DÜNYA

Londra ve Brüksel hattında yeni Brexit tartışması

İngiltere'yi Avrupa Birliği’nden ayıran Brexit’in 6. Yıldönümünde, Başbakan Keir Starmer’ın “AB Tek Pazar” açılımı yeni bir tartışma başlattı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Pekin’de yaptığı ve Avrupa Birliği tek pazarıyla “daha derin uyum” arayışına işaret eden açıklamaları, yalnızca Londra’da değil Brüksel’de de dikkatle takip ediliyor. Brexit sonrası dönemin en net yakınlaşma mesajlarından biri olarak görülen bu çıkış, iki taraf için de yeni fırsatlar kadar siyasi riskler barındırıyor.

Brüksel Cephesi: Temkinli Açıklık

Avrupa Birliği kurumları, Starmer’ın açıklamalarına doğrudan ve coşkulu bir yanıt vermekten kaçınıyor. AB kaynakları, İngiltere ile ilişkilerin “daha yapıcı bir zemine” oturmasından memnuniyet duyulduğunu vurgularken, tek pazarın “seçmece” şekilde kullanılamayacağı ilkesini hatırlatıyor.

Brüksel açısından temel mesele, İngiltere’nin hangi alanlarda ve ne ölçüde uyum sağlamaya hazır olduğu. AB yetkilileri, tek pazara daha derin erişimin;

  • ortak kurallara bağlılık,
  • rekabet ve devlet yardımları denetimi,
  • Avrupa Adalet Divanı kararlarının dolaylı da olsa kabulü

gibi başlıklarda tavizler gerektireceğini dile getiriyor. Bu nedenle Starmer’ın “ulusal çıkarlar” vurgusu, Brüksel’de “somut taahhütler” beklentisini de beraberinde getiriyor.

Öte yandan, özellikle gıda güvenliği, sanayi standartları ve enerji gibi alanlarda kademeli bir uyumun mümkün olabileceği değerlendiriliyor. AB için İngiltere ile daha yakın ekonomik bağlar, jeopolitik belirsizliklerin arttığı bir dönemde stratejik bir kazanım olarak da görülüyor.

Londra’da Siyasi Fay Hatları

Starmer’ın açıklamaları İngiltere iç siyasetinde ise net bir ayrışma meydana getirdi. İşçi Partisi yönetimi, bu yaklaşımı “Brexit’in yarattığı ekonomik hasarı onarma” girişimi olarak sunarken, Muhafazakâr Parti ve Brexit yanlısı çevreler sert tepki gösteriyor.

Muhalefetteki muhafazakâr kanat, tek pazara daha derin uyumun “arka kapıdan AB üyeliği” anlamına gelebileceğini savunuyor. Özellikle egemenlik, göç ve ulusal karar alma mekanizmaları üzerinden eleştiriler yoğunlaşıyor. Starmer’ın serbest dolaşımın geri gelmeyeceğini vurgulaması ise bu eleştirileri şimdilik yumuşatmaya yetmiş değil.

Buna karşın iş dünyası ve sendikaların önemli bir bölümü, AB ile uyumun ihracatı artıracağı ve yatırım ortamını rahatlatacağı görüşünde. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, Brexit sonrası artan bürokrasinin hafifletilmesini talep ediyor.

Yeni Bir Brexit Tartışması mı?

Siyasi analistlere göre Starmer’ın çıkışı, Brexit’in kendisini değil ama Brexit’in uygulama biçimini yeniden tartışmaya açıyor. Kamuoyunda AB üyeliğine dönüş için güçlü bir talep bulunmasa da, ekonomik ilişkilerin yeniden yapılandırılmasına dair destek giderek artıyor.

Bu tablo, önümüzdeki dönemde İngiltere siyasetinde “tam kopuş” ile “pragmatik yakınlaşma” arasındaki çizginin daha sık tartışılacağını gösteriyor. Brüksel ile yapılacak her yeni temas, Starmer hükümeti için hem diplomatik bir sınav hem de iç politikada riskli bir denge oyunu anlamına geliyor.