Senaryodaki gibi Suriye bölünürse, Rusya, Doğu Akdeniz'deki küçük üssünü bir devletçiğe dönüştürmüş; Sünni yönetime sahip güçlü Suriye endişesi taşıyan İsrail de rahatlamış olacak.


"Arap Uyanışı ve Ortadoğu'da Barış: Müslüman ve Hıristiyan Perspektifler'' başlıklı konferans, Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda aydın, gazeteci ve özellikle din adamını İstanbul'da bir araya getirdi. Açış konuşmasını Başbakan Erdoğan'ın yaptığı toplantıya, Dışişleri'nin davetiyle katılan isimlerden biri de Suriyeli gazeteci ve aktivist Eymen Abdünnur (Ayman Abdel Nour) idi.


Beşşar Esed ile öğrencilik yıllarından tanışan ve danışman sıfatıyla 4 yıl yanında çalışan Eymen, dostlarının uyarısı üzerine son anda hapse atılmaktan kurtulup bir valizle yurtdışına kendini atabilen yüz binlerce Suriyeliden biri. Dıştan bakınca işlerin iyi gittiği bir dönemde Esed'in hışmına uğramasının nedeni, koltuğa otururken söz verdiği reform çalışmalarını el altından desteklemek. Baas Partisi içinde bu amaçla temaslarda bulunmak.


Rejim, muhalif dediği herkese yaptığı gibi onun da pasaportunu anında iptal edince, Kanada'ya sığınarak haymatlos (vatansız) durumuna düşmekten kurtulmuş. Şu anda 250 binden fazla Suriyelinin pasaportu benzer şekilde iptal edilmiş. Hıristiyan kökenli Eymen, Kanada'da medya alanında çalışmalar yapmış, kendi şirketini kurmuş. Beşşar'a karşı direnişin başladığı günden itibaren de muhalefet saflarında. Uzun süre yakın çalıştığı için onun ruh halini, rejimin doğasını iyi biliyor. Bu irtibatları sayesinde rejim içindeki dostlarından değerli bilgiler alıp bunları, binlerce insanın takip ettiği all4syria web sitesinde yayınlıyor.


İlk başlarda Beşşar'la dostane konuşmalarının özellikle 2002'den sonra değişmeye başladığını, Suriye liderinin kendini yarı tanrı gibi görmeye başladığını, kendisine reverans yapıp önünde eğilenlerin öne çıkıp normal insanların zamanla uzaklaştığını söylüyor Eymen. Beşşar'ın zeki olduğunu, her şeyi bizzat takip edip yönlendirdiğini ve iddia edildiği gibi rejimin içindeki bazı isimlerin kuklası olmadığını ekliyor. Rejimin tepesindeki en önemli isimlerin Şam'daki patlamada ölmesine ve başbakanın saf değiştirmesine rağmen yönetimde fazla değişiklik olmaması da bunun delili.


Esed'in, AB ile ortaklık anlaşması müzakerelerini takip etme görevini Eymen'e verirken söyledikleri manidar: "Hep umut vererek erteleyebildiğin kadar anlaşmayı ertele. 1-2 sene sonra Avrupa'daki muhataplarımız, kendileri öngörüsüz konumuna düşmemek için bizi savunmaya başlayacak." Eymen döneminde 4 sene oyalanıp paraf edilen anlaşma hâlâ imzalanmış değil.


Peki Beşşar, Türkiye ile ilişkilere nasıl bakıyordu? Eymen'e göre bu ilişkinin gelişmesinde en önemli rolü, Halep'teki Sünni iş çevreleri oynadı. Şii İran ile ilişkiler yerine dünyaya açılma imkanı da veren Türkiye ile ilişkileri geliştirmesi için Beşşar'ı zorladılar. Avrupa'nın aksine, Türkiye'nin ilişkileri geliştirmek için siyasi şartları yoktu. Avrupa ile müzakere edilen anlaşmanın ilk bölümü siyasi standartlardı. Bu yüzden sıcak bakılmıyordu. Halbuki Türkiye ile serbest ticaret anlaşması çok hızlı yapıldı. Türkiye ile yakınlaşmada bir faktör de ekonomiyi yeni alanlara açarak rantını büyütmek isteyen Beşşar'ın teyze oğlu Rami Mahluf'un arzusu idi.


Rejimin vahşetini, muhalefetin durumunu ve ülkenin geleceğine dair gelişmeleri web sitesinde yayınlayan ve Batı'daki muhataplarına anlatan Eymen, muhalefetin bölünmüşlüğü ve El Kaide gibi gruplarla iç içe olduğu eleştirilerine soğuk. Ona göre bunların kaynağı, istihbarat oyunlarını çok iyi bilen Baas rejimi. Esed yönetiminin maharetiyle dünyayı nasıl kandırdığına 2 örnek veriyor: Esed ailesi, İsrail'e hiçbir sorun çıkarmamasına rağmen Suriyelilere ve Arap dünyasına, İsrail'e karşı en ciddi mücadeleyi kendisi yapıyor imajı vermeyi başardı. Benzer şekilde, Baas döneminde Suriye'deki Hıristiyan oranı yüzde 16'dan yüzde 6'ya düşmesine rağmen Esedler, Batı'ya kendilerini Hıristiyanların hamisi gibi sundular.


Eski danışman, yeni gazeteci Eymen, rejimden ruhen kopan ama güvenlik gerekçesiyle ayrılamayan Suriye Dışişleri'ndeki kaynaklarından aldığı çarpıcı bir bilgiyi de paylaşıyor. Buna göre, Esed'in yanındaki dünya güçleri, muhalefetin enerjisi iyice bitene kadar her türlü çözümü engellemeye ve Baas'ı desteklemeye devam edecek. Son noktada Lazkiye merkezli bir Nusayri devletini tanıyacak. Bu senaryoda eski Suriye, denize çıkışı olmayan ve zayıf bir ülke haline gelecek. Kürtlere de ya otonomi verilecek veya ayrılmaları sağlanacak. Putin'in son İsrail ziyareti ve ABD'nin CIA Başkanı Petreus'u McCain ve Lieberman'la İsrail'e gönderip Türkiye ile ilişkilerini düzeltme çabası da bu çerçevede görülüyor. Böylece Rusya, Doğu Akdeniz'deki küçük üssünü bir devletçiğe dönüştürmüş; Sünni bir yönetime sahip güçlü Suriye endişesi taşıyan İsrail de rahatlamış olacak. Eymen'e göre, ABD, Türkiye, Avrupa ve muhalefet bu planın farkında. Önlemek için kararlılar. Tabii, neticeyi, bu mücadelenin sonucu ve alandaki gelişmeler belirleyecek.


Bu kadar kanın akması ve rejimin hâlâ ayakta kalmasının en önemli nedeni de uluslararası güçlerin Suriye'nin geleceğini belirleyecek senaryoda uzlaşamaması değil mi?

(Zaman gazetesinden alınmıştır)