Yayıncıların Korktuğu Roman: Bulgaristan Operasyonu

Ayzere hanım cep telefonunu açtı

-Alo

-Ben Sofyalı berberiniz Ali Deliçavuş, çiftlikten çıktınız mı?

-Çıktık Ali Aga

-Zırdeliler mangası sizi almaya geliyor! Dayanın! Pernik’e kadar son sürat ilerleyin! Pernik’te batı çıkışında buluşacaksınız! Pernik’ten Eğri Palanka’ya (Kriva Palanka) helikopterle gideceksiniz! Ama şimdi postu deldirmeden Pernik’e ilerleyin ve rehineleri şimdilik bırakmayın!

-Tamam berber Ali Aga! Zırdelilerden kayıp yok inşallah!

-Hayır Ayzere hanım! Kayıp değil, rehine ve misafir onlar da getirebilir! Siz kendinize bakın! Sakın postu deldirmeyin! Bulgar pasaportlarınızı yakmayı unutmayın! Cep telefonlarınızı da atın!

Ayzere pasaportunu çıkardı ve cep telefonunu da kapatıp Sakıp Bey’e verdi.

Sakıp Bey cebinden çakmağını çıkartıp pasaportu ve cep telefonunun sim kartını yaktı, arabanın camından dışarı attı. Kendi cep telefonuna ve pasaportlarına Kosto el koymuştu

Berber Ali Deliçavuş’un son konuşması oldu! Bulgar polisi berbere baskın yaptığı anda elindeki makasla önündeki ilk polise saldırdı ve arka cebinden de tabanca çıkartıyormuş gibi yaptı ve polis onu kalbinden vurdu! Ali polise kendisini özellikle vurdurttu. Çünkü Bulgar polisinin işkencelerine dayanamayacak kadar yaşlıydı ve zaten ilik kanseriydi. Ama son görevini de başarı ile tamamlamıştı. Ali yere yığılırken kıdemli polis şefi Ali’yi vuran çömez polise bir tokat attı ve Ona

-Ne yaptın sersem salak! Biz şimdi kimden bilgi alacağız!

Ali yere yığılırken üstünü aradılar, üstünde hiçbir belge yoktu ama beline bir Türk bayrağı sardığını gördüler!

Sakıp Bey papyonlu adama kim olduğunu sordu. Adam başbakan yardımcısı olduğunu söyledi. Generalin genelkurmay başkanı yardımcısı olduğunu zaten biliyordu. Eski bir asker olduğu için bir çok ülkenin komuta kademesindeki askerleri tanıyordu. Sonra birden Ayzere hanıma öfkeli bir sesle söylendi

-Kosto’yu neden öldürdün kız! Şimdi bana attığı dayakların hesabını ben kimden soracağım?

-Özür dilerim hocam! Kızmayın ama Kosto’nun karşısında ikimiz birden yarım porsiyon kalırdık! Kosto ile iki defa dövüş eğitimi nedeniyle kapıştık! İnanın çok sert herif! kayadan farksız ve tüm dövüş tekniklerinin ustası olmuş ama en büyük salaklığı bana fazla güvenmesiydi ve hatta bana aşık olmasıydı! İkimizi de riske atacak halimiz yoktu! Ama çok sinirlendiyseniz buradan sağ salim çıkınca beni dövebilirsiniz!

-Yok istemez! Ben seni canım sıkıldıkça zaten dövüyorum, bunun için bahane gerekmez! Bana Kosto lazımdı! Öyle bir anlatıyorsun ki mübarek sanki Herkül!

Ayzere hanım bir kahkaha patlattı

-Hocam sizi çok seviyorum! Eğer yanlarında olsaydınız kocama, oğluma, kızıma dokunamazlardı, bunu çok net biliyorum

Sakıp Bey birden hüzünlendi ve generalin omzuna dostça vurdu, sonra Onun cebinden puro kutusunu çıkartıp bir puro yaktı. Duman altı olmamaları için arka camın ikisini de açtı

Pernik batı çıkışına geldiklerinde Zırdeli ekibi kendilerini bekliyordu. Helikopteri Razgratlı zengin bir Türk iş adamından ayarlamışlardı. Ekibin yanında iki delikanlı ve bir genç kız vardı. Sakıp Bey Doğu Türkistan ajan Mustafa’ya sordu

-Bu gençler kim! Rehine mi?

-Hayır! Onlar kıymetli misafirlerimiz!

-Gülnara’nın suratı neden asık? Yine kızın kalbini mi kırdın odun herif?

-Yok Sakıp Hocam ya! Bugün ilk tanışma yıldönümümüzmüş, onu unutmuşum

-Niye unuttun lan! Sana kaç defa söyledim! Gülnara ile ilgili her şeyi kerrat cetveli, çarpım tablosu gibi ezberle diye!

Gülnara o anda sinirli bir ses tonu ile ortaya konuştu

-Sakıp Hocam! Bu odun herife neden biraz romantik olmayı öğretmediniz?

-Kızım inan bana yumruk atmadan evvel bir kıza nasıl davranılır, Ona öğrettim ama bu odunun fıtratında böyle şeyler yok! Bir ayı nasıl boğulur! Bir yılanın kafası nasıl kopartılır? Beş çakal aynı anda nasıl öldürülür? Onları öğrendi ama senin gibi bir hassas kızı öfkelendirmemeyi asla öğrenemedi!

O anda diğer ajanlar güldüklerini belli etmemek için yüzlerini sakladılar veya öbür tarafa çevirdiler! Özellikle Kırgız kadın ajanla Azeri Erkek ajan gülmemek için adeta dudaklarını ısırdılar.

Helikoptere kahkahalar atarak bindiler ve Eğri Palanka yönüne uçuşa geçtiler.

Eğri Palanka’nın 5 mil kadar doğusunda helikopter uygun bir zemine indi ve kaçak yolcularını bırakıp tekrar geri döndü! Pilot eğitim uçuşu yaptığını bildirmişti ve tüm uçuş izinleri daha 1 ay önceden ilgili makamlardan alınmıştı. Helikopter pilotluğu, uçuş ve havacılık okulunun bir helikopteriydi. Plan şu ana kadar gayet güzel işlemişti ve zırdelilerden hiç kimsenin burnu bile kanamamıştı. Türk ajanlar bir araya geldiklerinde kendilerine zırdeliler diyorlardı. Eğri Palanka’ya kadar ikili, üçlü gruplar halinde ayrı ayrı şüphe çekmeyecek şekilde yürüdüler. Rehineler, misafirlerle birlikte toplam 14 kişiydiler. Bulgar makamları bu operasyonda başarısız olmuşlardı ve kaçak casusları yakalayamamışlardı. Çünkü başbakan yardımcısının ve Genelkurmay Başkanı yardımcısının kaçırılmasını ulusal ve uluslararası skandal olmasın diye medyadan özellikle gizlemek istemişlerdi ve muhabereyi çok sınırlı kullanmışlardı. Ayrıca rehineler zarar verilemeyecek kadar önemli kimselerdi. Kısacası bu beklenilmedik baskında Bulgar askeri ve diğer tüm resmi makamlarının elleri kolları bağlı kalmıştı.