Yerel seçimlere doğru aylar sayılırken bütün partilerde olduğu gibi BDP’de de kazanlar kaynamaya başladı. BDP’yi anlayabilmek için önce onu alıp bir labaratura koymak ve bütün parametrelerini tek tek analiz etmek gerekir.


Çünkü BDP hiçbir partiye benzemez. Çok başlıklı, çok eşli başkanlı ve çok farklı dokular olduğu gibi partinin karar merkezleri de çok farklı yerlerdedir.


BDP Lideri veya MYK’sı diğer partiler gibi çok rahatça karar verme, politika belirleme, ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre proje üretme, kararlarını uygulama ve hayata geçirme adına bir yetkileri yoktur. Hal böyle olunca ahtapotun kolları gibi ucu her yere uzanan ve karmakarışık olan bir görüntüyü topluma empoze ediyor.


Yani BDP’nin işi çok ama çok zor…


İşte bu zorluktan ötürüdür ki seçim öncesi sancılar yaşanıyor ve kazanlar kaynıyor.


Hiç unutmam; Halepçe katliamından kaçan Peşmergeler bizim köye de gelmişlerdi. Köylüler onlara tarlada, bahçede vs iş veriyor ve olabildiğince yardımcı oluyorlardı. En büyük ve özürlü abimin ektiği tütünü günlük yevmiye karşılığında biçen iki Peşmerge vardı. Bir akşamüstü abim rahmetli anneme “ana; iki Peşmerge’ye bir yevmiye versem olur mu?”diye sorunca hepimiz gülmüştük.


Rahmetli annemde Nasrettin hoca gibi espri bir üslupla abimin sorusuna soruyla karşılık verdi.


“Ula benamus” dedi. “İki kocaya bir karı olur mu?” diye tepki gösterdi.


İşte BDP’nin durumu da budur. BDP’de çok koca, çok baş, çok başkan ve çokta efendiler vardır. Öcalan bir yandan, KCK, Avrupa kolu diğer yandan, Kandil öte yandan, BDP Lideri beriki yandan, Milletvekilleri yandan çarklıdan ve Belediye Başkanları da ayrı telden çalıp duruyorlar.


Bu çok karmaşık yapıdan dolayı ne Kürt sorunu çözülüyor, ne Türkiye sorunu çözülüyor, ne toplumsal barış sağlanıyor ve ne de Kürtler net bir duruş sergileyebiliyor.


BDP’li Kürtler kadar, PKK, KCK, BDP Milletvekilleri ve Belediye Başkanlarının da kafaları çok karışık. İşte en son BDP Lider Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak istemesiyle kopan fırtına, KCK ve PKK’nin karşı durması, yaşanan iç çekişmeler ve Avrupa kanadının baskısıyla Demirtaş istifa noktasına geldi.


Ve Demirtaş; Salı günü Mecliste yapacağı grup toplantısını iptal ederek Diyarbakır’a gitti ve orada basın açıklamasını yapmak zorunda kaldı.


BDP çevrelerinden aldığım bilgilere göre; KCK ve PKK Demirtaş’a Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için kırmızı kartı göstermiştir. Ve başkanlıktan istifa etmesini istemişlerdir. Ancak seçimlerde bir başarısızlık yaşanmasın diye Demirtaş’ın istifasının ertelenmesine, seçimden sonraya bırakılmasına karar verilmiştir.


Seçimlerden sonra BDP’de yapılacak Olağanüstü kongrede BDP Grup Başkan Vekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in BDP’nin başına getirilmesi, kararlaştırıldığı da söylenmektedir.


Ayrıca Demokratik Toplum Kongresinin (DTK) de bu yönde olumlu görüş bildirdiği ve Demirtaş’a kırmızı kart gösterdiği de söylenen dedikodular arasındadır.


DTK’nın; Öcalan’ın talimatıyla kurulan etkin bir kuruluş olduğunu da unutmamak lazımdır.


BDP’nin Batı’da HDK, bölgede BDP tabelasıyla seçime girmesi de ayrıca bir handikap ve karışıklık oluşturacağı ve partiye oy kaybettireceği de belirtilmektedir.


Bununla birlikte Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığına kadın adayın gösterilmesi fikride partiyi ikiye bölmüş durumdadır.


Bir önceki seçimlerde temayül yoklamalarında birinci çıkan ancak Öcalan’ın isteğiyle aday gösterilmeyen, KCK davasından tutuklanıp serbest bırakılan Yenişehir Belediyesi eski Başkanı Fırat Anlı’nın da aday olduğu ve tabanın Anlı’yı istediği dillendirilmektedir.


BDP tabanı tarafından çok esnek ve barışsever olduğu iddia edilen Fırat Anlı’yı yakında tanıyan biri olarak tam tersine Anlı’nın; PKK’ye çok sıkıca bağlı olduğu, şiddeti hiçte dışlamadığı gibi, ülkenin birlik ve bütünlüğünden yana olan biri olduğuna da asla inanmam.


Ayrıca Anlı’nın; Diyarbakır Büyükşehir’i yönetecek, ayrımsız olarak bütün Diyarbakır halkına hizmet edecek ve Diyarbakır’ın medeni şehirlerarasında yer almasını sağlayacak kapasiteye sahip biri olduğuna da kesinlikle inanmıyorum.


Kuşkusuz ben BDP’nin göstereceği veya karşı çıkacağı adaylarına karşıma hakkına sahip değilim ancak bir Diyarbakır’lı olarak Fırat Anlı’nın; daha çok örgütün benimsediği şiddet kültürünü benimseyen, içselleştiren biri olarak Diyarbakır halkına çok bir şey vereceğine de inanmıyorum.


Fırat Anlı’yla ilgili kanaatlerimi “Diyarbakır’da Aşk, Savaş ve Siyaset” adlı kitabımda yer alan “Bakan, Başkan ve Vekil Skandalı” adlı bölümde genişçe yer vermiştim. 2006 yılında çıkan bu iki ciltlik kitabımda Anlı’yı ve Öcalan’ı eleştirdiğim için kısa bir süreliğine kitaba satış ambargosunu koyulduğunu da ayrıca hatırlatmak isterim.


Dolaysıyla BDP’nin politika ve siyaset ipi; Öcalan’ın, KCK’nin, Kandil’in ve Avrupa Kanadının elinde olduğu sürece ne Kürt sorunu çözülür, ne bölgede Belediyecilik anlamında uygar ve medeni yaşam egemen olur ve nede istikrar hakim olur. Bütün partilerin arpalık gözüyle baktığı Belediyelerden çok nemalanan kesimler bölgede barışın ve istikrarın gelmesini asla istemiyorlar.


Kimsenin de derdi Kürt sorunu falan da değil sadece ama sadece rant ve çıkardır…