Trajikomik Hikayem

Bugün bizim dükkanın önünden yüzlerini göremediğim iki kadının sesi geldi kulağıma. Kadınlardan biri, bizim dükkanı kastederek “Burada Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafını (toplantı posterini) asmışlardı, o yüzden burayı çok seviyorum” dedi geçip giderken.
Ve birçok müşteri de, tessettürlü olmamdan dolayı “O kapalı kadın Ak Partili, çıkalım” diyerek gidiyor beni gördüklerinde. Ak Partililerden bazıları ise “Ajan, ırkçı ve fetöcü olabilir” diye düşünüyorlar hakkımda. Gerçi, atılmış partiden bunu düşünenler.


Bu şekilde düşünen insanların hiçbiri şahsımı yakından tanımıyor.


İşte, trajikomik bir hikayem var Londra’da.

Ben Türküm, iş ortağım Alevi, arkadaşlarımın çoğu Kürt. Camiye de gidiyorum, Cemevine de. Ne bir siyasi partinin üyesiyim ne de bir cemaatin. Sosyal bir insan olarak birçok etkinliğe katılıyorum. İnsanları tanımak ve anlamak istiyorum. İnsanım ve insana insan olduğu için değer veriyorum. Ben kendimi biliyorum, kendime ait fikir ve düşüncelere ve tabii ki kendime göre bir duruşa sahibim. O da, insani duruş.


Hiçbir zaman bir siyasi partinin etkisinde kalarak insanları ötekileştirmedim.


Her türlü ortamda bulundum, gözlemledim. Yobazlığın, aslında sağı-solu, Alevisi-Sünnisi, Türkü-Kürdü olmadığını gördüm.


Siyasilerin “Aman ha! Sakın yıkılmasın!” diyerek aramıza koydukları o kalın duvarları, çoktan yıktım kendi içimde. Benim için insan insandır ve bir eldeki beş parmağın bir olmadığı gibi, hepimizin farklılıklarımızla bir arada güzel durduğumuzu görebildim.


Doğruların değil de yanlışların peşinde gittiğimizi, başkalarının görüş ve düşüncelerine göre nasıl da sağa sola savrulduğumuzu gördüm. Onun için güçlü ve tek yürek değiliz. Ne zaman hep birlikte o aramıza koydukları önyargı duvarlarını yıkarsak, o zaman geleceğimize, çocuklarımıza, inanç ve değerlerimize sahip çıkmış oluruz. En önemlisi de, insanlığımıza...


Bana göre iki tür insan var bu dünyada; vicdan sahibi olanlar ve olmayanlar.


Zaten insanlar öteki olarak gördüğü insanları yakından tanıdığında, o duvarlar çok kolay yıkılıyorlar.


Ben bu yolda, insanlık yolunda, dimdik bir duruşla, kazanmak ya da kaybetmek kaygısı taşımadan yürümeye devam edeceğim.


Gelin hep birlikte yürüyelim...



Not: Bu yazıyı kendimi anlatmak için değil, sadece yaşadıklarımızın bizi getirdiği durumu özetleyebilmek için yazdım.