Şimdi konuşma zamanı


   Ercan’dan giriş yapıp, turizm kenti Girne’ye, ya da Gazimağusa’ya doğru yol alan insanların hakkımızda ne düşündüklerini tahmin etmek zor değildir...
   Yol boyunca otların ağaç boyuna yaklaşması bizimkileri rahatsız etmiyor, ama onlar bu durumu ayıplıyor...
   Nüfusa göre; gereğinden kat kat fazla personel istihdam eden bir devletin, ana yollardaki otları dahi temizleyemeyecek durumda olması gerçekten üzüntü vericidir...
   İsterseniz başkent Lefkoşa’dan hiç söz etmeyelim...
   Yine her tarafta çöp dağları oluştu...
   Havaların ısınmasıyla birlikte bu çöplerin insan sağlığına yönelik zararlarını hiç kimse düşünmüyor...
   Kendi kaderine terk edilmiş bir kent görüntüsü var...
   İnsanlar da umudunu tükettikleri için, çöpleri kontrolsüz bir şekilde sokak ortasına bırakıyorlar...
   Cebinde parası olanlar bile çöp bidonu almak yerine market poşetlerini kullanmaya devam ediyor...
   Etrafı saran pis kokuyu soluyarak, hepimiz ciddi sağlık sorunlarıyla yüzleşecek duruma geldik...
   Öyleyse ne yapmalı?..
   Artık herkes konuşmalı...
   Etrafı kirletenlere, sağlığımızla oynayanlara, iş yapmayanlara, yasa dışı işlerle uğraşanlara, vurgunculara, soygunculara karşı sesimizi yükseltmeliyiz...
   Umudumuzu turizm ve eğitim sektörüne bağladığımız bu adada, her iki sektörü de darbeleyen çevre felaketine karşı seyirci kalmamalıyız...
   Başken Lefkoşa’da yaşayanlar, 7 Nisan’da sandık başına giderek güven duyduğu adaya oy vermeli ve 8 Nisan’dan itibaren de yapacaklarını takip etmelidir...
   Günü geldiğinde hesap sorabilmek için bugün söylenenlerle, 8 Nisan sonrasında yapılacak olan işleri karşılaştırmalıyız...
   Daha sağlıklı, daha huzurlu ve daha mutlu bir yaşam düşlüyorsak...
   Vatandaş olarak bizler de sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz...


(Kıbrıs'tan)