İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaşın perde arkasını, İsrail ordusu ve istihbarat teşkilatında görev yapmış kişilerin anlatımları üzerinden inceleyen “NAZA”, sinema dünyasının en çok konuşulan belgesellerinden birine dönüştü.
İsrailli yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor tarafından çekilen 80 dakikalık belgesel, 83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin ana yarışmasında gösterildi ve 12 Eylül’de Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.
Film, Venedik’teki galasında uzun süre ayakta alkışlanırken, ödülün hemen ardından İsrail hükümetinden yönetmenleri hedef alan son derece sert açıklamalar geldi.
İsrailli Bakan: Vatandaşlıklarını ellerinden alacağım
Tartışmanın merkezindeki isim İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar oldu.
Zohar, Yuval Abraham ve Rachel Szor’u ülkelerine zarar vermekle suçladı ve yaptıklarının “devlete ihanet” anlamına geldiğini savundu.
Bakan, iki yönetmenin İsrail vatandaşlıklarının iptal edilmesi için harekete geçeceğini açıkladı.
Zohar’ın tepkisiyle başlayan siyasi tartışmaya Başbakan Benjamin Netanyahu ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir dahil olmak üzere başka İsrailli yetkililer de katıldı. İsrail ordusu ise belgeselde ortaya konulan iddiaları reddederek bunların yanıltıcı olduğunu savundu.
Tartışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, filme yönelik en sert siyasi eleştirilerin bazılarının NAZA’yı henüz izlememiş kişilerden gelmesi oldu. Filmin yapımcılarından The Guardian da 14 Eylül’de yayımladığı açıklamada bu noktaya dikkat çekerek yönetmenleri ve gazetecilik çalışmalarını savundu.
24 İsrailli asker ve istihbarat görevlisi konuştu
NAZA’yı benzer Gazze belgesellerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, anlatımının önemli bölümünü İsrail askeri sisteminin içinden gelen tanıklıklar üzerine kurması.
Abraham ve Szor, yaklaşık üç yıl süren çalışma sırasında 24 İsrailli asker, istihbarat görevlisi ve subayla görüştü.
Güvenlik gerekçesiyle kimlikleri gizlenen tanıklar, Gazze'deki hedeflerin nasıl belirlendiğini, istihbaratın nasıl işlendiğini ve saldırılarda beklenen sivil kayıpların nasıl hesaplandığını anlatıyor.
Çekimlerin önemli bölümü gece saatlerinde Tel Aviv’deki çatılarda gerçekleştirildi.
Belgeselin adı “NAZA” da İsrail istihbaratında hava saldırılarında beklenen sivil kayıp sayısını ifade etmek amacıyla kullanılan bir askeri kısaltmadan geliyor.
Yapay zekâ ile hedef belirleme sistemi de filmde
Belgeselin en çarpıcı bölümlerinden biri, İsrail ordusunun Gazze’de hedef belirleme sürecinde kullandığı ileri sürülen yapay zekâ destekli sistemlere ilişkin tanıklıklar.
Filmde konuşan askeri ve istihbarat kaynakları, “Lavender” adı verilen sistem dahil olmak üzere teknolojik araçların Filistinlilerin izlenmesi ve hedeflerin belirlenmesinde nasıl kullanıldığını anlatıyor.
NAZA yalnızca tanıklıklara dayanmıyor. Film, 2023-2025 yılları arasında +972 Magazine, Local Call ve The Guardian tarafından yayımlanan araştırmalar, belgeler ve verilerden de yararlanıyor.
İsrail ordusu ise filmin askeri operasyonları sunuş biçimine itiraz ediyor ve iddiaların İsrail ordusunun hedefleme prosedürlerini yanlış yansıttığını savunuyor.
“İsraillilerin bu filmi izlemesi önemli”
Yuval Abraham, Venedik’te ödülü alırken yaptığı konuşmada belgeselin özellikle İsrail kamuoyuna ulaşmasını istediğini söyledi.
Abraham, Gazze’de yaşananların Filistinli gazeteciler tarafından savaşın başından itibaren belgelendiğini vurguladı ve bu gerçeklerin inkâr edilmesinin yaşananların devamına katkıda bulunduğunu savundu.
Yönetmen, bu nedenle İsraillilerin filmi izlemesini özellikle önemli gördüğünü söyledi.
Abraham ve Szor, filmin yapım gerekçesini de İsrailliler olarak kendi devletlerinin Gazze’deki askeri sistemini araştırma sorumluluğu hissetmeleri şeklinde açıklıyor.
“No Other Land” ile Oscar kazanmışlardı
Yuval Abraham ve Rachel Szor uluslararası sinema dünyasının yakından tanıdığı iki isim.
İkili, Filistinli yönetmenler Basel Adra ve Hamdan Ballal ile birlikte Batı Şeria’daki Masafer Yatta bölgesinde Filistinlilerin yaşadıklarını konu alan “No Other Land” belgeselinin dört yönetmeninden ikisiydi.
Film, Berlin Film Festivali’ndeki başarısının ardından 2025 Oscar Ödülleri’nde En İyi Belgesel Film ödülünü kazanmıştı.
Yuval Abraham aynı zamanda İsrailli-Filistinli bağımsız haber kuruluşu +972 Magazine ve onun İbranice yayın organı Local Call için çalışan araştırmacı gazeteci. Rachel Szor ise görüntü yönetmenliği, kurgu ve yönetmenlik alanlarında çalışıyor.
Sinema dünyasından yönetmenlere destek
Vatandaşlıktan çıkarma tehdidi uluslararası sinema çevrelerinde de tepki yarattı.
15 Eylül itibarıyla sinema sektöründen isimler ve kuruluşlar Abraham ile Szor’a destek açıklamaları yaparken, İsrail içinde de sinemacıların yönetmenlere destek amacıyla harekete geçtiği bildiriliyor. Tartışma giderek filmin içeriğinin ötesine geçerek sanat özgürlüğü, gazetecilik, siyasi muhalefet ve vatandaşlık hakları meselesine dönüşüyor.
The Guardian ise filme yönelik saldırılara karşı yönetmenlerin yanında duracağını açıkladı. Gazete, NAZA’nın üç yılı aşkın araştırmacı gazetecilik çalışmasının ürünü olduğunu ve filmdeki gizli kaynaklardan alınan ifadelerin doğrulama süreçlerinden geçirildiğini belirtti.
NAZA tartışması artık filmin sınırlarını aştı
Venedik’te ödülle başlayan süreç, birkaç gün içinde İsrail’de ifade özgürlüğünün sınırlarının tartışıldığı siyasi bir krize dönüştü.
Bir tarafta İsrail hükümetinden filmin ülkeye zarar verdiğini, ordunun faaliyetlerini çarpıttığını ve İsrail karşıtlığını beslediğini savunan açıklamalar geliyor. Diğer tarafta yönetmenler, yapımcılar ve destekçileri, bir ülkenin kendi vatandaşlarının devletin ve ordunun eylemlerini araştırmasının ve eleştirmesinin demokratik toplumun temel unsurlarından olduğunu savunuyor.
NAZA’nın bundan sonraki gösterimleri bu nedenle yalnızca sinema açısından değil, İsrail’de Gazze savaşı hakkındaki eleştirel seslere ne ölçüde alan tanınacağı tartışması bakımından da yakından izlenecek.