DÜNYA

Andy Burnham İşçi Partisi’nin Yeni Umudu mu?

Keir Starmer’ın istifasıyla başlayan liderlik yarışında en güçlü isim olarak öne çıkan Andy Burnham,İşçi Partisi’nin yönünü yeniden kuzeye çevirmeye hazırlanıyor.

Keir Starmer’ın beklenmedik istifasının ardından gözler İşçi Partisi’nin yeni liderine çevrildi. Parti kulislerinde adı en sık telaffuz edilen isim ise Andy Burnham.

Uzun süredir Westminster siyasetinin dışında kalan Burnham, Greater Manchester Belediye Başkanlığı görevinde elde ettiği yüksek kamuoyu desteği sayesinde zaten ulusal siyasetin en etkili figürlerinden biri haline gelmişti. Ancak liderlik yarışına katılabilmesi için gerekli olan milletvekilliği engeli, Makerfield ara seçimini kazanmasıyla ortadan kalktı.

Josh Simons’ın istifası nedeniyle yapılan ara seçim, Burnham için yalnızca parlamentoya dönüş anlamına gelmedi; aynı zamanda başbakanlık yolunda kritik bir sıçrama tahtasına dönüştü.

Liverpool’dan Westminster’a Uzanan Yol

1970 yılında Liverpool’da dünyaya gelen Burnham’ın hikâyesi, İngiliz siyasetindeki klasik elit rotaların dışında şekillendi.

Mühendis bir baba ve sağlık sektöründe çalışan bir annenin oğlu olarak büyüyen Burnham, genç yaşta ekonomik eşitsizliklerin etkisini yakından gördü. Siyasete ilgisinin dönüm noktalarından biri ise 1980’lerin işsizlik krizini anlatan BBC yapımı Boys from the Blackstuff dizisi oldu.

Henüz 14 yaşındayken izlediği bu yapımın, onu İşçi Partisi değerlerine yaklaştırdığını yıllar sonra kendisi de dile getirecekti.

Everton taraftarı olan Burnham, gençliğinde sporla iç içe bir yaşam sürerken krikete olan ilgisiyle de tanındı. Ailesinde üniversiteye giden ilk kuşağın temsilcisi olarak Cambridge Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı.

Ancak bu başarı hikâyesinin ardında bir yabancılık hissi vardı.

Cambridge’de Bir “Kuzeyli”

Burnham, daha sonra kaleme aldığı anılarında Cambridge yıllarını kariyerindeki en karmaşık dönemlerden biri olarak anlattı.

Üniversitede kendisini çoğu zaman “ait değilmiş gibi” hissettiğini yazan siyasetçi, sınıfsal ve kültürel farklılıkların farkına burada daha güçlü vardığını ifade etti.

Tam da bu nedenle kimliğini İngiltere’nin kuzeyiyle, özellikle de Manchester’ın müzik, futbol ve işçi sınıfı kültürüyle kurduğunu söylüyor.

Bu aidiyet duygusu, ilerleyen yıllarda siyasi markasının temel unsurlarından biri haline gelecekti.

“Kuzeyin Kralı” Lakabının Doğuşu

Burnham’ın ulusal ölçekte popülerleşmesi, Westminster’daki bakanlık görevlerinden çok Greater Manchester Belediye Başkanlığı döneminde gerçekleşti.

2017’de göreve geldikten sonra ulaşım, sosyal konut, evsizlik ve yerel yönetim yetkileri konusunda merkezi hükümetlere karşı sert bir mücadele yürüttü.

Özellikle Covid-19 döneminde Londra hükümetiyle yaşadığı bütçe ve destek tartışmaları, onu kuzey şehirlerinin sesi haline getirdi.

Bu süreçte yalnızca İşçi Partisi seçmenlerinden değil, parti sınırlarının ötesinden de destek topladı. Medyada giderek daha sık kullanılan “Kuzeyin Kralı” lakabı da bu dönemde yaygınlaştı.

Burnham, birçok seçmenin gözünde Londra merkezli siyasete karşı bölgesel dengeyi savunan güçlü bir figüre dönüştü.

İşçi Partisi’nin Aradığı İsim mi?

Starmer sonrası dönemde İşçi Partisi’nin karşı karşıya olduğu temel soru, partinin nasıl bir siyasi yön izleyeceği.

Burnham’ın avantajı, hem geleneksel işçi sınıfı seçmenleriyle hem de şehirli merkez seçmenlerle konuşabilen nadir isimlerden biri olması. Parti içindeki farklı kanatlarla ilişki kurabilmesi de onu liderlik yarışında güçlü kılıyor.

Ayrıca yıllardır ulusal siyasetin dışında kalmasına rağmen kamuoyundaki görünürlüğünü koruması, rakiplerine karşı önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.

Destekçilerine göre Burnham, İşçi Partisi’ni yeniden köklerine bağlayabilecek bir lider. Eleştirmenleri ise yerel yönetim başarısının ulusal ölçekte aynı etkiyi yaratıp yaratamayacağının belirsiz olduğunu savunuyor.

Downing Street’e Giden Yol

Andy Burnham’ın siyasi kariyeri uzun süredir bir geri dönüş hikâyesi olarak okunuyor.

Bir dönem İşçi Partisi liderliğini kazanamayan, Westminster’dan ayrılarak yerel yönetime yönelen siyasetçi, şimdi yeniden ulusal siyasetin merkezinde bulunuyor.

Makerfield zaferiyle parlamentoya dönüşünü tamamlayan Burnham, artık yalnızca liderlik yarışının favorisi değil; aynı zamanda İngiltere’nin bir sonraki başbakanı olma ihtimali en güçlü isimlerden biri olarak görülüyor.

Liverpool’da işçi sınıfı bir ailede başlayan yolculuk, şimdi onu Downing Street’in kapısına kadar taşımış durumda. Önümüzdeki süreç, “Kuzeyin Kralı”nın bu uzun yürüyüşü başbakanlıkla taçlandırıp taçlandıramayacağını gösterecek.