Silahların ateş alacağı varsa alır, herkesin tribündeki yerini alıp almadığına bakmaz.

Tam teçhizatlı savaş medyası, sınır bölgesine intikalini tamamlamak üzere.
Uluslararası ilgi de yok denemeyecek kadar çok.
BM Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın geliş-gidişine refakat edenler dışında, yabancı gazetecilerden bölgeye gelip gitmeyenler var.
Gerçi, halihazırdaki gerilim ortamının doğal tantanasına nazaran küçük sayılabilecek bir medya ordusu yığılmış sınıra.
Yine biliyoruz ki patlayacak savaş da cepheye geciken muhabirleri beklemez.
Silahların ateş alacağı varsa alır, herkesin tribündeki yerini alıp almadığına bakmaz.
Ve fakat, vakitlice gelip konuşlanmış savaş muhabirlerinin, mevcut şartlar müsait olduğu halde, sınır boylarımızda aşırı gürültü çıkarmadan dolaşmaları manidar değil mi?
Muhtemel bir savaş cephesinin gerisinde, görece uslu uslu bekleşiyorlar.
Türkiye medyasından imkânı elverenlerin hemen hepsi eksiksiz orada.
Dünya medyasından kim var, kim yok diye merak edip soruşturdum.
Sıcak bölgede tespit ettiklerim şunlar:
İngiliz BBC televizyonu, Katarlı El Cezire televizyonu, Amerikan CNN televizyonu, Fransa devlet televizyonu ve radyosu, Almanya’nın ARD’si, Press TV, Çin’in CCTV’si ve Çin devlet ajansı ile AFP, AP ve Reuters gibi önemli haber ajansları.
Küresel medya, potansiyel çatışma hattına yığınak yapıyor, ateş başlamadan tedbir almaya yöneliyor.
Demek ki savaş ihtimalini düşük görmüyor, hatta ‘eli kulağında’ varsayımıyla hazırlıklarını ikmal ediyorlar.
Fakat Türkiye-Suriye sınırında nefesler tutulmuşken, tansiyon had safhaya fırlamışken, taraflar burnundan soluyorken, Annan Planı’nın verdiği mühlet gözümüzün önünde doluyorken, son saatlere doğru kalpler güm güm atıyorken, geri sayım başlamışken bu sakinlik dikkat çekici gelmiyor mu size de?
Çoktan hazırlık durumlarını gözden geçirip eksiklerini gidermiş, savaş mıntıkasında mevzilenip sipere yatmış gibiler.
Ama avazları çıktığı kadar bağırıp çağırarak savaşın yaklaştığını haber vermiyorlar.
Bütün dünyanın gözü kulağı onlarda. Ama savaş muhabirleri, yaylana yaylana ıslık çalıyor neredeyse, çığırtkanlık yapmıyorlar.
Bir gariplik var havada; ya sesleri kısıldı yahut bütün tahkimatına rağmen dünya medyası, gerçekte savaş mavaş beklemiyor.
Veya biz görmeyeli bir sükûnet, bir ağırbaşlılık, bir sağduyu geldi bunlara.
Aklıselimle düşünüp sorumlu yayıncılık yapıyorlar da ondan kışkırtıcı sesler yükselmiyor.
Heyecana kapılıp kendiliğinden savaş borusunu öttürmüyor, alışılmadık biçimde ortalığı velveleye vermiyorlar.
Hazır olmasına hazır ve nazır da, bu medya ordusu harbe istekli görünmüyor pek.
Durum ciddi elbette; teyakkuzda yarar var, her an her şey olabilir, maazallah bir kaza kurşunu bile daha büyük felaketlere kapı aralayabilir.
Ancak ne olursa olsun, dünya kamuoyunca baştan satın alınmış bir savaş senaryosunu konuşmadığımız kesin. Galeyana gelmek için hâlâ erken.


Radikal