Saraçhane’deki öfke halleri çok geride kaldı.
Hatta Silivri önündeki destek tiyatroları da unutulmaya yüz tuttu.
Acaba Özgür Özel, Silivri’ye haftalık olağan ziyaretlerini sürdürüyor mu? Emin değilim.
Bir de, “Buraya yargılanmaya değil, sizi yargılamaya geldim.” kabadayılığı da yerini usul usul sessizliğe terk ediyor.
‘İmaj’ bir şeydir, lakin her şey değildir. Yavuz hırsızlık da bir yere kadardır. Sonrasında, hakikatin soğuk yüzüyle yüzleşmek kaçınılmazdır.
Bir yılı aşkın zamandır, “Bize siyasî operasyon yapılıyor. Bir sonraki dönem Cumhurbaşkanının önü kesiliyor.” tarzındaki uçuk iddialarla idare etti, Ekrem İmamoğlu’nun bozacıları.
Binlerce sayfalık iddianameye… Düzinelerce tanığa… MASAK raporlarına… Baz ve HTS kayıtlarına… Kamera görüntülerine… Banka dekontlarına…
Ve nihayet 76 itirafçıya rağmen, yavuz hırsız pişkinliği sınır tanımadı.
‘DOSTLUK’, CEZANIN KOKUSU GELENE KADAR
Mahkeme salonunda şovlar sergilendi. Kimi zaman ‘duruşma salonu küçük’ diye yaygara yapıldı. Salon büyütülünce de, “Duruşmayı dürbünle mi seyredeceğiz?” diye hadsizlik edildi.
Fakat… Kaçınılmaz son ufukta göründü. Tanıklarla ve itirafçılarla yüzleşme başladı.
Ve Eko-Sistem’in kurucusunun süngüsü, zemine doğru yöneldi.
Senelerdir kader birliği yapılan ‘dostlar’, sistemin sahibi için kendilerini feda etmekten vazgeçince, “Yapma ağabey, ben mi senden rüşvet aldım? Allah senin belanı versin, seni ıslah etsin…” gibi laf çevirmeler, paçayı kurtaracak fırsatı vermez oldu.
Eko-Sistem tarafından 7 senedir beslenen partili gazeteciler, sessizce veda ediyor. Bakmayın siz, ekranlarda laf arasına sıkıştırılan payandasız destek ifadelerine…
Açın partiye müzahir ekranları… Şimdi rağbet Özgür Özel’e. İmamoğlu mu? Her haber bülteninin başında veya ortasında def-i bela kabilinden bir ‘iddianame çöktü’ üfürmesi yetiyor da artıyor bile.
Artık tüm güzellemeler, Özgür Özel’in her gün bir şehre yaptığı ziyaretlerin şişirilmesine tahsisli.
KARAR ANI YAKLAŞIYOR
Bu gidiş nereye evrile ki?
Dedik; algı, hakikati ilelebet perdeleyemez. İsnat edilen yüzlerce suçlama içinden en zayıf birkaç önemsiz ayrıntıyı cımbızlayıp; “Ahan da savcılar burada çuvalladı. Ne belge var, ne delil var. Sadece iftiracıların iftiraları var. İddianame çöktü.” diye laf kalabalığı yapmanın, bu saatten sonra Ekrem İmamoğlu ve ‘Sistem’ine bir faydası olmayacak.
Kuvvetle muhtemeldir ki; Silivri’deki mahkeme, adli tatilin bitimini müteakip, Ekim ayı içinde karar aşamasına gelecek.
Elbette kararı mahkeme verecek. Müneccimlik yapmaya da niyetli değiliz. Fakat görünen köy kılavuz istemiyor.
Bilhassa Ekrem İmamoğlu’nun, itirafçılarla yüzleşme sahnelerini gördükçe, paçayı sıyırmanın pek mümkün olmadığı anlaşılıyor.
Nitekim Ekrem İmamoğlu da tanıklara ve mahkeme heyetine yönelik hadsizliklerini ve taşkınlıklarını terk etmeye başlamış.
YAŞASIN YENİ KRAL
Mahkeme kararı açıklandıktan sonra, Yeni Parti temsilcileri ile fondaş medyaları, birkaç günlüğüne küçük kıyametler koparır.
Sonrasında ‘hayatın olağan akışı’ avdet eder. En keskin partililer dahi, “Önümüzdeki maçlara bakalım.” kıvamına evrilir.
Özgür Özel’in haftalık olağan Silivri ziyaretleri, aylık rutine dönüşür. Ardından ülkede seçim sathı maili gelir. O noktadan itibaren, kimsenin gözü ne Silivri’yi görür, ne de orada yalnızlığa ve nisyana terk edilmiş olan ‘Eski Kral’ı…
Zira kralın eskisinin hükmü bitmiştir. Devir, ‘Yeni Kral’ın devridir.
Şöyle bağlayalım: ‘Kurnazlık’, her ne kadar zekâ ürünü olsa da, ‘akıllılık’ ile aynı şey değildir.
Bir de, ‘olmak’ ile ‘-mış gibi’ arasında derin bir uçurum vardır.
Anlayana…