Kıbrıs Türk Orta Eğitim Sendikası Başkanı (KTOEÖS) Tahir Gökçebel’in ağzından çıkanlar, kavgada söylenmez cinsinden

İlahiyat Koleji adı altında “geleceğin canlı bombalarının” yetiştiğini savunuyor, Orta Öğretimin başındaki kişi.

İnanılır, akıl alır gibi değil söyledikleri. Hangi akla, hangi ülküye hizmet ettiğini anlamak aklı aşıyor.

Sendikacılığa yeni bir anlam yükleyen, eğitim sisteminin yerlerde sürünmesine sebep olan, nefret, tarafgirlik/ ötekileştirme konusundaki iddia ve enerjilerini, eğitim seviyesini ileri taşımak için kullanmayı reddeden bir ekolün temsilcisi söylüyor bunu.

KKTC devlet okulları neden üniversite sınavlarında Şırnak’ın dahi gerisinde, okullarda uyuşturucu nasıl ve niye artıyor, gençlerimiz neden yozlaşıyor diye araştırıp çözüm önerileri getirmek yerine, islamofobiyi kullanarak kendine pay çıkarmaya çalışıyor.

Şimdi ben çıkıp kendisine “dinsiz, kimliksiz, hibrit, KKTC/Türkiye düşmanı, devşirme” demiş olsam bu kişinin bana dava açması muhtemel ve hak ise islamofobinin tavan yaptığı, canlı bombaların dünyayı kana buladığı bir ortamda, tüm ilahiyat koleji öğrencilerini müstakbel terörist ilan etmesinin de yasada okkalı bir karşılığı olacağı çok açık.

Eminim ki kendisi de bir kişiye terörist demenin, bir okula terörist yetiştiriyor demenin anlamını ve bu çocukların hedefe oturtulmasının bu dönemde nasıl bir nefret politikası yaratacağını biliyor;

Bu çocukların psikolojisini ne hale getirdiğinin de…

Bir türlü benimseyemedikleri ülkelerindeki “hesapsorulmaz.com” adresinin kendilerine verdiği hak ve yetkiye dayanarak atıp tutan ve kimsenin çıkıp da “senin görevin nedir, yaptığın budur” dememesinden ötürü, sendikacılığı horozlanma sanan bu kişiler bu kez baltayı taşa vurmuş durumda. Toplumu ayakta tutan tuğlalara yerleştirdikleri dinamitleri çaktırmadan teker teker patlatan bu kişilerin –yanlarındakilerden de destek alarak- dillerinin ayarını kaçırmalarının toplumda çok büyük infial yarattığını söylemeye gerek yok.

Kontrol paneli başkasında olan sendikacılık anlayışıyla eğitimi dizayn etme hevesine soyunanların maskesini düşüren bu ifşaatın ardından, tüm İlahiyat mezunları ve öğrencilerinin, kendilerini hedef gösteren bu yaklaşıma sessiz kalmayarak hukuki yollara başvuracağını düşünmekteyim.

 ***

Şimdi gelelim İlahiyat okullarına/kolejlerine…

Oradan yetişenlerin canlı bomba olmaya azmettirildikleri iddiası boş bir ezber değil, bilinçli bir iftira, ötekileştirme ve hedef göstermedir.

Zira “Değer” temelli bu okullara talep gün geçtikçe artıyor. KKTC’deki Hala Sultan İlahiyat Koleji o yüzden sınırlı sayıda öğrenci alabiliyor.

Ayrıca bu okullarda molla yetiştirilmiyor, diğer okullardaki müfredata göre eğitim alıyor bu çocuklar. Beşeri bilimlerin, teknolojinin öğretildiği okullarda fazladan Arapça, Tefsir, İslam Medeniyeti gibi dersler var.

Özetle, İmam Hatip Liselerine karşı olanlar, “terörün öğretildiği” iddiasından ötürü karşı olsalardı, öyle olmadığı gösterilir mesele çözülürdü ancak şunu biliyoruz ki, bu ağır ithamların sebebi bu okulların eğitim ve öğretim özellikleridir. Çocuklarını bu okullara göndererek, inançlarına uygun bir eğitim ve öğretim alarak yetişmesini arzu edenlerin bir şikayetleri olmadığı gibi, toplumun da İmam Hatip’lilerden bir şikayeti yok. Ve en mühimi, kimsenin Güney’e veya başka ülkeye giderek eğitim alan çocuklara laf etme hakkı olmadığı gibi, bunların da İlahiyat Kolejine, İmam Hatiplere giden çocuklara laf etme hakkı yok.