Siyasi Fırtına Bitti Politika Başladı

KKTC'nin 2 büyük partisinden birisi olan Ulusal Birlik Parti'sinin Ekim 2012'de yapılan Kongresi ile KKTC'de başlayan siyasi çalkantı, tam 9 ay sürdü ve dün yapılan Milletvekilliği seçimleri ile de son buldu.

 

KKTC'nin siyasi tarihi, geçmişinde hiç yaşanmamış olaylara tanık oldu bu süreç içinde. Kendisinin Milletvekili seçildiği ve iktidarda olan kendi partisi aleyhine, hırsın mantığı geçtiği noktada "Güvensizlik Oyu" veren milletvekilleri ile tanıştı KKTC halkı.

 

KKTC'nin siyasi tarihine ise, bu dokuz aylık süreç içinde yaşanılan ibret olacak davranışların, kararların ve ilginç olayların kaydı bir daha silinmemek üzere düştü.

 

Geçici hükümetin ortaklarından birisi olan TDP'nin erken seçimden beklediğini bulamadığı kesin. Belli ki Çakıcı bütün gayretine rağmen KKTC halkını kendine inandıramamış. Özellikle geçen hafta başında "2013-2015 Protokolüne onay verildiyse hükümetten çekiliriz" açıklamasını yapan TDP Genel Başkanının, onay verildiğinin ortaya çıkmasından sonra hükümetten çekilmemesi, TDP'ye olan güveni sarstığı kesin.

 

DP ise kuruluş günlerindeki oy potansiyeline doğru bir sıçrama yapmış durumda. UBP'den ayrılıp DP'ye katılan milletvekillerinin DP'ye oy kaydırdıkları, alınan sonuçta net olarak gözükmekte.  

 

Hükümeti hangi partinin kuracağı pek net değil.

Matematiksel olarak 4 olasılık bulunmakta.

CTP + UBP, CTP + DP, UBP + DP ve CTP + UBP + DP.

 

Bunlardan her ne kadar "CTP + UBP + DP" koalisyonu en düşük olasılığa sahip gözükse de, ulusal çıkarlar açısından en geçerli ve ideal olanıdır.  

 

Seçim meydanlarında ve medyada, 1975 kökenli Anayasa'yı değiştireceklerine,  Kamuda reform yapacaklarına ve ekonomiyi sürdürülebilir hale getireceklerine dair söylemlerle, programlar sunan bu partilerin, KKTC'nin geleceğini dikkate alarak, partilerinin çıkarları yerine KKTC'nin çıkarlarını ön planda tutarak hükümeti oluşturmalarının gerçekte tam zamanıdır.

 

2013 yılının sonbaharında başlayacak olan "Kıbrıs sorununa kalıcı ve sürdürülebilir çözüm getirmek amaçlı müzakereler”in çok çetin ve hırçın geçeceği kesin. Bu müzakerelerin nihai ve son müzakereler olacağı da bir başka gerçek.

 

Bu sefer Rumların tuzağına düşmeyecek ve yalanlarına kanmayacak olan BM'nin, AB'nin ve ABD'nin bu son müzakereye tüm ağırlıklarını koyacakları, adada yaşayan her iki toplumun anavatanları olan Türkiye ve Yunanistan'ı da müzakerelere müdahil yapacaklarının sinyalleri daha şimdiden gelmeye başladı.  

 

Masada, bizim ve Rumların kendi iç sorunlarımıza ilaveten Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sorunu, Doğu Akdeniz'deki Hidrokarbon ürünlerinin çıkarılması, mülkiyeti ve taşınması sorunu, Kıbrıs adasında sürdürülebilir "birleşik" bir hükümetin kurulması sorunu ve anavatanlara arasındaki Ege sorunu bulunmakta.

 

Bizim bu sorunların üstesinden gelebilecek bir hükümet oluşumuna gereksinimiz var. Duygusal davranan ve bu dönemde partisel çıkarları göz önüne alacak sıradan bir hükümete gereksinimimiz yok. "Haydi hep birlikte KKTC için"...