Simon de Montfort

İngiltere’nin Leicester şehrinde De Montfort isimli bir üniversite var. Oxford Üniversitesi’nden aşağısı kurtarmaz diyen ebeveynlerin burun kıvırdıkları bir okul olsa da ülkenin aslında ‘mezuniyet sonrası en çok işe yerleştiren okulu’. Yani o da bir şeyin şampiyonu.

Peki adı nerden gelir?

Simon de Montfort…İngiltere’nin en kahraman kraliyet düşmanlarından, Baronlar savaşının kahramanı ve şehidinden. Yetmedi…PARLEMENTER DEMOKRASİ’nin öncüsü Simon de Monfort’tan. ‘Tepelikteki Hisar' anlamına gelen Normandiya kökenli soy adı ile…

757 yıl önce bugün, 4 Ağustos 1265 yılında, 57 yaşında öldürüldü…

Normandiya’dan Britanya Adası’na gelen baronlardandı, asilzadeydi ve daha da önemlisi Kral üçüncü Henry’nin kızkardeşi Eleanor ile evlenmişti. Bu sebeple saraya yakındı ve hatta saraydandı.

Başarısız bir Haçlı Seferi’ne katıldı, Suriye’ye kadar vardı. Evliliği ve kralın kardeşini taciz ettiği iddiası hep konuşuldu. Papalıktan evliliği için onay almanın peşine düştü.

Sonra bir de krala karşı savaş açıp tahtına göz dikmiş gibi görünse de aslında öyle olmadı. Kralı kral olarak tanıdı ama tüm ülkeyi ilgilendiren kararların alınmasında ‘tek adama sormayalım’ dedi ve oluşturduğu meclisi işletti. Üyeleri sadece asilzadelerden olmasın, halktan da birileri olsun dedi. Bu haliyle şahane kabul etsek de dönemine göre kabul edilebilir bir şey olmamalıydı.

Yani İngiliz İç Savaşı’nda Oliver Cromwell’in yaptığı gibi krallığı lağvedip ‘Lord Protector’ olarak başa geçmedi. Hem de tüm bunları Cromwell’den 400 sene önce yaptı. Kralın yetkilerinin sınırlandırılması için savaşı göze aldı ve canından oldu.

Sadece krala sormayalım’ dediği için sevilmedi Kral Henry tarafından…

Kral Henry’ye karşı kaybettiği savaşta oğlunun öldürüldüğünü öğrenince ‘O zaman ölme vaktim gelmiştir!’ dedi. Kral Henry de bunu istiyordu zaten. Halbuki kralın oğlu Edward’ın kirvesiydi. Ama yetkilerini sınırlayınca, istediği gibi hareket etmesine izin vermeye karşı çıkınca ‘Sen benim irademe karşı mı geliyorsun?’ dedi ve önce başını bedeninden ayırdı, sonra hayalarını kopardı, ellerini de kesip ülkenin dört bir yanına yolladı ki ‘Kimse kralın otoritesini sorgulamasın bir daha!’ Mesajı da iyice anlaşılsın.

Güzel Evesham kasabasına varırsanız onu, ‘Temsili Demokrasi’nin simgesi olan kişiyi, savaştığı ve öldüğü yeri hatırlamak hoş olur. Geç, çok geç hayatını kaybettiği savaşa ve baronlarla kral arasındaki çekişmeye işaret eden minik bir anıt dikildi kasabanın kilisesinin önüne. Onun da önünde durup kiliseye doğru bakmak uygun olur.

Ayrıca Leicester Lordu idi De Montfort ama çekici bulmayacağınız Leicester şehrinde gezerken saat kulesinin etrafında bir tur atarsanız dönemin kıyafetleriyle dar çorapları ve kısa pantolonu ile heykeli dikilidir.

Napoleon Bonaparte ‘Avrupanın en mühim devlet adamlarından biri’ olarak tanımlasa ve Amerikan Temsilciler Meclisi ‘parlementer demokrasi’nin öncüsü olduğu için meclise rölyefini assa da o aslında bir de antisemitizle anılır. Tefecilikle uğraştığı ve yüksek faizle borç verdiği için Winchester’dan Lincoln’a kadar Musevi vatandaşları sürgün ettirdiği, öldürttüğü de bilinir. Çünkü o zamanlar Hristiyan inancı insafsız kabul edilen faizi yasalamıştı, risk kavramı henüz bilinmiyordu. Sonradan gevşedi.