Rumların Batışı Hız Kazandı

Kıbrıs Rum Kesimi, 1 Mayıs 2004 tarihinde “AB’yi arkamıza alacağız, Türkiye’ye önümüzde diz çöktüreceğiz” hayali ile egemenliklerinin büyük bir kısmını Brüksel’e devrederek AB’ye girmenin bedelini ağır bir şekilde ödemeye başladı.

 

Dürüst, yalandan dolandan uzak bir devlet olsalardı belki AB’nin nimetlerinden faydalanabilirlerdi ama yalan söyleyerek, sahte bilançolar ve bütçeler düzenleyerek, iş yapmak yerine göstermelik şovlar düzenleyerek bir yere varılamayacağını çok acı öğrendi Rum adadaşlarımız.

 

Kıbrıs’ta 21 Aralık 1963 tarihinde Türklere saldırıp, “Türkler isyan etti” yalanı ile bütün dünyayı kandırmaları sonrasında elde ettikleri kazanımın hep devam edeceğini sandılar.  Yalana dayalı propagandalarının aksini yüzlerce sayfalık “Ortega Raporu” ile çürüten BM Araştırma Komisyonunun bulgularını hasıraltı ettirmeyi başardılar ve aleyhlerine yazılan her tür raporu ve bulguyu da aynı şekilde hasıraltı edebileceklerini düşünerek düzenbazlıklarını devam ettirdiler. Ama her şeyin bir sonu olduğu gibi AB’yi sahte mali raporlarla aldatmalarının da sonu geldi.

 

2015 yılının bütçe hak edişlerini, harcamalarını 2011 yılında göstermelerini ve bütçelerini denk olarak açıklamalarını AB yemedi ve anında mali kriz patlak verdi.

 

Avrupa İstikrar Mekanizması, Almanya’nın baskısı ile “Rum bankalarında Kara Para aklandığı” iddialarını çok ciddiye alırken, Troyka da kara para aklama konusunu bir sonuca ulaştırabilmek için Rum Bankalarının tüm hesaplarını didik didik etme koşulunu koydu masaya. 

 

AB yöneticileri Güney Kıbrıs’ta “Kara Para” aklandığı iddialarından son derece rahatsız. Bu nedenle de Rum Bankalarında böyle bir işlemin izine rastlanılırsa, “boynu altta kalan ölsün” mantığı ile Güney Kıbrıs’ı boğulmaya terk etmeye hazırlar ve bu konuda Rumların tüm itirazlarına kulaklarını tıkayıp düğmeye de bastılar.

 

Şimdi yardım kapısının açılabilmesi için Rumların önünde kendilerini temize çıkarması gereken iki büyük önkoşul var.

Birincisi Troyka tarafından Rum Bankalarında yapılacak incelemede 1 Mayıs 2004 tarihinden sonra “kara para Aklaması” yapılmadığının saptanması.

İkincisi de Rumların içine düştükleri mali borç krizinin, kendi tembelliklerinden ve üç kağıtçılıklarından kaynaklanmadığı ve de “Euro Bölgesini” tehdit edecek düzeyde veya da yapıda bulunmadığının tespit edilmesi.

 

Bu iki koşul aksi gibi hem hukuki bir dayanağa sahip, hem de AB’nin ilgili tüzük maddeleri gereği. Bu iki koşulun sonucu Avrupa İstikrar Mekanizması’nın uygun göreceği şekilde çıkmazsa Güney Kıbrıs Rum Yönetimine (GKRY)  mali yardım yapılmayacak, kredi de verilmeyecek.

 

Avrupa Birliği GKRY’ne mali yardım yapılmasını veya da kredi verilmesini uygun görmez ise, Rusya da GKRY’e mali yardım yapmayacak ve kredi vermeyecek. Durum bu denli kritik. AB ve Rusya GKRY’ne kredi vermezse hiç kimse de vermeye cesaret edemeyecek, işin ucunda fahiş denilebilecek faizler olsa da.

 

Rumların içinde bulundukları ekonomik kriz Mart ayında felaketlerle birlikte Rumların başına iyice çökecek. Dolayısıyla Nisan 2013 çok kritik bir ay. 

Kamu borçları 2013’ün ilk üç ayı sonunda Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın (GSYH) yüzde 85.3’na çıkacak ve 15 milyar 275 milyon Euro’ya ulaşacak. Bu süreçteki finansal gereksinimi de nakit olarak 1 milyar Euro.

 

İşin en korkutucu tarafı da, Mart 2013’de ödenmesi gereken 7,7 milyon Euro’luk devlet tahvillerinin kapıda beklemesi. Yani GKRY Mart sonuna kadar bir şekilde 8.7 milyon Euro bulmak zorunda.

 

Bu işin şakası yok. Buldu buldu, bulamadı batıp gidecek.