İngiltere’de yaşam maliyeti baskısı devam ederken hükümet, bu kez doğrudan tüketicinin alışveriş ve abonelik alışkanlıklarını hedef alan yeni bir reform paketini gündeme taşıdı.
Başbakan Andy Burnham, tüketicilerin “indirim” adı altında gerçekte olmayan tasarruflara yönlendirilmesini ve istemedikleri aboneliklerde ödeme yapmaya devam etmelerini engellemek amacıyla yeni kurallar açıklarken, hükümetin mesajı net oldu:
Tüketiciye indirim diye gösterilen fiyat gerçekten indirim olacak, abonelikten çıkmak ise abone olmak kadar kolay hale gelecek.
Hükümetin tahminlerine göre özellikle yeni abonelik kuralları tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin tutarında fayda sağlayabilir.
“Önce yüksek fiyat, sonra büyük indirim” dönemi mercek altında
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici ayaklarından biri perakendecilerin kullandığı “eski fiyat” ve indirim gösterimleri olacak.
Bir ürünün fiyatının önce yapay biçimde yükseltilmesi, ardından fiyatın düşürülerek tüketiciye büyük bir indirim yapılmış izlenimi verilmesi hükümetin özellikle üzerinde durduğu uygulamalar arasında.
Benzer şekilde, gerçekte piyasada uygulanmayan veya tüketicinin karşılaştırabileceği gerçek bir fiyatı temsil etmeyen tavsiye edilen satış fiyatlarının indirim göstergesi olarak kullanılması da inceleme kapsamına alınacak.
Hükümet, bu tür uygulamaların tüketicinin gerçek fiyatı anlamasını zorlaştırdığı görüşünde.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Sahte indirimlerle ilgili hangi uygulamaların doğrudan yasaklı ticari uygulamalar listesine ekleneceği henüz kesinleşmiş değil. Hükümet, konuyla ilgili sonbaharda kapsamlı bir istişare süreci başlatacak.
Abonelik tuzaklarına Ocak 2027’den itibaren sıkı denetim
Tüketicileri yakından ilgilendiren ikinci ve daha somut değişiklik ise abonelik sözleşmelerinde yapılacak.
Yeni sistemle şirketlerden müşterilerine;
- sözleşmenin temel şartlarını daha açık biçimde anlatmaları,
- aboneliğin yenilenmesinden önce hatırlatma göndermeleri,
- abonelikten çıkış işlemini kolaylaştırmaları,
- ücretsiz veya düşük ücretli deneme süresinin ardından yapılacak ödemeleri açıkça bildirmeleri
istenecek.
Daha da önemlisi, tüketicilere belirli durumlarda 14 günlük cayma ve iptal hakkı getirilecek.
Özellikle ücretsiz deneme süresinin sona ermesi veya uzun süreli bir aboneliğin yenilenmesinin ardından tüketicinin sözleşmeden çıkabilmesi için ek bir süre tanınması planlanıyor.
Hükümet, daha önce açıklanan bu abonelik reformlarının yürürlüğe girişini hızlandırarak Ocak 2027'de uygulamaya başlamayı planlıyor.
İngiltere’de 155 milyon aktif abonelik bulunuyor
Düzenlemenin neden bu kadar geniş kapsamlı olduğu, İngiltere'deki abonelik ekonomisinin büyüklüğünde ortaya çıkıyor.
Hükümete göre ülkede yaklaşık 155 milyon aktif abonelik bulunuyor. İstenmeyen aboneliklere İngiliz tüketicilerin yılda yaklaşık 1,6 milyar sterlin harcadığı tahmin ediliyor.
Bu nedenle hükümet, aboneliklerden tüketicinin daha kolay çıkabilmesini sağlayacak düzenlemelerin yalnızca hukuki bir değişiklik olmayacağını, doğrudan hane bütçelerine yansıyacağını savunuyor.
Hükümetin hesaplamasına göre istenmeyen aboneliklerin sona erdirilmesi bazı tüketiciler için ayda yaklaşık 14 sterlinlik bir tasarruf anlamına gelebilecek.
“Bir tıkla üye, çıkmak için telefon kuyruğu” sona erecek
Yeni düzenlemelerin arkasındaki temel sorunlardan biri, şirketlerin abonelik satarken süreci son derece kolaylaştırmasına karşın iptal aşamasında tüketicinin önüne çok daha fazla engel koyması.
Örneğin internet üzerinden birkaç saniyede başlatılan bir aboneliğin iptali için telefonla müşteri hizmetlerini aramak, uzun süre beklemek veya farklı kanallardan tekrar tekrar başvuru yapmak tüketici kuruluşlarının uzun süredir eleştirdiği uygulamalar arasında.
Hükümetin yeni yaklaşımı ise basit:
Abone olmak ne kadar kolaysa, abonelikten çıkmak da o kadar kolay olacak.
Nitekim hükümetin Nisan ayında yayımladığı düzenleme çerçevesinde, tüketicilerin aboneliklerini yönetebilmesi, yenileme öncesinde uyarılması ve kolay biçimde iptal edebilmesi için yeni yükümlülükler öngörülmüştü.
“Ücretsiz deneme” dönemi de değişiyor
Yeni sistem özellikle “free trial” olarak pazarlanan ücretsiz deneme kampanyalarını da yakından ilgilendiriyor.
Tüketicinin başlangıçta ücretsiz veya çok düşük ücretli bir hizmete kaydolup daha sonra otomatik olarak yüksek ücretli bir aboneliğe geçirilmesi, hükümetin “subscription trap” olarak tanımladığı uygulamaların başında geliyor.
Tüketici kuruluşu Which? de son dönemde sosyal medya reklamları ve sahte teklifler üzerinden tüketicilerin istemedikleri aboneliklere yönlendirildiği konusunda uyarılarda bulundu.
Which?'in Temmuz ayında yayımladığı araştırmaya göre, 2025'te yapılan bir National Trading Standards araştırması, 20 milyondan fazla İngiliz yetişkinin farkında olmadan bir aboneliğe kaydolmuş olabileceğini tahmin etmişti.
400 milyon sterlinlik hedefin kaynağı ne?
Burada önemli bir ayrım bulunuyor.
Hükümetin açıkladığı yaklaşık 400 milyon sterlinlik yıllık tüketici faydası, ağırlıklı olarak yeni abonelik sözleşmesi rejimine ilişkin resmi etki değerlendirmesinden geliyor.
Parlamentoya verilen hükümet yanıtında, abonelik önlemlerinin birlikte tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin fayda, işletmelere ise yaklaşık 171 milyon sterlin yıllık doğrudan net maliyet getirmesinin beklendiği belirtildi.
Dolayısıyla bu rakamı sahte indirimlerin yasaklanmasından doğacak ayrı bir tasarruf rakamı olarak değerlendirmek doğru olmayacak.
Perakendeciler de baskı altında
Hükümetin tüketiciyi koruma hamlesi, perakende sektörünün maliyet baskılarının arttığı bir döneme denk geliyor.
British Retail Consortium, perakendecilerin yüksek iş gücü maliyetleri, enerji giderleri, ambalaj vergileri ve diğer işletme maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Kuruluş, Temmuz ayında Burnham hükümetinden işletmelerin maliyetlerini azaltacak adımlar atmasını istemiş ve perakende sektörünün fiyatları düşük tutabilmesi için enerji, işletme vergileri ve istihdam maliyetlerinde destek çağrısı yapmıştı.
Bu nedenle hükümetin yeni tüketici düzenlemeleri, işletmeler açısından “ek bürokrasi ve uyum maliyeti” tartışmasını da beraberinde getirebilir.
Burnham’ın “gündelik hayatı kolaylaştırma” politikası
Başbakan Burnham'ın tüketici hamlesi, göreve gelmesinin ardından açıkladığı daha geniş “gündelik hayatı kolaylaştırma” yaklaşımının bir parçası olarak görülüyor.
Burnham hükümeti daha önce hane elektrik faturalarındaki vergi yükünü azaltma ve ulaşım maliyetlerini düşürme gibi adımları öne çıkarmıştı. Yeni tüketici düzenlemeleri ise doğrudan alışveriş sırasında karşılaşılan sorunlara odaklanıyor.
Burnham'ın yaklaşımı, büyük ekonomik reformlardan ziyade vatandaşın günlük yaşamında doğrudan hissedilebilecek küçük ancak somut maliyetleri hedeflemek üzerine kuruluyor.
Sırada hangi uygulamalar var?
Hükümetin önündeki tartışma yalnızca sahte indirimler ve aboneliklerle sınırlı değil.
İngiltere'de tüketici grupları;
gizli bilet ücretlerinin kaldırılması, küçülen ürünlerde “shrinkflation” uyarılarının zorunlu hale getirilmesi, enerji şirketlerinin otomatik ödeme tutarlarını artırması, şirketlerin müşterilere ulaşmasını kolaylaştıracak iletişim kuralları ve otopark cezalarının daha adil hale getirilmesi
gibi başlıkların da gündeme alınmasını istiyor.
Bu nedenle Burnham'ın açıkladığı paket, hükümetin tüketici politikalarının son noktası olmaktan çok yeni bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.
İngiliz tüketiciyi ne bekliyor?
Sonbahar 2026: Sahte indirimler ve yanıltıcı fiyatlandırma konusunda istişare.
Ocak 2027: Yeni abonelik kurallarının yürürlüğe girmesi planlanıyor.
Yeni sistem: Daha açık sözleşme bilgileri, yenileme hatırlatmaları ve kolay iptal.
14 gün: Belirli yenileme ve deneme süresi durumlarında tüketiciye ek cayma/iptal süresi.
£400 milyon: Abonelik düzenlemelerinden tüketicilere sağlanması beklenen yıllık fayda.
£1,6 milyar: İngiltere'de istenmeyen aboneliklere yılda harcandığı tahmin edilen tutar.
Burnham hükümeti böylece yaşam maliyeti sorununa yalnızca maaşları ve vergileri değiştirerek değil, tüketicinin parasını harcarken karşılaştığı “gizli maliyetleri” azaltarak da müdahale etmeye hazırlanıyor.
Özellikle sahte indirimlerin yasaklanmasına ilişkin sonbahar istişaresinin ardından hangi ticari uygulamaların doğrudan yasak kapsamına alınacağı, İngiltere'deki perakende sektörünün önündeki en önemli yeni düzenleme başlıklarından biri olacak.