Türk düşüncesinin önemli isimlerinden sosyolog Erol Güngör, geçtiğimiz hafta Fransa’da anıldı. Fransa DİTİB Akademi – Hikmet Okulunun “Türk-İslam Düşüncesi Serüveni” Programında üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar Erol Güngör ile tanıştılar. Erol Güngör’ün hayatı, kişiliği, fikirleri ve eserlerinin gündeme geldiği program sonunda katılımcılar üç önemli soru yönelttiler.
Sorular şu şekildeydi:
Erol Güngör’ü neden tanımıyoruz? Erol Güngör neden tanıtılmıyor?
Erol Güngör yaşasaydı günümüz Türk toplumunun sorunlarına nasıl cevaplar verirdi?
Erol Güngör’ü anlamak için ne yapmalıyız, nereden başlamalıyız?
Fransa’da yetişmiş, farklı üniversitelere devam eden ve yeni mezun olan Türk gençlerinin dile getirdikleri sorular, öncelikle bize Avrupa’daki Türk gençleri hakkında önemli bir ip ucu veriyor. Ayrıca, sorular Türk Dünyası gençlerini de yakından ilgilendiriyor ve gelecek açısından insanı ümitlendiriyor.
Şimdi gelelim sorulara verilen cevaplara….
Birinci soru: Erol Güngör neden hakkıyla tanınmıyor ve tanıtılmıyor?
Cevap: İstisnalar bir tarafa; Erol Güngör’ü seven ve sahiplenen milliyetçi ve muhafazakârlar, Erol beyin fikirlerini anlamak için ciddi bir zihinsel çaba sarf etmediler. Bunun için eleştirel okuma ve entelektüel disiplin gerekiyor. Bu olmayınca Erol bey bütüncül bir düşünür olarak değil, “alıntılanan bir isim” olarak kalmıştır. Diğer taraftan siyasal İslamcılar ise, Erol Güngör’ü işlerine yaradığı tarafı ile, yani modernleşme sürecinde harf devrimi eleştirisiyle öne çıkarırlar. Bu da araçsallaştırmanın tipik bir örneğidir. Bunların dışındakiler ise maalesef Erol beye yabancılar.
İkincisi soru: Erol Güngör yaşasaydı günümüz Türk toplumunun sosyal sorunlarına nasıl cevaplar verirdi?
Cevap: Erol Güngör’ün, günümüzdeki Türkiye’nin sosyal sorunlarına cevabı hiç şüphesiz, sosyolojik ve ahlaki zemin üzerinden olurdu. Kanaatimce, Erol bey ‘dindarlık artıyor gibi görünürken, ahlaki kalite neden aynı ölçüde artmıyor? sorusunu sorar ve şekilsel dindarlık, ahlaki dönüşüm üretmiyorsa, orada sorun var’ derdi. ‘Moderniteye toplumsal bir tepkinin görüldüğünü, ancak derinlikli analiz olmadığı için tepki verilen şeyin yeterince tanınmadığını’ söylerdi. ‘Yeni bir medeniyet tasavvurunun, düşünce üretmeden olamayacağını’ da belirtirdi.
Üçüncüsü soru: Erol Güngör’ü anlamak için ne yapmalıyız, nereden başlamalıyız?
Cevap: Erol Güngör adını yeni duyanlar ve onu anlamak isteyenler için öncelikle genel bir tarama usulü ile hakkında bir fikir edinmek gerekiyor. Onu anlatan yazılardan elde edilen ve bir giriş niteliğindeki okumalardan sonra Erol Güngör’ün kendi metinlerine başlamak gerekmektedir. Bu başlangıç sürecinde;
‘İslam’ın Bugünkü Meseleleri’,
‘Türk Kültürü ve Milliyetçilik’,
‘Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik’
gibi eserleri okunabilir. Zira bu eserler Erol Güngör’ün zihniyet dünyasının omurgasını verir. Erol Güngör’ün bir sosyolog olduğu asla unutulmamalı, o bir ideologdan çok bir sosyal bilimcidir. Olayları ‘nasıl olmalı’dan ziyade, ‘nasıl oluyor’ diye analiz eder. Erol Güngör’ü anlamanın yolu hiç şüphesiz: onun fikirlerini ezberlemek değil, onun fikirleriyle düşünmeyi öğrenmektir.
Bu cevaplardan sonra, Erol Güngör ile ilgili bu günlerde yapılan iki çalışmayı da Fransa’daki Türk gençlerine duyurdum.
Bunlardan birincisi, KOCAV (Kültür Ocağı Vakfı), Kültür Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi desteği ile İstanbul, Kırşehir, Ankara ve Konya’da çekimleri yapılan “Uluğbeyler EROL GÜNGÖR Belgesel Filmi”dir. İkincisi de, 24 Nisan günü Ankara’da Türkiye Günlüğü’nün organize ettiği “EROL GÜNGÖR Anma Programı”dır.
Bu vesileyle, Fransa Hikmet Okulu programında emeği geçenleri tebrik eder, fikirleriyle yaşamaya devam eden düşünürümüz Erol Güngör’ü vefatı yıl dönümünde rahmetle yâd ederim.
Veyis Güngör
18 Nisan 2026