Çıkıyor
Araştırmada dikkat çekilen en önemli biyolojik mekanizmalardan biri, protein tüketiminin mTOR ve IGF-1 adı verilen büyüme sinyallerini artırması oldu.
Bu sistemler genç yaşlarda kas gelişimi ve doku onarımı için büyük önem taşıyor. Ancak uzun yıllar boyunca sürekli yüksek düzeyde aktif kalmaları;
- hücre çoğalmasını artırabiliyor,
- yaşlanmayı hızlandırabiliyor,
- bazı kanser türlerinin gelişme riskini yükseltebiliyor.
Bilim insanları, protein tüketiminin tamamen azaltılması yerine yaşa ve bireysel ihtiyaçlara göre dengelenmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu vurguluyor.
"Kas Gelişimi İçin Protein Vazgeçilmez"
Çalışmanın yazarı Prof. Dudley Lamming, yüksek protein tüketiminin tamamen yanlış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Lamming, fiziksel olarak aktif bireylerde yeterli protein alımının kas gelişimi, egzersiz performansı ve toparlanma açısından tartışmasız fayda sağladığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Önemli olan herkes için aynı beslenme modelini önermek değil. Yaş, sağlık durumu ve fiziksel aktivite düzeyi protein ihtiyacını önemli ölçüde değiştiriyor."
65 Yaş Sonrası Tablo Değişiyor
Araştırmanın dikkat çeken noktalarından biri de yaş faktörü oldu.
Bilim insanları, 65 yaş sonrasında kas kaybı (sarkopeni) hızlandığı için protein ihtiyacının yeniden artabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle;
- Orta yaşlarda aşırı protein tüketiminin sınırlandırılması,
- İleri yaşlarda ise kas kaybını önleyecek düzeyde kaliteli protein alınması,
sağlıklı yaşlanma açısından daha uygun bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Bitkisel Proteinler Daha Avantajlı Olabilir
Son yıllarda yayımlanan birçok uluslararası araştırma da protein kaynağının en az miktarı kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Baklagiller, mercimek, nohut, fasulye, soya ürünleri, kuruyemişler ve tam tahıllardan elde edilen bitkisel proteinlerin;
- kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı,
- bağırsak mikrobiyotasını olumlu etkilediği,
- iltihaplanmayı düşürdüğü,
- uzun yaşamla ilişkilendirildiği belirtiliyor.
Buna karşılık özellikle işlenmiş kırmızı et kaynaklı yüksek protein tüketiminin kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri açısından daha yüksek risk oluşturabileceğine yönelik bulgular bulunuyor.
Protein Tozu Kullanımı Rekor Düzeyde
Sporcu besinleri pazarı son yıllarda büyük bir büyüme gösterirken protein tozları, yüksek proteinli yoğurtlar, içecekler ve atıştırmalıklar artık yalnızca sporcular tarafından değil, geniş tüketici kitlesi tarafından da tercih ediliyor.
Uzmanlar ise sağlıklı bireylerin büyük bölümünün günlük protein ihtiyacını normal beslenmeyle rahatlıkla karşılayabildiğini, protein takviyelerinin yalnızca belirli gruplarda gerekli olabileceğini ifade ediyor.
Uzmanlardan Dengeli Beslenme Uyarısı
Beslenme uzmanları, son yıllarda sosyal medyada yaygınlaşan "proteinmaxxing" akımının herkese uygun olmadığını belirtiyor.
Uzmanlara göre sağlıklı yaşlanmanın tek anahtarı yüksek protein tüketimi değil.
Yeterli fiziksel aktivite, düzenli egzersiz, sebze ve meyveden zengin Akdeniz tipi beslenme, kaliteli uyku ve sigaradan uzak yaşam tarzı, uzun ve sağlıklı yaşam üzerinde protein miktarından çok daha büyük etkiye sahip olabiliyor.
Araştırmanın Verdiği Mesaj
Araştırmacılar, elde edilen bulguların proteinin zararlı olduğu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Asıl mesajın, "herkes ne kadar fazla protein tüketirse o kadar sağlıklı olur" anlayışının bilimsel verilerle tam olarak desteklenmediği olduğu belirtiliyor.
Bilim insanlarına göre gelecekte hazırlanacak beslenme rehberlerinin yaş gruplarına, sağlık durumuna ve yaşam tarzına göre kişiselleştirilmiş protein önerileri içermesi, hem kronik hastalıkların azaltılması hem de sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesi açısından önemli rol oynayabilir.