Zafer nedir? Bir ülkeye haksız ve acımasızca saldırıp, binlerce masum insanı bombalarla parçalamak mı?
Onca insanı haksız yere öldürmek, zalim saldırgana ne kazandırır? En büyük zafer, ‘savaşmadan kazanılan’ değil mi?
Peki, ya savaşın kaybettirdikleri? Öyle ya, azdan az gider, çoktan çok gider. Zalim, yüzbinlerce masum sivili öldürür; mazlumlar bunu tevekkül ve sabırla karşılar. Saldırgan, 50-100 tabut götürdüğünde, aynı sabır ve tevekkülü gösterebilir mi?
İran’ı birkaç günde pes ettireceklerini hesapladılar. Öyle ya… Dinî Lider ile üst düzey komutan ve yöneticiler suikastla ortadan kaldırılır. Zaten rejimle başı hoş olmayan halk ayaklanır. Tıpkı 1953’te yerli ve millî Başbakan Musaddık’ı, ABD-İngiltere destekli ayaklanmayla devirdiği gibi, şimdiki İran yönetimini de devirir…
Trump ve şürekâsı da, Venezuela’da yaptıkları gibi, İran’ın başına bir kukla getirir. Sonra da ülkede ne var ne yoksa talan eder…
Peki ne oldu? İran halkı, her şeye rağmen ülke yönetiminin etrafında kenetlendi. Meydanları doldurdu; fakat Trump’a istediğini vermek için değil; yamyamlara direnmek üzere…
CEPHEYE SÜRECEK APARAT BULURSANIZ
İran, her şeye rağmen ayakta kaldı ve direndi. Üstelik ABD ve bölgedeki ahbaplarına bir hayli hasar verdi.
Baktılar olmuyor; Kürtleri sahaya sürme hesaplarına giriştiler. O da tutmadı. Daha bir-iki ay önce Suriye’de ‘satış senedini imzaladıkları’ Kürt ahaliden, “Biz sizin mayın eşeğiniz miyiz?” itirazları yükseldi.
Suriye’deki kamplardan Irak’a taşıdıkları DEAŞ adlı köpeklerini İran’a karşı kullanma hesabı da pek tutmamışa benziyor.
İran içine sızmış MOSSAD ajanları marifetiyle atılan füzeler, her ne kadar bazı NATO müttefiklerimizi ‘heyecanlandırmış’ olsa da, Türkiye ve Azerbaycan’ın sağduyulu duruşu, o heyecanın ‘umuda’ dönüşmesini engelledi.
İnşallah İran yönetimi; bu sağduyulu tutumu, ‘Acem oyununu yediler’ diye yorumlamaz..
Bu arada, ABD’nin düşük kalibreli senatörü Lindsey Graham, aklınca bir kurnazlık yaparak: Körfezdeki küçük Arap emirliklerini; ‘ABD ile anlaşma istiyorlarsa’ şartıyla, İran’a saldırmaya davet etti.
Yani ABD, çamuruna düştüğü bu savaşı İran-Arap Savaşına çevirip, satacağı silahlarla onları söğüşleyecek; İsrail adlı terör örgütü de, bundan böyle Ortaoğu’da değneksiz gezebilecek.
VİCDANLARI EPSTEİN ADASINDA GÖMÜLÜ
Evet, bu haksız ve yersiz savaştan İran büyük zarar gördü. Belki 15-20 sene kendine gelemeyecek.
Bununla birlikte, İran; ABD ve İsrail’e çok büyük zarar verdi… ABD’nin Körfez ülkelerindeki milyarlarca dolarlık askerî tesisleri imha edildi. Her ne kadar gizlese de İsrail’in, İran füzeleriyle ciddi hasar aldığı tahmin ediliyor. Savaşın ABD ve İsrail’e maliyeti, başlangıçta öngörülenin çok üzerinde…
Saldırganlar, silah üstünlüklerine rağmen, umdukları ‘başarıyı’ elde edemedi. Geriye bir tek atom bombası atmak kaldı. Onu da atarlar mı? Hiç şüpheniz olmasın. “Dünya kamuoyu ne der? İnsanlık vicdanı ne tepki verir?” gibi sorular hiç akıllarına gelmez. Zira onlar, hem dünya kamuoyunu, hem de insanlık vicdanını Epstein Adasına gömmüşlerdi.
ABD’yi yönetenler, acaba; “Biz ne yaptık? Ne elde ettik? Karşılığında neler kaybettik? Karizmamız niye çizildi?” sorularına, kendilerini, halkı ve tüm dünyayı ikna edebilecek cevaplar verebilecek mi?
Ya terör örgütü İsrail ve onun sapkın başbakanı?.. Günün sonunda, ‘önemli bir başarıya ulaştığı’ kanaatine varacak mı? Yoksa ‘zafer’ umduğu yerde, ‘hüsranla’ mı yetinecek?
GERİDE SADECE UTANÇ KALACAK
ABD Başkanı Trump, son iki gündür manevra yapacak alan arıyor… “İran’ı bitirdik, 51 gemilerini batırdık, füzelerinin yüzde 80’ini yok ettik…” diyor. “Savaşı büyük başarıyla kazandık…” diyor. “Netahyahu ile konuştan sonra savaşı bitirme konusunda karar vereceğim…” diyor. “İran’a saldırıdaki başarımız, 10 üzerinden 12-15 oldu…” diyor. “İran yönetimiyle görüşebilirim…” diyor.
Aslında, ağzında geveleyip de bir türlü söyleyemediği cümle şu: “Onca askerî maliyete girdik… Onca insan öldürdük… Üstelik Ortadoğu’daki ‘dostlarımızı’ kaybettik. Dünya ekonomisini perişan eyledik. Günün sonunda İran yerinde duruyor, biz de kuyruğumuzu kısıp dönüyoruz. Söyle bana Bibi!... Biz bu haltı niye yedik?”
İran ve diğer Ortadoğu ülkelerine karşı yürütülen bu acımasız ve haksız saldırılar son bulduğunda, geriye; soykırımcılar ve emperyalistler için hiç de onurlandırıcı şeyler kalmayacak.
Vicdan sahiplerinin anılarında; okulunda füzelerle vurulup, parçalanan 168 günahsız çocuğun hesap soran bakışları ve yan yana dizilmiş minik mezarları kalacak.
Tıpkı Vietnam’da napalm bombasıyla yakıp kavurdukları ve yanan elbisesi vücuduna yapışmış şekilde kaçışan çocukların yarım asırdır zalimlerden hesap soran resimleri gibi…
Ve tıpkı, Afganistan’da tuzaklanmış bebeklerle oynarken kolunu, bacağını, gözlerini kaybetmiş onbinlerce çocuğun, takma ayakları ve koltuk değnekleri üzerinde dimdik dururken, gözleriyle zalimlerden hesap sorduğu resimler gibi…
SADECE ‘PİRUS ZAFERİ’ KAZANIRLAR
ABD ve İsrail’in Vaşington’da yaptığı hesap, Hürmüz Boğazı’ndaki cepheye uymadı. Kaybettiler… Kazandıklarını sandıkları şey; ancak bir ‘Pirus Zaferi’dir.
Sadece ABD ve İsrail değil; Almanya’dan Fransa’ya… İngiltere’den BAE’ye, Hollanda’dan İtalya’ya… Bütün Batılı yamyamlar kaybetti… Hem Gazze’de, hem Batı Şeria’da, hem İran’da ve hem de bütün dünyada kaybettiler.
Merhum Mehmet Akif’in, 100 küsur sene önce ‘tek dişi kalmış canavar’ olarak, hakikatini ifşa ettiği ‘Batı’; son birkaç yıl içindeki canavarlığıyla, kalan tek dişini de kaybetti.
Artık ‘Batı’ dediğimiz dünyada, ne bir medeniyet kırıntısı, ne de ahlâki üstünlük kazandıran yüksek değerler kalmıştır.
Eldeki propaganda ve kontrolsüz güçle kurgulanan ‘yüksek insanî değerler cilası’ tamamen dökülmüş; ortaya vahşi, saldırgan, bencil, acımasız, nobran, ahlâksız, hırsız, namert bir sima çıkmıştır.
Ha, bir de o Batılı yamyamların kucağına oturup da, Müslüman dünyasının ortasına zenginlik ve kibir abidesi putlar diken kıytırık yönetimler var… Bu son savaştan sonra onların da zevali başlayacak.
Ortadoğu’da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Ve doğru yol üzerinde sabırla direnen Türk Devleti’nin koruyucu şemsiyesi, sadece Türk ve Müslüman dünya için değil; aynı zamanda tüm mazlum toplumlar için de bir sığınak olacak.