Bundan bir yıl önce; Diyarbakır’da milyonlarca Kürt’ün meydanlarda toplanacağını, polise molotof atma yerine halay çekeceğini, Abdullah Öcalan’ın “barış mesajının” okunacağını, Türkiye Başbakanı’nın bu mesajı “olumlu” bulacağını söyleselerdi inanır mıydınız?
Bundan bir yıl önce; Gazze’ye insani yardım götüren Türk gemisini uluslararası sularda durduran ve 9 kişiyi de öldüren İsrail’in Türkiye’den özür dileyeceğini, ölenlerin ailelerine tazminat ödeyeceğini ve Gazze’ye uyguladığı ablukayı kaldıracağını söyleselerdi inanır mıydınız?
Bundan bir yıl önce; Avrupa’nın şımarık çocuğu “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ekonomik olarak iflasın eşiğine geleceğini, Avrupa Birliği ile kavga edeceğini, Rusya’ya yanaşacağını ama yüz bulamayacağını söyleselerdi inanır mıydınız?
Ben inanmazdım.
Kahinliğe meraklı olan bazı işgüzarlar çıkıp da “ben söylemiştim” diyebilirler.
Onlara da inanmazdım.
Milyonlarca yıldır dünya aynı hızda dönüp duruyor ama insanoğlunun yarattığı dünya hızla değişiyor.
Üstelik hepimizi şaşırtacak bir şekilde.

      ***

Rusya kendisinden 10 milyar dolar isteyen Rum yöneticilere Avrupa Birliği’nin kapısını göstermiş.
“Git onlarla anlaş, senin yüzünden onlarla kavga etmem” demiş.
“Kıbrıs Cumhuriyeti” Avrupa Birliği’nin tam üyesi. Ve elbette sorunu Avrupa Birliği çatısı altında çözülecek.
Rusya ile Avrupa’yı kapıştırarak değil.
Bu Bizans oyununu ve Rusya yedi ne de Avrupa. Sonuçta Rumlar kendi kaderleriyle baş başa kaldılar. Kaderleri ise şudur; pamuk ellerini cebine at ve krizden kurtulmak için bedel öde.
Rum tarafı bu bedeli ödeyerek gerçek dünyanın realitelerine geri dönecek. Belki de 1974 travmasının yarattığı psikolojik saplantılardan kurtulacak.
Yoksa Rum Merkez Bankası Başkanı’nın dediği gibi düzensiz bir şekilde iflasa sürüklenecek.

      ***

Benzeri bir durum da İsrail için geçerlidir galiba.
İsrail de Amerika’nın şımarık çocuğu.
Onun şımarıklıkları kan ve gözyaşı demek.
Amerika “yeter artık” dediğinde Türkiye arandı ve özür dilendi.
Üstelik ölümüne engelledikleri insani yardımlara da izin vereceğini açıklandı.
İsrail, bu coğrafyada Türkiye ile ilanihaye kavga edilmeyeceğini anladı.
Türkiye de dik durmanın karşılığını aldı.

      ***

Gelelim Kürt sorununa.
Biz Ankara’da öğrenciyken üniversite amfilerinde “onlar dağda yaşayan Türklerdir, karda yürürken kırt kırt diye ses çıkarırlar bu yüzden onlara Kürt dendi” diye anlatırlardı bize adının başında doçent ya da profesör olan bilimden nasibini almamış insanlar.
Doğu’dan gelen arkadaşlar dillerini konuşamazlar, kimliklerini saklarlardı da bu çok garibimize giderdi.
Ne de olsa dili için kavga veren neslin çocuklarıydık.
Kürtler de kavga yolunu seçtiler.
Bedeli ağır olan on binlerce insanın öldüğü, yüzlerce yerleşim yerinin haritadan silindiği bir kavga.
Bu kavga şimdi bitiyor.
Bir yanda Abdullah Öcalan diğer yanda Recep Tayyip Erdoğan.
Ve gelişmeleri sükunet içinde izleyen milyonlarca Türk.
“Kürtlerin tarihi kalleşliklerle dolu bir tarihtir” diyen Öcalan’ın kendisidir ve umalım ki yeni başlayan süreç bir kalleşliğe kurban edilmez.
Yoksa tarihte hiç olmadığı kadar çok kan akacak.

(Havadis'ten)