Su'cular zor durumda!..

Cuma gecesi A Haber'deki Deşifre adlı programda çok önemli bir konu ele alınmıştı... Eğer Sağlık Bakanlığı olaya acilen etkin bir şekilde el atıp duruma açıklık getirmez, su firmaları gereken kriz iletişimi çalışmasını başlatmazlarsa, ülke çapında bir skandalın büyüyerek gelişmesini kimse durduramaz.

A Haber ekibi 55 farklı ünlü markaya ait damacana suyu toplamış. Alınan örnekler 10 ayrı laboratuarda incelenmiş. Analiz sonucunda 55 numunenin 41'inde insan ve hayvan dışkılarında bulunan bakterilerin olduğu ortaya çıkmış. Böylece piyasada satılan damacana sularının yüzde 75'inin içilemez durumda olduğu iddiası ortaya atılmış.

Sağlık Bakanlığı tabii ki kontrollerini yapıyormuş. Ancak kaynağında. Piyasada değil. İddia şu ki, yaz aylarında su ihtiyacı artınca 'kaynak dışı' su kullanılma olasılığı ortaya çıkabilirmiş...

Programa çeşitli bilim insanlarının yanısıra Sağlık Bakanlığı'ndan da Yar. Doç. Dr. Mustafa Aksoy da katılmıştı.
Açıklamaları kesinlikle iyi niyetli ancak tatmin edici değildi. Krizi ve kriz iletişimini yönetmek için Sağlık Bakanı mutlaka olaya el koyacaktır. Koymalıdır.
Su markalarına gelince... Hepsi birden şaibe altında. Çünkü programda 55 numuneden sağlam çıkan 14 markanın adı açıklanmadı. Kamuoyuna bir de o sızarsa yandı gülüm keten helva. 'Sahtekar' damgası yiyecek 41 marka hangi pirincin taşını nasıl ayıklar; o zaman, düşünmesi bile iç karartabilir...
Yıllarca PR'ı aşağılamaya çalışan anlayışın birden PR'dan medet umup kendisini ifade etmek ve krizden sıyrılarak çıkmak için çözüm yollarını aramasını izlemek de başka bir hazin durum ortaya çıkarır hep. Tıpkı siyasi partilerde olduğu gibi...


Bu ödülü Microsoft Türkiye kadar Türkiye almıştır


Dünyanın en büyük markalarından Microsoft'un 112 ülke şirketi arasında her yıl düzenlediği Yılın Ülkesi yarışmasını Microsoft Türkiye'nin 3 yıl içinde iki kez kazanması önemli bir olay mıdır? Evet önemlidir. Ödülü almaya iki kez de aynı Genel Müdür'ün Tamer Özmen'in gitmesi, bu başarının ona nasip olması, önemli midir? Evet önemlidir. Microsoft Türkiye'nin pek çok önemli kriterde rakip ülkeleri geride bırakması önemli midir? Evet önemlidir...

Nedir bu kriterlerden bazıları?


C Son yıl genel büyüme %17 (üç yılda %25); C Müşteri memnuniyeti (11 puan artış); C Çalışan memnuniyeti (16 puan artışla 88 olmuş); C Kurumsalda % 17 büyüme; C KOBİ ve İş Ortakları Bölümü'nün büyümesi % 26; C Perakende alanında büyüme %9 C Danışmalık Servislerinde ise bir yıl öncesine göre % 29 büyüme.

Tabii ki bunlar çok önemlidir. Hem de 112 ülkenin arasından sıyrılmak önemlidir.
Fakat tüm bunlar kadar önemli atlanmaması gereken bir şey daha var sanki bu olayda. O da bu ödülün alındığı ülkenin sağladığı ekonomik ve sosyal ortamdır. Türkiye ile ilgili yorumlarında sadece olumsuzluklara kilitlenmiş olan bazı arkadaşlarımızın gözünden bu kez de kaçabilir. Ancak Microsoft Türkiye'nin aldığı bu ödül, ülke algısına da ciddi bir katma değer getirecektir. Çünkü sağlanmış olan zemin, en sofistike, en yüksek katma değerli, bilgi üreten bilginin çıktısı olan bir alanda ve ülke kalkınması ve gelişmesine kriter teşkil edecek alanlardaki başarılarla gelmiştir.


'Son Akşam Yemeği' tartışması çok öğreticiydi...


Birkaç gündür Taraf'ta Halil Berktay'ın köşesinde Telesiyej'e yanıt vermesini bekledim. Dedikodu keyfi, polemik heyecanı yüzünden değil bir şeyler öğrenmek adına... Ama nafile. Halil Berktay Bey susma hakkını kullanıyor olmalı. Ya da akıllı bir köşe yazarı kendisi ve yazdıkça kendine zarar vereceğini hissetti, susuyor...

Tartışma konusu, iyice basite indirirsek, Leonardo da Vinci'nin 'Son Akşam Yemeği' adlı eserinin benim gibi ölümlülerin bildiği gibi bir 'fresk' mi, yoksa Radikal'de Eyüp Can Bey'in sözünü ettiği gibi bir 'tablo' mu olduğu noktasında başlamış.
Eyüp Can bey, Radikal'de 'tablo' demiş. Telesiyej de Taraf'ta (10 Temmuz) bilinen nüktedan üslubuyla eserin 'fresk' olarak adlandırılmasının doğru olacağını savunmuş. Burada kapanabilirmiş konu. Ama hayır. Halil Berktay Bey 12 Temmuz'da 'Anti-telesiyej' başlıklı yazısında abartılı bir malumatfuruş ve hayli ağır bir edayla topa girmiş, Telesiyej'e vermiş veriştirmiş.

Buna Telesiyej'in yanıtı gecikmemiş (16 Temmuz)... Başlık, 'Leonardo da Vinci'nin yumurtalısı mı, yumurtasızı mı?'. Zeka ürünü, kapı gibi iki İtalyan uzmanın tespitlerine dayalı kanıtlar ve eğlenceli bir yazı ile Halil Bey bir hayli köşeye sıkıştırılmış.

Yazıları internetten bulup okuyun. Hem bilgilenir, hem de eğlenirsiniz...

(Akşam gazetesinden alınmıştır)