‘Türk Barışı’na doğru…

Literatürde ‘Pax’ deniliyor; biz ‘barış/düzen/nizam’ olarak anlayalım. ‘Nizam-ı Âlem’ fikrinin temelini de burada arayalım.

Dünya toplumlarının bir nizam, düzen ve barış içinde yaşayabilmesi için, bir veya birkaç ‘ağabeye’ ihtiyaç var. Âdil davranmasını bilen, çalıp çırpma hevesinde olmayan, nüfuz ettiği coğrafyalara düzen ve barış getiren bir veya birden fazla ağabey

Bugün için ‘ütopya’ gibi görünse de, geçmişte dünyanın barış ve huzuruna zemin hazırlayan büyük devletler dönemi yaşandı. Tarih; bir ‘Pax Romana’ ve ‘Pax Ottomana’ dönemlerinden bahsediyor. Roma ve Osmanlı’nın, hâkim olduğu yerlere barış, huzur ve güven götürdüğü zamanlar…

Bazıları şimdi de ‘Pax Amerikana’ filan diyor. Lakin hak edilmemiş etiketler yapıştırmakla, hâkimiyet kurulan her yere barış ve huzur götürülemiyor. Nitekim, ‘süper güç’ olduğundan beri, ABD’nin ayak bastığı yerde ot bitmediğini; ‘demokrasi götürülen’ ülke halklarının, “Kaçın, demokrasi geliyor!...” diye feryat ettiğini, bizzat yaşayarak görüyoruz.

Evet, dünyanın büyük çoğunluğu; bilhassa mazlum coğrafyalar, güçlü zalimleri dizginleyip, mazluma arka çıkacak bir ‘barış kurucusu devlet’ arıyor.

Ortalıkta iyi niyetli ülkeler bulunsa da, o iyi niyeti destekleyecek sağlam bir fikrî birikim ile askerî ve iktisadî güce sahip bir ülke lazım, ‘Pax’ için…

ÇEVREMİZE BAKIN; TÜRK BARIŞI’NI GÖRÜRSÜNÜZ

Türk Devleti, geçmişteki Türk Barışı dönemlerinin ardından sendelemiş olduğu son yüz yılı yavaş yavaş kapatıyor; dünya için ‘pax kurucu devlet’ kimliğine doğru ilerliyor.

Şimdi, dünya üzerinde söz sahibi zalim güçlerin azametine bakıp, ‘Türk Barışı’ tezine dudak bükecek hayli insan olduğunu unutmuyorum. Lakin ‘Türk Barışı’ derken ‘uçmadığımın’ da farkındayım.

Geriye doğru bakıp, kabaca bir çetele çıkaralım:

Türk Devleti;

Suriye’de barışı sağlama, dağılan Suriye ahalisini yeniden ülkelerine döndürme ve bu ülkeye barış ve huzur getirme yolunda çok büyük adımlar attı. Ve netice uzak değil…

Libya’da, Batılı çakalların tezgâhladığı iç savaşı frenledi; meşru hükümet ile ayrılıkçılar arasındaki ihtilafı giderme noktasında çok önemli adımlar attı. Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad ve beraberindeki heyetin uçak kazası görünümlü bir suikastla şehit edilmesi pahasına da olsa…

Karabağ’daki 30 yıllık Ermeni işgalinin sonlandırılmasına ve o bin yıllık Türk toprağının özgürleşmesine yardımcı oldu. Neticede kahraman Azerbaycan Ordusu, vatanını işgalcilerin elinden 44 günde çekip almasını bildi.

Ve Karabağ Zaferi, aslında Ermenistan’ın da özgürleşme sürecini başlattı. Fakirlik ve yoksunluğun girdabında boğulan ve ülkesini terk etmek zorunda kalan Ermeni halkı, Batılı çakalların ve Ermeni diasporasının tasallutundan kurtulma yolunda ilerliyor.

Bugünlerde Ermenistan Başbakanı Paşinyan, duymaya alışkın olmadığımız doğru ve güzel sözleri terennüm ediyor.

TÜM DÜNYA İÇİN BARIŞ ve HUZUR KAYNAĞI

Gürcistan, hiçbir ülkeden görmediği iyi niyet ve hoşgörüyü Türkiye’den görüyor; Ahıska, Abhazya, Güney Osetya ve Acara gibi sorunlu bölgelere rağmen huzurlu olabiliyor.

Çok belirgin ve göze batan işlem ve eylemler olmasa da, Türkiye’nin görünen ve görünmeyen iktisadî ve diplomatik destekleri, bugün Bulgaristan ve Romanya için de fevkalade kıymet taşıyor.

Hatta, siyasî akla sahip olsa Yunanistan dahi bu dostluk ve iyi niyetten faydalanabilecek bir ülke…

Moldova, şu anki iktidar her ne kadar Batıya teşne olmaya can atsa da, Türkiye’nin iyi niyetli ve yapıcı yaklaşımlarıyla, bir Gagauzya sorunu yaşamadığı gibi, Transdinyester bölgesindeki Rusya yanlısı ayrılıkçılardan görebileceği zarardan da korunabiliyor.

Birbirlerinin izine kurşun atan bazı Arap ülkeleri, Türk Devleti’nin tesis ettiği olumlu atmosferde, kardeş kavgalarını sona erdirip, aile içinde barışı tesis etme yolunda ilerliyor. Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Irak ve Katar gibi ülkelerin, yakın geçmişe kadar birbirlerine diş bilediğini unutmuyoruz.

AFRİKA’YA HUZUR DOKUNUŞU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, göğsümüzü kabartan sıcak tavırlara sahne olan dünkü Etiyopya ziyaretini de bir kenara kalın harflerle not edelim.

Türkiye’nin yurtdışındaki en büyük askerî üssünün, Somali’nin başkenti Mogatişu’da olduğunu aklımızda tutalım.

Somali, Etiyopya, Sudan ve daha birçok Afrika ülkesinden subayların Türkiye’de eğitim gördüğünü de unutmayalım…

Somali ile Etiyopya arasında fitne çıkarmaya çalışan İsrail ve Batılı sömürgen-kemirgenleri de göz önünde tutalım. ‘Somaliland’ adı altında tezgâhlanan ayrılıkçılık, İsrail ve yancılarının ittirmesiyle bölgeyi zehirliyor.

İşte Türk Barışı, Etiyopya ile Somali arasındaki ihtilafı dondurup, her iki ülkenin liderine İstanbul’da el sıkıştırmayı başarmıştır.

Sudan’ı önce ‘Güney Sudan’ icadıyla ikiye bölen Batılı yamyamlar, şimdilerde ‘Hızlı Destek Kuvvetleri’ denilen çapulcu sürüsü üzerinden, Sudan’ı bir kez daha parçalamanın hesaplarını yaparken; Türk Barışı, taraflar üzerindeki nüfuzunu kullanarak, ülkeye barış ve huzur getirmeye çabalıyor. Ve o barış, huzur ilklimi çok da uzak değil.

Dünyanın ikinci ‘süper gücü’ sayılan Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına girmekte olan savaşı durdurma yolunda en samimi gayretlerin sahibi de Türk Devleti’dir. Nitekim ‘Uzun Bacaklı Yürüyen Fitne’ son dakikada Ukrayna’nın başındaki komedyenin kanına girmemiş olsaydı, o savaş daha ikinci ayında bitirilebilecekti.

BUNDAN SONRASI YOKUŞ AŞAĞI

Türk Devleti; neredeyse t dünyanın üm ülkelerine uzanan diplomatik eliyle, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı ve sayılarını bilemediğimiz sivil toplum kuruluşlarıyla, Afrika başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanında barış, huzur, refah ve kardeşlik iklimi kurmak üzere enerji harcıyor.

Türk gücünün eriştiği her ülke ve toplum, uzatılan elin kardeşçe ve dostça olduğunu idrak ediyor; Batılı sömürgen-kemirgenlere duyduğu nefreti, Türk Milleti’ne karşı sempati ve dostluk duygusuna dönüştürüyor.

İşte o yüzden, bir vatandaşı kaçırılan İtalya, o vatandaşının bulunup kurtarılması için Türkiye’nin kapısını çalıyor.

Batılı fitne yüzünden birbirleriyle gerilim ve çatışma yaşayan Afrika halkları, Türkiye’nin arabuluculuğunda barışa ulaşmak istiyor.

Ülkelerin içinde yaşanan gerilim ve çatışmalarda, taraflar Türkiye’nin âdil hakemliğine başvuruyor.

Tüm bunların anlamı şudur: Dünya, ‘Pax Türkiye’ dönemine hazırlanıyor.

İçimizdeki sabırsızlar; ‘tarih’ denilen olgunun, her neslin kendi döneminde yapıldığı zannına kapıldığından, Türk Barışı’nın emarelerini görmekte zorlanıyor.

Emin olun; Türkiye Barışı yolunda hayli mesafe alındı. Bundan sonrası, yokuş aşağıya…