DÜNYA

Avrupa Birliği’nden Atina’ya: “Avrupa Güvenliği Türkiye Olmadan Düşünülemez”

Kaja Kallas'tan Atina'ya net mesaj: Avrupa savunmasının güçlendirilmesi için Türkiye ile iş birliği stratejik önem taşıyor.

Avrupa Birliği'nin savunma kapasitesini artırma çabaları sürerken, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolüne ilişkin açıklamaları Brüksel, Ankara ve Atina hattında yeni bir tartışma başlattı.

Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden Ta Nea'ya verdiği röportajda Türkiye'nin AB savunma girişimlerindeki konumuna ilişkin soruları yanıtlayan Kallas, Avrupa'nın güvenlik alanında Türkiye ile iş birliğini geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Kallas, Türkiye'nin NATO içerisindeki kritik rolüne dikkat çekerek, Avrupa'nın karşı karşıya bulunduğu güvenlik tehditlerinin ancak geniş kapsamlı ortaklıklarla yönetilebileceğini ifade etti.

SAFE programı tartışmaların merkezinde

Tartışmanın odağında Avrupa Birliği'nin ortak savunma yatırımlarını desteklemek amacıyla oluşturduğu ve yaklaşık 150 milyar euroluk finansman kapasitesine sahip SAFE (Security Action for Europe) programı bulunuyor.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye'nin programa dahil edilmesine yönelik çekincelerini uzun süredir dile getiriyor. Atina yönetimi, Türkiye ile yaşanan Ege ve Doğu Akdeniz anlaşmazlıklarını gerekçe göstererek Ankara'nın bazı savunma mekanizmalarına erişimine sınırlama getirilmesini savunuyor.

Buna karşılık Kallas, Avrupa'nın savunma alanında daha fazla iş birliğine ihtiyaç duyduğunu belirterek, "Türkiye ile elimizden geldiğince iş birliği yapmayı öneriyoruz" yaklaşımını ortaya koydu. AB'nin son dönemde savunma ve güvenlik alanında üçüncü ülkelerle daha yakın çalışma arayışında olduğu da vurgulandı.

"Türkiye önemli bir güvenlik aktörü"

Kallas'ın son dönemde yaptığı açıklamalar, Brüksel'in Ankara'ya yönelik güvenlik perspektifini de ortaya koyuyor.

AB Yüksek Temsilcisi daha önce yaptığı değerlendirmelerde, Türkiye'yi "önemli bir güvenlik aktörü" olarak gördüklerini belirtmiş, Türkiye'nin NATO içerisindeki konumuna ve bölgesel krizlerde üstlendiği arabuluculuk rolüne dikkat çekmişti. Kallas, Avrupa'nın savunma projelerinin korumacı bir anlayışla tasarlanmadığını ve ortak ülkelerle iş birliğini de kapsadığını ifade etmişti.

Brüksel'deki diplomatik kaynaklara göre, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın güvenlik önceliklerinin değişmesi, Türkiye'nin stratejik önemini daha da artırdı. Karadeniz güvenliği, enerji koridorları, göç yönetimi ve NATO'nun güney kanadının korunması gibi başlıklarda Ankara'nın rolü Avrupa başkentlerinde daha fazla öne çıkıyor.

Atina'nın çekinceleri sürüyor

Yunanistan ise Türkiye'nin Avrupa savunma programlarına katılımı konusunda temkinli tutumunu koruyor.

Atina yönetimi, Türkiye'nin SAFE gibi programlara tam erişim sağlaması için öncelikle iki ülke arasındaki bazı siyasi ve güvenlik sorunlarının çözülmesi gerektiğini savunuyor. Yunan yetkililer geçmişte yaptıkları açıklamalarda, Türkiye'nin Ege politikaları ve "casus belli" olarak nitelendirilen kararları nedeniyle çekincelerinin devam ettiğini belirtmişti.

Ancak AB içerisinde Türkiye ile daha yakın savunma iş birliğini destekleyen ülkelerin sayısının arttığı da dikkat çekiyor. Özellikle Rusya kaynaklı güvenlik tehditlerinin artması, Avrupa savunma sanayisinin üretim kapasitesini genişletme ihtiyacı ve NATO ile AB arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedefi, Türkiye'nin önemini yeniden gündeme taşıyor.

Avrupa'nın yeni güvenlik denkleminde Türkiye

Uzmanlara göre Avrupa Birliği'nin önümüzdeki yıllarda savunma alanında daha bağımsız bir yapı kurmaya çalışırken NATO ile uyumlu hareket etmesi gerekecek. Bu süreçte NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye'nin tamamen dışarıda bırakılması gerçekçi bir seçenek olarak görülmüyor.

Kallas da son açıklamalarında NATO'nun Avrupa'nın kolektif savunmasının temel taşı olmaya devam ettiğini vurgularken, Avrupa'nın güvenlik kapasitesinin artırılması için müttefikler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

AB ile Türkiye arasında son yıllarda inişli çıkışlı seyreden ilişkiler devam etse de savunma ve güvenlik alanındaki ortak çıkarların tarafları yeniden yakınlaştırdığı değerlendiriliyor. Brüksel'den gelen son mesajlar da Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinde Türkiye'nin göz ardı edilemeyecek bir aktör olarak görüldüğüne işaret ediyor.