SSCB GİBİ OLUYORUZ..

Eski Rusya gibi.. O ne demek? İnsanına önem vermeyen devlet demek..

Vatandaşına doğru dürüst bilgi vermeyen devlet demek.. İnsanına tepeden bakan devlet demek..

Vatandaşından her şeyi gizleyen devlet demek..

Şeffaf olmayan devlet demek..

*

Son olaylara bakınca söylenecek fazla söz kalmıyor.. Devlet bırakın doğru dürüst açıklama yapmayı, soru sorana kızıyor..

Azarlıyor..

Ne oldu diyeni milli menfaatlere aykırı davranmakla suçluyor..

Bir sonraki aşama..

Kuzey Kore!..

*

Şu Genelkurmay’ın yaptığına bakın.. Uçak meselesinde de Uludere’de de aynı tavır.. Ne olduğu anlaşılmayan acayip ifadeler, hesap mı vereceğiz tarzında sözler, size ne anlamına gelen açıklamalar..

Ne oluyoruz dedin mi?

Milli menfaatler!..

Eski Rusya gibi.. Ne olursa olsun devletimize zeval gelmesin hali..

6.5 ay geçti.. Asker Uludere konusunda doğru dürüst bi açıklama yaptı mı? Hadi bu ülkenin vatandaşlarını adam yerine koymadı diyelim Meclis’i bile tanımadı...

Meclis’in sorusuna da alay eder gibi cevap verdi..

Köylüleri bombalama emrini kim verdi diyorsun..

Cevap yok..

Uçak düştü mü düşürüldü mü diyorsun..

Cevap yok..

Karışık karışık laflar var..

*

Hani askeri vesayet kalkmıştı.. Daniskasını yaşıyoruz.. Hükümet destekli askeri vesayet yaşıyoruz..

Asker burnundan kıl aldırmıyor.. Doğruyu söylemiyor.. Hesap vermiyor..

12 Eylül dönemi gibi..  

*

İşin aslını astarını öğrenmek için ABD’ye mi soralım..

Soralım sormasına da bu sefer Dışişleri Bakanı kızıyor.. Bana mı inanacaksınız onlara mı diyor..

Bakana inanmak istiyoruz ama söyledikleri doğru çıkmıyor..

Devletin bir lafı ötekini tutmuyor..

İktidarın arkasında duran medya da sesini çıkarmayınca, tersine sesini çıkaranı karalama kampanyasına kurban edince SSCB havası yayılıyor..


‘Yetmez ama evet’çiler ne diyor?

2010’un Eylül ayıydı..

Türkiye anayasa değişikliği için referanduma gitti.. Referandumun havucu; 12 Eylül’den hesap soracağız sloganıydı..

Yetmez ama evet desteği biraz da böyle ortaya çıktı.. Hiç olmazsa 12 Eylülcülerden hesap sorulsun diye..

Aradan 22 ay geçti..

Gece yarısı operasyonuyla tam tersi yapıldı.. Kişiye özel yasa değişikliğiyle, Türkiye’yi 12 Eylül’e götüren katiller salıverildi..

Merak ediyorum..

22 ay önce yetmez ama evet diyenler hâlâ yetmez ama evet diyor mu?

 

Uçağını kaybeden en güçlü ikinci ordu!

Lafa gelince NATO’nun ikinci büyük ordusuyuz.. Operasyon kabiliyetimize diyecek yok.. Ordu 30 yıldır düşük yoğunluklu savaşın içinde olduğu için müthiş gelişti..

Ehh, bugüne kadar hükümetler de az para aktarmadı..

Az para yatırılmadı..

Silahsa silah denildi, uçaksa uçak, teknolojiyse teknoloji..

Gel gör ki; koskoca Hava Kuvvetleri bi uçağını takip edemiyor.. Uçağını havada kaybediyor..

İşin gerçeği bu..

Nasıl düştü diyorsun..

Kem küm ediyor..

Zaten ilk gün saatlerce uçağın akıbetini anlayamamışlardı.. Hâlâ düştü mü, düşürüldü mü bilmiyorlar..

Genelkurmay açıklamasında; Suriye tarafından düşürüldüğü iddia edilen uçak demiş..

Tercümesi şu..

Bana sormayın Suriye’ye sorun!..

Anlamı da şu..

İşin ucunu kaçırdım, uçağımı kaybettim..

*

Şöyle bir iddia ortaya atılmıştı.. Uçak düşürülmedi, düştü.. Bizimkiler, suçu Suriye’ye attı.. Esad da işine geldiği için, muhaliflerine gözdağı vermek için, Türkiye’ye haddini bildirdim demek için sahiplendi..

Bu iddiaya itibar etmemiştik..

Korkarım doğru çıkacak..

*

Ve korkarım..

Gerçek ortaya çıkmasın diye uçağın gövdesi çok uzun süre denizden çıkarılmayacak..

Düştü mü?

Düşürüldü mü?

Sorusu havada kalacak.. Havada bırakılacak!..

(Milliyet gazetesinden alınmıştır)