Yeni anayasa ve laiklik

Yeni anayasa hazırlanırken en çok yoracak konulardan birinin; daha doğrusu en çok yoracak iki konudan birinin \"laiklik\" kavramı ve bunun sınırları olacağını en başından beri dile getirmekteyim.

Aslında ülkemizde aşırı sağdaki çok ufak bir azınlık dışında; özgürlükçü bir laikliğe pek karşı çıkan olacağını sanmıyorum. Fakat öyle bir laiklik tanımının ardına sığınmış ve tartışma dışı tutmuşuz ki; laikliğe karşı olmayacak olan kimi çevreler de bu tanıma karşı çıkıyorlar.

Son söyleyeceğimi şimdiden söyleyerek konunun ayrıntılarına gireyim. Laiklik; öyle kısaca \"din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması\" demek değildir.

Laik bir toplumda; din ve devlet işleri elbette birbirine karıştırılmayacaktır ama laiklik \"bir toplumda yönetenlerin yönetme yetkisini din dışı bir kaynaktan almaları\" demektir. Yani bir toplumda yönetenler; şu veya bu din ya da inanç adına yönetiyor, yetkiyi bu dinden veya inançtan alıyorlarsa; orada laiklikten söz edemeyiz.
İdeal olan bu yönetme yetkisinin demokratik bir biçimde halktan alınmasıdır ama maalesef bu da her zaman gerçekleşmemektedir.

Şimdi laiklikle karıştırılan kavramları tek tek ele alalım.

Hoşgörü (tolerans)

Hoşgörü; bir insanın kendinden farklı inançları, görüşleri, yaşam tarzı vb. olan insanlara karşı sevecen bir tahammül göstermesidir. Yani hoşgörü \"katlanmak\" demektir. Ama öyle \"lanet olsun\" gibisinden değil; sevgiyle ve saygıyla...

Bu konularda kalem oynatan kimi arkadaşlar hoşgörü kavramından pek hoşlanmazlar olumsuz anlam yüklerler. \"Sen kim oluyorsun ki bana hoşgörü gösteriyorsun\" derler. Gereksiz bir duygusallık...

Hiç kuşkusuz laik bir toplumda; insanların birbirine karşı hoşgörülü olmaları gerekir. Ancak buna bakarak; hoşgörünün tek başına laiklik demek olduğunu sanmak yanlıştır...

Din ve vicdan hürriyeti

Hoşgörü \"subjektif\" bir kavramdır. İnsanların kendi kanaat ve anlayışlarına bağlıdır. \"Ben hoşgörülüyüm. Zira öyle düşünüyorum ve öyle olmasını istiyorum...\"

Din ve vicdan hürriyeti \"objektif\" (nesnel) bir kavramdır. Bir insan farklı düşüncelere ya da yaşam tarzına karşı hoşgörülü olmasa bile eğer yaşadığı toplumda farklılıklar yasalarla güvence altına alınmışsa, o toplumda din ve vicdan hürriyeti vardır.

Laik bir toplumda elbette din ve vicdan özgürlüğü olacaktır. Fakat din ve vicdan hürriyeti tek başına laiklik değildir. Tarih boyunca (ve hatta günümüzde) öyle devletler görürüz ki; tam anlamıyla din ve vicdan hürriyeti olmasına karşın laik değillerdir. Bunun en tipik örneği Osmanlı İmparatorluğu\'dur.

Zaten Osmanlı İmparatorluğu\'nun bu hoşgörüsünü ve Alevilik hariç din ve vicdan özgürlüğünü dikkate alan kimi yazarlarımız Osmanlı İmparatorluğu\'nu laik bir devlet olarak ilan ederler ki; bu doğru değildir.

Sekülarizm

Sekülarizm laiklikle en çok karıştırılan kavramdır. Zira başta İngilizce ve Almanca olmak üzere Anglosakson dillerinin tümünde laiklik ve sekülarizm aynı anlamda kullanılır. Oysaki sekülarizmin karşılığı laiklik değil; Niyazi Berkes hocamızın Türkçe\'ye kazandırdığı gibi \"çağdaşlıktır.\"

Zaten köken olarak da laiklik ve sekülarizm birbirinden çok farklı kökenlerden gelirler. Laiklik eski Yunanca\'dan gelen bir kavramdır ve \"din insanı olmayanları\" betimleyen \"laikos\" kavramından gelir. Buna karşılık sekülarizm; Roma İmparatorluğu zamanından kalan Latince bir sözcüktür ve \"zamana ait\" demektir. Yani rahmetli Berkes\'in \"çağdaşlaşma\" olarak Türkçe\'ye kazandırması çok uygun olmuştur. Konuyu günümüz açısından değerlendirirsek; \"çağdaş bir toplum\" ekonomik ve siyasal sorunlarını önemli ölçüde çözmüş bir toplum demektir. Yani (hangi din olursa olsun) \"din ve devlet arasındaki kavga\" sona ermiştir. Bu durumda devletin yeri de bellidir, dinin yeri de...

Laik toplumlarda ise din kurumundan devlete tehditler açık ya da gizli olarak sürmektedir. Ve bu nedenle devlet din kurumunu denetlemek durumundadır. (Bizdeki Diyanet İşleri Başkanlığı\'nı bu bakış açısı altında değerlendirmek gerekir.)

Sonuç

Eğer laikliği yazımın başında ele aldığım biçimde tanımlarsak pek sorun kalmaz. Farklı inanç ve düşüncedeki insanlar laiklik çerçevesinde kaynaşabilirler...

BUGÜN