Aslında bu yazı, bu köşenin ilk yazısı olmalıydı... 1 haftalık gecikmenin, aksamanın kusuruna bakmayın...
“Kaleden kaleye şahin uçurdum” misali, okyanusun bir ucundan diğer ucuna satırlar yolluyoruz... Kuzey’den ama gönülden geliyor bu satırlar size...
Kimine göre dünyanın bir ucu...
Kimine göre karlar ülkesi...
Kimine göre “Land of Freedom”, özgürlükler ülkesi yani...
Kimine göre Kanada, kimine göre Kan Ada, kimine göre Canada, kimine göre de Can Ada...
Ben Can Adalı’yım desem de olur –ki ismimdir-, Canadalı desem de olur, Kanadalı desem de...
Ama şükür (manası itibariyle) Kan Adalı değilim...

***
Aradığını bulanlar için Can Ada’dır Kanada...
Sonrasında yerleşip düzenini kuran ve vatandaşlığını da alanlar için Canada aşaması başlar... O saatten sonra Turkish-Canadian’sınızdır yani...

Aradığını bulamadığı gibi, olanı da kaybedenler içinse, Kan Ada’dır Kanada... Her ne kadar bir ada ülkesi olmasa da...
Şahit olduklarımızı anlatıp, içiniz karartmayayım... Sebep-sonuç analizi ile çözüm önerileri falan sunmak da değil amacım...
İster Kanada, ister başka bir ülke, ister Türkiye...
Nerede olursanız olun, “attığın taşın, ürküttüğün kurbağaya değmesi”dir hayat...
Dallarında yeşil yeşil banknotların sallandığı, sokaklarında paraların rüzgarda savrulduğu yerler değildir Türkiye dışındaki 2.vatanlar...

Ödeyeceğin bedele razıysan, önce onun yarısına Türkiye’de katlanmayı denemelisin... Olmuyorsa, diğer yarısı heryerde ihya eder zaten seni...

***
Yıllar önce Kanada’ya gelip yerleşen Gazeteci-Yazar Faruk Arslan kardeşimin, Kurtar Bizi Kanada isimli kitabı, şimalin bu şirin ülkesindeki maceramızı da çok güzel anlatıyor aslında...
İşte Faruk Arslan’ın kitabından işin özeti:
“Kanada, Red-Kit’den kaçan Daltonların sığındığı bir kaçaklar ülkesi olmaktan öte bir umut kapısı, sevecen bir yuvadır. Türkiyede yaşayan herkeste yurtdışı sevdası vardır ama yurtdışına çıkınca bu sefer Türkiye sevdası başlar.
Kanada’ya gelen ilk Türkler Almanya’ya gidenler gibi bir gün geri döneceklerini hayal ettiler 1960′larda. İlk Türkler 1880’lerde Osmanlı vatandaşı olarak geldi. Birinci Dünya Savaşı’nda pek çok Ermeni, Rum ve Süryani Kanada’ya sığındı. Yıllar sonra 1955’de 8 Türk Toronto’ya geldi. Kanada’ya uyum sağlayınca kendi ülkelerindeki eğri giden olguları, olayları, uygulamaları daha net görür hale geldiler. Bu sefer Türkiye’ye yeniden uyum sağlama fobisi sardı bünyelerini. Almanya serüveni gibi ikinci, üçüncü nesiller yetişmeye başladı.

İlk gelenler yüksek eğitimli, çoğunluğu mühendis Türklerdi. İş bularak veya öğrenci olarak geldiler. Kanada toplumu içine karışarak eridiler, Türklerden kendini soyutladılar. Bu nedenle Türk toplumu oluşamadı, yerleşik düzene geçemedi. Kanada’nın yumuşak asimilasyon politakasına yenildiler. Çocukları artık tam bir Kanadalıydı. Türk gibi düşünemiyor, pek azı müslüman gibi yaşıyordu. Milliyetçilik damarı ile pek azı Türk toplumu içinde kaldı.

1986′da gelen ikinci dalga Türkler, köylüydü. Nevşehir, Denizli, Konya ve Kahramanmaraş’ın köylerinden Türkler, Kanada’nın vize uygulamadığını duyunca biletini alıp soluğu Montreal ve Toronto’da aldı. Toronto’ya, Montreal’e inen uçaklar her seferinde 400′er Türk getiriyordu. Kanadalılar Nevşehir’i, Denizli’yi Türkiye’nin en büyük kentleri sanıyordu. Bu seferler aylarca aralıksız sürdü.

Gelenler, ömürlerinde şehir görmemiş, güttüğü ineği, ektiği tarlayı bırakıp göç etmişti. Okuma yazma dahi bilmeyen bu Türklerin çoğunluğu ilkokul bile bitirmemişti. Paraları, eğitimleri, meslekleri yoktu, hemen hepsi iltica ettiler. En altdan biraz üste tırmanırken kültürlerini yaşatma duygusuyla dine sarıldılar. Ama çalışkandılar. İlk Türk sivil toplum örgütleri böylece şekillendi. Camiler kültür merkezleri açıldı. Cenazelerin kaldırılacağı bir mekan olmaması, müslüman Türklerin Hıristiyan mezarlığına gömülmesi üzerine Pape ve Gerard’ta ilk caminin alınması için herkes elini cebine attı ve cami 1986’da açıldı. Süleyman Hilmi Tunahan grubunun Fatih Cami 1980’de, Milli Görüşcülerin Zafer Cami 1988’de ve Nevşehirlilerin Mevlana Cami 2000’de faaliyete başladı.”

Bu kitabın tam metnini www.farukarslan.com adresinden ücretsiz okuyabilirsiniz...
Son 10 yıldır, güzel şeyler oluyor Kanada’da... Birçok yerde olduğu gibi...
“İyi”nin düşmanları boş durmasa da, milletimizin güzel meziyetlerini ve geleneklerimizi tanıtma adına Müslüman-Türk’e yakışır hizmetler yapılıyor Can Ada’nın şehirlerinde...

Almanya’daki gibi kayıp nesillerin yaşanmaması adına çok önemsiyorum tüm cemaatlerin verdiği hizmetleri...
İnşallah zaman beni haklı çıkarır….