Partiler, hükümet kurma ve birbirlerini hırpalama sürecine dalıp da seçim bildirgelerini henüz yayınlamayınca, hükümete gelmeleri halinde ne yapacaklarını seçmene anlatmayınca, sivil toplum kuruluşları da partilerin görüşlerine değil, adayların duruşlarına oy verilmesi çağrıları yapmaya başladılar.


Zaten Toparlanıyoruz Hareketi bir süredir açıktan “mühür vurmayın karma oy verin” propagandası yapıyordu.
Bunun üstüne DP ile UBP’nin özel pozisyonları da eklendi ve karmaya yönelim başladı.
DP ile UBP’nin özel pozisyonları nedir?

Malum, UBP’den kaçan 7 milletvekili DP’nin aday listelerine yerleştiler. Şimdi UBP örgütlerini istifa ettirme peşinde koşuyorlar ama henüz yapabildikleri etkiledikleri UBP’lileri karma oya yönlendirme oluyor.

Bir kısım UBP’li hem UBP’de kalıp “partisinden ayrılmadı” görüntüsü vermeye çalışıyor hem de karmaya yönelip DP’deki UBP’lileri destekleme eğilimine giriyor.
Bu nedenle karma oylarda belirgin bir artış olabilir.

Yıllardan sonra Lefkoşa Belediyesi seçimlerine aktif bir şekilde katılan Yeni Kıbrıs Partisi bu seçimleri boykot etme kararı aldı.
YKP aktif bir boykot örgütlemeye çalışacak. YKP’nin bu uğraşı siyasetten tiksinti duyup da sandığa gitmeyecek olanlarla birleşince 1991 ara seçimleri hariç sandığı boykot edeceklerin oranını seçimlerin en yüksek oranı olarak kayda geçirmeye adaydır.

Durum böyle olunca, seçmenini disiplinli bir şekilde sandığa yönlendirip, seçmenine mühür vurduracak partiler bu seçimden büyük avantajla çıkabilir.
Hatta, bunu başaran her türlü hükümet modelini de etkileyebilir.
Ejder Aslanbaba vakasından sonra önümüze çıkan seçim gerçekliği bu olacak galiba.

     
***


Gelelim Cumhurbaşkanı’nın durumuna.

UBP kurultaylarında bir militan gibi çalışan ve kurultay yarışına müdahale eden bunu da “ne var ben UBP’liyim” diyerek izah etmeye gayretkeşliğine giren Cumhurbaşkanı, öyle görülüyor ki şimdi de bir partinin adaylarını dizayn etme gayretkeşliğine düştü.

Etik midir, değil midir tartışmaları bir yana Ejder Aslanbaba’nın yayınladığı ses kayıtlarında “şimdi sabırlı ol seçimden sonra seni de bir yerlere getirirler” türünden konuşmaları ortaya çıktı.
Danışman diye yanına aldığı militanların konuşmaları ise demokrasi açısından tam bir yüz karası.
Cumhurbaşkanı DP’nin içini dizayn etmeye çalışıyor.

Daha doğrusu DP içine yerleşen “kendi adamlarının” akıbetiyle ilgileniyor.
Muhtemeldir onlar için de sahaya çıkıp oy toplamaya çalışacak.
Peki bu durum seçimin gidişatını ne denli etkileyebilir?
İstediklerini seçtirme açısından bir etkisi olabilir.
Fakat partiler bazında seçim sonuçlarını değiştirecek gücü yoktur.
Zaten gücü olsaydı UBP’de durum başka olurdu.

UBP de Cumhurbaşkanı’na karşı açıktan tavır almaya hazırlanıyor.
UBP ile olan maneviyat da dahil her türlü ilişkisini kesmeye yönelik adımlar atacaklar.
UBP üzerindeki etkisini sıfırlamaya çalışacaklar.

Böylece Cumhurbaşkanı sadece DP tarafından desteklenen bir siyasi figüre dönüşecek.
CTP ve TDP ama özellikle CTP’nin tüm bu olup-biten karşısında tavrı ne olacak?

CTP ona, “Başbakan ile kavga eden Cumhurbaşkanı olmaktan kurtulup Başbakan ile yemek yiyen Cumhurbaşkanı” pozisyonunu bahşetti.
Bu böyle devam edecek mi?
Konuyu ele almayı sürdüreceğiz…



(Havadis'ten)