1998'de patlak veren, küresel çapta yaşanan en büyük ekonomik sarsıntı ‘’Rusya Ekonomik Krizi (veya Ruble Krizi),
ABD'de başlayıp küresel ölçeğe yayılan 2008 Finansal Mortgage ve Likidite Daralması krizi, 2008 yılında dünyayı sarsan tek ve en büyük krizdir.
Dünya genelini etkileyen 2020 yılında başlayan COVID-19 Pandemisinin meydana getirdiği kriz.
Görülüyorki Dünya otuz yıl içinde yaklaşık on yılda bir krizler yaşamış ve yaşamaktadır. Fakat, 2020 COVİD 19 krizi, 2022 yılında Rusya-Ukrayna savaşı ve 2026 yılında İran-ABD-İsrail savaşı nedeniyle meydana gelen krizlerin üçü birden on yıllık periyoda sığdırılmıştır.
Rusya Ukrayna savaşı, başta Avrupa Ülkeleri olmak üzere ülkelerin Enerji ve Lojistik maliyetlerini kalıcı olarak arttırmış, özellikle Avrupa Birliği Ülkelerinin lokomotif ülkeleri eksi büyüme trendine girmiş ve etkileri halen de devam etmektedir. Bütün bu olumsuzluklar devam ederken Dünya İran-ABD İsrail savaşıyla yeni bir enerji krizine girmiştir.
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında akılcı bir politika izleyerek savaşan ülkelerin herhangi birinin tarafında yer almamıştır.
Dünyada Petrol kaynaklarının yüzde 65’ e yakını, Ortadoğu Coğrafyası ve Rusyanın dağılmasıyla oluşan Kazakistan ve Azarbeycan’da bulunmaktadır. Bu coğrafyalarda bulunan ülkelerin petrol kaynakları zaten ABD nin kontrolündedir. Bu ülkeler Demokrasiyle değil babadan oğula idarecilerle yönetilmekte, petrol gelirleri silaha yatırılarak dolaylı olarak ABD ye akmaktadır.
İran yüzde 12 lik petrol rezervi kaynaklarıyla Dünyanın en çok Petrol Rezervine sahip üçüncü ülkesidir.
1980 İran Irak savaşından sonra yeniden Petrolun Lojistik problemiyle tanışmış, tahribatı uzun yıllar sürebilecek Dünyayı etkileyecek uzun bir kriz başlamıştır.
On yıllardır ABD tarafından Dünyanın önemli Petrol Kaynaklarına sahip: Irak,Libya, Venezuela, İran v.s gibi ülkelere yapılan müdahaleler ve
başlarına gelenlerin perde arkasında petrol alış verişlerini, ABD’nin Rezerv Parası DOLAR’I terk etmelerinden kaynaklanmaktadır.
Dünyada nükleer silahlara sahip onlarca ülke vardır. İran’a sen Nükleer silaha sahip olamazsın bahanesiyle savaşa sebep üretmenin, inandırıcı bir yönü yoktur ve bunlar yıllardır tekrarlanan bayatlamış bahanelerdir.
Dünyada bir kaç yıldan beri savaşlar nedeniyle meydana gelen krizler Ekonomik daralmalar büyük bir gaz sıkışmaşı yaratmış, 2027 yılının sonuna kadar devam edecek bu sıkışmalar, ekonomileri bu tarihten sonra patlama noktasına getirecektir, yaşayanlar bunları görecektir.
ABD’nin 40 Trilyon Dolara yaklaşan ve artık ödenemeyecek miktara yaklaşmış borçları vardır. Bu borçlar sadece ABD nin borçlarıdır şeklinde düşünülmemelidir. Dünya global bir yaşam alanıdır, bir ülkede meydana gelen olumsuzluklar zincirleme bütün ülkeleri de etkilemektedir. Bu paralar ABD emtialarına yatırm amacıyla borç vermiş, gelişmiş ülkelerin tasarrufları ve petrol kaynaklarından elde edilmiş alacaklarıdır. ABD bugünkü Ekonomik sıkıntıda bu borçları ödeyemeyecektir. Bugün ABD nin bu borçlarını Regüle eden unsur DOLARın REZERV para olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer ABD REZERV parası çökerse bu ülkeden alacaklı olan ülkeler de paralarını alamayacaklardır. Bu nedenle ABD enstrümanlarına önemli miktarda yatırım yapmış Çin, Japonya, Ortadoğu v.s ülkelerin DOLAR’ı destekleme kısır döngüsünden başka alternatifleri yoktur.
ABD İran Savaşının bitmesi için verilen tarihler uygulama ve yaşananlarla örtüşmemektedir. ABD-İsrail İran savaşı uzun yıllar Mehter takımı gibi bir ileri bir geri devam edecektir. Kimse, savaş şu tarihte anlaşma sağlanacak bitecek hayallerine kapılmasın. Onlarca anlaşma yapılacak ve konjoktüre göre bozulacaktır. Beş yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı için de, beş yıldan beri aynı söylemler devam ettiği halde savaş aralıklarla devam etmektedir.
Konunun özeti, bugünkü konjoktürde Dünya’da Krizler devam edecek, insanların kullandıkları hayati emtialar gittikçe dahada pahalılaşacak, mevcut alt ve orta gelir grubunda ücret alan insanların konut sahibi olmaları gittikçe hayal olacak, toplumsal huzursuzluklar, sağlıksız gıdalarla beslenen toplumların sorunları katlanarak devam edecektir.
*****
Dünyada seyreden krizler çerçevesinde, Türkiye nin bulunduğu ekonomik durumun bir değerlendirmesini de yapmak istiyoruz. Türkiye, Avrupa Ülkeleri içinde Özellikle Silah Sanayiinde adından söz ettirip, kriz dönemlerine rağmen büyüyerek gelişen bir Ekonomiye sahip ender Avrupa ülkelerinden biridir.
İçeride Dünyanın gözü önünde Asrın deprem felaketini yaşamış ve bu felaketi Dünyada en gelişmiş ülkelerin dahi yapamıyacağı bir hamleyle, 11 ilde yıkılıp virane olmuş konutların yerine, 500 bin konutu iki buçuk yıl gibi çok kısa bir zaman diliminde tamamlayıp mağdurlarına teslim etmiştir.
Yıkılan konutların enkazını dahi böyle kısa bir sürede kaldıracak başka bir Dünya ülkesi de yoktur. Ülke, yaşanan krizler ortamında yaklaşık 200 milyar dolar dan fazla bir kaynağını böyle kısa zamanda harcamak zorunda kalmıştır, bu rakam ileri tarihlerde 300 milyar Dolara yaklaşacaktır.
Deprem konutlarına harcama yaparak şehirleri ayağa kaldırmanın elbette toplumun geneline yansıyacak ekonomik bedelleri olmuş ve olacaktır. Bu nedenle Enlasyon ve hayat pahalılığı düşürülememektedir. Enflasyon ve hayat pahalılığını azaltmada zorlanmasının sebep ve önemlerini aşağıda izah edeceğiz.
Türkiyedeki Enflasyonun düşürülememesinin sebebinin kişilere bağlanması doğru bir yaklaşım değildir. Savcı Sayan bir televizyon proğramında, Sayın Mehmet Şimşek’in ekonomiyi yönetemediğini dile getirmişti. Yol üstünde yapı yapanın ustası çok olur diye bir Atasözü vardır. Bugünkü Hayat Pahalılığı ve eflasyonun sebeplerinden biri şu anda yaşanan küresel kriz ve deprem felaketinin sonuçlarıdır. Bir Hükümet yetkilisinin başarısı veya başarısızlığına bağlanamaz. ABD ve bütün Avrupa ülkelerinde gıda fiyatları enerji maliyetlerinin artmasıyla yükselmektedir. ABD-İran savaşından önce varili 70 Dolar olan Petrol fiyatları savaş ile birlikte 126 Doları aşmış, Petrole bağlı olan Lojistik A dan Z ye bütün emtiaların fiyatlarını arttırmıştır. Örneğin dönemine göre Bir kilo domates 5-10 STERLİN veya 5-10 EURO arası fiyata yükselmiş Türkiyede de 100-150 TL arasında bir fiyata ulaşabilmiştir.
Hükümetin Pandemi ve Rusya Ukrayna savaşından sonra meydana gelen krizlerde başarısızlığının sebeplerini şöyle izah edebiliriz.
Dünyada Pandeminin yarattığı krizlerde, ülkelerin faizleri arttırdığı bir dönemde, faizleri indirme inadına döviz kurlarının yükselmesini önlemek için Kur Korumalı Mevduat Sisteminin (KKM) çıkarılarak en az iki yıl boyunca her şeyi etkileyecek astronomik faiz ödemesi yapılması.
İkincisi Asrın felaketi Depremin yaralarını sarmak için yapılan harcamalar ve üçüncüsü EYT dir. Bu yapılanlar kadar önemi olan, Hükümetin günde beş defa fiyat etiketlerini değiştirerek, Ticari Ahlakı yok eden Marketlere gerekli yaptırımları yapamaması olarak izah edilebilir.
Bugünkü gelişmiş teknoloji döneminde, denetimler hala görevliler tarafından marketlere gidip fiyat etiketleri kontrol edilerek yapılmaktadır. Bu uygulama artık ilkel bir uygulamadır. Türkiye Dünyanın sayılı yazılım proğramları üreten teknolojisine sahiptir.
Bütün marketlerin satışlarının önemli bir kısmı Pos cihazlarıyla yapılmakta yapılan alışverişlerin bilgileri fişlerde belirtilmekte ve kayıt altına alınmaktadır. BDDK nasılki gün sonunda bankaların günlük işlem bilgilerini bir dügmeye basarak görüyorsa, Ticaret bakanlığıda gün sonunda geliştirilmiş bir yazılım proğramı sayesinde, bütün marketlerin hangi ürünü kaça sattığını günlük olarak oluşan farklılıkları tespit edebilecektir. Ürünlerin giriş fiyatlarından Ticari kurallara uymayan çok farklı fiyat hareketlerinin tespiti halinde, elde edilen haksız kazanç verği cezası olarak, yapanın elinden alınmalıdır. Hal Yasasını çıkarıp piyasayı dalgalandırmanın hiç bir geregi yoktur.
İklim şartlarının avantajı ve seracılık sektörünün gelişmesiyle, Gıda üretimlerinin artık yazı kışı kalmamıştır. Türkiye’de 12 ay her mevsimin sebze meyveleri yerine göre seralarda tüm ülkeye yetebilecek şekilde yetiştirilebilmektedir. Türkiyede Tarım, Avrupa ve bir çok Dünya ülkelerinde olduğu gibi Hükümet tarafından Petrol,Yem,Gübre vs. gibi enstrüman indirimleriyle desteklenmektedir. Tarımı destekleyen Hükümet gerekli kontrolleri yapmalı, enflasyonu arttıracak başı boş fiyat arttırımları kontrol altında tutulmalıdır .
Avrupa ülkelerinde başıboş fiyat artışları yoktur. Her şeyden önce Ticari ahlak oturmuştur. Bir ürünün etiket fiyatının kriz dönemleri fırsat bilinerek günde beş defa değiştirilmesi vaki olmamıştır.
Enflasyonu yükselten unsurların en önemlilerinden biri üzerinde sık sık oynamalar yapılan Türkiyedeki Emeklllik siteminde yaşanan
olumsuzluklardır. Önümüzdeki günlerde bu konuyu teferruatlı işleyen bir yazı kaleme alacağız inşallah.