Rumlar, Donanma ve İsrail Yatırımları*

Türkiye maalesef haklı olarak İsrail ile ilişkilerini 'dost ülke' konumundan farklı bir konuma getirmek zorunda kaldı. Bu gelinen durumun tek sorumlusu ise İsrail Hükümeti! 'Mavi Marmara' ister 'kışkırtıcı' ister 'yanlış' isterse de 'haksız' bir zeminde olsa da uluslararası karasularında aslında İsrail'in hak iddia edemiyeceği bir noktada İsrail askerlerinin saldırısına 
uğradı. Tüm kayıtlarda da gördüğümüz gibi gemideki sivillerin teslim olmayacağını görmesine rağmen asker indiren 'zorba devlet' konumunda olan İsrail idi. 

İsrail bu gemide 9 insanı katletti. Kendilerini sopalarla ve sandalyelerle savunmaları onların katlini 'haklı' çıkarmamakta. 

İsrail buna rağmen 'özür dilemedi' ve 'dost' konumda bir ülkeyi kaybetti. 
Üstelik bu 'dost' konumda olan ülke eski Türkiye değil. Sürekli gücünü ve uluslararası kamuoyu desteğini arttırmakta olan bir bölge gücü. 

Akdeniz'in Doğusu'nu ve doğal enerji kaynaklarını Türkiye ile paylaşmamaya çalışan İsrail bu gidişle pastanın tamamını yitirmeyi de göze aldı. Hak ettiği 'dilimi' değil 'hepsini' yemek amacıyla Rumları da 'enayi' yerine koyup kışkırtarak Akdeniz'de gündeme gelebilecek olanların sorumluluğunu da üstlenmiş oldu. 

Evet bu saatten sonra Doğu Akdeniz'de olabilecek tüm 'kötü gelişmelerin' sorumlusu İsrail olarak tarihe geçecektir. 

Kuzey Irak'ta arazi alımları ile göze batan ve Türkiye karşıtı unsurların desteklenmesi konusunda 'masum' gözükmeyen İsrail'e güvenerek Türkiye'nin izin vermeyeceği bir biçimde deniz altında petrol arama sevdası ile 'sonu kötü bitecek' bir macera yolculuğuna çıkan Rumlar ise sanırım 'cami duvarına işemek' sözcüğünü iyi öğrenmek zorunda kalabilirler. 

TC Avrupa Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağıs'ın Rum Maceraperestlerine cevabı belki de Türkiye'nin yapacakalarının en azı olarak algılanmalıdır. 

1 Eylül 2011 tarihli Milliyet Gazetesi'nin haberi çok net: 'Akdeniz'de 1 Ekim'de petrol aramaya başlayacağını duyuran Kıbrıs Rum Kesimi'ne AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'tan tehdit gibi uyarı geldi. Benzer teşebbüslerde Türkiye'nin daha önce bölgeye savaş gemisini gönderdiğine işaret eden Bakan Bağış, 'Donanmalar bunun için var.' dedi. Rum Kesimi'nde 
geçmişte de bu tür şeyler denediğinde nelerle karşı karşıya kaldığını hatırlayanların varlığına dikkat çeken Bağış, 'Onlara ait olmayan sularda arama yapmak yasa dışıdır. Türkiye de uluslararası hukukun kendine verdiği hakkı sonuna kadar kullanır, gereğini yapar. Türkiye'nin ciddiyetini bilirler.' diye konuştu. Daha önceki sondaj girişimlerinde Türk donanmasının 
bölgeye gittiğinin hatırlatılması üzerine Bakan Bağış, 'Deniz Kuvvetleri'ndeki askerlerimizin eğitimi ve teçhizatını; bu orduyu bunun için kurduk. Her türlü opsiyon masadadır, her şey düşünülebilir.' dedi.' 

Rumlar aslında Türkiye'nin sadece Donanması'nın değil, Hava Filolarının ve karada tanklarının da olduğunu iyi biliyor olmalılar. İnşallah unutmamışlardır.

Bölgede istenmeyen ve 'Türkiye'nin de kesinlikle istemediği' ancak zorunlu olarak gündeme gelebilecek 'sıcak gelişmelerde' 
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 1974'e göre 'bin misli daha modern' bir ordu olduğunu inşallah akıllarından çıkarmaz ve bölgede 'barışı tehdit edecek' bir hata yapmazlar. 

İsrail maalesef şu anda 'ne yaptığını bilir' bir vaziyette değil. Rumlar, İsrail'e uymazlarsa hem kendileri hem de bölgede barış için en doğrusunu yapmış olurlar. 

Tüm bu gelişmelerin yanı sıra KKTC'de de artık hem güvenlik ile ilgili kurumlar açısından hem de genel olarak çok titiz şekilde ele alınması gereken bir sorun var: İsrail kökenli yatırımlar! 

Türkiye ile İsrail arasında gelinen noktada ve de özellikle KKTC'nin çıkarlarına aykırı olarak Rum Kesimi ile ittifak halinde olan İsrail'in özellikle askeri amaçlarla kullanabilme ihtimali olabilecek 'yatırımlar' Türkiye ve KKTC için 'güvenlik zaruriyeti' konumundalar. 

'KKTC arazilerinin ne kadar bir kısmı daimi ya da süresi sınırlı bir şekilde İsrail kökenli şirket ve şahıslara satılmış ya da kiralanmış durumda ?' sorusu artık sıradan bir istatistik bilgisi değil! 

Adanın kuzeyinde faaliyetlerinin artığı gözlemlenen İsrail kökenli yatırımcıların operasyonlarının Türkiye ve İsrail arasında ilişkiler düzelene ve İsrail'in Rum Kesimi ile olan ittifakı sona erene kadar 'dondurulması' yanlış olmayabilir.