<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eurovizyon | Son Dakika, İngiltere, Dünya, Avrupa ve Londra haberleri</title>
    <link>https://www.eurovizyon.co.uk</link>
    <description>En güncel Eurovision, İngiltere, Dünya, Avrupa ve Londra haberlerini anında takip edin! Son dakika gelişmeleri, etkinlikler, sanatçı haberleri ve daha fazlası için buradayız. En detaylı ve güvenilir haberleri kaçırmamak için sitemizi ziyaret edin. Eurovizyon'un kalbinde, dünyanın dört bir yanındaki önemli olaylarla ilgili haberler burada!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.eurovizyon.co.uk/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2026 06:54:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Jamaika, kölelik tazminatı için Kral Charles'a başvurdu]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/jamaika-kolelik-tazminati-icin-kral-charlesa-basvurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/jamaika-kolelik-tazminati-icin-kral-charlesa-basvurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jamaika hükümeti, köle ticareti ve sömürge yönetiminin yol açtığı zararlar nedeniyle İngiltere’den tazminat talebini Kral III. Charles’a iletti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Jamaika, transatlantik köle ticaretinin ve yüzyıllarca süren İngiliz sömürge yönetiminin günümüze uzanan sonuçlarını uluslararası hukuk gündemine taşıyacak önemli bir adım attı.</span></p>

<p><span>Kültür, Toplumsal Cinsiyet, Eğlence ve Spor Bakanı <strong>Olivia “Babsy” Grange</strong> başkanlığındaki Jamaika hükümet heyeti, 7 Eylül 2026 Pazartesi günü Londra’da <strong>Kral III. Charles</strong>’a hitaben hazırlanan resmî dilekçeyi sundu.</span></p>

<p><span>Başvuruda Kral Charles’tan, <strong>1833 tarihli Judicial Committee Act’in 4’üncü maddesi</strong> uyarınca üç temel hukuk sorusunu Londra merkezli Privy Council Yargı Komitesi’ne göndermesi talep edildi. Söz konusu madde, hükümdara hukuki veya anayasal meseleleri görüş bildirmesi amacıyla komiteye sevk etme yetkisi veriyor. </span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><strong><span>Üç kritik soru yöneltildi</span></strong></p>

<p><span>Jamaika hükümetinin açıklamasına göre Privy Council’dan görüş alınması istenen sorular şöyle:</span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span>Afrikalıların zorla yakalanması, Jamaika’ya taşınması ve taşınabilir mülk statüsünde köleleştirilmesi İngiliz hukukuna göre herhangi bir dönemde hukuka uygun muydu? </span></li>
 <li><span>Afrikalıların zorla taşınarak Jamaika’da köleleştirilmesi, dönemin uluslararası hukukuna aykırı mıydı? </span></li>
 <li><span>Birleşik Krallık’ın, köleliğin Jamaika halkı üzerinde bıraktığı zararlar nedeniyle hukuken telafi sağlayacak bir yükümlülüğü bulunuyor mu? </span></li>
</ul>

<p><span>Olivia Grange, girişimin siyasi bir bildiri olmanın ötesinde, tazminat tartışmasını somut bir hukuk sürecine taşıma amacı taşıdığını söyledi.</span></p>

<p><span>Grange, “Biz dilenmeye gelmedik. Adil bir karar için İngiliz hukukuna başvuruyoruz” ifadelerini kullandı. Jamaika hükümeti, dilekçenin mevcut haliyle belirli bir parasal ödeme istemediğinin; öncelikle İngiltere’nin hukuki sorumluluğunun belirlenmesini amaçladığının altını çizdi. </span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><strong><span>Son söz yalnızca Kral’a ait değil</span></strong></p>

<p><span>Dilekçe resmen Kral III. Charles’a hitaben hazırlandı. Bunun nedeni Charles’ın yalnızca İngiltere Kralı değil, aynı zamanda bağımsız bir ülke olan <strong>Jamaika’nın anayasal devlet başkanı</strong> olması.</span></p>

<p><span>Ancak İngiliz anayasal sistemi içinde Kral’ın başvuru hakkında tek başına karar vermesi beklenmiyor. Charles’ın, dilekçenin Privy Council Yargı Komitesi’ne gönderilip gönderilmeyeceği konusunda İngiliz hükümetinin tavsiyesi doğrultusunda hareket etmesi gerekecek.</span></p>

<p><span>Dolayısıyla başvuru, doğrudan İngiliz hükümetini hedef alan siyasi ve hukuki bir sınama niteliği de taşıyor. Privy Council’ın görüş bildirmesi halinde bu görüşün kapsamı, bağlayıcılığı ve olası tazminat müzakerelerine etkisi ayrıca tartışılacak.</span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><strong><span>Başvuru Zong katliamının yıldönümüne denk getirildi</span></strong></p>

<p><span>Jamaika, dilekçenin sunulacağı tarihi özellikle transatlantik köle ticaretinin en çarpıcı suçlarından biri olan <strong>Zong katliamıyla</strong> ilişkilendirdi.</span></p>

<p><span>Liverpool’a kayıtlı Zong adlı köle gemisi, 6 Eylül 1781’de Batı Afrika’dan Jamaika’ya doğru yola çıktı. Gemide yaklaşık 442 köleleştirilmiş Afrikalı bulunuyordu. Yolculuk sırasında mürettebat, su kaynaklarının azaldığını öne sürerek en az 132 erkek, kadın ve çocuğu denize attı.</span></p>

<p><span>Geminin sahipleri daha sonra öldürülen insanları “kaybedilmiş mal” olarak gösterip sigorta şirketinden ödeme almaya çalıştı. Sigorta şirketinin talebi reddetmesi üzerine uyuşmazlık İngiliz mahkemelerine taşındı. Yargılama, insanların topluca öldürülmesinden çok sigorta kapsamındaki mal kaybı üzerinden yürütüldü.</span></p>

<p><span>Jamaika heyeti, dilekçe öncesinde 6 Eylül’de Güney Londra’daki New Park Road Baptist Kilisesi’nde düzenlenen “Anma, Adalet ve Onarım” ayinine katıldı. Zong kurbanları için çelenk bırakıldı. </span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><strong><span>Köle sahiplerine ödeme yapıldı, köleleştirilenlere yapılmadı</span></strong></p>

<p><span>Jamaika’nın başvurusunda öne çıkan tarihsel çelişkilerden biri, İngiltere’nin 1833’te köleliği kaldırırken köleleştirilen insanlara değil, onları “mülk” olarak elinde tutan köle sahiplerine tazminat ödemiş olması.</span></p>

<p><span>İngiliz hükümeti, köle sahiplerinin sözde ekonomik kayıplarını karşılamak amacıyla dönemin bütçesi açısından son derece büyük bir mali kaynak ayırdı. Bu borcun finansman etkisinin İngiliz vergi sistemi üzerindeki izleri 2015’e kadar sürdü.</span></p>

<p><span>Olivia Grange, İngiliz devletinin köle sahiplerinin zararını karşılamayı hukuken mümkün görmesine rağmen köleleştirilen insanların torunlarına yönelik telafi talebini reddetmesinin savunulamaz olduğunu belirtiyor.</span></p>

<p><strong><span>Milyonlarca Afrikalı zorla taşındı</span></strong></p>

<p><span>Tarihsel araştırmalara göre 15’inci yüzyıl ile 19’uncu yüzyıl arasında <strong>12,5 milyondan fazla Afrikalı</strong>, Atlantik köle ticareti kapsamında gemilere bindirilerek Amerika kıtasına doğru zorla yola çıkarıldı. Bunların yaklaşık 10,7 milyonu hayatta kalarak kıtaya ulaşabildi; yüz binlercesi yolculuk sırasında hastalık, açlık, şiddet ve insanlık dışı koşullar nedeniyle öldü.</span></p>

<p><span>İngiltere, 1655’te İspanya’dan aldığı Jamaika’yı şeker kamışı üretiminin merkezlerinden biri haline getirdi. Plantasyon ekonomisi, Afrika’dan getirilen yüz binlerce köleleştirilmiş insanın zorla çalıştırılmasına dayanıyordu.</span></p>

<p><span>Kölelik İngiliz İmparatorluğu’nun büyük bölümünde 1834’te resmen kaldırıldı. Ancak Jamaika’nın doğrudan İngiliz sömürgesi olarak yönetilmesi 1962’de bağımsızlığa kavuşmasına kadar devam etti.</span></p>

<p><strong><span>“Etkileri eğitimden sağlığa kadar sürüyor”</span></strong></p>

<p><span>Grange, kölelik ve sömürge yönetiminin etkilerinin yalnızca geçmişte kalmış bir insan hakları ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini savunuyor.</span></p>

<p><span>Jamaika hükümetine göre plantasyon ekonomisinin oluşturduğu servet İngiltere’ye aktarılırken, Jamaika’da eğitim, sağlık, altyapı, toprak mülkiyeti ve ekonomik kalkınma alanlarında kalıcı eşitsizlikler meydana geldi.</span></p>

<p><span>Tazminat talebi bu nedenle yalnızca bireysel nakit ödemelerden oluşan bir model olarak görülmüyor. Jamaika ve diğer Karayip ülkeleri; borçların hafifletilmesi, sağlık ve eğitim yatırımları, teknoloji transferi, kültürel varlıkların iadesi, yerli halklara yönelik kalkınma programları ve resmî özür gibi seçenekleri “onarıcı adalet” kapsamında değerlendiriyor.</span></p>

<p><span>Jamaika, köleliğin kalıcı etkilerini araştırmak ve tazminat politikasını geliştirmek amacıyla <strong>2009 yılında Ulusal Tazminat Komisyonu’nu</strong> kurmuştu.</span></p>

<p><strong><span>CARICOM’dan tam destek</span></strong></p>

<p><span>Jamaika’nın girişimi yalnızca ulusal bir başvuru değil. Karayip Topluluğu <strong>CARICOM</strong>, Temmuz 2025’te yapılan devlet ve hükümet başkanları toplantısında dilekçeye tam destek verdi.</span></p>

<p><span>CARICOM liderleri, başvurunun bölgenin “On Maddelik Onarıcı Adalet Planı”na katkıda bulunabilecek yeni bir hukuk yolu oluşturduğunu bildirdi. Temmuz 2026’daki zirvede de başvurunun 7 Eylül’de Londra’da yapılacağı teyit edildi. </span></p>

<p><span>Jamaika heyeti, bunun bir Commonwealth ülkesinin kölelik tazminatı konusunda söz konusu hukuki mekanizmaya başvurduğu ilk örnek olduğunu belirtiyor.</span></p>

<p><strong><span>Buckingham Sarayı: Konunun farkındayız</span></strong></p>

<p><span>Buckingham Sarayı, Jamaika hükümetinin dilekçeyi Privy Council Yargı Komitesi’ne taşıma girişiminden haberdar olduğunu açıkladı.</span></p>

<p><span>Saraydan yapılan açıklamada Kral Charles’ın kölelik tarihinin daha iyi anlaşılması ve tarihsel yanlışların günümüz toplumları yararına ele alınması konusunda “kişisel ve güçlü bir bağlılık” sergilediği belirtildi.</span></p>

<p><span>Ancak açıklamada, dilekçenin Privy Council’a gönderileceğine, İngiltere’nin hukuki sorumluluğunun kabul edileceğine veya tazminat ödeneceğine ilişkin doğrudan bir taahhütte bulunulmadı. </span></p>

<p><span>Kral Charles, daha önce köleliğin yol açtığı acılar nedeniyle “derin üzüntü” duyduğunu söylemiş; fakat monarşi adına resmî özür dilememişti.</span></p>

<p><strong><span>İngiliz hükümeti tazminata karşı</span></strong></p>

<p><span>İngiliz hükümetleri bugüne kadar kölelik nedeniyle mali tazminat ödeme düşüncesine karşı çıktı. Londra yönetimi, transatlantik köle ticaretini insanlık dışı ve utanç verici olarak nitelendirmesine rağmen resmî özür ve tazminat taleplerini kabul etmedi.</span></p>

<p><span>Jamaika’nın yeni hamlesi, bu nedenle tartışmayı ahlaki ve siyasi zeminden hukuk zeminine taşımayı hedefliyor. Privy Council’ın soruları ele almayı kabul etmesi halinde İngiltere’nin köle ticareti ve sömürgecilik dönemindeki eylemleri, tarihsel hukuk ile günümüz uluslararası hukuk ilkeleri arasındaki ilişki bakımından incelenebilecek.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span>Cumhuriyet tartışmasını da etkileyebilir</span></strong></p>

<p><span>Başvurunun sonucu, Jamaika’daki cumhuriyet tartışmalarını da doğrudan etkileyebilir. Jamaika 1962’de bağımsızlığını kazanmasına rağmen Kral III. Charles’ı devlet başkanı olarak tanımaya devam ediyor.</span></p>

<p><span>Başbakan Andrew Holness hükümeti, ülkenin monarşiyle anayasal bağlarını kopararak cumhuriyete dönüşmesi yönünde çalışmalar yürütüyor. Kral’ın dilekçeyi Privy Council’a göndermemesi veya İngiliz hükümetinin başvuruyu engellemesi, monarşi karşıtı görüşleri güçlendirebilir.</span></p>

<p><span>Jamaika’nın girişimi kısa vadede doğrudan bir tazminat kararı doğurmasa bile, İngiltere’nin kölelik dönemindeki sorumluluğunun ilk kez bu düzeyde hukuki incelemeye açılması bakımından tarihî bir adım olarak değerlendiriliyor. Sürecin bir sonraki aşaması, Kral Charles’ın İngiliz hükümetinin tavsiyesi doğrultusunda dilekçeyi Privy Council Yargı Komitesi’ne sevk edip etmeyeceğinin açıklanması olacak.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/jamaika-kolelik-tazminati-icin-kral-charlesa-basvurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/jamaika-inglitere-kral-charles-kolelik-tazminat-talebi.jpg" type="image/jpeg" length="40762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Adalet Divanı’dan İsrail’e: İşgali Sonlandır]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/uluslararasi-adalet-divanidan-israile-isgali-sonlandir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/uluslararasi-adalet-divanidan-israile-isgali-sonlandir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Doğu Kudüs dâhil işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığının uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Uluslararası Adalet Divanı’nın 19 Temmuz 2024 tarihinde açıkladığı tarihî danışma görüşü, İsrail’in Filistin topraklarında onlarca yıldır sürdürdüğü işgal düzenine ilişkin bugüne kadarki en ağır uluslararası hukuk kararlarından biri oldu.</span></p>

<p><span>Mahkeme, İsrail devletinin varlığını değil; <strong>İsrail’in 1967’den beri işgal ettiği Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki devam eden varlığını hukuka aykırı</strong> ilan etti.</span></p>

<p><span>“UAD’ın, kararı, İsrail’in Filistin topraklarında kurduğu askerî, idari, ekonomik ve yerleşimci düzenin hiçbir hukuki meşruiyet taşımadığını açıkça ortaya koyuyor.</span></p>

<p><span>UAD, İsrail’in işgalci güç sıfatını sistematik biçimde kötüye kullandığını; toprakları parçalayarak, Filistinlileri yerinden ederek ve kalıcı yerleşimler kurarak geçici bir işgali fiilî ilhaka dönüştürdüğünü belirledi.</span></p>

<p><strong><span>İşgal “devam eden uluslararası suç oluşturan fiil” olarak nitelendirildi</span></strong></p>

<p><span>UAD, 11’e karşı 4 oyla İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki devam eden varlığının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.</span></p>

<p><span>Mahkemeye göre İsrail’in politikaları, uluslararası hukukun iki temel ilkesini ağır biçimde ihlal ediyor:</span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span>Toprakların güç kullanılarak ele geçirilmesi yasağı </span></li>
 <li><span>Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkı </span></li>
</ul>

<p><span>UAD, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki varlığını “devam eden nitelikte hukuka aykırı bir fiil” olarak tanımladı ve bu durumun İsrail’in uluslararası sorumluluğunu doğurduğunu bildirdi.</span></p>

<p><span>Mahkeme, İsrail’in güvenlik gerekçelerini öne sürmesinin, Filistin topraklarını ilhak etmesini, kalıcı yerleşimler kurmasını ve milyonlarca Filistinliyi temel haklarından mahrum bırakmasını meşrulaştıramayacağını vurguladı.</span></p>

<p><a href="https://aytacwholesale.co.uk/" rel="nofollow"><img alt="Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="509" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/aytac-sepet-kampanya-yatay-haber-alti.jpg" width="1528" /></a></p>

<p><strong><span>İsrail işgali mümkün olan en kısa sürede sona erdirmeli</span></strong></p>

<p><span>UAD, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki hukuka aykırı varlığına <strong>“mümkün olan en kısa sürede”</strong> son vermesi gerektiğine karar verdi.</span></p>

<p><span>Bu hüküm yalnızca askerî birliklerin konumuyla sınırlı değil. İsrail’in işgal altında kurduğu kontrol sisteminin, askerî yönetimin, yerleşimlerin, toprak gasbının ve fiilî ilhak uygulamalarının da ortadan kaldırılmasını kapsıyor.</span></p>

<p><span>Mahkeme, İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’nın geniş kesimlerinde egemenlik kurmaya çalıştığını; İsrail hukukunu bu bölgelere yayarak toprakları kalıcı biçimde kendi ülkesine katma niyetini ortaya koyduğunu belirledi.</span></p>

<p><span>UAD ayrıca Filistin topraklarının birbirinden koparılmasının, Filistin devletinin kurulmasını engellediğini ve Filistin halkının kendi geleceğini belirleme hakkını fiilen ortadan kaldırdığını kaydetti.</span></p>

<p><strong><span>Yerleşimler durdurulmalı, yüz binlerce yerleşimci tahliye edilmeli</span></strong></p>

<p><span>Mahkeme, 14’e karşı 1 oyla İsrail’in işgal altındaki topraklardaki bütün yeni yerleşim faaliyetlerini derhal durdurması gerektiğine hükmetti.</span></p>

<p><span>Kararda, işgal altındaki Filistin topraklarına yerleştirilen İsrailli sivillerin tahliye edilmesi de açık bir yükümlülük olarak gösterildi.</span></p>

<p><span>İsrail’in yerleşim politikası yalnızca konut inşa edilmesinden ibaret değil. Bu politika kapsamında Filistinlilere ait arazilere el konuluyor; evler yıkılıyor, tarım alanlarına ve su kaynaklarına erişim sınırlandırılıyor, yollar ve kontrol noktalarıyla Filistin kentleri birbirinden koparılıyor.</span></p>

<p><span>İsrail ordusunun koruması altında hareket eden silahlı yerleşimcilerin Filistinlilere, evlere, iş yerlerine, zeytinliklere ve tarım arazilerine yönelik saldırıları da Batı Şeria’daki zorla yerinden etme politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><strong><span>Ayrı hukuk düzeni ve sistematik ayrımcılık</span></strong></p>

<p><span>UAD, İsrail’in işgal altındaki topraklarda Filistinliler ile İsrailli yerleşimcilere farklı hukuk düzenleri uygulamasının uluslararası ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine karar verdi.</span></p>

<p><span>Aynı bölgede yaşayan İsrailli yerleşimciler sivil hukuk sistemine bağlı tutulurken Filistinliler askerî mahkemelerde yargılanıyor. Filistinlilerin seyahat, çalışma, inşaat, tarım ve su kaynaklarına erişimleri askerî izinlere bağlanırken yerleşimlerin genişlemesi İsrail makamlarınca destekleniyor.</span></p>

<p><span>Mahkemeye göre bu düzen, Filistin halkını kendi topraklarında temel haklardan yoksun bırakan kurumsallaşmış bir ayrımcılık sistemi oluşturuyor.</span></p>

<p><strong><span>İsrail Filistinlilere tazminat ödemekle yükümlü</span></strong></p>

<p><span>UAD, İsrail’in işgal süresince Filistinli gerçek ve tüzel kişilere verdiği zararı tamamen gidermekle yükümlü olduğuna hükmetti.</span></p>

<p><span>Mahkemenin belirlediği yükümlülükler şunları kapsıyor:</span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span>El konulan arazi ve mülklerin sahiplerine iade edilmesi </span></li>
 <li><span>İşgal sırasında yağmalanan kültürel varlıkların geri verilmesi </span></li>
 <li><span>Yerlerinden edilen Filistinlilerin dönüşünün sağlanması </span></li>
 <li><span>Yıkılan evler ve kaybedilen geçim kaynakları için tazminat ödenmesi </span></li>
 <li><span>Geri döndürülemeyen zararların maddi olarak karşılanması </span></li>
</ul>

<p><span>Dolayısıyla karar, yalnızca gelecekteki yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını değil, onlarca yıllık işgalin Filistin halkında oluşturduğu maddi ve insani yıkımın telafi edilmesini de öngörüyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><span>Diğer devletler İsrail’in işgaline yardım edemez</span></strong></p>

<p><span>UAD, İsrail’in işgalini sürdürebilmesinde diğer ülkelerin siyasi, askerî ve ekonomik desteğinin taşıdığı öneme de dikkat çekti.</span></p>

<p><span>Mahkeme, bütün devletlerin İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığını meşru kabul etmeme ve bu hukuka aykırı durumun sürdürülmesine yardım etmeme yükümlülüğü bulunduğuna karar verdi.</span></p>

<p><span>Bu yükümlülük; yerleşimlerle ticaret yapılması, işgal altındaki bölgelerde yatırım gerçekleştirilmesi, yerleşim ürünlerinin İsrail menşeli kabul edilmesi ve işgalin sürdürülmesinde kullanılabilecek silahların sağlanması gibi alanları doğrudan ilgilendiriyor.</span></p>

<p><span>Devletlerin, İsrail’in uluslararası kabul görmüş sınırları ile işgal altındaki Filistin toprakları arasında açık bir ayrım yapması gerekiyor.</span></p>

<p><strong><span>BM çekilme için bir yıl süre verdi, İsrail kararı uygulamadı</span></strong></p>

<p><span>UAD, İsrail’in hukuka aykırı varlığını sona erdirmesi için belirli bir tarih vermedi ve “mümkün olan en kısa sürede” ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span>BM Genel Kurulu ise 18 Eylül 2024 tarihinde kabul ettiği ES-10/24 sayılı kararla İsrail’den işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığına en geç 12 ay içinde son vermesini istedi.</span></p>

<p><span>Karar, 124 ülkenin desteğiyle kabul edildi. İsrail ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 14 ülke karşı oy kullanırken 43 ülke çekimser kaldı. </span></p>

<p><span>Tanıdığı süre 17 Eylül 2025’te doldu. İsrail, bu süre içinde işgali sona erdirmedi, yerleşimcileri tahliye etmedi ve Filistinlilere tazminat ödemedi.</span></p>

<p><span>BM uzmanları, sürenin dolmasının ardından uluslararası toplumun yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmesinin hukuka aykırı düzenin devam etmesine katkı sağladığını belirterek yaptırım, silah ambargosu ve yerleşimlerle ticaretin durdurulması çağrısında bulundu.</span></p>

<p><strong><span>Gazze yerle bir edildi, halk açlık ve zorunlu göçe mahkûm edildi</span></strong></p>

<p><span>UAD’nin işgale ilişkin görüşü açıklanırken İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları da bütün şiddetiyle devam ediyordu.</span></p>

<p><span>İsrail ordusunun bombardımanları ve kara saldırıları Gazze’de konutları, hastaneleri, okulları, üniversiteleri, ibadethaneleri, su şebekelerini ve elektrik altyapısını geniş ölçüde tahrip etti. On binlerce Filistinli öldürüldü; nüfusun büyük bölümü defalarca yerinden edildi.</span></p>

<p><span>İnsani yardımın engellenmesi ve sınırlandırılması sonucunda halk gıda, temiz su, ilaç ve barınma imkânlarından mahrum bırakıldı. Açlık, susuzluk ve sağlık sisteminin çökertilmesi, askerî saldırıların yanı sıra Gazze’deki kitlesel ölümlerin başlıca nedenleri arasına girdi.</span></p>

<p><span>BM Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, Eylül 2025’te yayımladığı raporda İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı soykırım gerçekleştirdiği sonucuna ulaştı. Komisyon, İsrail makamlarının öldürme, ağır bedensel ve zihinsel zarar verme, yaşamı ortadan kaldıracak koşullar oluşturma ve doğumları engellemeye yönelik tedbirler uygulama fiillerinden sorumlu olduğunu bildirdi. </span></p>

<p><span>Bu tespit, Birleşmiş Milletler bünyesindeki bağımsız soruşturma komisyonuna ait. Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında UAD’nin nihai hüküm süreci ise ayrıca devam ediyor.</span></p>

<p><strong><span>UAD daha önce de İsrail’e karşı tedbir kararları aldı</span></strong></p>

<p><span>UAD, Güney Afrika’nın açtığı davada İsrail’e karşı birden fazla geçici tedbir kararı verdi.</span></p>

<p><span>Mahkeme İsrail’den:</span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span>Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yasaklanmış fiilleri önlemesini, </span></li>
 <li><span>Gazze’ye insani yardımın ulaştırılmasını sağlamasını, </span></li>
 <li><span>Soykırıma doğrudan ve alenen teşviki cezalandırmasını, </span></li>
 <li><span>Delillerin yok edilmesini önlemesini, </span></li>
 <li><span>Gazze’deki Filistinlilerin yaşam koşullarını daha da kötüleştirecek eylemlerden kaçınmasını </span></li>
</ul>

<p><span>istedi.</span></p>

<p><span>Buna rağmen Gazze’deki sivil ölümleri, zorunlu göç, altyapı yıkımı ve insani yardım krizi devam etti.</span></p>

<p><strong><span>İsrail kararı reddetti</span></strong></p>

<p><span>İsrail yönetimi UAD’nin işgale ilişkin görüşünü reddederek bölgenin geleceğinin uluslararası mahkemeler tarafından değil, doğrudan görüşmelerle belirlenmesi gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span>Ancak UAD, müzakere iddiasının işgali süresiz biçimde devam ettirme hakkı vermediğini ortaya koydu. Mahkeme ayrıca Oslo Anlaşmaları’nın İsrail’e Filistin topraklarını ilhak etme veya buralarda kalıcı egemenlik kurma yetkisi tanımadığını açıkça belirtti.</span></p>

<p><span>İsrail’in kararı tanımaması, uluslararası hukuk bakımından yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor.</span></p>

<p><strong><span>Tarihî görüşün önündeki en büyük engel: Yaptırım eksikliği</span></strong></p>

<p><span>UAD’nin görüşü hukuki bakımdan tarihî öneme sahip olsa da doğrudan bir yaptırım veya icra gücü bulunmuyor. Kararın uygulanabilmesi devletlerin, BM Genel Kurulu’nun ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin atacağı adımlara bağlı.</span></p>

<p><span>Ancak İsrail’in en önemli askerî ve siyasi destekçisi olan ABD’nin Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkisi, İsrail’e karşı bağlayıcı yaptırım kararlarının alınmasının önündeki temel engellerden biri olmayı sürdürüyor.</span></p>

<p><span>Ortaya çıkan tablo açık: Dünyanın en yüksek yargı organı İsrail’in Filistin topraklarındaki varlığının hukuka aykırı olduğunu ilan etti; işgalin sona erdirilmesini, yerleşimcilerin tahliyesini ve zararların tazminini istedi. Buna rağmen İsrail işgali ve yerleşim politikasını sürdürürken uluslararası toplum mahkeme kararını uygulatacak etkili mekanizmaları henüz hayata geçiremedi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/uluslararasi-adalet-divanidan-israile-isgali-sonlandir</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/israil-isgalci.jpg" type="image/jpeg" length="60642"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk diasporasına dair…]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/turk-diasporasina-dair-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/turk-diasporasina-dair-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin yaz tatili sonrası ilk hafta programları arasında, “Türk Diasporası” yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>[article id="12610" color="bg-dark"][/article]</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/turk-diasporasina-dair-1</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/veyis-gungor-turkiye-yazarlar-birligi-avrupa-turkleri-1.jpg" type="image/jpeg" length="25029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump yönetimi savaş sonrası için Orta Doğu planı hazırlıyor]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/trump-yonetimi-savas-sonrasi-icin-orta-dogu-plani-hazirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/trump-yonetimi-savas-sonrasi-icin-orta-dogu-plani-hazirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amerikan haber sitesi, Donald Trump'ın görev süresinin geri kalanında Washington'ın Orta Doğu politikasının ana hatlarını belirleyebileceğini aktardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>ABD'li yayın kuruluşu Axios'a göre henüz ilk aşamalarındaki plan, <strong>Donald Trump</strong>'ın görev süresinin geri kalanında ABD'nin Orta Doğu politikasının ana hatlarını belirleyebilir.</span></span></p>

<p><span><span>Axios haber platformunun iki ABD'li yetkili ile konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberine göre Trump yönetimi, Tahran üzerindeki baskıyı artırarak ve İsrail ile bölge ülkeleri arasındaki normalleşmeyi genişleterek Orta Doğu'daki güç dengesini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan savaş sonrası strateji üzerinde çalışmaya başladı.</span></span></p>

<p><span><span>Amerikan haber sitesi, planın henüz ilk aşamalarında olduğunu ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki görev süresinin geri kalanında Washington'ın Orta Doğu politikasının ana hatlarını belirleyebileceğini aktardı.</span></span></p>

<p><span><span>İsimleri açıklanmayan kaynaklara göre plan kapsamında üç temel unsur ele alındı: İran'ı caydırmak ve sınırlamak amacıyla ABD'nin müttefikleri arasında "bölgesel uyum" oluşturulması, 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlenen saldırıların bölgesel etkilerinin sona erdirilmesi ve İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hedeflenirken İbrahim Anlaşmaları'nın genişletilmesi.</span></span></p>

<p><span><span>ABD'deki yaklaşan Kongre ara seçimleri ile İsrail'de ekim ayında yapılacak parlamento seçimlerinden etkilenmesi beklenen görüşmelerde, Washington'ın kurulması planlanan bölgesel yapıya garantör olması, İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşması sağlanması ve Trump'ın Gazze planının bir sonraki aşamasına geçilmesi ihtimalleri de değerlendirildi.</span></span></p>

<p><span><span>Bölgesel uyum stratejisi, ABD politikasında köklü bir değişiklik anlamına gelmiyor. Washington'da 1979 İran Devrimi'nden bu yana göreve gelen yönetimler, Körfez ülkeleriyle ilişkileri ve ittifakları güçlendirerek Tahran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya çalıştı.</span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><span>Ancak Washington, İran savaşıyla birlikte bölgesel güç dengesinin değiştiği değerlendirmesi doğrultusunda bu çabaları, müttefikler arasında daha yakın savunma ve güvenlik eşgüdümü içeren kurumsal bir yapıya dönüştürmek isteyebilir.</span></span></p>

<p><span><span>Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme anlaşması sağlanması, Washington'ın yıllardır izlediği hedeflerden biri. Ancak Riyad'ın bu yönde atılacak herhangi bir adımı Gazze'deki durumun çözümünde somut ilerleme kaydedilmesine ve bir Filistin devleti kurulmasına bağlaması nedeniyle süreç durma noktasına geldi.</span></span></p>

<p><span><span>Bu girişimler, Trump'ın ilk başkanlık döneminde 2020 yılında imzalanan ve İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan ile ilişkilerini normalleştiren İbrahim Anlaşmaları'nın devamı niteliğinde.</span></span></p>

<p><span><span>Washington o tarihten bu yana anlaşmalara katılan ülkelerin sayısını artırmaya çalışıyor. ABD yönetimi bu anlaşmaları, Orta Doğu'daki ilişkileri ve ittifakları yeniden şekillendirmenin ve İran ile müttefiklerinin bölgedeki etkisini azaltmanın araçlarından biri olarak görüyor.</span></span></p>

<p><span><span>Planın diğer temel unsuru ise silahlı grup Hamas'ın 7 Ekim saldırısının ve ardından Gazze Şeridi'nde başlayan savaşın bölgesel etkilerinin giderilmesine odaklanıyor. Bu konunun üç temel adımla ele alınabileceği belirtiliyor.</span></span></p>

<p><span><span>İlk adım, Trump'ın Gazze planının bir sonraki aşamasına geçilmesi olabilir. Önceki haberlere göre bu aşamada Gazze'nin yeniden inşası, Hamas'ın silahsızlandırılması ve geçici bir yönetim kurulmasına ilişkin düzenlemeler bulunuyor.</span></span></p>

<p><span><span>İkinci adım kapsamında İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına varılması için çalışılabilir. Bu girişim, Beşar Esad yönetiminin 2024'ün sonunda devrilmesinden bu yana Suriye'de yaşanan kapsamlı siyasi değişimlerin ve yeni yönetimin ülkenin bölgesel ve uluslararası ilişkilerini yeniden şekillendirme çabalarının sürdüğü bir dönemde gündeme gelebilir.</span></span></p>

<p><span><span>Üçüncü adım ise Hizbullah'ın askerî kapasitesini sınırlandıracak bir İsrail-Lübnan anlaşmasının uygulanması olabilir.</span></span></p>

<p><span><span>Bu girişim, İsrail ile Hizbullah arasında 2024 yılında varılan ateşkes anlaşmasına ilişkin çabaların bir parçası. Anlaşma, Hizbullah mensuplarının Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesini ve Lübnan ordusunun ülkenin güneyine konuşlandırılmasını öngörüyordu.</span></span></p>

<p><span><span>Ancak İsrail o tarihten bu yana Hizbullah'ı askerî kapasitesini yeniden oluşturmaya çalışmakla suçlarken Lübnan, İsrail'in ülke topraklarına yönelik hava saldırılarının sürdüğünü bildiriyor.</span></span></p>

<p><span><strong><span>Nihai plan henüz şekillenmedi</span></strong></span></p>

<p><span><span>Planlama çalışmaları sürerken kaynaklardan biri Axios'a, stratejinin henüz tam olarak oluşturulmadığını söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>"Planı pişiriyorlar ancak henüz hazır değil," diyen kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>"Amaç, bölgedeki pek çok konuyu birbirine bağlamak ve savaşın ardından nasıl bölgesel bir uyum oluşturulacağını belirlemek. ABD'nin bölgedeki bütün müttefiklerinin buna katılıp katılmayacağı hâlâ belirsiz."</span></span></p>

<p><i><span><span>(Euronews)</span></span></i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/trump-yonetimi-savas-sonrasi-icin-orta-dogu-plani-hazirliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/a-b-d-savas-sonrasi-plani-trump.jpg" type="image/jpeg" length="65462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere’den El Niño Alarmı: Birkaç Günlük Gıda Ve Su Stoklayın!]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/ingiltereden-el-nino-alarmi-birkac-gunluk-gida-ve-su-stoklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/ingiltereden-el-nino-alarmi-birkac-gunluk-gida-ve-su-stoklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre Bakanı Dame Angela Eagle, vatandaşlara birkaç gün yetecek temel gıda, içme suyu ve acil durum malzemelerini hazır bulundurmaları çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İngiltere’de hükümet, olağanüstü büyüklüğe ulaşabileceği tahmin edilen El Niño hava olayının yol açabileceği aşırı hava koşullarına karşı hazırlıkları artırıyor.</span></span></p>

<p><span><span>Çevre Bakanı <strong>Dame Angela Eagle</strong>, güçlü El Niño’nun İngiltere’de daha yağışlı ve fırtınalı sonbahar ile kış koşullarının görülme ihtimalini yükselttiğini söyledi. Eagle, elektrik veya su kesintisi gibi ciddi bir kriz sırasında acil servislerin bütün hanelere hemen ulaşamayabileceğine dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span><span>Vatandaşların birkaç gün boyunca kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olmasının önemli olduğunu belirten Eagle, evlerde bir miktar dayanıklı gıda ve içme suyu bulundurulmasının haneleri krizlere karşı daha dirençli hale getireceğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Bakanın çağrısının uzun süreli veya panik amaçlı “stokçuluk” anlamına gelmediği; birkaç gün sürebilecek elektrik, su, ulaşım ya da tedarik kesintilerine karşı makul bir hazırlığı kapsadığı belirtiliyor.</span></span><span><span> </span></span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><span><strong><span>İngiltere’yi yağışlı ve fırtınalı dönem bekleyebilir</span></strong></span></p>

<p><span><span>Met Office, ekvatoral Pasifik’teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının hızla yükseldiğini ve 2026’daki El Niño’nun modern gözlem döneminin en güçlü olaylarından birine dönüşebileceğini bildiriyor.</span></span></p>

<p><span><span>Kurumun uzun vadeli tahminleri, El Niño’nun sonbahar ve kış başında Kuzeybatı Avrupa’da, İngiltere dahil olmak üzere, daha yağışlı ve fırtınalı hava görülme ihtimalini artırdığına işaret ediyor. Ancak uzmanlar, El Niño’nun İngiltere’deki her fırtınanın doğrudan nedeni olarak değerlendirilemeyeceğini ve mevsimlik tahminlerin kesin hava tahmini anlamına gelmediğini vurguluyor.</span></span></p>

<p><span><span>El Niño’nun kış aylarında zirveye ulaşması beklenirken, denizden atmosfere aktarılan ilave ısının küresel sıcaklıkları da yükselteceği tahmin ediliyor. Met Office’e göre 2027’nin kayıtlardaki en sıcak yıl olma ihtimali oldukça yüksek.</span></span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><span><strong><span>Gıda tedarik zincirinde “artan risk” uyarısı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Hükümetin çağrısı, Ulusal Denetim Ofisi’nin (NAO) 4 Eylül’de yayımladığı İngiltere’nin gıda tedarik zincirine ilişkin raporuyla aynı döneme denk geldi.</span></span></p>

<p><span><span>NAO, gıda üretiminden depolama, dağıtım ve perakendeye kadar uzanan sistemin aşırı hava olayları, siber saldırılar, enerji kesintileri ve hayvan, bitki veya insan hastalıklarından etkilenebileceğini bildirdi. İklim değişikliğinin ise bu riskleri zaman içinde daha da ağırlaştırdığı belirtildi.</span></span></p>

<p><span><span>Rapora göre İngiltere’nin gıda sistemi, farklı ülkelerden ürün temin edebilmesi sayesinde Covid-19 salgını ve Ukrayna savaşı gibi son krizler karşısında büyük ölçüde dayanıklılık gösterdi. Ancak sistemin ülke çapında elektrik kesintisi, yeni bir salgın veya birden fazla krizin aynı anda yaşanması gibi “felaket düzeyindeki” olaylara dayanıklılığı kapsamlı biçimde test edilmiş değil.</span></span></p>

<p><span><span>NAO, Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı’nın bugüne kadar büyük ölçüde özel sektörün krizleri yönetme kapasitesine güvendiğini ve son yıllardaki çalışmaların ağır tedarik kesintilerine karşı yeterli güvence sağlamadığını açıkladı.</span></span><span><span> </span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>Hanelerin yarısından fazlası kendisini hazırlıksız görüyor</span></strong></span></p>

<p><span><span>Cabinet Office tarafından 2025’te gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların yüzde 51’i, hanelerinin acil durumlara “çok az hazır” olduğunu veya hiç hazır olmadığını bildirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Katılımcıların yüzde 75’i önceki bir yıl içinde acil durum hazırlığına ilişkin herhangi bir tavsiye görmediğini veya duymadığını söyledi. Buna karşılık yüzde 66’sı, evinde pişirme gerektirmeden yaklaşık üç gün dayanabilecek gıda bulunduğunu belirtti.</span></span></p>

<p><span><span>NAO, İngiltere’nin Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerde uygulanan toplum temelli hazırlık çalışmalarından yararlanabileceğini kaydetti. Bu ülkelerde vatandaşlara kriz sırasında kullanılacak malzemeler, hane planları ve kamu hizmetlerinin kesilmesi halinde izlenecek yöntemler konusunda daha düzenli bilgilendirme yapılıyor.</span></span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><strong><span>Acil durum çantasında neler bulunmalı?</span></strong></span></p>

<p><span><span>Hükümetin mevcut “Prepare” rehberi, hanelere elektrik veya su kesintisi gibi birkaç gün sürebilecek olağanüstü durumlara göre hazırlık yapmalarını tavsiye ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Önerilen temel malzemeler arasında şunlar bulunuyor:</span></span></p>

<p><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Kişi başına günlük en az 2,5-3 litre içme suyu </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Pişirme gerektirmeyen konserve ve uzun ömürlü gıdalar </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Konserve açacağı </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Düzenli kullanılan ilaçların birkaç günlük miktarı </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>El feneri, yedek pil ve taşınabilir şarj cihazı </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Pilli veya kurmalı radyo </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>İlk yardım malzemeleri </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Islak mendil ve el dezenfektanı </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Bebek maması, çocuk bezi ve evcil hayvanlar için yiyecek </span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span><span>·<span> </span></span></span></span><!--[endif]--><span><span>Önemli telefon numaralarının yazılı bir kopyası </span></span></p>

<p><span><span>Yetkililer, bütün malzemelerin bir anda satın alınmasının gerekmediğini; ihtiyaç listesinin bütçeye göre zaman içinde tamamlanabileceğini belirtiyor.</span></span><span><span> </span></span></p>

<p><span><span>Ulusal bilgilendirme kampanyası yıl sonunda başlayacak</span></span></p>

<p><span><span>İngiltere hükümeti, vatandaşların aşırı hava, elektrik ve su kesintileri, siber saldırılar ve diğer ulusal acil durumlara hazırlanmasını amaçlayan yeni bir kamuoyu bilgilendirme kampanyasını 2026 yılı bitmeden başlatmayı planlıyor.</span></span></p>

<p><span><span>Bu çalışma yeni bir “ulusal acil durum stratejisi” olmaktan çok, mevcut UK Government Resilience Action Plan kapsamında GOV.UK/Prepare platformu merkezli bir farkındalık kampanyası olacak. Program; yerel yönetimler, altyapı şirketleri, acil durum ekipleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel dayanıklılık forumlarıyla birlikte yürütülecek.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM, POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/ingiltereden-el-nino-alarmi-birkac-gunluk-gida-ve-su-stoklayin</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/ingiltere-el-nino-kasirga-alarmi-1.jpg" type="image/jpeg" length="65695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Bire bir” sistemi tıkandı: Fransa’ya gönderilen sığınmacılar yeniden İngiltere’de]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/bire-bir-sistemi-yurumuyor-fransaya-gonderilen-siginmacilar-yeniden-ingilterede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/bire-bir-sistemi-yurumuyor-fransaya-gonderilen-siginmacilar-yeniden-ingilterede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere ile Fransa arasında Manş Denizi’ndeki düzensiz geçişleri caydırmak amacıyla başlatılan “one in, one out” programı yürümüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İngiltere’nin küçük teknelerle yapılan Manş Denizi geçişlerini azaltmak için Fransa ile uyguladığı <i><strong>“one in, one out”</strong></i> sistemi, beklenen caydırıcılığı sağlayamadığı yönündeki eleştirilerin odağında.</span></span></p>

<p><span><span>Program kapsamında İngiltere’ye küçük tekneyle ulaşan belirli sayıdaki sığınmacı Fransa’ya geri gönderiliyor; bunun karşılığında Fransa’da bulunan ve İngiltere’ye gelmek için yasal başvuruda bulunan eşit sayıda kişi kabul ediliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Ancak Fransa’ya gönderilen bazı sığınmacıların kamyonlarla veya yeniden küçük teknelere binerek İngiltere’ye dönmesi, sistemin bir “geri dönüş döngüsü” oluşturduğu yorumlarına yol açtı.</span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>Fransa’ya gönderildiler, İngiltere’ye geri döndüler</span></strong></span></p>

<p><span><span>The Guardian’ın aktardığı vakalardan biri, İran’dan kaçan Aso ve Baran adlı iki sığınmacıyla ilgili.</span></span></p>

<p><span><span>Ocak 2026’da küçük tekneyle İngiltere’ye ulaşan iki arkadaş, program kapsamında Fransa’ya gönderildi. Baran, Fransa’ya döndükten sonra insan kaçakçıları tarafından yakalandığını, şiddete ve tehditlere maruz kaldığını, ayrıca çalışmaya zorlandığını öne sürdü.</span></span></p>

<p><span><span>Daha sonra bir kamyonla yeniden İngiltere’ye giren Baran, dört aydan uzun süre göçmen gözaltı merkezinde tutuldu. Fransa’nın yeniden kabul talebini onaylamasının ardından temmuz ayında ikinci kez Fransa’ya gönderildi.</span></span></p>

<p><span><span>Aso ise Fransa’ya gönderildikten sonra barınacak yer bulamadığını, Dunkirk çevresindeki kamplarda ve sokaklarda yaşadığını anlattı. Haziran ayında bir kamyonla İngiltere’ye geri dönen Aso, gözaltına alındıktan sonra kefaletle serbest bırakıldı.</span></span></p>

<p><span><span>Aso’nun anlatımına göre Fransa’daki güvensizlik, evsizlik ve kaçakçıların tehdidi, yeniden tehlikeli bir yolculuğa çıkma kararında etkili oldu. </span></span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><span><strong><span>Yaklaşık 50 kişi ikinci kez gözaltına alındı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Guardian, Fransa’ya gönderildikten sonra yeniden İngiltere’ye dönen 30’dan fazla kişinin durumunu takip ettiğini açıkladı. Sığınmacılar ve destek grupları gerçek sayının yaklaşık 200 olabileceğini ileri sürerken, bu tahmin bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.</span></span></p>

<p><span><span>İngiltere İçişleri Bakanlığı ise Fransa’ya gönderildikten sonra yeniden ülkeye giren yaklaşık 50 kişinin ikinci kez gözaltına alındığını kabul etti. Bu kişilerin bir bölümünün kamyonlarla, bir bölümünün ise yeniden küçük teknelerle İngiltere’ye ulaştığı belirtiliyor. </span></span></p>

<p><span><span>İngiltere ve Fransa, haziran ayında anlaşmayı değiştirerek daha önce Fransa’ya gönderilen ancak kamyonla yeniden İngiltere’ye giren kişilerin tekrar Fransa’ya gönderilebilmesinin önünü açtı. Fakat bu değişiklik, kişilerin İngiltere ile Fransa arasında defalarca taşınabileceği eleştirisini beraberinde getirdi. </span></span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><span><strong><span>Geçişlerin yalnızca küçük bölümünü kapsıyor</span></strong></span></p>

<p><span><span>İçişleri Bakanlığı verilerine göre programın faaliyete geçtiği 6 Ağustos 2025 ile 30 Haziran 2026 arasında İngiltere’den Fransa’ya 1.087 kişi gönderildi. Aynı dönemde Fransa’dan İngiltere’ye yasal yolla 1.117 kişi getirildi. </span></span></p>

<p><span><span>Rakamlar, sistemin iki yönlü sayısal dengesinin büyük ölçüde sağlandığını gösterse de Fransa’ya gönderilenlerin, küçük teknelerle İngiltere’ye ulaşanların ancak sınırlı bir bölümünü oluşturduğuna işaret ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>Mart 2026 sonuna kadar anlaşmanın yürürlükte olduğu dönemde 16 bin 910 kişinin küçük teknelerle İngiltere’ye ulaştığı, buna karşılık yaklaşık yüzde 3,5’inin Fransa’ya gönderilebildiği açıklanmıştı. </span></span></p>

<p><span><span>Bu tablo, programın eşit sayıda insanın değiştirilmesi bakımından işlediğini; ancak Manş Denizi geçişlerini geniş ölçekte durduracak kapasiteye ulaşamadığını gösteriyor.</span></span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><span><strong><span>Yüzde 40’lık düşüş programdan mı kaynaklandı?</span></strong></span></p>

<p><span><span>2026’da küçük teknelerle İngiltere’ye ulaşanların sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 azaldı. Ancak uzmanlar, düşüşün ne kadarının “one in, one out” programından kaynaklandığının belirlenemediğini söylüyor.</span></span></p>

<p><span><span>Avrupa’ya gelen sığınmacı sayısındaki genel gerileme, Manş Denizi’ndeki elverişsiz hava koşulları, Fransız polisinin müdahaleleri ve kaçakçıların tekne bulmakta zorlanması da düşüşü etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Buna karşılık kaçakçıların daha büyük teknelere çok daha fazla insan bindirmeye başlaması, geçişlerin azalırken yolculukların daha tehlikeli hâle geldiğine ilişkin endişeleri artırıyor. </span></span></p>

<p><span><strong><span>İnsan ticareti mağdurlarıyla ilgili karar hükümeti zorladı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Program yalnızca etkinliği bakımından değil, hukuki açıdan da tartışılıyor.</span></span></p>

<p><span><span>İngiltere Yüksek Mahkemesi, insan ticareti mağduru olduğunu söyleyen kişilerin olumsuz kararlara yeniden inceleme talebiyle itiraz etmesini sınırlandıran İçişleri Bakanlığı düzenlemesini temmuz ayında hukuka aykırı buldu.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Mahkeme, hızlandırılmış sınır dışı işlemlerinin gerçek insan ticareti mağdurlarının tespit edilmesini engelleyebileceğine hükmetti. Kararın ardından Fransa’ya gönderilen bazı kişilerin İngiltere’ye geri getirilmesi gündeme geldi. </span></span></p>

<p><span><span>Program kapsamında yetişkin kabul edilerek gözaltına alınan kişilerden 94’ünün daha sonra çocuk olduğunun belirlenmesi de sistemdeki güvenlik ve yaş tespiti mekanizmalarına yönelik eleştirileri artırdı. </span></span></p>

<p><span><strong><span>Hükümet: Anlaşma tehlikeli yolculukları caydırıyor</span></strong></span></p>

<p><span><span>İngiltere hükümeti, programın insan kaçakçılarının iş modelini bozmayı ve küçük tekneyle ülkeye ulaşmanın otomatik olarak İngiltere’de kalma hakkı sağlamayacağını göstermeyi amaçladığını savunuyor.</span></span></p>

<p><span><span>İçişleri Bakanlığı, yeniden İngiltere’ye giren kişilerin gözaltına alınarak tekrar Fransa’ya gönderilebileceğini belirtiyor. Hükümet ayrıca küçük tekneyle gelenlerin iadesine karşılık, Fransa’daki savunmasız kişilere kontrollü ve yasal bir güzergâh sağlandığını vurguluyor.</span></span></p>

<p><span><span>Buna karşılık insan hakları kuruluşları, Fransa’ya gönderilen kişilerin barınma ve koruma hizmetlerine erişememesi hâlinde sistemin geçişleri engellemek yerine insanları yeniden kaçakçıların eline ittiğini savunuyor.</span></span></p>

<p><span><span>Ortaya çıkan tablo, “one in, one out” programının sayısal değişim mekanizmasını sürdürdüğünü ancak temel hedefi olan tekrar geçişleri ve kaçakçı ağlarını ortadan kaldırmakta henüz başarılı olduğunun söylenemeyeceğini gösteriyor. Fransa’ya gönderilen kişilerin yeniden İngiltere’ye dönmesi ise programın en zayıf halkası olmaya devam ediyor.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/bire-bir-sistemi-yurumuyor-fransaya-gonderilen-siginmacilar-yeniden-ingilterede</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 07:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/ingiltere-fransa-gocmen-uygulamasi-yurumuyor-1.jpg" type="image/jpeg" length="14660"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prens Harry ve Meghan Markle altı yıl sonra İngiltere’de yeniden düzen kuracak]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/prens-harry-ve-meghan-markle-alti-yil-sonra-ingilterede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/prens-harry-ve-meghan-markle-alti-yil-sonra-ingilterede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sussex Dükü Prens Harry ile eşi Meghan Markle’ın çocukları Archie ve Lilibet’le birlikte İngiltere’ye döndüğü bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Kraliyet görevlerini bıraktıktan sonra 2020 yılında ABD’ye yerleşen <strong>Prens Harry</strong> ve <strong>Meghan Markle</strong>, altı yılın ardından aileleriyle birlikte İngiltere’ye döndü.</span></span></p>

<p><span><span><span>İngiliz basınındaki haberlere göre çift, 7 yaşındaki <strong>Prens Archie</strong> ve 5 yaşındaki <strong>Prenses Lilibet</strong> ile birlikte 26 Ağustos’ta özel uçakla Birmingham Havalimanı’na geldi. Ailenin İngiltere’de uzun süre kalmayı planladığı, ancak Montecito’daki evini koruyacağı belirtiliyor. Sussex çiftinin temsilcileri, güvenlik gerekçesiyle ailenin özel seyahat hareketleri hakkında ayrıntılı açıklama yapmadı. </span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>Kraliyet görevlerine dönmeyecekler</span></strong></span></span></p>

<p><span><span><span>Harry ve Meghan’ın İngiltere’ye dönüşünün, kraliyet ailesinin çalışan üyeleri arasına yeniden katılmaları anlamına gelmediği vurgulandı. Çiftin Londra dışında, kraliyet ailesine ait olmayan özel bir konutta yaşayacağı ve kamu görevlerini bağımsız olarak sürdüreceği bildirildi.</span></span></span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal Ramazan Kampanya 1289X200 Pixcel Sari" class="detail-photo img-fluid" height="200" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/03/istikbal-ramazan-kampanya-1289x200-pixcel-sari.jpg" width="1289" /></a></p>

<p><span><span><span>2020’deki Sandringham görüşmelerinde reddedilen, çiftin zaman zaman kraliyet görevlerini yerine getirirken aynı zamanda ticari faaliyetlerini sürdürmesini öngören “yarı içeride, yarı dışarıda” modelinin yeniden gündeme gelmesinin beklenmediği kaydedildi. </span></span></span></p>

<p><span><span>Meghan’ın California merkezli yaşam tarzı markası As Ever üzerindeki çalışmalarına İngiltere’den devam etmesi ve belirli dönemlerde ABD’ye seyahat etmesi bekleniyor.</span></span></p>

<p><a href="https://tilesdiy.co.uk/" rel="nofollow"><img alt="Tilesdiy Yeni 1289 X 225" class="detail-photo img-fluid" height="225" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2024/05/tilesdiy-yeni-1289-x-225.jpg" width="1289" /></a></p>

<p><span><strong><span>Archie ve Lilibet İngiltere’de okula başlayacak</span></strong></span></p>

<p><span><span>Archie ve Lilibet’in eylül ayında İngiltere’de eğitim hayatına başlayacağı bildirildi. Çocukların kaydedildiği okulun adı, mahremiyet ve güvenlik gerekçeleriyle açıklanmadı.</span></span></p>

<p><span><span>Kraliyet yorumcusu Kinsey Schofield, Sussex çiftinin dönüş kararı öncesinde birden fazla okulla temasa geçtiğini ileri sürdü. Bazı haberlerde çocukların Cotswolds bölgesindeki özel bir hazırlık okuluna kaydedildiği iddia edilse de aile veya okul yönetimi tarafından bu konuda resmî doğrulama yapılmadı.</span></span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><strong><span>Okul mektubuyla ilgili önemli ayrıntı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Cotswolds bölgesindeki bir okulun velilere, medyanın ilgisini çekebilecek ailelerin okula katılabileceğini belirten bir bilgilendirme gönderdiği öne sürüldü. Mektupta velilerden başka çocukların izinsiz fotoğraf ve videolarını çekmemeleri, öğrencilere ve ailelerine ilişkin bilgi ve görüntüleri sosyal medyada paylaşmamaları istendi.</span></span></p>

<p><span><span>Ancak ilk haberlerde oluşan izlenimin aksine, söz konusu yazının Archie ve Lilibet’in öğrenim göreceği okul tarafından gönderildiği doğrulanmadı. Page Six, çocukların mektubu gönderen okuldan farklı bir eğitim kurumuna devam edeceğini yazdı. Bir başka haberde ise Oxfordshire’daki bir okulun, söylentilere rağmen 1 Eylül itibarıyla Archie ve Lilibet adına kendilerine herhangi bir başvuru yapılmadığını velilere bildirdiği aktarıldı. Bu nedenle mektubu doğrudan Sussex çocuklarının kaydıyla ilişkilendirmek için yeterli doğrulanmış bilgi bulunmuyor. </span></span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><span><strong><span>Cotswolds’da ev aradıkları iddiası</span></strong></span></p>

<p><span><span>Harry ve Meghan’ın yerleşmek için İngiltere’nin gözde kırsal bölgelerinden Cotswolds’da ev aradığı bildiriliyor. Birmingham Havalimanı’nı kullanmaları da ailenin Midlands veya Cotswolds çevresine yerleşebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Cotswolds; David ve Victoria Beckham, Kate Moss ve Simon Cowell gibi ünlü isimlerin de evlerinin bulunduğu, mahremiyete önem veren varlıklı bir bölge olarak biliniyor.</span></span></p>

<p><span><span>Harry’nin bölgeye ilgisinde, babası Kral III. Charles ile Kraliçe Camilla’nın Gloucestershire’daki özel konutu Highgrove House’a yakınlığın etkili olduğu ileri sürülüyor. Harry ve ailesinin temmuz ayında İngiltere’ye gerçekleştirdiği kısa ziyaret sırasında Kral Charles ile Highgrove’da bir araya geldiği de bildirilmişti. </span></span></p>

<p><span><span>Buna karşılık Cotswolds’un, Prens William ve Galler Prensesi Catherine’in çocuklarıyla yaşadığı Windsor bölgesine kara yoluyla yaklaşık iki saat uzaklıkta bulunması dikkat çekiyor.</span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>Güvenlik konusu henüz netleşmedi</span></strong></span></p>

<p><span><span>Çiftin dönüşündeki en önemli başlıklardan birini güvenlik düzenlemeleri oluşturuyor. Harry, çalışan kraliyet üyesi statüsünden ayrılmasının ardından İngiltere’de otomatik olarak devlet tarafından sağlanan polis korumasından yararlanma hakkını kaybetmişti.</span></span></p>

<p><span><span>Ailenin İngiltere’deki korumasının hangi yöntemle sağlanacağı ve maliyetinin kim tarafından karşılanacağı kamuoyuna açıklanmadı. Başbakan Andy Burnham, konunun aileye ait özel bir mesele olduğunu söylerken, koruma kararlarının İçişleri Bakanlığı bünyesindeki ilgili birimlerce risk değerlendirmesi temelinde verileceği belirtildi. </span></span></p>

<p><span><span>Okul hayatının başlamasıyla çocukların her gün daha geniş bir çevreyle temas edecek olması, ailenin yalnızca fiziksel güvenlik değil, görüntü ve kişisel bilgilerin paylaşılması açısından da yeni önlemler almasını gerektirebilir.</span></span></p>

<p><span><strong><span>Kral Charles’la yakınlaşma, William’la mesafe</span></strong></span></p>

<p><span><span>Harry’nin İngiltere’ye dönme kararında, kanser tedavisi gören babası Kral Charles’a daha yakın olma ve çocuklarının büyükbabalarıyla daha fazla zaman geçirmesini sağlama isteğinin etkili olduğu ileri sürülüyor.</span></span></p>

<p><span><span>Baba ile oğul arasındaki ilişkilerde son aylarda yumuşama yaşandığına ilişkin haberler bulunmasına karşın, Harry ile ağabeyi Prens William arasındaki anlaşmazlığın sürdüğü belirtiliyor. Çiftin İngiltere’ye dönmesi, Sussex ailesinin kraliyet ailesiyle ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilse de kısa vadede resmî görev değişikliği veya kapsamlı bir aile uzlaşması beklenmiyor.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/prens-harry-ve-meghan-markle-alti-yil-sonra-ingilterede</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/prens-harry-meghan-markle-ingiltere-donus-1.jpg" type="image/jpeg" length="12005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa yolculuğuna çıkacaklar için 7 Eylül alarmı]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/avrupa-yolculuguna-cikacaklar-icin-7-eylul-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/avrupa-yolculuguna-cikacaklar-icin-7-eylul-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiliz yolculara, özellikle aktarmalı uçuşlarda pasaport kontrolü için daha fazla süre ayırmaları çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Avrupa’ya seyahat edecek İngiliz vatandaşları, 7 Eylül’den itibaren havalimanları, limanlar ve kara sınırlarında daha uzun pasaport kontrolü kuyruklarıyla karşılaşabilecekleri konusunda uyarıldı.</span></span></p>

<p><span><span><span>Avrupa Birliği’nin Giriş/Çıkış Sistemi’nin (EES) devreye alınmasının ardından, aşırı yoğunluk oluşan sınır noktalarında biyometrik kayıtların geçici olarak durdurulmasına veya hafifletilmesine izin verilmişti. Sınır yetkililerinin yolcu akışını hızlandırmak amacıyla kullandığı bu esnekliğin sona ermesiyle parmak izi ve yüz görüntüsü kontrollerinin daha düzenli uygulanması bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><span><span><span>EES, 10 Nisan 2026’dan bu yana Schengen Bölgesi’nin dış sınır kapılarında tam kapasiteyle kullanılıyor. Sistem, kısa süreli ziyaret gerçekleştiren AB vatandaşı olmayan yolcuların pasaport bilgilerini, yüz görüntülerini, parmak izlerini ve giriş-çıkış tarihlerini elektronik ortamda kaydediyor. </span></span></span></p>

<p><span><span><strong><span>Aktarmalı uçuşlarda risk daha yüksek</span></strong></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span><span>Seyahat uzmanları, uzun pasaport kontrolü kuyruklarının özellikle Schengen Bölgesi’ne ilk giriş noktasında aktarma yapacak yolcuları etkileyebileceğini belirtiyor. İlk biyometrik kaydını yaptıracak kişilerin işlemlerinin, daha önce sisteme kaydedilmiş yolculara kıyasla daha uzun sürebileceği ifade ediliyor.</span></span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><span>Yeni sistemin uygulanmaya başlamasının ardından bazı Avrupa havalimanlarında iki saati aşan kuyruklar ve kaçırılan bağlantılı uçuşlar bildirilmişti. Havayolu şirketleri, yoğun merkezlerde EES kaynaklı aktarma sorunlarının belirgin biçimde arttığını aktardı. </span></span></p>

<p><span><strong><span>Yolculara “geniş zaman bırakın” çağrısı</span></strong></span></p>

<p><span><span>İngiliz yolcuların uçuş öncesinde havayolu ve havalimanı duyurularını kontrol etmeleri, pasaport kontrolü için normalden daha fazla zaman ayırmaları ve kısa aktarma sürelerinden kaçınmaları tavsiye ediliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Schengen ülkelerinden birine ilk kez EES kapsamında giriş yapan yolculardan yüz görüntüsü ve parmak izi alınırken, sonraki seyahatlerde kimlik doğrulamasının daha hızlı yapılması amaçlanıyor. Sistem ayrıca yolcuların 180 günlük dönem içindeki 90 günlük vizesiz kalış süresini otomatik olarak takip ediyor.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/avrupa-yolculuguna-cikacaklar-icin-7-eylul-alarmi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/a-b-elektronik-vize-sistemi-uyari-1-a-b.jpg" type="image/jpeg" length="85777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Manş Denizi’nde “Mega Botlarla” İnsan Kaçakçılığı]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/mans-denizinde-mega-botlarla-insan-kacakciligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/mans-denizinde-mega-botlarla-insan-kacakciligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransız güvenlik güçlerinin bot ve motorlara yönelik operasyonları artırması, insan kaçakçılığı şebekelerini yeni yöntemlere yöneltti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İngiltere’ye Manş Denizi üzerinden düzensiz göçmen geçişlerini organize eden insan kaçakçılığı şebekelerinin, küçük bot tedarikinin zorlaşması üzerine “mega botlar” olarak adlandırılan daha büyük teknelere yöneldiği bildirildi.</span></span></p>

<p><span><span>BBC’nin Fransa’nın kuzey kıyılarında gerçekleştirdiği araştırmaya göre, polis operasyonları sonucunda kaçakçıların kullandığı botların önemli bölümü denize indirilmeden ele geçiriliyor. Bunun üzerine daha önce birbirine rakip olarak çalışan bazı suç grupları, ellerindeki sınırlı sayıdaki büyük botları ortaklaşa kullanmaya başladı.</span></span></p>

<p><span><span>Yeni yöntemde daha az sayıda sefer düzenlenirken her bota çok daha fazla insan bindiriliyor. Son haftalarda yaklaşık 15 metre uzunluğundaki şişme bir botla 230 kişinin İngiltere’ye taşınması, şimdiye kadar tek teknede kaydedilen en yüksek sayılardan biri oldu.</span></span></p>

<p><span><span>Kaynaklar, benzer büyüklükte başka botların da geçiş için hazırlandığını öne sürdü.</span></span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><span><strong><span>Üç saatte beş farklı noktadan yolcu topladı</span></strong></span></p>

<p><span><span>BBC ekibi, Gravelines sahilinde kaçakçıların kullandığı “taksi bot” yöntemini de görüntüledi. Belçika’dan hareket ettiği belirtilen bot, yaklaşık üç saat boyunca kıyının farklı noktalarında bekleyen beş ayrı göçmen grubunu topladı.</span></span></p>

<p><span><span>Toplam 82 kişinin bindirildiği bot daha sonra İngiltere’ye ulaştı.</span></span></p>

<p><span><span>Bu yöntemde tekneler güvenlik güçlerinin yoğun olarak kontrol ettiği sahillerden uzakta denize indiriliyor. Ardından kıyı boyunca ilerleyerek önceden belirlenen noktalarda bekleyen grupları topluyor. Fransız polisi, bot denize açıldıktan ve insanların suya girmesinden sonra müdahale edilmesinin can kaybı tehlikesini artırdığını belirtiyor.</span></span></p>

<p><span><span>İngiliz hükümetinin verilerine göre 27 Nisan-2 Ağustos tarihleri arasında 185 küçük bot olayı engellendi. Bu dönemde girişimlerin yüzde 61’ine müdahale edilirken, 4 bin 300’den fazla kişinin İngiltere kıyılarına ulaşmasının önüne geçildi. Operasyonlarda botlar, motorlar ve can yelekleri ele geçirildi; bazı şüpheli kaçakçılar da gözaltına alındı. </span></span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><span><strong><span>Geçiş ücretleri 2 bin euroya çıktı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Bot sıkıntısının kaçakçıların talep ettiği ücretlere de yansıdığı belirtiliyor. Bir yıl önce kişi başına yaklaşık 1.300 euro olan Manş Denizi geçiş ücretinin 2 bin euroya kadar yükseldiği bildirildi.</span></span></p>

<p><span><span>Göçmenlerin geçiş için haftalar, hatta aylar boyunca beklemek zorunda kaldığı; teknelere ulaşma şansını artırmak isteyen bazı kişilerin sahillere yakın ormanlık alanlarda ve kum tepelerinde uyuduğu aktarılıyor.</span></span></p>

<p><span><span>İngiltere’ye ulaşan botlarda taşınan ortalama yolcu sayısı da hızla artıyor. Eylül 2025 ile Eylül 2026 arasındaki dönemde bot başına ortalama 68 kişi taşındı. Bu sayı 2021’deki ortalamanın iki katından fazla.</span></span></p>

<p><span><span>Acil yardım ve deniz güvenliği uzmanları, yüzlerce kişinin deniz yolculuğuna uygun olmayan şişme botlara bindirilmesinin devrilme, ezilme, yakıt tükenmesi ve boğulma riskini ciddi biçimde artırdığı uyarısında bulunuyor.</span></span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><span><strong><span>Batı sahillerine 45 polis gönderilecek</span></strong></span></p>

<p><span><span>Kaçakçıların Calais ve Dunkirk çevresindeki yoğun güvenlik önlemlerinden kaçmak amacıyla Fransa’nın daha batısındaki sahilleri kullanmaya başlaması üzerine İngiltere ile Fransa yeni tedbirler açıkladı.</span></span></p>

<p><span><span>Önümüzdeki haftalarda Normandiya ve Fransa’nın batı sahillerine 45 kişilik ek bir polis ekibi konuşlandırılacak. Böylece söz konusu bölgedeki güvenlik personeli sayısı yaklaşık üç katına çıkarılacak.</span></span></p>

<p><span><span>İnsan kaçakçılığı şebekelerini belirlemek ve haklarında dava açılmasını sağlamakla görevli Fransız istihbarat ve adli soruşturma biriminin personel sayısı da 18’den 30’a yükseltildi. Kuzey Fransa’da göreve başlayan 75 kişilik yeni uzman birimle birlikte, Manş Denizi geçişlerine karşı çalışan Fransız güvenlik görevlilerinin toplam sayısı yaklaşık 1.050’ye ulaştı. </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>Burnham ve Macron Londra’da görüştü</span></strong></span></p>

<p><span><span>İngiltere Başbakanı <strong>Andy Burnham </strong>ile Fransa Cumhurbaşkanı <strong>Emmanuel Macron</strong>, 3 Eylül’de Downing Street’te gerçekleştirdikleri ilk ikili görüşmede Manş Denizi’ndeki düzensiz geçişleri ele aldı.</span></span></p>

<p><span><span>Burnham, iki ülke arasındaki operasyonel iş birliğinin geçiş sayılarını azaltmaya başladığını ancak kaçakçıların sürekli yöntem değiştirmesi nedeniyle rehavete kapılmamak gerektiğini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>İki lider, İngiltere ile Fransa arasındaki çalışmaların sonuç verdiğini ancak düzensiz göçün yalnızca iki ülkenin değil, Avrupa genelinin ortak sorunu olduğunu vurguladı. İş birliğinin Avrupa çapında genişletilerek kaçakçılık şebekeleri üzerindeki baskının artırılması kararlaştırıldı. </span></span></p>

<p><span><span>İngiltere hükümeti, ortak operasyonlarla şimdiye kadar 48 binden fazla geçiş girişiminin engellendiğini ve 2026 yazında küçük botlarla ülkeye ulaşanların sayısının 2020’den bu yana en düşük yaz seviyesine gerilediğini açıkladı. Ancak tekne sayısındaki düşüşe karşılık bot başına düşen yolcu sayısının artması, Manş Denizi’ndeki mücadelenin yeni ve daha tehlikeli bir aşamaya girdiğini gösteriyor.</span></span></p>

<p><a href="https://aytacwholesale.co.uk/" rel="nofollow"><img alt="Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti" class=" detail-photo img-fluid" height="509" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/aytac-sepet-kampanya-yatay-haber-alti.jpg" width="1528" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/mans-denizinde-mega-botlarla-insan-kacakciligi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/ingiltere-fransa-mans-denizi-yasa-disi-gocmen-gecisi-1-a.jpg" type="image/jpeg" length="59493"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayeux İşlemesi’ndeki bin yıllık “kraliyet skandalı” yeniden gündemde]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/bayeux-islemesindeki-bin-yillik-kraliyet-skandali-yeniden-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/bayeux-islemesindeki-bin-yillik-kraliyet-skandali-yeniden-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’nin Normanlar tarafından fethini anlatan Bayeux İşlemesi’nde, Normandiya Dükü William’ın İngiliz tahtı üzerindeki hak iddiasını sarsabilecek gizli bir seks skandalına yer verilmiş olabileceği öne sürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><u><span>NEVSAL ELEVLİ</span></u></strong></p>

<p><strong><span>LONDRA</span></strong></p>

<p><span>Yaklaşık bin yıllık Bayeux İşlemesi’nde yer alan ve anlamı bugüne kadar çözülemeyen bir sahne, İngiltere tarihindeki eski bir kraliyet skandalına ilişkin yeni tartışma meydana getirdi.</span></p>

<p><span><i>British Museum</i>’da düzenlenecek serginin küratörlerinden <strong>Prof. Michael Lewis</strong>, işlemede <i><strong>“Ælfgyva”</strong></i> adıyla tanımlanan kadının Normandiyalı Emma olabileceğini düşünüyor. Lewis’in görüşleri, tarihçi <strong>Dr. Emily Winkler</strong> ile katıldığı ve 29 Ağustos’ta yayımlanan HistoryExtra podcastinde ayrıntılı biçimde ele alındı. </span></p>

<p><span>İşlemenin söz konusu bölümünde bir din adamı, bir yapının kapısında duran kadının yüzüne dokunurken gösteriliyor. Sahnenin hemen altındaki bordürde ise cinsel çağrışımlı çıplak bir erkek figürü bulunuyor. Bazı sanat tarihçileri bu kompozisyonu cinsel bir suçlama, saldırı veya dönemin izleyicilerinin anlayabileceği fakat anlamı bugün kaybolmuş bir skandala gönderme olarak değerlendiriyor.</span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><strong><span>Gizemli kadın Normandiyalı Emma mı?</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Lewis’e göre sahnedeki Ælfgyva, İngiltere Kralı Ethelred’in, daha sonra da Danimarka kökenli Kral Knut’un eşi olan Normandiyalı Emma olabilir. Emma, İngiltere’de iki ayrı kralın eşi olarak kraliçelik yapan sıra dışı bir tarihî figürdü.</span></p>

<p><span>Emma aynı zamanda 1066 yılında varis bırakmadan ölen Kral Edward’ın annesi ve Normandiya Dükü William’ın büyük halasıydı. William, Edward ile akrabalığına ve Edward’ın tahtı kendisine vaat ettiği iddiasına dayanarak İngiliz tacı üzerinde hak ileri sürmüştü.</span></p>

<p><span>Lewis, Emma hakkında Winchester Piskoposu Ælfwine ile ilişki yaşadığı yönünde ortaya atılan suçlamaların, işlemedeki din adamı ve çıplak erkek figürü aracılığıyla hatırlatılmış olabileceğini savunuyor. Bu yorum doğruysa sahne, Emma’nın saygınlığını ve dolaylı olarak William’ın İngiliz kraliyet ailesiyle kurduğu bağı tartışmaya açıyor olabilir.</span></p>

<p><span>Bununla birlikte tarihçiler, William’ın taht iddiasının yalnızca Emma üzerinden kurulan akrabalığa dayanmadığını belirtiyor. Edward’ın verdiği öne sürülen söz, Harold Godwinson’ın William’a ettiği iddia edilen yemin ve Normanların askerî zaferi, fetih sonrasında oluşturulan meşruiyet anlatısının diğer temel unsurlarıydı.<img align="right" alt="" height="296" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/aelfgyva.jpg" style="margin-left:10px; margin-right:0px" width="250" /></span></p>

<p><strong><span>Ælfgyva’nın kimliği hâlâ bilinmiyor</span></strong></p>

<p><span>Oxford Üniversitesi’nden Orta Çağ tarihçisi Dr. Emily Winkler, sahnedeki kadının Emma olduğunun kesin biçimde söylenemeyeceği görüşünde. “Ælfgyva” veya “Ælfgifu”, 11. yüzyıl İngiltere’sinde yaygın kullanılan bir isimdi.</span></p>

<p><span>Bu nedenle kadının Ethelred’in ilk eşi Yorklu Ælfgifu, Kral Knut’un ilk eşi Northamptonlı Ælfgifu ya da günümüzde kimliği bilinmeyen başka bir soylu kadın olabileceğine ilişkin teoriler de bulunuyor. Podcastte ele alınan bir başka ihtimal ise sahnenin, İngiltere ile Normandiya arasında görüşülen fakat sonuçsuz kalan bir evlilik anlaşmasını anlatması.</span></p>

<p><span>İşlemenin ana anlatısındaki 627 kişinin yalnızca üçünün kadın olması, Ælfgyva sahnesinin önemini daha da artırıyor. British Museum proje küratörü Millie Horton-Insch de daha önce sahnenin, 11. yüzyıl seyircisinin tanıdığı bir “cinsel sınır ihlaline” gönderme yapmış olabileceğini söylemişti. </span></p>

<p><strong><span>Dokuz kızgın saban demiri efsanesi</span></strong></p>

<p><span>Emma hakkındaki zina suçlaması, daha sonraki dönemlerde kaleme alınan anlatılarda olağanüstü bir “ateşle imtihan” hikâyesiyle ilişkilendirildi.</span></p>

<p><span>Efsaneye göre Emma, masumiyetini kanıtlamak amacıyla Winchester Katedrali’nde yere dizilen dokuz kızgın saban demirinin üzerinden çıplak ayakla yürüdü. Yara almadan imtihanı tamamladığı ve böylece suçlamalardan aklandığı anlatıldı.</span></p>

<p><span>Bayeux İşlemesi’nin başka bir bordüründe marangozluk yapan çıplak erkek figürünün, bu sınamada kullanılacak saban demirleriyle bağlantılı olabileceği ileri sürülüyor. Ancak Emma’nın ateşle sınandığına ilişkin öykü, olaylarla çağdaş ve tartışmasız bir tarihî kayıt değil; sonraki yüzyıllarda şekillenen bir Orta Çağ anlatısı olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla bu bağlantı da kanıtlanmış bir çözümden çok yorum niteliği taşıyor.</span></p>

<p><strong><span>Bir “Norman propaganda eseri”nden daha karmaşık</span></strong></p>

<p><span>Yaklaşık 70 metre uzunluğundaki keten eser, teknik olarak dokunmuş bir duvar halısı değil, yün ipliklerle işlenmiş dev bir nakış. Edward’ın ölümünden Hastings Muharebesi’ne kadar uzanan olayları 58 ana sahneyle anlatıyor.</span></p>

<p><span>Eserin Fatih William’ın üvey kardeşi Bayeux Piskoposu Odo tarafından sipariş edildiği, 1070’li yıllarda Canterbury veya İngiltere’nin güneyindeki başka bir merkezde Anglo-Sakson zanaatkârlar tarafından hazırlandığı düşünülüyor. Bununla birlikte siparişi veren kişi ve üretildiği yer kesin olarak bilinmiyor.</span></p>

<p><span>İşleme çoğunlukla Norman zaferini meşrulaştıran bir propaganda eseri olarak görülse de Harold’ı bütünüyle aşağılamaması, savaşın siviller üzerindeki yıkımını göstermesi ve bordürlerindeki kimi görüntülerin ana hikâyeyle çelişen çağrışımlar taşıması, eserin tek yönlü bir anlatıdan daha karmaşık olduğunu düşündürüyor.</span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><strong><span>Tarihî eser Londra’da devlet liderlerine tanıtıldı</span></strong></p>

<p><span>Fransa’dan geçici olarak İngiltere’ye getirilen Bayeux İşlemesi, 2 Eylül’de Kral III. Charles, Kraliçe Camilla ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un katıldığı özel gösterimde tanıtıldı. Yaklaşık bin yıl önce İngiltere’de üretildiği düşünülen eser, böylece yapımından bu yana ilk kez İngiliz topraklarına dönmüş oldu. </span></p>

<p><span>British Museum’daki sergi <strong>10 Eylül 2026’da halka açılacak ve 11 Temmuz 2027’ye kadar</strong> devam edecek. Dolayısıyla serginin şimdiden devam ettiği yönündeki ifade yerine, açılış öncesinde devlet liderlerine özel gösterim yapıldığını belirtmek daha doğru. İlk biletler eylül-aralık dönemi için satışa çıkarıldı; sonraki dönemlerin biletleri ise müzenin açıkladığı takvim doğrultusunda aşamalı olarak sunuluyor. </span></p>

<p><strong><span>Hassas eser özel sistemle taşındı</span></strong></p>

<p><span>Binlerce leke, kırışıklık ve yıpranmış bölge barındıran eser, Londra’ya getirilmeden önce kapsamlı koruma incelemelerinden geçirildi. Yol titreşimini azaltan ve iklim koşulları denetlenen özel bir sandık sistemi hazırlandı; taşıma güzergâhı daha önce bir kopyayla denendi. </span></p>

<p><span>Bayeux İşlemesi, 1803’te Napolyon’un İngiltere’yi işgal hazırlıkları sırasında propaganda amacıyla Paris’e götürülmüş, İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise korunması ve Nazi makamlarının incelemeleri nedeniyle birkaç kez taşınarak son olarak Louvre’a nakledilmişti. </span></p>

<p><span>Fransa ile yapılan kültürel değişim anlaşması kapsamında İngiltere de Sutton Hoo hazineleri ve Lewis satranç taşları dahil bazı önemli Anglo-Sakson eserlerini Normandiya’daki müzelere ödünç verecek. </span></p>

<p><span>Ælfgyva sahnesinin gerçek anlamının kesin biçimde çözülmesi mümkün görünmese de yeni yorum, Bayeux İşlemesi’nin yalnızca bir savaş ve fetih kaydı olmadığını; hanedan bağlantıları, cinsellik, itibar ve siyasi meşruiyet gibi 11. yüzyıl dünyasının hassas meselelerini de katmanlı biçimde yansıtabileceğini ortaya koyuyor.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, KÜLTÜR</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/bayeux-islemesindeki-bin-yillik-kraliyet-skandali-yeniden-gundemde</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/ingiltere-bin-yillik-kraliyet-skandali-3.png" type="image/jpeg" length="26043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Barış vaadiyle göreve geldi, savaş ve tehditlerle gündemde]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/baris-vaadiyle-goreve-geldi-savas-ve-tehditlerle-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/baris-vaadiyle-goreve-geldi-savas-ve-tehditlerle-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Falkland Adaları konusundaki tutumunun gözden geçirildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>ABD Başkanı Donald Trump, Arjantin ile Birleşik Krallık arasında uzun yıllardır egemenlik anlaşmazlığına konu olan Falkland Adaları’na ilişkin Amerikan politikasının yeniden değerlendirilebileceğini söyledi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Trump, 31 Ağustos Pazartesi günü Beyaz Saray’da gazetecilerin, Washington’ın Falkland Adaları konusundaki tutumunu gözden geçirip geçirmediğine ilişkin sorusuna, “Her tutumu her zaman gözden geçiririm. Bu da pek çok tutumdan yalnızca biri” karşılığını verdi.</span></p>

<p><span>ABD Başkanı, değerlendirmenin Britanya egemenliğine verilen desteğin geri çekilmesiyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı konusunda ise ayrıntı paylaşmadı. Washington, Falkland Adaları üzerindeki egemenlik anlaşmazlığında resmî olarak tarafsız bir politika izliyor. Bununla birlikte ABD, 1982’de Arjantin’in adaları işgal etmesinin ardından çıkan savaşta İngiltere’ye askerî ve istihbarat desteği sağlamıştı. </span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<h2><span>Falkland kartıyla savunma harcaması baskısı</span></h2>

<p><span>Trump’ın açıklaması, Pentagon’un NATO müttefiklerine yönelik taahhütlerini kapsamlı biçimde gözden geçirdiği ve İngiltere’ye “özel önem” verileceği yönündeki haberlerin ardından geldi.</span></p>

<p><span>The Telegraph’ın üst düzey bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberde, İngiltere’nin savunma bütçesini yeterince hızlı artırmaması halinde Washington’ın Falkland Adaları konusundaki politikasını değiştirmesinin seçenekler arasında bulunduğu ileri sürüldü.</span></p>

<p><span>Ancak bu iddia ABD yönetimi tarafından resmî bir ültimatom olarak açıklanmış değil. Trump’ın sözleri de henüz somut bir politika değişikliğinden çok, böyle bir ihtimalin kapısının açık bırakıldığına işaret ediyor.</span></p>

<p><span>NATO üyeleri, Haziran 2025’teki Lahey Zirvesi’nde savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma taahhüdünde bulunmuştu. Hedefin yüzde 3,5’i temel askerî ihtiyaçlardan, yüzde 1,5’i ise kritik altyapı, siber güvenlik ve sivil dayanıklılık gibi alanlardan oluşuyor. </span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<h2><span>Burnham hükümeti üzerindeki baskı arttı</span></h2>

<p><span>Trump’ın çıkışı, Başbakan Andy Burnham liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti açısından yeni bir diplomatik gerilim kaynağı oluşturdu. İngiliz hükümeti savunma harcamalarını artırmayı taahhüt etmesine rağmen Washington, artışın hızı ve büyüklüğü konusunda daha ileri adımlar atılmasını istiyor.</span></p>

<p><span>Falkland Adaları’nın bir NATO müttefikine baskı yapılması amacıyla gündeme getirilmesi, Londra’da yalnızca savunma bütçesi tartışması olarak değil, İngiltere’nin egemenlik haklarına yönelik bir tehdit olarak da değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span>İngiliz hükümeti, adalarda yaşayanların “Britanyalı olduklarını ve kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olduklarını” belirterek mevcut politikasında değişiklik bulunmadığını bildirdi.</span></p>

<h2><span>Milei yönetimi gelişmelerden memnun</span></h2>

<p><span>Güney Atlantik’te bulunan adalar 1833’ten bu yana İngiltere tarafından yönetiliyor. Arjantin ise “Las Malvinas” adını verdiği adalar üzerindeki egemenlik iddiasını sürdürüyor.</span></p>

<p><span>Trump’ın yakın müttefikleri arasında gösterilen Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, adaların diplomatik yollarla Arjantin’e devredilmesini hedeflediğini daha önce birçok kez açıklamıştı. Milei yönetimi, Trump’ın son sözlerini Buenos Aires’in egemenlik iddiası açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.</span></p>

<p><span>Buna karşılık Falkland Adaları’nda Mart 2013’te düzenlenen referandumda seçmenlerin yüzde 99,8’i Britanya Denizaşırı Toprağı statüsünün korunmasından yana oy kullanmıştı. Referanduma katılım oranı yüzde 92 olmuştu. Londra, adaların geleceğine ancak burada yaşayanların karar verebileceğini savunuyor. </span></p>

<h2><span>Washington’ın tutum değişikliği ne anlama gelir?</span></h2>

<p><span>ABD’nin Arjantin’in egemenlik iddiasını açıkça desteklemesi, Falkland sorununda dengeleri diplomatik açıdan değiştirebilir. Ancak böyle bir açıklamanın tek başına adaların hukuki ya da fiilî statüsünü değiştirmesi beklenmiyor.</span></p>

<p><span>Olası bir politika değişikliği, buna karşılık ABD ile İngiltere arasındaki “özel ilişkiyi” ciddi biçimde zedeleyebilir. İngiltere’nin nükleer caydırıcılık kapasitesinden istihbarat paylaşımına kadar birçok alanda Washington’ın en yakın ortaklarından biri olması, Falkland kartının gerçek bir politika seçeneğinden çok güçlü bir pazarlık aracı olarak kullanılabileceği değerlendirmelerini öne çıkarıyor.</span></p>

<h2><span>Trump göreve geldiğinde barış mesajı vermişti</span></h2>

<p><span>Donald Trump, 20 Ocak 2025’teki yemin töreninde yaptığı konuşmada yönetiminin başarısının yalnızca kazanılan savaşlarla değil, sona erdirilen ve hiç girilmeyen savaşlarla ölçüleceğini söylemişti.</span></p>

<p><span>Trump, en gurur duyacağı mirasının “barış sağlayıcı ve birleştirici” olarak anılmak olduğunu açıklamıştı. </span></p>

<p><span>Ancak ikinci başkanlık döneminde Amerikan askerî gücünün yurt dışında kullanımı genişledi. ABD’nin İran’a karşı başlattığı ve aylar geçmesine rağmen kesin bir siyasi çözüme ulaşmayan askerî operasyonlar, Trump’ın “savaşları sona erdirme” vaadiyle izlediği politika arasındaki çelişkiyi daha görünür hale getirdi. Amerikan ordusu son olarak İran’daki hava savunma sistemleri, radar tesisleri ve deniz unsurlarına yönelik yeni bir saldırı dalgasını tamamladığını duyurdu. </span></p>

<p><span>Falkland Adaları’nın bir NATO müttefikine karşı baskı unsuruna dönüştürülmesi ihtimali de Trump’ın ittifak ilişkilerinde uzlaşmadan çok tehdit ve pazarlık yöntemini tercih ettiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.</span></p>

<p><span>Böylece göreve başlarken kendisini “barış sağlayıcı ve birleştirici” olarak tanımlayan Trump, ikinci döneminin ilerleyen aylarında savaşın sürdüğü, askerî operasyonların genişlediği ve müttefiklerin egemenlik konularıyla tehdit edildiği daha sert bir dış politika tablosuyla gündeme gelmeye devam ediyor.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/baris-vaadiyle-goreve-geldi-savas-ve-tehditlerle-gundemde</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 07:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/a-b-d-baskani-donald-trump-savas-1.jpg" type="image/jpeg" length="51789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keir Starmer siyasete temelli veda ediyor]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/keir-starmer-siyasete-temelli-veda-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/keir-starmer-siyasete-temelli-veda-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’nin eski Başbakanı ve eski İşçi Partisi lideri Sir Keir Starmer, milletvekilliğinden ayrılacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>İngiltere’nin eski Başbakanı <strong>Sir Keir Starmer</strong>, Avam Kamarası’ndan ayrılma kararı aldığını duyurdu.</span></p>

<p><span>Starmer, 1 Eylül Salı günü yaptığı açıklamada, yaz aylarında geleceği konusunda düşünme fırsatı bulduğunu ve Holborn and St Pancras milletvekilliğini bir başka isme devretmenin zamanının geldiğine karar verdiğini söyledi.</span></p>

<p><span>Starmer’ın ayrılmasıyla Kuzey Londra’daki seçim bölgesinde ara seçim yapılacak. Ara seçimin tarihi henüz açıklanmadı. </span></p>

<p><strong><span>“Bayrağı halefime devretme zamanı geldi”</span></strong></p>

<p><span>Kararını ilk olarak seçim bölgesindeki Camden New Journal gazetesine açıklayan Starmer, Holborn and St Pancras’ı temsil etmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirtti.</span></p>

<p><a href="https://tilesdiy.co.uk/" rel="nofollow"><img alt="Tilesdiy Yeni 1289 X 225" class="detail-photo img-fluid" height="225" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2024/05/tilesdiy-yeni-1289-x-225.jpg" width="1289" /></a></p>

<p><span>Starmer, daha sonra sosyal medya hesabından yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span>“Yaz boyunca geleceğim üzerinde düşünme fırsatım oldu. Holborn and St Pancras milletvekilliğinden ayrılmanın ve bayrağı bir halefe devretmenin doğru zamanı olduğuna karar verdim.”</span></p>

<p><span>2015 yılında eski İşçi Partili siyasetçi Frank Dobson’ın yerine seçildiğini hatırlatan Starmer, bölge halkına ve yerel İşçi Partisi teşkilatına kendisine verdikleri destek nedeniyle teşekkür etti. </span></p>

<p><strong><span>Önce “milletvekili olarak kalacak” denilmişti</span></strong></p>

<p><span>Starmer’ın kararı, daha önce açıklanan tutumdan geri dönüş anlamına geliyor. Haziran ayında İşçi Partisi liderliğinden ayrılacağını duyurmasının ardından Başbakanlık, Starmer’ın bir sonraki genel seçime kadar milletvekili olarak görev yapmaya devam edeceğini bildirmişti.</span></p>

<p><span>Starmer’ın Andy Burnham hükümetinde görev almasının beklenmediği, buna karşılık arka sıralarda Holborn and St Pancras milletvekili olarak kalacağı belirtilmişti. Ancak eski Başbakan, yaklaşık iki aylık değerlendirme sürecinin ardından Parlamento’dan tamamen ayrılmaya karar verdi. </span></p>

<p><span>Muhafazakâr Parti, bu değişikliği Starmer’ın bir başka “U dönüşü” olarak nitelendirirken yapılacak ara seçimin kamuya ek maliyet getireceğini savundu.</span></p>

<p><span>Starmer’a yakın bir isim ise eski Başbakan’ın Andy Burnham açısından bir dikkat dağıtıcı unsur haline gelmeden “temiz bir kopuş” gerçekleştirmek istediğini ileri sürdü. </span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><strong><span>Uluslararası ilişkilere yoğunlaşacak</span></strong></p>

<p><span>Starmer, siyaset sonrası çalışmalarını savunma, güvenlik, ticaret ve teknoloji başta olmak üzere uluslararası meselelere yönelteceğini açıkladı.</span></p>

<p><span>Eski Başbakan ayrıca siyasete girmeden önce de üzerinde çalıştığı kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele faaliyetlerini sürdüreceğini belirtti.</span></p>

<p><span>Starmer’ın başbakanlığı döneminde dış politika, kamuoyu desteğinin gerilediği iç siyasete kıyasla daha güçlü olduğu alanlardan biri olarak değerlendirilmişti. İngiltere’nin Ukrayna’ya desteğinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yakın çalışan Starmer; Çin ile ilişkileri yeniden düzenlemeye, Filistin devletini tanımaya ve ABD Başkanı Donald Trump ile işleyen bir ilişki kurmaya çalışmıştı. </span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><strong><span>Ara seçim Burnham için ilk büyük sınav olacak</span></strong></p>

<p><span>Starmer’ın milletvekilliğinden ayrılması, İşçi Partisi lideri ve Başbakan Andy Burnham’ın göreve gelmesinden sonraki ilk büyük seçim sınavını beraberinde getirecek.</span></p>

<p><span>Burnham’ın 20 Temmuz’da başbakanlık görevini devralmasından yalnızca altı hafta sonra yapılması beklenen ara seçim, yeni hükümete yönelik kamuoyu desteğinin ölçülmesi açısından önem taşıyor.</span></p>

<p><span>Holborn and St Pancras, 1983’ten bu yana İşçi Partisi’nin kazandığı güçlü seçim bölgelerinden biri olsa da son seçim sonuçları, partinin bu kez ciddi bir yarışla karşılaşabileceğine işaret ediyor. </span></p>

<p><strong><span>Starmer 2024’te oy kaybetmişti</span></strong></p>

<p><span>Starmer, 4 Temmuz 2024 genel seçiminde Holborn and St Pancras’ta 18 bin 884 oy alarak yüzde 48,9’luk oy oranıyla yeniden milletvekili seçilmişti.</span></p>

<p><span>Ancak Starmer’ın oy oranı bir önceki seçime göre 17,3 puan gerilemişti. Gazze’deki savaşa karşı yürüttüğü kampanyayla öne çıkan bağımsız aday Andrew Feinstein 7 bin 312 oy ve yüzde 18,9’luk destek elde etmişti.</span></p>

<p><span>Yeşillerin adayı David Stansell ise 4 bin 30 oyla yüzde 10,4’e ulaşmıştı. Starmer seçimi 11 bin 572 oy farkıyla kazanmış olsa da İşçi Partisi’nin bölgedeki desteğinde belirgin bir gerileme yaşanmıştı. </span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><strong><span>Yeşillerin lideri aday olabilir</span></strong></p>

<p><span>Ara seçimde en fazla konuşulan isimlerden biri Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski oldu. Polanski daha önce Londra’dan milletvekili adayı olmak istediğini açıklamış ve Starmer’ın ayrılması halinde Holborn and St Pancras’ı değerlendirebileceğini söylemişti.</span></p>

<p><span>Yeşiller Partisinden yapılan ilk açıklamada da Polanski’nin Londra milletvekili olma arzusunu hiçbir zaman gizlemediği vurgulandı. Ancak parti henüz resmî adayını ilan etmedi.</span></p>

<p><span>2024 seçiminde ikinci olan eski Güney Afrikalı siyasetçi ve yolsuzlukla mücadele kampanyacısı Andrew Feinstein’ın da yeniden aday olabileceği belirtiliyor. Feinstein’ın yarışa katılması, İşçi Partisi karşıtı sol ve Gazze odaklı oyların Yeşiller ile bağımsız aday arasında bölünmesine yol açabilir. </span></p>

<p><strong><span>11 yıllık Parlamento kariyeri sona eriyor</span></strong></p>

<p><span>İnsan hakları avukatı olan Starmer, siyasete girmeden önce Kraliyet Savcılık Servisinin başındaki Kamu Savcılıkları Direktörü olarak görev yaptı. Ceza adaletine yaptığı hizmetler nedeniyle 2014 yılında şövalye unvanı aldı.</span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>İlk kez Mayıs 2015’te milletvekili seçilen Starmer, Jeremy Corbyn’in ardından Nisan 2020’de İşçi Partisi liderliğine geldi. Partiyi 2019’daki ağır seçim yenilgisinin ardından yeniden yapılandırdı ve 2024 genel seçiminde büyük bir parlamento çoğunluğuyla iktidara taşıdı. </span></p>

<p><span>Ancak İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde aldığı kötü sonuçlar, anketlerdeki gerileme ve parti içindeki desteğinin zayıflaması üzerine 22 Haziran 2026’da liderlikten ayrılacağını duyurdu. Andy Burnham’ın lider seçilmesinin ardından 20 Temmuz’da başbakanlık görevini resmen devretti. </span></p>

<p><span>Milletvekilliğinden ayrılmasıyla Starmer’ın yaklaşık 11 yıllık Avam Kamarası kariyeri ve 2020’de başlayan İşçi Partisi liderliği döneminin siyasi bakımdan son halkası da kapanmış olacak. Starmer’ın bundan sonra üstleneceği uluslararası görevin niteliği ise henüz açıklanmadı.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/keir-starmer-siyasete-temelli-veda-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/ingiltere-isci-partisi-lideri-keir-starmer-esi-victoria-starmer-oy-verdi-5.jpg" type="image/jpeg" length="81551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burnham ilk kez Başbakan olarak Avam Kamarası’na hitap edecek]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/burnham-ilk-kez-basbakan-olarak-avam-kamarasina-hitap-edecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/burnham-ilk-kez-basbakan-olarak-avam-kamarasina-hitap-edecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Başbakanı Andy Burnham, göreve gelmesinden altı hafta sonra bugün ilk kez Avam Kamarası’nda milletvekillerinin karşısına çıkacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>İngiltere Parlamentosu, yaz tatilinin ardından 1 Eylül Salı günü çalışmalarına yeniden başlıyor. Avam Kamarası oturumu saat 14.30’da Dışişleri Bakanlığına yöneltilecek sorularla başlayacak.</span></p>

<p><span>Başbakan Andy Burnham’ın daha sonra hükümet adına açıklama yapması bekleniyor. Bu, 20 Temmuz’da göreve gelen Burnham’ın Başbakan sıfatıyla Avam Kamarası kürsüsüne ilk çıkışı olacak. Aynı zamanda Burnham, yaklaşık 16 yıl aradan sonra ilk kez Avam Kamarası’ndaki hükümet kürsüsünde konuşacak. </span></p>

<p><strong><span>İlk Başbakan’a Sorular oturumu çarşamba günü</span></strong></p>

<p><span>Burnham’ın bugünkü konuşması, Başbakan’a Sorular oturumundan ayrı bir hükümet açıklaması olacak.</span></p>

<p><span>Başbakan, 2 Eylül Çarşamba günü Londra saatiyle 12.00’de ilk kez Başbakan’a Sorular oturumuna katılacak. Burnham’ın burada ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch’un yanı sıra diğer parti liderleri ve milletvekillerinin sorularını yanıtlaması öngörülüyor. </span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><strong><span>Kamu hizmetlerinde daha fazla kamu kontrolü mesajı</span></strong></p>

<p><span>Burnham’ın konuşmasında, enerji, su ve ulaşım gibi temel hizmetlerde daha fazla kamu kontrolünün ekonomik büyümenin önünü açabileceğini savunması bekleniyor.</span></p>

<p><span>Başbakan, özelleştirilen bazı temel hizmetlerin vatandaşlar açısından yeterince güvenilir ve uygun fiyatlı olmadığını, artan faturaların hane bütçelerini ve ekonomiyi olumsuz etkilediğini düşünüyor.</span></p>

<p><span>Burnham’ın ülke genelinde “pozitiflik ve imkân duygusunu” güçlendirmek istediğini belirtmesi ve siyasetçilerin birbirlerine karşı puan kazanmaktan çok sorunların çözümüne odaklanması gerektiğini vurgulaması bekleniyor. </span></p>

<p><span>Hükümetin yaz döneminde açıkladığı elektrik faturalarındaki KDV indirimi, 2 sterlinlik otobüs ücreti uygulaması, yerel yönetimlere daha fazla yetki devri ve ulusal bakım hizmeti planlarının finansmanı da muhalefetin gündeme getireceği konular arasında bulunuyor.</span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><strong><span>Hükümete harcama ve borçlanma baskısı</span></strong></p>

<p><span>Eski Hazine Başsekreteri Darren Jones ise kamu harcamalarının artırılmasının tek başına İngiltere’yi daha zengin hale getirmeyeceği uyarısında bulundu.</span></p>

<p><span>Jones, ekonomik büyümenin güçlü bir piyasa ekonomisi, uzun vadeli planlama ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla sağlanabileceğini savundu. Burnham hükümetinin bazı harcama vaatlerinin nasıl finanse edileceğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. </span></p>

<p><span>Burnham’ın Parlamento’ya döndüğü gün İngiltere’nin uzun vadeli borçlanma maliyetleri de 28 yılın en yüksek düzeyine çıktı. İngiliz devletinin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,89’a ulaşarak Mart 1998’den bu yana görülen en yüksek seviyeyi kaydetti. On yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,22’yi aşarak 2008 küresel finans krizinden bu yana en yüksek düzeye yükseldi. </span></p>

<p><span>Faizlerdeki yükselişin, küresel tahvil satışları, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyonun yeniden hızlanabileceğine ilişkin kaygılardan kaynaklandığı belirtiliyor. Bu durum, 28 Ekim’de bütçeyi açıklamaya hazırlanan Maliye Bakanı John Healey üzerindeki baskıyı artırıyor.</span></p>

<p><a href="https://tilesdiy.co.uk/" rel="nofollow"><img alt="Tilesdiy Yeni 1289 X 225" class="detail-photo img-fluid" height="225" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2024/05/tilesdiy-yeni-1289-x-225.jpg" width="1289" /></a></p>

<p><strong><span>Savunma bütçesindeki açık gündemde</span></strong></p>

<p><span>Burnham’ın savunma harcamaları konusunda da milletvekillerinin sorularıyla karşılaşması bekleniyor.</span></p>

<p><span>Hükümet, savunma harcamalarını 2035’e kadar milli gelirin yüzde 3,5’ine çıkarmayı hedefliyor. Ancak Savunma Yatırım Planı’nda yaklaşık 4,7 milyar sterlinlik finansman açığı bulunduğu yönündeki değerlendirmeler, hükümetin harcama planlarını tartışmalı hale getiriyor. </span></p>

<p><strong><span>Ofisler ve çamaşırhaneler hücreye dönüştürülecek</span></strong></p>

<p><span>Hükümetin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli sorun cezaevlerindeki aşırı doluluk.</span></p>

<p><span>Adalet Bakanlığı, cezaevlerindeki kullanılmayan ofis, depo ve çamaşırhane gibi bölümlerin hücrelere dönüştürülmesi için 110 milyon sterlinlik kaynak ayırdı. İlk aşamada bu dönüşümlerle yaklaşık 200 ek mahkûm kapasitesi oluşturulması planlanıyor. </span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Yeni kapasite önlemlerine rağmen İngiltere ve Galler’deki cezaevlerinin Mayıs 2027’ye kadar yeniden tamamen dolabileceği tahmin ediliyor. Hükümet, 2031’e kadar toplam 14 bin yeni cezaevi yeri oluşturmayı hedefliyor. </span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><strong><span>Küçük tekne geçişleri azaldı</span></strong></p>

<p><span>İçişleri Bakanlığı verilerine göre Manş Denizi üzerinden gerçekleştirilen küçük tekne geçişlerinde de belirgin bir düşüş yaşandı.</span></p>

<p><span>Haziran-ağustos döneminde İngiltere’ye ulaşan 102 küçük tekne tespit edildi. Bu sayı, 57 teknenin kayıtlara geçtiği 2019’dan bu yana en düşük yaz dönemi rakamı oldu. Ancak insan kaçakçılarının daha az sayıda tekneye daha fazla göçmen bindirmeye başladığına dikkat çekiliyor. </span></p>

<p><span>27 Ağustos itibarıyla yılbaşından bu yana küçük teknelerle İngiltere’ye ulaşanların sayısı 16 bin 391 olarak kaydedildi. Aynı dönemde 2025 yılında 29 bin 3 geçiş gerçekleşmişti. Bu da yıllık bazda yaklaşık yüzde 43,5’lik düşüş anlamına geliyor. </span></p>

<p><span>Burnham’ın bugünkü konuşması, yaz tatili boyunca açıkladığı politikaların finansmanını ilk kez doğrudan milletvekilleri önünde savunacağı önemli bir siyasi sınav olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, POLİTİKA, SİYASET</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/burnham-ilk-kez-basbakan-olarak-avam-kamarasina-hitap-edecek</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/09/ingiltere-baybakan-andy-burnham-avam-kamarasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="56878"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail, Yunan adalarına SPYDER hava savunma sistemleri konuşlandıracak]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/israil-yunan-adalarina-spyder-hava-savunma-sistemleri-yerlestirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/israil-yunan-adalarina-spyder-hava-savunma-sistemleri-yerlestirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Savunma Bakanlığı, anlaşmanın pazartesi günü imzalandığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İsrail Savunma Bakanlığı, Yunanistan'da bütünüyle İsrail yapımı sistemlere dayanan çok katmanlı bir hava savunma ağı kurulacağını açıkladı.</span></span></p>

<p><span><span>Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma işbirliği, Atina'nın “Tholos” hava savunma programı kapsamında İsrail ile yaklaşık 3 milyar euroluk anlaşma imzalamasıyla yeni bir aşamaya giriyor. Anlaşma; hava ve balistik füze savunmasının yanı sıra sensörler, komuta-kontrol sistemleri ve önleme unsurlarını bir araya getiren çok katmanlı bir savunma mimarisinin kurulmasını öngörüyor.</span></span></p>

<p><span><span>İ</span></span><span><span>srail Savunma Bakanlığı, anlaşmanın pazartesi günü imzalandığını açıkladı. Bakanlık, İsrail yapımı sistemler ve İsrail savunma sektörünün operasyonel deneyimine dayalı entegre bir hava savunma sistemi kurulacağını bildirdi. İsrail tarafı anlaşmayı, ülke tarihindeki en büyük savunma anlaşmalarından biri olarak nitelendirdi.</span></span></p>

<p><span><span>Yunanistan'da “Aşil'in Kalkanı” olarak da anılan programda IAI, Rafael ve ELTA Systems gibi İsrailli savunma şirketlerinin yer alması bekleniyor. Program yalnızca sistem tedarikini değil, Yunan savunma sanayisinin projeye dahil edilmesini ve gelecekte ortak üretim imkanlarının geliştirilmesini de kapsıyor.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>Programın toplam bütçesi 3 milyar 35 milyon euro olarak belirtilirken, en az yüzde 25'lik bölümünün Yunanistan'daki şirketlerin katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor. Yetkililere göre 19 Yunan şirketi şimdiden programa dahil olmuş durumda. Ayrıca Yunanistan'da ihracat potansiyeline sahip bir üretim üssü kurulması da planlanıyor.</span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>Dendias: “İlk Avrupa Birliği ülkesi”</span></strong></span></p>

<p><span><span>Yunanistan Savunma Bakanı <strong>Nikos Dendias</strong>, Tholos programının ülkenin “Gündem 2030” savunma reformunun önemli bir parçası olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Dendias, modern savaşların teknoloji, balistik füzeler, uydu iletişimi, insansız sistemler, siber tehditler ve hibrit savaş nedeniyle değiştiğini belirterek, Yunanistan'ın bu dönüşüme uyum sağlamak amacıyla silahlı kuvvetlerinde kapsamlı bir reform yürüttüğünü ifade etti.</span></span></p>

<p><span><span>Dendias ayrıca Yunanistan'ın benzer bir sistemi hayata geçiren ilk Avrupa Birliği ülkesi olduğunu söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Bu anlaşma, Atina ile Tel Aviv arasında hava savunmasının yanı sıra topçu sistemleri, savunma sanayisi, teknoloji ve araştırma alanlarında giderek genişleyen işbirliğinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.</span></span></p>

<p><span><span>Anlaşma Yunan adalarına SPYDER sistemlerinin konuşlandırılmasını da kapsıyor</span></span></p>

<p><span><span>İsrail medyasına göre, anlaşma kapsamında, İsrail'deki sisteme benzer şekilde yapay zekâ yeteneklerine sahip ulusal bir komuta-kontrol merkezi kurulacak. Yunan şirketlerinin, Rafael ve IAI'nin alt yüklenicileri olarak anlaşmadan yaklaşık 700 milyon euro pay alması bekleniyor.</span></span></p>

<p><span><span>Yunanistan'da “Aşil'in Kalkanı” olarak bilinen proje kapsamında, İsrailli turistlerin de yoğun olarak ziyaret ettiği bazı Yunan adalarına SPYDER hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması planlanıyor.</span></span></p>

<p><span><span>Karşılaştırma için, İsrail tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması, 2023'te Almanya ile imzalanan 3,5 milyar dolarlık Arrow 3 füze savunma sistemi anlaşması olmuştu.</span></span></p>

<p><i><span>(Euronews)</span></i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/israil-yunan-adalarina-spyder-hava-savunma-sistemleri-yerlestirecek</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/israil-s-p-y-d-e-r-hava-savunma-sistemi-1.jpg" type="image/jpeg" length="68445"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nepal’de meydana gelen sel felaketinde bilanço ağırlaşıyor]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/nepalde-sel-felaketinde-bilanco-agirlasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/nepalde-sel-felaketinde-bilanco-agirlasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi arasındaki Himalaya kuşağında meydana gelen büyük bir sel ve çamur felaketine dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Nepal-Tibet sınırında 26 Ağustos Çarşamba günü meydana gelen felaketin bilançosu ağırlaşmaya devam ediyor.</span></p>

<p><span>Nepal Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Kurumu, ülkede hayatını kaybedenlerin sayısının 734’e yükseldiğini, 2 bin 498 kişiden ise haber alınamadığını bildirdi. Tibet’in Gyirong ilçesinde de 16 kişinin öldüğü ve 546 kişinin kayıp olduğu açıklandı.</span></p>

<p><span>Böylece Nepal ve Tibet’te doğrulanan toplam can kaybı 750’ye, kayıp sayısı ise 3 bin 44’e ulaştı. Nepal makamları, 7 bin 514 kişinin kurtarıldığını duyurdu. Kayıp ve ölü sayılarının arama çalışmaları ilerledikçe değişebileceği belirtiliyor. </span></p>

<p><strong><span>Buzul çökmesi felaketi tetikledi</span></strong></p>

<p><span>İlk incelemelere göre felaket, Himalayalar’daki büyük bir buzul ve kaya kütlesinin çökmesiyle başladı. Yaklaşık 100 milyon metreküp buz, kaya, toprak ve molozun yamaçtan koparak nehir sistemine karıştığı tahmin ediliyor.</span></p>

<p><span>Dev kütlenin Lhende ve Bhote Koshi nehirlerinde oluşturduğu sel dalgası; Rasuwa, Nuwakot ve Dhading bölgelerindeki yerleşimleri, yolları, köprüleri ve hidroelektrik santrallerini vurdu. Su, çamur ve kaya yığınının bazı bölgelerde sınırdan yaklaşık 100 kilometre aşağıya kadar yıkıma yol açtığı bildirildi.</span></p>

<p><span>Çin devlet televizyonu CCTV, bilim insanlarının ilk değerlendirmelerine dayanarak felaketin “küresel ısınmanın uzun vadeli etkileri altında ortaya çıkan buzul istikrarsızlığı” ile bağlantılı olduğunu bildirdi.</span></p>

<p><img alt="Nepal Sel Felaketi 1" class="detail-photo img-fluid" height="1670" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/nepal-sel-felaketi-1.jpg" width="1005" /></p>

<p><strong><span>Yüzlerce santral çalışanı aranıyor</span></strong></p>

<p><span>Nepal’de kayıp kişiler arasında 933 hidroelektrik santrali çalışanının bulunduğu açıklandı. Arama çalışmaları özellikle Trishuli 3A ve Trishuli 3B hidroelektrik tesislerinin zarar gören tünellerinde yoğunlaştırıldı.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Trishuli 3A tesisinde 100’den fazla işçinin mahsur kalmış olabileceği değerlendiriliyor. Nepal ordusu, tünele küçük bir boru ulaştırarak içeridekilere hava vermeye başladı. Hintli ve Çinli uzmanlar da tünellerin açılması ve mahsur kalanlara ulaşılması için Nepal ekiplerine destek veriyor.</span></p>

<p><span>Nepal yönetimi, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine yaklaşık 20 bin güvenlik görevlisi sevk etti. Çin ise Tibet tarafında 2 bin 100’den fazla kurtarma personelini görevlendirdi ve çalışmalar için en az 220 milyon yuanlık kaynak ayırdı.</span></p>

<p><strong><span>Tibet’te 261 yabancı kayıp</span></strong></p>

<p><span>Çinli yetkililer, Tibet tarafında kayıp olan 546 kişi arasında 23 ülkeden 261 yabancı bulunduğunu açıkladı. Kayıp yabancılar arasında 104 Nepalli, 49 Hindistan vatandaşı, 33 Letonyalı, 18 ABD’li ve 15 Britanyalı olduğu bildirildi.</span></p>

<p><span>Bölgede bulunanların önemli bölümünü Gyirong sınır kapısını kullanan turistler ile Tibet’teki kutsal Kailaş Dağı’na giden Hindu hacılar oluşturuyor.</span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><strong><span>Yeni sel tehlikesi sürüyor</span></strong></p>

<p><span>Şiddetli yağış, yükselen nehir seviyeleri ve heyelanların oluşturduğu geçici göller kurtarma çalışmalarını aksatıyor. Nepal makamları, Rasuwa’daki Bhotekoshi Nehri’nin debisinin yeniden yükselmesi üzerine ekipleri ve nehir kıyısındaki halkı uyardı.</span></p>

<p><span>Çin tarafında oluşan büyük göldeki suyun önemli ölçüde boşaldığı belirtilse de gölün aşağısında meydana gelen yeni bir heyelanın doğal set ve yeni bir su birikintisi oluşturduğu tespit edildi. Bu nedenle ikinci bir ani sel ihtimaline karşı hem Nepal hem de Tibet tarafında yüksek alarm sürüyor.</span></p>

<p><span>Birleşmiş Milletler, engebeli arazi, devam eden yağışlar, yıkılan köprüler ve kapanan yollar nedeniyle afetzedelere yardım ulaştırmanın “son derece zor” olduğunu açıkladı. Kızılhaç ise felaketten 90 binden fazla kişinin etkilenmiş olabileceğini tahmin ediyor.</span></p>

<p><strong><span>Kimliği belirlenemeyen kurbanlar defnediliyor</span></strong></p>

<p><span>Nehirlerden çıkarılan çok sayıda cenazenin uzun süre suda kalması nedeniyle tanınamayacak durumda olduğu bildirildi. Nepal makamları, kimliği belirlenemeyen kurbanlardan DNA örnekleri aldıktan ve ayrıntılı kayıt oluşturduktan sonra toplu defin işlemlerine başladı.</span></p>

<p><span>Nepal hükümeti; tünel kurtarma ekipleri, ağır yük taşıyabilen insansız hava araçları, DNA test kitleri, adli tıp uzmanları ve cenazelerin muhafaza edilebilmesi için soğutma üniteleri talep etti.</span></p>

<p><span>Dışişleri Bakanı Shisir Khanal, ülkenin yeniden inşa maliyetinin milyarlarca dolara ulaşabileceğini belirterek uluslararası topluma teknik ve mali destek çağrısında bulundu.</span></p>

<p><strong><span>Not:</span></strong><span> İlk metindeki “Nepal’de 752 ölü” bilgisi son resmî verilerle örtüşmüyor. 30 Ağustos itibarıyla Nepal’de 734, Tibet’te 16 olmak üzere toplam can kaybı 750 olarak bildiriliyor.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/nepalde-sel-felaketinde-bilanco-agirlasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/nepal-sel-felaketi-5-a-b.jpg" type="image/jpeg" length="15924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eski Başbakan Brown'a göre İrlanda’nın birleşmesi uzun vadede kaçınılmaz]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/eski-basbakan-browna-gore-irlandanin-birlesmesi-uzun-vadede-kacinilmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/eski-basbakan-browna-gore-irlandanin-birlesmesi-uzun-vadede-kacinilmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti’nin gelecekte birleşmesinin kaçınılmaz olduğunu savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Eski İngiltere Başbakanı <strong>Gordon Brown</strong>, İrlanda’nın uzun vadede tek devlet çatısı altında birleşeceğine inandığını açıkladı.</span></span></p>

<p><span><span>Brown, yeni kitabı <strong>The Future Starts With Us</strong> dolayısıyla </span></span><span><span>The Guardian</span></span><span><span>’a verdiği röportajda, Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile coğrafi bağının birleşmeyi mantıklı hale getirip getirmediğinin sorulması üzerine, “<i><strong>Evet. Elbette uzun vadede İrlanda birleşecek</strong></i>” değerlendirmesinde bulundu.</span></span></p>

<p><span><span>Ancak bunun yakın zamanda veya tek taraflı bir siyasi kararla gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Brown, sürecin toplumların birbirine yaklaşmasını ve ortak bir çözüm üzerinde anlaşmasını gerektireceğini söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Brown, “Bu, insanların bir araya gelerek uzlaşmanın yolunu bulması gereken uzun bir süreç olacak. Temel mesele, insanların gerçekten anlaşabilip anlaşamayacağıdır” dedi.</span></span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><span><strong><span>Burnham “referandum gündemde değil” demişti</span></strong></span></p>

<p><span><span>Brown’ın açıklaması, Başbakan <strong>Andy Burnham</strong>’ın ilk resmi Kuzey İrlanda ziyareti sırasında birleşme referandumunu “gündem dışı” ilan etmesinden hemen sonra geldi.</span></span></p>

<p><span><span>Belfast’ta siyasi parti temsilcileriyle görüşen Burnham, Kuzey İrlanda’daki bütçe baskıları ve hayat pahalılığına odaklanacağını belirterek, “Dinlemek ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım sergilemek için buradayım. Ancak bazı konular gündem dışında olacak; bu da onlardan biri” demişti.</span></span></p>

<p><span><span>Böylece Brown’ın uzun vadeli öngörüsü ile mevcut hükümetin kısa vadeli politikası arasında belirgin bir görüş ayrılığı ortaya çıktı.</span></span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><span><strong><span>Referandum kararı nasıl alınabilir?</span></strong></span></p>

<p><span><span>1998 tarihli Belfast/Hayırlı Cuma Anlaşması, Kuzey İrlanda’nın anayasal statüsünün halkın rızasına bağlı olduğunu kabul ediyor.</span></span></p>

<p><span><span>İngiltere yasalarına göre Kuzey İrlanda’dan sorumlu bakan, çoğunluğun birleşmeden yana oy verme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varırsa “sınır referandumu” düzenlemek zorunda. Bununla birlikte, bu kanaate hangi ölçütlerle varılacağı yasada ayrıntılı biçimde tanımlanmıyor.</span></span></p>

<p><span><span>Birleşmenin gerçekleşebilmesi için hem Kuzey İrlanda’da hem de İrlanda Cumhuriyeti’nde yapılacak oylamalarda çoğunluk desteği gerekiyor. Bir referandum düzenlenmesi halinde, yeni bir oylama için en az yedi yıl beklenmesi gerekiyor. Avam Kamarası Kütüphanesi de hükümetin referandum eşiğini belirlerken kullanacağı somut kriterlerin hâlâ açıklığa kavuşturulmadığına dikkat çekiyor.</span></span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><span><strong><span>Barış sürecinde önemli rol üstlendi</span></strong></span></p>

<p><span><span>Brown, </span></span><span><strong><span>Hayırlı Cuma Anlaşması</span></strong></span><span><span>’nın imzalandığı 1998 yılında <strong>Tony Blair</strong> hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev yapıyordu.</span></span></p>

<p><span><span>2007-2010 yılları arasında başbakanlık yapan Brown, polis ve adalet yetkilerinin 2010’da Londra’dan Kuzey İrlanda’daki güç paylaşımı yönetimine devredilmesiyle sonuçlanan müzakerelerde de görev aldı. Bu devir, Hayırlı Cuma Anlaşması sonrasındaki siyasi normalleşmenin en önemli aşamalarından biri olarak kabul ediliyor.</span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>İskoçya’nın bağımsızlığına karşı çıktı</span></strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>İskoçya doğumlu Brown, Kuzey İrlanda için uzun vadede birleşme ihtimalini kabul ederken İskoç bağımsızlığına karşı tutumunu yineledi.</span></span></p>

<p><span><span>İskoçya’nın İngiltere, Galler ve Birleşik Krallık’ın diğer bölgeleriyle güçlü coğrafi, ekonomik, sosyal ve kültürel bağlara sahip olduğunu söyleyen Brown, bağımsızlık yerine ülkeler ve bölgeler arasında daha kapsamlı iş birliği kurulması gerektiğini savundu.</span></span></p>

<p><span><span>Brown’ın açıklamaları, İrlanda’nın birleşmesi ile İskoçya’nın bağımsızlığının aynı anayasal tartışmanın parçaları gibi görünmesine rağmen, eski başbakana göre farklı tarihsel ve coğrafi koşullara sahip olduğunu ortaya koydu.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/eski-basbakan-browna-gore-irlandanin-birlesmesi-uzun-vadede-kacinilmaz</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/gordon-brown-33.jpg" type="image/jpeg" length="71498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Manş Denizi’nde göçmen teknesi faciası]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/mans-denizinde-gocmen-teknesi-faciasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/mans-denizinde-gocmen-teknesi-faciasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa’dan küçük tekneyle İngiltere’ye geçmeye çalışan 110’dan fazla göçmenden biri hayatını kaybetti, 72 kişi Fransız ekiplerince kurtarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Fransız Sahil Güvenliği, göçmenleri taşıyan aşırı kalabalık teknenin perşembeyi cumaya bağlayan gece, Calais ile Dunkirk arasındaki Gravelines açıklarında tespit edildiğini açıkladı.</span></span></p>

<p><span><span>Bölgeye sevk edilen kurtarma gemisi, İngiltere’ye doğru ilerleyen tekneyi bir süre takip etti. Teknede bulunanlardan yardım talebi gelmesi üzerine operasyon başlatıldı ve 72 kişi kurtarma gemisine alındı.</span></span></p>

<p><span><span>Kurtarma görevlileri tekneye ulaştıklarında bir göçmenin bilincini kaybettiğini belirledi. Kalp masajı uygulanan kişi için helikopter de sevk edildi ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen göçmen kurtarılamadı.</span></span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><span><strong><span>Üç kişi yaralandı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Fransa’nın Manş Denizi ve Kuzey Denizi Denizcilik Valiliği tarafından paylaşılan bilgilere göre olay sırasında üç kişi daha yaralandı. Yaralılardan birinin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğu belirtildi.</span></span></p>

<p><span><span>Hayatını kaybeden kişinin kimliği ve uyruğuna ilişkin resmî açıklama yapılmadı. Ölüm nedeninin belirlenmesi ve teknenin denize açılmasını organize eden kaçakçılık şebekesinin tespit edilmesi amacıyla inceleme başlatılması bekleniyor.</span></span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><span><strong><span>On günlük aranın ardından 494 kişi İngiltere’ye ulaştı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Facia, Manş Denizi’ndeki küçük tekne geçişlerinin yeniden hızlandığı bir dönemde yaşandı. İngiltere İçişleri Bakanlığı verilerine göre perşembe günü yedi ayrı tekneyle toplam 494 göçmen İngiltere kıyılarına ulaştı.</span></span></p>

<p><span><span>Bunlar, 17 Ağustos’ta 250 kişinin İngiltere’ye geçmesinden sonraki ilk başarılı küçük tekne geçişleri oldu. Böylece olumsuz hava ve deniz koşullarının etkili olduğu yaklaşık 10 günlük durgunluk sona erdi.</span></span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><span><strong><span>Geçişler geçen yıla göre yüzde 43 azaldı</span></strong></span></p>

<p><span><span>Resmî veriler üzerinde yapılan analize göre 2026’nın başından bu yana küçük teknelerle Manş Denizi’ni aşarak İngiltere’ye ulaşanların sayısı 16 bin 391’e çıktı.</span></span></p>

<p><span><span>Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 43, 2024’ün aynı dönemine göre ise yüzde 17 daha düşük. Ancak teknelerin kapasitesinin çok üzerinde insan taşıması, denize elverişsiz olması ve birçok yolcuya can yeleği verilmemesi ölüm riskini artırmaya devam ediyor. Ağustos ayının başında motoru alev alan ve parçalanmaya başlayan başka bir teknedeki 157 kişi de Fransız ve İngiliz ekiplerinin ortak operasyonuyla kurtarılmıştı. </span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><strong><span>Mahmood: Rehavete kapılmayacağız</span></strong></span></p>

<p><span><span>İçişleri Bakanı <strong>Shabana Mahmood</strong>, geçişlerdeki düşüşün olumlu olduğunu ancak hükümetin “rehavete kapılmayacağını” söyledi.</span></span></p>

<p><span><span>Fransa sahillerindeki ve denizaşırı ülkelerdeki operasyonların güçlendirildiğini belirten Mahmood, insanları tehlikeli ve yasa dışı rotalara yönelten etkenlerle mücadele amacıyla yeni yasal düzenlemeler hazırlandığını kaydetti.</span></span></p>

<p><span><span>Başbakan Andy Burnham da insan kaçakçılığı şebekelerinin faaliyetlerini ve kullandıkları para akışını hedef alan operasyonların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.</span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>Kurtarma politikaları yeniden tartışılıyor</span></strong></span></p>

<p><span><span>İngiltere ile Fransa, küçük tekne geçişlerini engellemek amacıyla sahil devriyelerini, gözetleme kapasitesini ve kaçakçılık çetelerine yönelik ortak operasyonları artırdı. Buna karşın insan hakları kuruluşları, sahillerde uygulanan daha sert müdahalelerin göçmenleri daha riskli noktalardan ve daha elverişsiz teknelerle denize açılmaya ittiğini savunuyor.</span></span></p>

<p><span><span>Manş Denizi’nde Kasım 2021’de meydana gelen ve en az 27 kişinin öldüğü en büyük göçmen faciasını inceleyen resmî soruşturma da ölümlerin önlenebilir olduğu sonucuna varmış; hem Fransız hem de İngiliz kurtarma makamlarının müdahalesindeki eksikliklere dikkat çekmişti. </span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/mans-denizinde-gocmen-teknesi-faciasi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 19:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/mans-denizi-tekne-faciasi-11.jpg" type="image/jpeg" length="43972"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere Başbakanı Andy Burnham geri adım]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/andy-burnhamdan-partenon-heykelleri-konusunda-geri-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/andy-burnhamdan-partenon-heykelleri-konusunda-geri-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Başbakanı Andy Burnham, yıllardır savunduğu Partenon Heykelleri’nin Yunanistan’a iade edilmesi çağrısından geri adım attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Birleşik Krallık Başbakanı <strong>Andy Burnham</strong>, “Elgin Mermerleri” olarak da bilinen <strong><i>Partenon Heykelleri</i></strong>’nin Yunanistan’a kalıcı olarak iade edilmesi konusunda daha temkinli bir tutum benimsedi.</span></span></p>

<p><span><span>Burnham, <strong>Financial Times’a</strong> verdiği röportajda, yaklaşık 2 bin 500 yıllık heykellerin geleceğine ilişkin kararın doğrudan hükümet tarafından değil, British Museum yönetimi tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><span>“Neticede bu, British Museum’un çözmesi gereken bir mesele” diyen Burnham, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></p>

<p><span><span>“Yasal olarak bu mesele, müzenin ilgilendiği bir süreç. Ancak Britanya’nın kültürel diplomasiyi kullanmasını tamamen destekliyorum.”</span></span></p>

<p><span><span>Burnham’ın açıklaması, daha önceki koşulsuz iade çağrılarından belirgin bir geri dönüş olarak değerlendirildi. Financial Times, Başbakan’ın şimdilik bu konu için önemli bir siyasi mücadele vermeye hazır görünmediği yorumunu yaptı.</span></span></p>

<p><img alt="Independent Mortgage 3" class="detail-photo img-fluid" height="620" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/05/independent-mortgage-3.jpg" width="1002" /></p>

<p><span><strong><span>2002’den beri iadeyi destekliyordu</span></strong></span></p>

<p><span><span>Burnham, parlamentoya seçilmesinden bir yıl sonra, 2002’de British Museum’un heykelleri kalıcı olarak koleksiyonundan çıkarmasını engelleyen 1963 tarihli British Museum Yasası’nın değiştirilmesini amaçlayan özel üye yasa teklifine destek vermişti.</span></span></p>

<p><span><span>Şubat 2023’te Manchester Müzesi’nin yeniden açılışı sırasında kendisine, British Museum Başkanı George Osborne’un heykelleri Yunanistan’a iade edip etmemesi gerektiği sorulduğunda “Evet” yanıtını vermişti.</span></span></p>

<p><span><span>Burnham daha sonra sosyal medya hesabından, “Hiçbir şart koşmadan geri gönderin. Kültürü, Britanya’nın dünyadaki algısını değiştirmek için kullanalım” mesajını paylaşmıştı.</span></span></p>

<p><span><span>Ancak başbakanlık görevine gelmesinin ardından aynı çağrıyı tekrarlamaktan kaçınması, iade yanlılarının tepkisini çekti. Eski Kültür Bakanı ve Partenon Projesi Danışma Kurulu Başkanı Lord Ed Vaizey, tutum değişikliğini “üzücü” olarak nitelendirdi.</span></span></p>

<p><span><span>British Museum’dan bir yetkili ise bir siyasetçinin milletvekili veya belediye başkanıyken desteklediği bir konuyla, başbakan olduktan sonra siyasi öncelik haline getirdiği meselelerin farklı olabileceğini belirtti.</span></span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><span><strong><span>Kalıcı iadenin önünde yasal engel var</span></strong></span></p>

<p><span><span>British Museum Yasası, mütevelli heyetinin koleksiyondaki eserleri kalıcı olarak devretmesine yalnızca son derece sınırlı durumlarda izin veriyor. Bu nedenle heykellerin mülkiyetinin Yunanistan’a geçirilmesi için parlamentonun yasada değişiklik yapması gerekiyor.</span></span></p>

<p><span><span>Buna karşılık mevcut mevzuat, eserlerin belirli koşullarla başka müzelere ödünç verilmesine izin veriyor. Bu durum, Londra ile Atina arasında kalıcı devir yerine uzun vadeli bir kültürel ortaklık kurulması seçeneğini öne çıkarıyor.</span></span></p>

<p><span><span>British Museum, Yunanistan ile “yeni bir Partenon ortaklığı” kurulması amacıyla yapıcı görüşmelerin sürdüğünü belirtiyor. Üzerinde çalışılan formüllerden biri, heykellerin bir bölümünün uzun süreli ve dönüşümlü olarak Atina’daki Akropolis Müzesi’nde sergilenmesini; Yunanistan’ın da önemli antik eserleri Londra’ya göndermesini öngörüyor. </span></span></p>

<p><span><span>Ancak olası bir ödünç verme anlaşmasının önünde önemli bir anlaşmazlık bulunuyor. British Museum, eserlerin yasal biçimde edinildiğini ve koleksiyonun mülkiyetinin kendisine ait olduğunu savunurken Yunanistan, heykellerin Osmanlı yönetimi döneminde hukuka aykırı biçimde ülkeden çıkarıldığını belirtiyor. Atina’nın bir “ödünç alma” anlaşmasını kabul etmesi, British Museum’un mülkiyet iddiasını tanıdığı şeklinde yorumlanabileceği için görüşmeler henüz sonuçlandırılamadı.</span></span></p>

<p><a href="https://istikbaluk.com/" rel="nofollow"><img alt="Istikbal 860X450 Pxl" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/04/istikbal-860x450-pxl.jpg" width="860" /></a></p>

<p><span><strong><span>Bayeux Anlaşması örnek gösteriliyor</span></strong></span></p>

<p><span><span>Fransa’nın yaklaşık bin yıllık Bayeux Duvar Halısı’nı geçici olarak Birleşik Krallık’a göndermesi, Partenon Heykelleri için de benzer bir kültürel değişim modeli kurulabileceği yönündeki beklentileri artırdı.</span></span></p>

<p><span><span>British Museum Direktörü Nicholas Cullinan, Fransa ile yapılan anlaşmanın kültürel diplomasi ve karşılıklı eser değişimi açısından önemli bir örnek oluşturabileceğini söyledi. Ancak Cullinan, British Museum Yasası’nın aceleyle değiştirilmesine karşı çıkarak çözümün mevcut hukuki ve kurumsal yapı içerisinde aranması gerektiğini belirtti.</span></span></p>

<p><img alt="Diplomat Travel 860X300 Haber Alti" class="detail-photo img-fluid" height="333" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/diplomat-travel-860x300-haber-alti.jpg" width="955" /></p>

<p><span><strong><span>Britanyalıların çoğu iadeyi destekliyor</span></strong></span></p>

<p><span><span>Kamuoyu araştırmaları, Birleşik Krallık halkının çoğunluğunun heykellerin Yunanistan’a gönderilmesine sıcak baktığını gösteriyor. JL Partners tarafından Partenon Projesi için gerçekleştirilen 2025 tarihli ankette, katılımcıların yüzde 56’sı olası bir referandumda iadeyi destekleyeceğini belirtirken yüzde 22’si eserlerin Londra’da kalmasını istedi.</span></span></p>

<p><span><span>Heykeller, 19. yüzyılın başlarında Britanya’nın Osmanlı İmparatorluğu nezdindeki büyükelçisi Lord Elgin’in görevlileri tarafından Atina Akropolü’ndeki Partenon’dan sökülerek İngiltere’ye götürülmüştü. Britanya devleti eserleri 1816’da Elgin’den satın alarak British Museum’a devretmişti.</span></span></p>

<p><span><span>Yunanistan ise heykellerin Atina’daki diğer Partenon parçalarıyla yeniden birleştirilmesini talep ediyor. Burnham’ın başbakanlığa gelmesi Atina’da yeni bir anlaşma umudu yaratmış olsa da son açıklaması, kalıcı iadenin kısa vadede hükümet gündemine alınmayacağını gösteriyor.</span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, POLİTİKA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/andy-burnhamdan-partenon-heykelleri-konusunda-geri-adim</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/ingiltere-yunanistan-elgin-mermerleri-andy-burnham-1.jpg" type="image/jpeg" length="22514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Londra’da ‘Yellow Box’ cezası mahkemeden döndü!]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/londrada-yellow-box-cezasi-mahkemeden-dondu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/londrada-yellow-box-cezasi-mahkemeden-dondu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Wimbledon’da başka bir araca yol vermek için sarı kutulu kavşakta duran sürücüye kesilen ceza, bağımsız hakem tarafından iptal edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span>Güney Londra’da bir sürücü, sarı kutulu kavşakta durduğu gerekçesiyle <strong>Merton Belediyesi</strong> tarafından verilen 160 sterlinlik trafik cezasına karşı yaptığı itirazı kazandı.</span></p>

<p><span>Olay, Aralık 2025’te Wimbledon’daki Haydons Road ile Cromwell Road’un kesiştiği kavşakta meydana geldi. Belediye kamerasının kaydettiği görüntülerde sürücünün sarı kutunun içerisinde kısa süre durduğu görüldü.</span></p>

<p><span>Ancak sürücü, çıkış yolu tıkalı olduğu için değil, Cromwell Road’dan ana yola katılmaya çalışan başka bir araca geçiş imkânı vermek amacıyla durduğunu belirtti.</span></p>

<p><a href="https://bodrumfoods.co.uk/collections/sweet-confectionery" rel="nofollow"><img alt="Gima Sultanim Griliaj Wafers H 667X300" class="detail-photo img-fluid" height="451" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/gima-sultanim-griliaj-wafers-h-667x300.jpg" width="1003" /></a></p>

<p><strong><span>Üç koşulun birlikte oluşması gerekiyor</span></strong></p>

<p><span>Sürücünün itirazına, “<strong><i>Yellow Box Guru</i></strong>” adıyla tanınan trafik kampanyacısı ve eski Transport for London tasarım uzmanı <strong>Sam Wright</strong> destek verdi.</span></p>

<p><span>Wright, sarı kutu içerisinde durmanın tek başına ceza kesilmesi için yeterli olmadığını vurguladı. Mevzuata göre bir ihlalin oluşabilmesi için sürücünün:</span></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><span>Aracını sarı kutuya sokması, </span></li>
 <li><span>Kutunun içerisinde durması, </span></li>
 <li><span>Duran araçlar nedeniyle çıkış yapamaması </span></li>
</ul>

<p><span>şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekiyor.</span></p>

<p><span>Bu nedenle sürücünün bir yayaya yol vermek, karşıdan gelen araçları beklemek, güvenlik gerekçesiyle durmak veya başka bir aracın manevrasına izin vermek zorunda kalması otomatik olarak sarı kutu ihlali anlamına gelmiyor.</span></p>

<p><a href="https://kafkasfoods.com/" rel="nofollow"><img alt="Kafkas Crispy Yatay Gazete" class="detail-photo img-fluid" height="605" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/kafkas-crispy-yatay-gazete.jpg" width="1002" /></a></p>

<p><strong><span>Belediye itirazı önce reddetti</span></strong></p>

<p><span>Habere göre Merton Belediyesi, sürücünün ilk itirazını reddederek aracın sarı kutu içerisinde durmasının cezayı haklı çıkardığını savundu.</span></p>

<p><span>Dosya daha sonra bağımsız trafik hakemine taşındı. Görüntüleri inceleyen hakem, sürücünün kavşağa girdiği sırada önündeki çıkış alanının açık olduğunu ve aracın duran trafik yüzünden mahsur kalmadığını belirledi.</span></p>

<p><span>Sürücünün istese kavşağı boşaltabilecek durumda olduğuna dikkat çeken hakem, isnat edilen ihlalin kanıtlanamadığına hükmederek 160 sterlinlik cezayı iptal etti.</span></p>

<p><a href="https://aytacwholesale.co.uk/" rel="nofollow"><img alt="Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti" class=" detail-photo img-fluid" height="509" src="https://eurovizyoncouk.teimg.com/eurovizyon-co-uk/uploads/2025/06/aytac-sepet-kampanya-yatay-haber-alti.jpg" width="1528" /></a></p>

<p><strong><span>Merton Belediyesi’ne ağır eleştiri</span></strong></p>

<p><span>Wright, belediyenin yaklaşımının sarı kutu mevzuatının temel unsurunu göz ardı ettiğini savundu. Kampanyacı, belediye yetkililerinin ya yasayı doğru bilmediğini ya da sürücülere kurallar hakkında yanıltıcı bilgi verdiğini iddia etti.</span></p>

<p><span>Londra’da sarı kutu ihlalleri için uygulanan ceza 160 sterline kadar çıkıyor. Ceza bildiriminin ardından 14 gün içinde ödeme yapılması halinde tutar genellikle yüzde 50 indirimle 80 sterline düşüyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Ancak sürücünün indirimi kabul ederek ödeme yapması, çoğu durumda dosyanın kapanması ve itiraz hakkından vazgeçilmesi anlamına geliyor.</span></p>

<p><strong><span>Highway Code ne diyor?</span></strong></p>

<p><span>Birleşik Krallık Karayolları Yasası’nın 174’üncü kuralı, sürücülerin çıkış yolu veya kullanacakları şerit açık olmadan sarı kutuya girmemelerini öngörüyor. Sağa dönüş yapmak isteyen sürücüler ise yalnızca karşıdan gelen trafik ya da sağa dönmeyi bekleyen diğer araçlar nedeniyle durmak zorunda kalırsa kutunun içerisinde bekleyebiliyor.</span></p>

<p><span>Bununla birlikte, cezanın hukuki dayanağını oluşturan düzenleme yalnızca aracın kutuda durmasına değil, durmanın “duran araçların varlığından” kaynaklanıp kaynaklanmadığına da bakıyor. Son kararın belirleyici noktası da bu ayrım oldu.</span></p>

<p><span>RAC tarafından daha önce yaptırılan ve Sam Wright’ın hazırladığı incelemede, belediyelerin denetlemeyi planladığı 111 sarı kutunun yüzde 90’ında sürücülerin haksız cezalarla karşılaşmasına yol açabilecek tasarım veya görünürlük sorunları bulunduğu belirtilmişti. İncelenen kutuların 61’inin hükümetin mevcut tasarım rehberiyle doğrudan çeliştiği öne sürülmüştü.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, LONDRA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/londrada-yellow-box-cezasi-mahkemeden-dondu</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 06:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/londra-yellow-box-cezasi-mahkemeden-dondu-1.jpg" type="image/jpeg" length="81197"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[THE INTERNATIONAL LEGAL FRAMEWORK FOR THE DIGNIFIED RETURN AND SECURITY OF AZERBAIJANIS DEPORTED FROM THE PRESENT-DAY AR]]></title>
      <link>https://www.eurovizyon.co.uk/the-international-legal-framework-for-the-dignified-return-and-security-of-azerbaijanis-deported-from-the-present-day-ar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eurovizyon.co.uk/the-international-legal-framework-for-the-dignified-return-and-security-of-azerbaijanis-deported-from-the-present-day-ar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[• Professor Afsar Sadigov, Doctor of Legal Sciences, Professor at the Department of Public International Law, Faculty of Law, Baku State University.
• Dr. Saftar Rahimli
Doctor of Legal Sciences
Associate Professor, UNESCO Chair on Human Rights and Information Law
Faculty of Law, Baku State University

Associate Professor, UNESCO Chair on Human Rights and Information Law
Faculty of Law, Baku State University]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="WordSection1">
<p><u><strong><i><span>Afsar<span> </span>Sadigov<span> </span>and<span> </span>Saftar<span> </span><span>Rahimli*</span></span></i></strong></u></p>

<h1><span>ABSTRACT</span></h1>

<p><i><span>Background: <span>Re </span>forced displacement of the Western Azerbaijani population, initially uprooted from territories <span>occupied</span><span> </span><span>by</span><span> </span><span>Russia</span><span> </span><span>in</span><span> </span><span>1920</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>subsequently</span><span> </span><span>transferred</span><span> </span><span>to</span><span> </span><span>the </span>jurisdiction of Armenia, constitutes a critical nexus in international law regarding the repatriation, security, and <span>restoration</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>rights</span><span> </span><span>for</span><span> </span><span>displaced</span><span> </span><span>cohorts.</span><span> </span><span>Under</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>doctrine</span><span> </span><span>of </span>jus<span> </span>cogens,<span> </span>the<span> </span>prohibition<span> </span>of<span> </span>deportation<span> </span>is<span> </span>categorised<span> </span>as<span> </span>a peremptory norm of international law, mandating universal <span>adherence</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>triggering</span><span> </span><span>state</span><span> </span><span>responsibility</span><span> </span><span>for</span><span> </span><span>its</span><span> </span><span>breach.</span><span> </span><span>Re </span><span>legal</span><span> </span><span>framework</span><span> </span><span>governing</span><span> </span><span>such</span><span> </span><span>cases</span><span> </span><span>is</span><span> </span><span>multifaceted,</span><span> </span><span>drawing </span>on International Humanitarian Law (IHL) to address populations displaced by military aggression, while also <span>invoking</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>principles</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>State</span><span> </span><span>responsibility</span><span> </span><span>for</span><span> </span><span>international </span>wrongful acts. Rese principles necessitate comprehensive <span>reparations,</span><span> </span><span>including</span><span> </span><span>restitutio</span><span> </span><span>in</span><span> </span><span>integrum</span><span> </span><span>(restoration</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>the </span>status quo ante), compensation, rehabilitation, satisfaction, and robust guarantees of non-repetition.</span></i></p>

<p><i><span>From</span></i><i><span> </span></i><i><span>a</span></i><i><span> </span></i><i><span>normative</span></i><i><span> </span></i><i><span>perspective,</span></i><i><span> </span></i><i><span>the</span></i><i><span> </span></i><i><span>Turkic-Muslim</span></i><i><span> </span></i><i><span>population</span></i><i><span> </span></i><i><span>deported</span></i><i><span> </span></i><i><span>from</span></i><i><span> </span></i><i><span>Armenia</span></i><i><span> </span></i><i><span>remains </span></i><i><span>under the protective umbrella of the 1907 Hague Regulations (IV) and the 1949 Geneva Convention (IV). While extant scholarship has extensively documented the historical and normative<span> </span>dimensions<span> </span>of<span> </span>deportation,<span> </span>a<span> </span>significant<span> </span>analytical<span> </span>lacuna<span> </span>persists<span> </span>regarding<span> </span>the specific international legal mechanisms required to operationalise a dignified return and ensure<span> </span>long-term<span> </span>security.<span> </span>Ris<span> </span>study<span> </span>seeks<span> </span>to<span> </span>address<span> </span>this<span> </span>gap<span> </span>by<span> </span>synthesising<span> </span>international <span>legal</span><span> </span><span>norms,</span><span> </span><span>individual</span><span> </span><span>criminal</span><span> </span><span>accountability,</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>comparative</span><span> </span><span>state</span><span> </span><span>practices</span><span> </span><span>to</span><span> </span><span>propose</span><span> </span><span>a </span>definitive<span> </span>framework<span> </span>for<span> </span>legal<span> </span>remedies<span> </span>and<span> </span>international<span> </span>protective<span> </span>instruments.</span></i></p>

<p><i><span>Method: Ris study employs a legal-doctrinal and comparative-legal methodology, </span></i><i><span>supplemented<span> </span>by<span> </span>a<span> </span>historical-legal<span> </span>review<span> </span>of<span> </span>archival<span> </span>sources<span> </span>to<span> </span>reconstruct<span> </span>the<span> </span>context<span> </span>and <span>intent of the 1920, 1948–1956, and 1988 deportations. Re research systematically interrogates </span>international instruments and scholarly literature to define the parameters of deportation, <span>genocide,</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>State</span><span> </span><span>responsibility</span><span> </span><span>under</span><span> </span><span>jus</span><span> </span><span>cogens</span><span> </span><span>norms.</span><span> </span><span>By</span><span> </span><span>synthesising</span><span> </span><span>international </span><span>jurisprudence,<span> </span>including<span> </span>rulings<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>International<span> </span>Court<span> </span>of<span> </span>Justice<span> </span>(ICJ), </span><span>the</span><span> </span><span>International</span><span> </span><span>Criminal</span><span> </span><span>Tribunal</span><span> </span><span>for</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>former</span><span> </span><span>Yugoslavia</span><span> </span><span>(ICTY),</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>European</span><span> </span><span>Court</span><span> </span><span>of </span><span>Human Rights (ECtHR), and the<span> </span>Eritrea-Ethiopia Claims Commission (EECC), with </span>comparative<span> </span>reparations<span> </span>practices,<span> </span>the<span> </span>study<span> </span>proposes<span> </span>a<span> </span>remedial<span> </span>framework<span> </span>encompassing model<span> </span>treaties,<span> </span>monitoring<span> </span>systems,<span> </span>and<span> </span>domestic<span> </span>legislative<span> </span>measures.</span></i></p>

<p><i><span>Results and Conclusions: The displaced Western Azerbaijani population maintains an inalienable right to a dignified return and holistic security under international law, predicated<span> </span>upon<span> </span>the<span> </span>jus<span> </span>cogens<span> </span>prohibition<span> </span>of<span> </span>forced<span> </span>displacement.<span> </span>Under<span> </span>the<span> </span>international legal<span> </span>regime<span> </span>of<span> </span>State<span> </span>responsibility,<span> </span>the<span> </span>breach<span> </span>of<span> </span>these<span> </span>peremptory<span> </span>norms<span> </span>requires<span> </span>a<span> </span>multi-layered remedial approach, encompassing restitutio in integrum, financial compensation, rehabilitation,<span> </span>satisfaction,<span> </span>and<span> </span>robust<span> </span>guarantees<span> </span>of<span> </span>non-repetition,<span> </span>as<span> </span>well<span> </span>as<span> </span>the<span> </span>rigorous prosecution of individuals for international crimes. Normatively, the Turkic-Muslim population expelled from Armenia remains under the continuous protection of both historical<span> </span>and contemporary instruments,<span> </span>bridging<span> </span>the gap between IHL and<span> </span>International Human Rights Law (IHRL). Practical enforcement of these rights may be sought through international judicial fora, such as the ICJ and the ECtHR, further bolstered by domestic legislative<span> </span>frameworks<span> </span>that<span> </span>accord<span> </span>formal<span> </span>recognition<span> </span>to<span> </span>their<span> </span>status<span> </span>as<span> </span>victims<span> </span>of<span> </span>genocidal intent. Collectively, these legal architectures provide a definitive and actionable basis for restoring historical rights, ensuring institutional accountability, and facilitating a safe, sustainable, and dignified repatriation to their ancestral homelands.</span></i></p>

<h1><span><span>1<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>INTRODUCTION</span></h1>

<p><span>The<span> </span>aim<span> </span>of<span> </span>this<span> </span>research<span> </span>is<span> </span>to<span> </span>identify<span> </span>the<span> </span>international<span> </span>legal<span> </span>solutions<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>dignified<span> </span>and secure return of Azerbaijanis deported from the territory of present-day Armenia. Central to this study is determining the legal status of the deported population and formulating proposals<span> </span>and<span> </span>conclusions<span> </span>based<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>legal<span> </span>consequences<span> </span>of<span> </span>that<span> </span>status.<span> </span>Furthermore,<span> </span><span>the</span></span></p>

<p><span>research aims to establish the substantive legal and institutional mechanisms necessary to <span>ensure<span> </span>a<span> </span>return<span> </span>that<span> </span>adheres<span> </span>to<span> </span>international<span> </span>safety<span> </span>standards.</span></span></p>

<p><span>The primary object of this study is the deportation of the Azerbaijani (Turko-Muslim) population from present-day Armenia, alongside the complex issues regarding their dignified return and security. This article seeks to provide a comprehensive legal qualification of the forced displacements. It critically analyses whether these deportations constitute crimes against humanity, war crimes, or ethnic cleansing driven by racial and religious discrimination. Finally, the research examines these actions within the context of genocide, assessing whether they were executed under a systematic plan and policy aimed at the total or partial physical or biological destruction of the group.</span></p>

<p><span>In international legal scholarship, deportation measures, categorised as crimes against humanity, ethnic cleansing, and genocide, have been extensively studied by prominent <span>scholars</span><span> </span><span>such</span><span> </span><span>as</span><span> </span><span>W.</span><span> </span><span>Schabas,</span><span> </span><span>A.</span><span> </span><span>Bossow,</span><span> </span><span>V.</span><span> </span><span>Chetail,</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>H.</span><span> </span><span>Travis,</span><span> </span><span>among</span><span> </span><span>others.</span></span><span>1</span><span><span> </span></span><span>However, </span><span>the<span> </span>specific<span> </span>legal<span> </span>status<span> </span>of<span> </span>Azerbaijanis<span> </span>deported<span> </span>from<span> </span>Armenia,<span> </span>as<span> </span>well<span> </span>as<span> </span>the<span> </span>international legal frameworks governing their dignified return and security, have largely remained outside the scope of comprehensive academic inquiry. A notable exception is the analysis provided by Malcolm Shaw and Naomi Hart in their report, <i>"Report on War Crimes committed during the occupation of the territories of the Republic of Azerbaijan and the responsibility<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Armenia."</i></span><span>2<span> </span></span><span>Yet,<span> </span>even<span> </span>this<span> </span>significant<span> </span>contribution<span> </span>primarily serves<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>factual<span> </span>finding<span> </span>(constatation<span> </span>of<span> </span>facts)<span> </span>rather<span> </span>than<span> </span>a<span> </span>dedicated<span> </span>legal<span> </span>exploration<span> </span>of the mechanisms for repatriation and long-term security. Consequently, this study seeks to fill this critical gap by providing a rigorous legal analysis of the status and rights of the displaced Azerbaijani population. Furthermore, these existing works do not address the legal status of Azerbaijanis deported from West Azerbaijan (present-day Armenia). While Azerbaijani historiography features various studies in this field, notably the research conducted<span> </span>by<span> </span>scholars<span> </span>such<span> </span>as<span> </span>A.<span> </span>Gurbanli,<span> </span>A.<span> </span>Pashayev,<span> </span>J.<span> </span>Gasimov,<span> </span>and<span> </span>B.<span> </span>Najafov,<span> </span>based on<span> </span>archival<span> </span>materials<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>USSR<span> </span>(Russian<span> </span>Federation),<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan,<span> </span>and the Republic of Turkiye, these remain primarily historical in nature.</span><span>3<span> </span></span><span>The relevance of the</span></p>

<p><span>proposed topic is directly linked to the geopolitical processes currently unfolding in the Caucasus and the broader region. Regional peace and security remain precarious; without<span> </span>a foundation in the strict rule of law, unfounded mutual claims, disputes, and ethnic conflicts become inevitable. Regrettably, the establishment of such a rigorous legal order often<span> </span>contradicts<span> </span>the<span> </span>interests<span> </span>of<span> </span>certain<span> </span>political<span> </span>"leaders."<span> </span>The<span> </span>contemporary<span> </span>international system<span> </span>faces<span> </span>significant<span> </span>challenges,<span> </span>including<span> </span>the<span> </span>gross<span> </span>violation<span> </span>of<span> </span>universally<span> </span>accepted<span> </span>jus cogens norms<span> </span>and<span> </span>international<span> </span>obligations<span> </span>(such<span> </span>as sovereign equality and the prohibition of<span> </span>the<span> </span>use<span> </span>or<span> </span>threat<span> </span>of<span> </span>force).<span> </span>This<span> </span>is<span> </span>often<span> </span>manifested<span> </span>through<span> </span>the<span> </span>prioritisation<span> </span>of<span> </span>domestic law<span> </span>over<span> </span>international<span> </span>obligations,<span> </span>contrary<span> </span>to<span> </span>Article<span> </span>27<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>1969<span> </span>Vienna<span> </span>Convention<span> </span>on the Law of Treaties—as seen in the "Special Military Operation" justification for military intervention<span> </span>or<span> </span>the<span> </span>extraterritorial<span> </span>application<span> </span>of<span> </span>national<span> </span>laws<span> </span>for<span> </span>"national<span> </span>interests."</span><span>4<span> </span></span><span>The deliberate obstruction or failure of international security mechanisms continues to encourage<span> </span>various<span> </span>nihilistic<span> </span>views<span> </span>regarding<span> </span>the<span> </span>efficacy<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>law.<span> </span>Undoubtedly, the core of the problem lies in the fact that the victors of World War II established "extraordinary powers" within the UN Charter,</span><span>5<span> </span></span><span>which act in contradiction of and in violation of the principle of sovereign equality of states. It must not be forgotten that the blood of millions of victims from two world wars rests upon the conscience of those who "operate" the international legal institutions. Despite the inherent weaknesses in enforcement mechanisms, international law remains the essential framework through which we define what is moral and humanitarian.</span></p>

<p><span>Modern<span> </span>international<span> </span>law<span> </span>is<span> </span>the<span> </span>culmination<span> </span>of<span> </span>lessons<span> </span>learned<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>catastrophes<span> </span>of<span> </span>two world<span> </span>wars.<span> </span>Crimes<span> </span>against<span> </span>modern<span> </span>international<span> </span>law<span> </span>trace<span> </span>their<span> </span>roots<span> </span>back<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>violations of the 1907 Hague Convention on the Laws and Customs of War on Land, the Treaty of Versailles (which formalised the end of World War I and incorporated the Wilsonian principles), and the Covenant of the League of Nations.</span></p>

<p><span>The Azerbaijani people are among those who have endured the consequences of these systemic violations. By violating the international legal norms of the time, many of which remain in force today, Russia occupied the Azerbaijan Democratic Republic, the first democratic republic established in the East, through military aggression and subsequently partitioned<span> </span>its<span> </span>territories.<span> </span>In<span> </span>a<span> </span>blatant<span> </span>breach<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>humanitarian<span> </span>law,<span> </span>a<span> </span>systematic alteration of the demographic structure of these territories ("West Azerbaijan") was initiated. The deportation of hundreds of thousands of indigenous Azerbaijanis was compounded<span> </span>by<span> </span>a<span> </span>secondary<span> </span>crime:<span> </span>the<span> </span>illegal<span> </span>settlement<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>occupying<span> </span>state's<span> </span>population into their ancestral homelands.</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>1<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>THE</span><span> <span>PROHIBITION</span> <span>AND</span> <span>NORMATIVE</span> <span>LEGAL</span> <span>CONCEPT</span> <span>OF</span> <span>DEPORTATION</span><span> </span><span>AS AN INTERNATIONAL CRIME</span></span></h1>

<p><span>Derived from the Latin term <i>deportation</i>, meaning "expulsion" or "exile," deportation is generally defined as the forced removal of an individual or a specific group (population) from their state of residence to another territory, typically escorted by military forces.</span><span>6<span> </span></span><span>It constitutes<span> </span>a<span> </span>legal<span> </span>violation<span> </span>or<span> </span>a<span> </span>criminal<span> </span>measure<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>collective<span> </span>nature,<span> </span>perpetrated<span> </span>during both peacetime and periods of armed conflict against civilian populations, including individuals, minorities, and indigenous peoples.</span><span>7</span></p>

<p><span>The initiatives to regulate deportation as a legal violation initially emerged within the domestic<span> </span>legislative<span> </span>frameworks<span> </span>of<span> </span>sovereign<span> </span>states.</span><span>8<span> </span></span><span>However,<span> </span>as<span> </span>the<span> </span>phenomenon<span> </span>acquired a more<span> </span>pervasive and transboundary character, it necessitated organised international legal cooperation. Through subsequent adoption of international norms and landmark judicial decisions, the legal regulation of deportation has been formalised, and its definitive legal definition has been strictly codified.</span></p>

<p><span>The classification of deportation as a prohibited act under international law is fundamentally grounded in four intertwined constituent elements. Primarily, the act must be conducted in a manner that is contrary to international law</span><span>9<span> </span></span><span>and specifically directed against a civilian population.</span><span>10<span> </span></span><span>A critical factor in this legal qualification is the forcible nature of the displacement, where individuals are removed from their permanent or ancestral homelands through coercion, force, or the threat thereof.</span><span>11<span> </span></span><span>Furthermore, for such actions to constitute international crimes, they must be carried out as part of a widespread or<span> </span>systematic<span> </span>policy,<span> </span>indicating a<span> </span>planned<span> </span>and deliberate<span> </span>intent<span> </span>by<span> </span>the<span> </span>perpetrators.</span><span>12<span> </span></span><span>When analysing deportations that are contrary to international law, it is observed that such violations<span> </span>typically<span> </span>manifest<span> </span>in<span> </span>three<span> </span>distinct<span> </span>standard<span> </span>scenarios.<span> </span>The<span> </span>first<span> </span>involves<span> </span>the<span> </span>mass or<span> </span>collective<span> </span>deportation<span> </span>of<span> </span>aliens,<span> </span>a<span> </span>practice<span> </span>currently<span> </span>observed<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>domestic<span> </span>policies<span> </span>of several<span> </span>states,<span> </span>including<span> </span>the<span> </span>USA,<span> </span>the<span> </span>UK,<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>Russian<span> </span>Federation.</span><span>13<span> </span></span><span>This<span> </span>practice<span> </span>stands</span></p>

<p><span>in<span> </span>direct<span> </span>violation<span> </span>of<span> </span>major<span> </span>international<span> </span>instruments,<span> </span>such<span> </span>as<span> </span>Article<span> </span>4<span> </span>of<span> </span>Protocol<span> </span>No.<span> </span>4<span> </span>to <span>the<span> </span>European<span> </span>Convention<span> </span>on<span> </span>Human<span> </span>Rights<span> </span>(ECHR),<span> </span>Article<span> </span>22(1)<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>International <span>Convention</span><span> </span><span>on</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>Protection</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>Rights</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>All</span><span> </span><span>Migrant</span><span> </span><span>Workers,</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>Article</span><span> </span><span>13</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>the </span>International<span> </span>Covenant<span> </span>on<span> </span>Civil<span> </span>and<span> </span>Political<span> </span>Rights<span> </span>(ICCPR).</span></span><span>14</span></p>

<p><span>The<span> </span>second<span> </span>scenario<span> </span>concerns<span> </span>individual<span> </span>deportations<span> </span>carried<span> </span>out<span> </span>against<span> </span>specific persons in total disregard of the procedural guarantees required by international law, particularly those stipulated under the ICCPR.</span><span>15<span> </span></span><span>Finally, the most egregious form of this violation<span> </span>is<span> </span>discriminatory<span> </span>deportation,<span> </span>where<span> </span>forced<span> </span>displacement<span> </span>is<span> </span>motivated<span> </span>by ethnic, religious, or racial prejudice. This form of deportation often serves as a primary<span> </span>tool<span> </span>for<span> </span>demographic<span> </span>engineering<span> </span>and<span> </span>systemic<span> </span>persecution.<span> </span>The<span> </span>Universal<span> </span>Declaration of Human Rights (UDHR), as a cornerstone of international human rights law, explicitly states in Article 9 that "no one shall be subjected to arbitrary arrest, detention, or exile."</span><span>16<span> </span></span><span>However, Protocol No. 4 of the 1950 European Convention on Human Rights (ECHR) links<span> </span>the<span> </span>prohibition<span> </span>of<span> </span>deportation<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>institution<span> </span>of<span> </span>citizenship,<span> </span>specifying<span> </span>in Article 3.1 that "no one shall be expelled, by means either of an individual or a collective measure, from the territory of the State of which he is a national."</span></p>

<p><span>In our view, tethering legal protection solely to citizenship status inadvertently limits the safeguards afforded by other instruments, such as the 1951 Convention Relating to the Status<span> </span>of<span> </span>Refugees.</span><span>17<span> </span></span><span>Consequently,<span> </span>we<span> </span>contend<span> </span>that<span> </span>Article<span> </span>9<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>UDHR<span> </span>and<span> </span>Article<span> </span>12.1 of the International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR), which stipulates that "everyone lawfully within the territory of a State shall, within that territory, have the right to liberty of movement and freedom to choose his residence", offer a more accurate and <span>comprehensive legal framework. This broader interpretation aligns more effectively with the </span>fundamental concepts of international humanitarian law.</span></p>

<p><span>Furthermore, it is legally inconsistent to link the prohibition of deportation to a citizenship status imposed through illegal military occupation. The legal focus must remain on the population's established residency in a specific territory. It is illogical to bind the right not to be deported to a citizenship (such as that of the USSR or Armenia) that was forcibly instituted<span> </span>following<span> </span>military<span> </span>aggression,<span> </span>specifically,<span> </span>the<span> </span>1920<span> </span>occupation<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Azerbaijan Democratic<span> </span>Republic<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>subsequent<span> </span>transfer<span> </span>of<span> </span>indigenous<span> </span>lands<span> </span>to<span> </span><span>Armenia.</span></span></p>

<p><span>Therefore,<span> </span>the<span> </span>relevant<span> </span>provisions<span> </span>of<span> </span>Protocol<span> </span>No.<span> </span>4<span> </span>should<span> </span>have<span> </span>implemented<span> </span>the<span> </span>inclusive <span>wording</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Article</span><span> </span><span>9</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>UDHR,</span><span> </span><span>ensuring</span><span> </span><span>that</span><span> </span><span>"no</span><span> </span><span>one",</span><span> </span><span>regardless</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>imposed</span><span> </span><span>citizenship, </span>can be forcibly expelled from their country.</span></p>

<p><span>Massive, systematic, and widespread crimes of deportation as fundamental human rights violations were a defining characteristic of the USSR, an entity established by the Russian Federation. In an attempt to partially mitigate the consequences of these crimes, a framework<span> </span>agreement<span> </span>was<span> </span>signed<span> </span>in<span> </span>1992<span> </span>by<span> </span>several<span> </span>post-Soviet<span> </span>states<span> </span>(with<span> </span>the<span> </span>exception of<span> </span>Georgia<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>Baltic<span> </span>states),<span> </span>titled<span> </span>the<span> </span>"Agreement<span> </span>on<span> </span>Issues<span> </span>Related<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>Restoration of the Rights of Deported Persons, National Minorities, and Peoples". The Azerbaijani people were among the numerous ethnic groups subjected to forced displacement during the Soviet era, a list that includes Ukrainians, Crimean Tatars, Jews, Poles, Lithuanians, Latvians, Estonians, Meskhetian Turks, Talysh, and others. These state-sponsored actions were not merely isolated incidents but were part of a broader, systemic policy of demographic<span> </span>manipulation<span> </span>and political<span> </span>repression.<span> </span>Despite<span> </span>being<span> </span>strictly<span> </span>prohibited<span> </span>under international law,<span> </span>specifically the 1907 Hague Convention (IV) on the Laws and Customs of<span> </span>War<span> </span>on<span> </span>Land<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>1949<span> </span>Geneva<span> </span>Convention<span> </span>(IV)<span> </span>Relative<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>Protection<span> </span>of<span> </span>Civilian Persons in Time of War</span><span>18</span><span>, the Azerbaijani Turkic-Muslim population, as an indigenous people, has been subjected to repeated waves of mass deportation.</span></p>

<p><span>In blatant defiance of these legal frameworks, hundreds of thousands of Azerbaijanis were forcibly expelled from Armenia through systematic military and administrative measures, most notably during the periods of 1948–1956 and 1988. These actions, characterised by their massive scale and coercive nature, constitute a direct violation of the protections afforded to civilian populations under international humanitarian law and represent a profound breach of the established norms governing the treatment of indigenous inhabitants.</span><span>19<span> </span></span><span>To ensure the punishment of these crimes and establish comprehensive international<span> </span>legal<span> </span>responsibility,<span> </span>it<span> </span>is<span> </span>first<span> </span>necessary<span> </span>to<span> </span>address<span> </span>the<span> </span>normative<span> </span>definition<span> </span>and the grounds for prosecuting this offence. Given that deportation predominantly occurs during armed conflicts, its normative definition must be sought within the framework of International Humanitarian Law.</span></p>

<p><span>International Humanitarian Law distinguishes deportation, which constitutes a criminal offence, from internment and evacuation.</span><span>20<span> </span></span><span>Regarding internment or evacuation, as stated in Article 49 (paragraph 2) of the Fourth Geneva Convention, "the Occupying Power may undertake<span> </span>total<span> </span>or<span> </span>partial<span> </span>evacuation<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>given<span> </span>area<span> </span>if<span> </span>the<span> </span>security<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>population<span> </span>or</span></p>

<p><span>imperative military reasons so demand". This provision is intended to ensure the safety of the population. Specifically, internment is carried out if individuals pose a threat to the occupying<span> </span>power,<span> </span>with<span> </span>their<span> </span>return<span> </span>subject<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>cessation<span> </span>of<span> </span>hostilities<span> </span>(Articles<span> </span>41-42<span> </span>and 132-134 of the Fourth Convention, "right of return").</span><span>21</span></p>

<p><span>In contrast to internment, deportation is strictly prohibited under international<span> </span>humanitarian law. Article 49 of the Fourth Convention specifies that "individual or mass forcible transfers, as well as deportations of protected persons from occupied territory to the territory of the Occupying Power or to that of any other country, occupied or not, are prohibited, regardless of their motive." Furthermore, the legal nature of this act is established within the same instrument; deportation is categorised as a violation of international law that entails individual criminal responsibility (Article 147). In the event of<span> </span>a<span> </span>breach<span> </span>of<span> </span>this<span> </span>established<span> </span>international<span> </span>obligation,<span> </span>what<span> </span>responsibilities<span> </span>arise<span> </span>for<span> </span>states, and how should accountability be ensured?</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>2<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>THE</span><span> <span>INTERNATIONAL</span> <span>LEGAL</span> <span>RESPONSIBILITY</span> <span>OF THE STATE</span> <span>FOR DEPORTATION (REPARATIONS)</span></span></h1>

<p><span>International legal responsibility of a State arises from the breach of its accepted international legal obligations. It entails the duty of the state that has committed an internationally<span> </span>wrongful<span> </span>act<span> </span>to<span> </span>eliminate<span> </span>the<span> </span>consequences<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>damage<span> </span>caused<span> </span>to<span> </span>another state or to states. In international law, internationally wrongful acts (international delicts) are classified as crimes of an international character and international crimes. Particularly dangerous delicts are crimes that violate the fundamental principles and norms of international law that concern the international community as a whole and, as a result, negatively impact the entire system of international relations. International crimes include acts of aggression, genocide, apartheid, crimes against humanity, war crimes, including deportation, and others. According to a general principle of international law, an internationally wrongful act by a subject gives rise to its international legal responsibility. A<span> </span>number<span> </span>of<span> </span>provisions<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>UN<span> </span>Charter,<span> </span>including<span> </span>Articles<span> </span>39,<span> </span>41,<span> </span>42,<span> </span>and<span> </span>51,<span> </span>determine the procedures for enforcing responsibility for international crimes against international peace and security. The purposes of international legal responsibility include:</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>-<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>prevention (ensuring the prevention of future violations by holding the delinquent state<span> </span>accountable),</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>-<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>elimination<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>harmful<span> </span>consequences<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>wrongful<span> </span><span>act.</span></span></p>

<p><span>Measures<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>legal<span> </span>responsibility<span> </span><span>include:</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>-<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>restitution, including legal restitution, in the form of restoring rights by annulment of<span> </span>unlawful<span> </span>acts<span> </span>(for<span> </span>example,<span> </span>provisions<span> </span>in<span> </span>Armenia’s<span> </span>Declaration<span> </span>of<span> </span>Independence and Constitution containing territorial claims against neighbouring states, or the well-known 1989 decision of the Supreme Soviet on the incorporation of the territory of the Republic of Azerbaijan into Armenia), as a form of reparation; and</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>-<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>punitive (repressive) measures against the delinquent state (for example, measures taken against Germany at the end of the Second World War, or against Iraq for its intervention in Kuwait).</span></p>

<p><span>A<span> </span>state’s<span> </span>international<span> </span>legal<span> </span>responsibility<span> </span>arises<span> </span>for<span> </span>all<span> </span>unlawful<span> </span>criminal<span> </span>acts committed by its own organs and officials, as well as by its nationals.</span><span>22<span> </span></span><span>State<span> </span>responsibility<span> </span>for<span> </span>criminal<span> </span>acts<span> </span>committed<span> </span>by<span> </span>its<span> </span>organs<span> </span>and<span> </span>officials<span> </span>has<span> </span>been<span> </span>affirmed in judicial decisions in accordance with international legal instruments.</span><span>23<span> </span></span><span>In 2007, the International Court of Justice held that Serbia bore responsibility for violations of the<span> </span>1948<span> </span>Convention<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>Prevention<span> </span>and<span> </span>Punishment<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Crime<span> </span>of<span> </span>Genocide<span> </span>in relation<span> </span>to<span> </span>acts<span> </span>committed<span> </span>in<span> </span>Bosnia<span> </span>and<span> </span>Herzegovina<span> </span>between<span> </span>1991<span> </span>and<span> </span>1995. However, the Court stated that Serbia itself had not committed genocide; rather, it was responsible<span> </span>for<span> </span>failing<span> </span>to<span> </span>prevent<span> </span>the<span> </span>genocide<span> </span>committed<span> </span>in<span> </span>Srebrenica<span> </span>in<span> </span>1995<span> </span>and for failing to punish the perpetrators. Nevertheless, according to international legal doctrine,<span> </span>states<span> </span>also<span> </span>bear<span> </span>criminal<span> </span>responsibility<span> </span>for<span> </span>violations<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>law norms, alongside the individuals acting on their behalf.</span><span>24<span> </span></span><span>This position has been<span> </span>supported,<span> </span>inter<span> </span>alia,<span> </span>by<span> </span>Professor<span> </span>P.<span> </span>Ago</span><span>25<span> </span></span><span>and<span> </span>others.</span><span>26</span></p>

<p><span>In international humanitarian law, the issue of state responsibility for the actions of members<span> </span>of<span> </span>its<span> </span>armed<span> </span>forces<span> </span>was<span> </span>first<span> </span>codified<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>1907<span> </span>Hague<span> </span>Convention<span> </span>(IV).<span> </span>All<span> </span>acts committed by military personnel, including international crimes, are attributed to the state to<span> </span>which<span> </span>they<span> </span>belong.<span> </span>The<span> </span>same<span> </span>rule<span> </span>is<span> </span>also<span> </span>enshrined<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>1949<span> </span>Geneva<span> </span>Conventions.<span> </span>The regulation of international legal responsibility for deportation, as well as for other crimes, is<span> </span>also<span> </span>reflected<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>2001<span> </span>Articles<span> </span>on<span> </span>Responsibility<span> </span>of<span> </span>States<span> </span>for<span> </span>Internationally<span> </span>Wrongful Acts, adopted by a resolution of the UN General Assembly. According to Article 1 of this instrument, any internationally wrongful act of a state (including acts of deportation, author’s emphasis) entails the international legal responsibility of that state.</span></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td height="0" width="87"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>
<span>Mohammed Bedjaoui, ‘Eighth Report on Succession of States in Respect of Matters Other than<span> </span>Treaties:<span> </span>Draft<span> </span>Articles<span> </span>on<span> </span>Succession<span> </span>to<span> </span>State<span> </span>Property,<span> </span>with<span> </span>Commentaries,<span> </span>Document<span> </span>A/CN.4/292’<span> </span>(1976) 2(1) Yearbook of the International Law Commission 57-63.</span></div>

<div class="WordSection2">
<p><span>Internationally<span> </span>wrongful<span> </span>conduct<span> </span>is<span> </span>expressed<span> </span>through<span> </span>specific<span> </span>acts<span> </span>or<span> </span>omissions.<span> </span>According to<span> </span>the<span> </span>Articles,<span> </span>this<span> </span>includes<span> </span>the<span> </span>conduct<span> </span>of<span> </span>state<span> </span>organs;<span> </span>actions<span> </span>carried<span> </span>out<span> </span>by<span> </span>individuals<span> </span>or bodies<span> </span>exercising<span> </span>state<span> </span>authority;<span> </span>conduct<span> </span>that<span> </span>exceeds<span> </span>authority<span> </span>or<span> </span>violates<span> </span>orders;<span> </span>and<span> </span>acts carried<span> </span>out<span> </span>under<span> </span>state<span> </span>control.<span> </span>Rules<span> </span>for<span> </span>assessing<span> </span>an<span> </span>international<span> </span>legal<span> </span>violation<span> </span>establish the conditions under which the conduct is legally attributable to the state.</span></p>

<p><span>Under<span> </span>the<span> </span>Articles,<span> </span>the<span> </span>actions<span> </span>of<span> </span>government<span> </span>organs,<span> </span>as<span> </span>well<span> </span>as<span> </span>all<span> </span>persons<span> </span>and<span> </span>entities </span><span>acting<span> </span>under<span> </span>their<span> </span>direction<span> </span>and<span> </span>control,<span> </span>are<span> </span>attributable<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>state.<span> </span>The principle<span> </span>that<span> </span>“the <span>conduct of an organ or an official is attributable to the state” reflects a peremptory customary<span> </span>law<span> </span>norm<span> </span>confirmed<span> </span>by<span> </span>the<span> </span>consistent<span> </span>practice<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>tribunals.</span></span></p>

<p><span>A state’s international legal responsibility entails ensuring the fulfilment of breached international obligations through:</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>1.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>The prosecution<span> </span>and adjudication<span> </span>of individuals<span> </span>who have<span> </span>committed the<span> </span><span>crime.</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>2.<span> </span></span></span><!--[endif]--><i><span>Restitutio<span> </span>in<span> </span>integrum<span> </span></span></i><span>-<span> </span>the<span> </span>restoration<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>material<span> </span>situation<span> </span>(<i>status<span> </span>quo<span> </span>ante</i>) that existed prior to the violation.</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>3.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Payment of material and moral damages, including <i>compensation, rehabilitation, satisfaction, and guarantees of non-repetition</i>.</span><span>27</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>4.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>State<span> </span>Policy,<span> </span>Intent,<span> </span>and<span> </span>Individual<span> </span>Criminal<span> </span>Responsibility<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>Execution<span> </span>of <span>Deportation</span></span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>3<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>STATE POLICY, INTENT, AND INDIVIDUAL CRIMINAL RESPONSIBILITY IN THE EXECUTION OF DEPORTATION</span></h1>

<p><span>Professor E. David, referring to the extensive practice of international criminal tribunals, correctly notes that the deportation of a population from occupied territory constitutes a war crime, and ignorance of the fact that it constitutes a war crime does not exempt one from<span> </span>responsibility.</span><span>28</span></p>

<p><span>The<span> </span>Statutes<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>International<span> </span>Criminal<span> </span>Tribunals<span> </span>for<span> </span>Rwanda<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>former<span> </span>Yugoslavia established<span> </span>a practical<span> </span>basis<span> </span>for<span> </span>implementing<span> </span>the<span> </span>principle<span> </span>that<span> </span>individuals<span> </span>are<span> </span>responsible for crimes such as genocide and deportation regardless of their official status (official positions do not exempt individuals from responsibility).</span></p>

<p><span>The obligation to determine punishment for acts creating individual criminal<span> </span>responsibility, including deportation, is defined under international law. Article 146 of the Fourth<span> </span>Geneva<span> </span>Convention<span> </span>stipulates<span> </span>that<span> </span>State<span> </span>Parties<span> </span>must<span> </span>adopt<span> </span>effective<span> </span>legislative</span></p>

<p><!--[if gte vml 1]><o:wrapblock><v:shape id="Graphic_x0020_19" o:spid="_x0000_s1026" style='position:absolute; margin-left:56.7pt;margin-top:19.1pt;width:2in;height:.75pt;z-index:-251656192; visibility:visible;mso-wrap-style:square;mso-wrap-distance-left:0; mso-wrap-distance-top:0;mso-wrap-distance-right:0;mso-wrap-distance-bottom:0; mso-position-horizontal:absolute;mso-position-horizontal-relative:page; mso-position-vertical:absolute;mso-position-vertical-relative:text; v-text-anchor:top' coordsize="1828800,9525" o:gfxdata="UEsDBBQABgAIAAAAIQC75UiUBQEAAB4CAAATAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbKSRvU7DMBSF
dyTewfKKEqcMCKEmHfgZgaE8wMW+SSwc27JvS/v23KTJgkoXFsu+P+c7Ol5vDoMTe0zZBl/LVVlJ
gV4HY31Xy4/tS3EvRSbwBlzwWMsjZrlprq/W22PELHjb51r2RPFBqax7HCCXIaLnThvSAMTP1KkI
+gs6VLdVdad08ISeCho1ZLN+whZ2jsTzgcsnJwldluLxNDiyagkxOquB2Knae/OLUsyEkjenmdzb
mG/YhlRnCWPnb8C898bRJGtQvEOiVxjYhtLOxs8AySiT4JuDystlVV4WPeM6tK3VaILeDZxIOSsu
ti/jidNGNZ3/J08yC1dNv9v8AAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEArTA/8cEAAAAyAQAACwAAAF9y
ZWxzLy5yZWxzhI/NCsIwEITvgu8Q9m7TehCRpr2I4FX0AdZk2wbbJGTj39ubi6AgeJtl2G9m6vYx
jeJGka13CqqiBEFOe2Ndr+B03C3WIDihMzh6RwqexNA281l9oBFTfuLBBhaZ4ljBkFLYSMl6oAm5
8IFcdjofJ0z5jL0MqC/Yk1yW5UrGTwY0X0yxNwri3lQgjs+Qk/+zfddZTVuvrxO59CNCmoj3vCwj
MfaUFOjRhrPHaN4Wv0VV5OYgm1p+LW1eAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAgV2P3F4CAADDBQAA
HwAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9kcmF3aW5nMS54bWysVF1v2jAUfZ+0/2D5vQ3QdQXUUK1s
RZOqDhWmPV8cQ6I5tmebNPz7XtsxREyqtA8eyLXv8fG559q+vWtrQRpubKVkToeXA0q4ZKqo5C6n
39cPF2NKrANZgFCS5/TALb2bvX93C9OdAV1WjCCDtFPIaemcnmaZZSWvwV4qzSXmtsrU4HBodllh
4AWZa5GNBoOPWQ2VpLMT1WdwQPam+gsqodhPXsxBNmCRUrBpf6bTKNi/M8NUNgujV3ppvHL21CwN
qYqconMSarSIZl2ig+EwO1u1OxG0W1N7vNpuSZvTGzRmglQHDK9urq9H15GOt44wzA/Ho/F4gACG
iMkxzcpvb69n5Ze3GFBgFIJBT5zVXppsfq92OEnlLrpjgDOp8AS3+hHbYqMB6FScD2acINHH/2HD
sQhsy966BVfBWWgerQvSdkWKoEwRa2UKDWeOiJwKSlxOHSUmp4aSTU43sTQNzq/znviQvPT6UXbt
8MlaNXytAsz5ph6bhj0beCpUesII2cfG3idUyqWvDnwRMxl+uOrIUjp9I6y/7R+Bz3dnQlkeZfu6
g/6jF1hL322rRFU8VEL48q3ZbebCkAbQ1kH4dYp7MCSw3W1y7SqcONfeq+LgGTb4xQv2gocsp/bX
HgynRHyVNlw4lwKTgk0KjBNz5XcND4w21q3bH2A08SF2Fy/Uk1qVoHkApEOCYk5YL0CqT3untpU/
QZiMenxCWLdyB+F9wTX+j8tiCQaeUa8A/35yebG47wpGBC4/Fba3fKWf8cRF3lh5sAKBZ89XWNo9
t/6N7I9nrwAAAP//AwBQSwMEFAAGAAgAAAAhAJJ9h+AdBwAASSAAABoAAABjbGlwYm9hcmQvdGhl
bWUvdGhlbWUxLnhtbOxZS28bNxC+F+h/WOy9sWS9YiNyYMly3MQvREqKHCmJ2mXMXS5Iyo5uRXLq
pUCBtOihAXrroSgaoAEa9NIfY8BBm/6IDrkvUqLiB1wgKGwBxu7sN8PhzOzM7PDO3WcR9Y4xF4TF
bb96q+J7OB6xMYmDtv9osP3Zbd8TEsVjRFmM2/4MC//uxqef3EHrI0qSIUN8PAhxhD0QFIt11PZD
KZP1lRUxAjISt1iCY3g2YTxCEm55sDLm6AQWiOjKaqXSXIkQif0NkCiVoB6Ff7EUijCivK/EYC9G
Eax+MJmQEdbY8VFVIcRMdCn3jhFt+yBzzE4G+Jn0PYqEhAdtv6L//JWNOytoPWOicgmvwbet/zK+
jGF8tKrX5MGwWLReb9Sbm4V8DaByEddr9Zq9ZiFPA9BoBDtNdbFltla79QxrgNJLh+yt1latauEN
+bUFnTcb6mfhNSiVX1/Ab293wYoWXoNSfGMB3+isdbZs+RqU4psL+FZlc6vesuRrUEhJfLSArjSa
tW6+2wIyYXTHCV9r1Ldbq5nwEgXRUESXWmLCYrks1iL0lPFtACggRZLEnpwleIJGEJNdRMmQE2+X
BCEEXoJiJoBcWa1sV2rwX/3q+kp7FK1jZHArvUATsUBS+nhixEki2/59kOobkLO3b0+fvzl9/vvp
ixenz3/N1taiLL4dFAcm3/ufvvnn1Zfe37/9+P7lt+nS83hh4t/98tW7P/78kHjYcWmKs+9ev3vz
+uz7r//6+aVD+iZHQxM+IBEW3j4+8R6yCDbo0B8P+eU4BiEiJsdmHAgUI7WKQ35PhhZ6f4YocuA6
2LbjYw6pxgW8N31qKdwP+VQSh8QHYWQB9xijHcadVnig1jLMPJjGgXtxPjVxDxE6dq3dRbHl5d40
gRxLXCK7IbbUPKQolijAMZaeesaOMHbs7gkhll33yIgzwSbSe0K8DiJOkwzI0IqmkmmHROCXmUtB
8Ldlm73HXodR16638LGNhHcDUYfyA0wtM95DU4kil8gBiqhp8F0kQ5eS/RkfmbiekODpAFPm9cZY
CBfPAYf9Gk5/AGnG7fY9OotsJJfkyCVzFzFmIrfYUTdEUeLC9kkcmtjPxRGEKPIOmXTB95j9hqh7
8AOKl7r7McGWu8/PBo8gw5oqlQGinky5w5f3MLPitz+jE4RdqWaTR1aK3eTEGR2daWCF9i7GFJ2g
Mcbeo88dGnRYYtm8VPp+CFllB7sC6z6yY1Xdx1hgTzc3i3lylwgrZPs4YEv02ZvNJZ4ZiiPEl0ne
B6+bNu9BqYtcAXBAR0cmcJ9Avwfx4jTKgQAZRnAvlXoYIquAqXvhjtcZt/x3kXcM3sunlhoXeC+B
B1+aBxK7yfNB2wwQtRYoA2aAoMtwpVtgsdxfsqjiqtmmTr6J/dKWboDuyGp6IhKf2wHN9T6N/673
gQ7j7IdXjpftevodt2ArWV2y01mWTHbm+ptluPmupsv4mHz8Tc0WmsaHGOrIYsa66Wluehr/f9/T
LHufbzqZZf3GTSfjQ4dx08lkw5Xr6WTK5gX6GjXwSAc9euwTLZ36TAilfTmjeFfowY+A75nxNhAV
n55u4mIKmIRwqcocLGDhAo40j8eZ/ILIsB+iBKZDVV8JCUQmOhBewgQMjTTZKVvh6TTaY+N02Fmt
qsFmWlkFkiW90ijoMKiSKbrZKgd4hXitbaAHrbkCivcyShiL2UrUHEq0cqIykh7rgtEcSuidXYsW
aw4tbivxuasWtADVCq/AB7cHn+ltv1EHFmCCeRw052Plp9TVuXe1M6/T08uMaUUANNh5BJSeXlO6
Lt2e2l0aahfwtKWEEW62EtoyusETIXwGZ9GpqBdR47K+XitdaqmnTKHXg9Aq1Wjd/pAWV/U18M3n
BhqbmYLG3knbb9YaEDIjlLT9CQyN4TJKIHaE+uZCNIDjlpHk6Qt/lcyScCG3kAhTg+ukk2aDiEjM
PUqitq+2X7iBxjqHaN2qq5AQPlrl1iCtfGzKgdNtJ+PJBI+k6XaDoiyd3kKGT3OF86lmvzpYcbIp
uLsfjk+8IZ3yhwhCrNGqKgOOiYCzg2pqzTGBw7AikZXxN1eYsrRrnkbpGErpiCYhyiqKmcxTuE7l
hTr6rrCBcZftGQxqmCQrhMNAFVjTqFY1LapGqsPSqns+k7KckTTLmmllFVU13VnMWiEvA3O2vFqR
N7TKTQw5zazwaeqeT7lrea6b6xOKKgEGL+znqLoXKAiGauVilmpK48U0rHJ2RrVrR77Bc1S7SJEw
sn4zFztnt6JGOJcD4pUqP/DNRy2QJnlfqS3tOtjeQ4k3DKptHw6XYTj4DK7geNoH2qqirSoaXMGZ
M5SL9KC47WcXOQWep5QCU8sptRxTzyn1nNLIKY2c0swpTd/TJ6pwiq8OU30vPzCFGpYdsGa9hX36
v/EvAAAA//8DAFBLAwQUAAYACAAAACEAnGZGQbsAAAAkAQAAKgAAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5n
cy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVsc4SPzQrCMBCE74LvEPZu0noQkSa9iNCr1AcIyTYtNj8k
UezbG+hFQfCyMLPsN7NN+7IzeWJMk3ccaloBQae8npzhcOsvuyOQlKXTcvYOOSyYoBXbTXPFWeZy
lMYpJFIoLnEYcw4nxpIa0cpEfUBXNoOPVuYio2FBqrs0yPZVdWDxkwHii0k6zSF2ugbSL6Ek/2f7
YZgUnr16WHT5RwTLpRcWoIwGMwdKV2edNS1dgYmGff0m3gAAAP//AwBQSwECLQAUAAYACAAAACEA
u+VIlAUBAAAeAgAAEwAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAW0NvbnRlbnRfVHlwZXNdLnhtbFBLAQItABQA
BgAIAAAAIQCtMD/xwQAAADIBAAALAAAAAAAAAAAAAAAAADYBAABfcmVscy8ucmVsc1BLAQItABQA
BgAIAAAAIQCBXY/cXgIAAMMFAAAfAAAAAAAAAAAAAAAAACACAABjbGlwYm9hcmQvZHJhd2luZ3Mv
ZHJhd2luZzEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJJ9h+AdBwAASSAAABoAAAAAAAAAAAAAAAAAuwQA
AGNsaXBib2FyZC90aGVtZS90aGVtZTEueG1sUEsBAi0AFAAGAAgAAAAhAJxmRkG7AAAAJAEAACoA
AAAAAAAAAAAAAAAAEAwAAGNsaXBib2FyZC9kcmF3aW5ncy9fcmVscy9kcmF3aW5nMS54bWwucmVs
c1BLBQYAAAAABQAFAGcBAAATDQAAAAA=
" path="m1828800,l,,,9143r1828800,l1828800,xe" fillcolor="black" stroked="f"> <v:path arrowok="t"/> <w:wrap type="topAndBottom" anchorx="page"/> </v:shape><![endif]--><!--[if !vml]--></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td height="0" width="76"></td>
  </tr>
  <tr>
   <td></td>
   <td></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>
</div>

<div class="WordSection3">
<p><span>measures to punish persons responsible for the crimes enumerated in that Article, including those who carried out or ordered deportations, and must ensure that such persons<span> </span>are<span> </span>brought<span> </span>to<span> </span>justice<span> </span>in<span> </span>their<span> </span>courts,<span> </span>irrespective<span> </span>of<span> </span>their<span> </span>nationality.</span></p>

<p><span>Deportation as an international crime must form part of a widespread or systematic attack <span>or threat. Deportation is considered an element of crimes against humanity as an intentional act (Statute of the International Criminal Court, Art. 7.1(d). Furthermore, deportations carried out during or following military occupation (for example, after </span>Russia’s invasion of the territory of the Azerbaijan Democratic Republic on 28 April 1920 <span>and the subsequent unlawful transfer of territory to Armenia) constitute a violation of international humanitarian law.</span></span><span>29</span></p>

<p><span>Under the First Protocol of the 1949 Geneva Conventions (Arts. 85(4) (a)-85(5),<span> </span>violations of Article 49 of the Fourth Geneva Convention-such as the occupying power transferring part of its civilian population into the occupied territory or deporting or transferring all or part of the population of the occupied territory, whether within the territory’s borders or outside them-constitute war crimes. According to the ICC Statute, deportation is defined as unlawful expulsion or displacement,<span> </span>and the deportation or transfer of the population of occupied territory by an occupying power is explicitly recognised as a war crime (Art. 8.2(a) (vii).</span></p>

<p><span>A<span> </span>defining<span> </span>characteristic<span> </span>of<span> </span>war<span> </span>crimes<span> </span>is<span> </span>that<span> </span>they<span> </span>are<span> </span>carried<span> </span>out<span> </span>on<span> </span>a<span> </span>large-scale,<span> </span>either<span> </span>as part of a planned operation or within the framework of a general policy.</span><span>30<span> </span></span><span>Historical practice from international criminal tribunals,<span> </span>including the Nuremberg Military Tribunal Statute (Art. 6), the Statute of the International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia (Art. 5(d), the Statute of the International Criminal Tribunal for Rwanda (Art. 3(d), the Statute of the Special Court for Sierra Leone (Art. 2(d), and the Rome Statute of the ICC (Art. 7(1) (d)-shows that deportation can be carried out both in peacetime and during military aggression or conflict. In such cases, deportation forms part of the general plan or policy of the state (ICC Statute, Art. 8.1) and is executed by the political elite and officials with intent (ICC Statute, Art. 7.1).</span></p>

<p><span>The deportation of the population from Western Azerbaijan, present-day Armenia, was conducted as a planned state policy beginning in April 1920. Shortly after the military aggression,<span> </span>on<span> </span>29<span> </span>November<span> </span>1920,<span> </span>by<span> </span>order<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Moscow<span> </span>authorities,<span> </span>the<span> </span><span>occupying</span></span></p>

<p><span>Bolshevik regime in Baku</span><span>31<span> </span></span><span>transferred the known territories of the Azerbaijan<span> </span>Democratic Republic to Armenia. Although the 1907 Fourth Hague Convention (Regulations, Art. 42) effectively ended the period of military occupation, any territorial change was required to be<span> </span>based solely on the<span> </span>will of the people (referendum). The central Soviet authorities were unable to justify this illegality on legal grounds. The formalisation was delayed and only carried out in 1929.</span></p>

<p><span>Initially,<span> </span>following<span> </span>the<span> </span>notorious<span> </span>mass<span> </span>repressions<span> </span>and<span> </span>crimes<span> </span>of<span> </span>genocide<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>1930s<span> </span>and shortly<span> </span>after<span> </span>the<span> </span>conclusion<span> </span>of<span> </span>World<span> </span>War<span> </span>II,<span> </span>a<span> </span>process<span> </span>of<span> </span>deportation<span> </span>was<span> </span>initiated<span> </span>between 1948<span> </span>and<span> </span>1956.<span> </span>This<span> </span>process<span> </span>was<span> </span>carried<span> </span>out<span> </span>'as<span> </span>part<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>plan<span> </span>or<span> </span>policy'<span> </span>or<span> </span>on<span> </span>a<span> </span>'widespread scale,' as explicitly defined in Article 8.1 of the Rome Statute of the ICC.</span><span>32</span></p>

<p><span>The USSR operated a system of camps for the physical and biological elimination of primarily non-Russian populations, deporting various ethnic groups, including Latvians, Poles, Germans, and others. For example, Decree No. 776-120 (1936) of the Council of People's Commissars of the USSR mandated the "resettlement of Polish and German households<span> </span>from the Ukrainian SSR to<span> </span>economic structures in the Karaganda region of the Kazakh MSSR". In relation to all deported peoples within the USSR, the fundamental principles of the Fourth Geneva Convention were severely violated. The dire sanitary conditions, or their total absence,<span> </span>initial lack of housing, food shortages, restrictions on movement,<span> </span>and mandatory<span> </span>military-police<span> </span>registration<span> </span>led<span> </span>to<span> </span>a humanitarian<span> </span><span>catastrophe.</span></span><span>33</span></p>

<p><span>These violations were similarly perpetrated against the Azerbaijani population, instigated by the Armenian Church and the "Dashnaktsutyun" party, and executed through the measures of the Soviet government. However, unlike other groups, the rehabilitation and right of return for the Azerbaijani population were never ensured. The first significant legislative measure toward recognising the violation of the rights of Azerbaijanis deported from Armenia was the 1997 Decree of the President of the Republic of Azerbaijan, titled "On the Mass Deportation of Azerbaijanis from Their Historical and Ethnic Lands in the Territory of the Armenian SSR in 1948–1953."</span></p>

<p><span>At<span> </span>that<span> </span>time,<span> </span>challenging<span> </span>the<span> </span>Soviet<span> </span>Union<span> </span>(Russia),<span> </span>a<span> </span>victor<span> </span>of<span> </span>World<span> </span>War<span> </span>II,<span> </span>was<span> </span>perceived as an unattainable task. For the Soviet authorities, the provisions of the 1907 Hague Convention<span> </span>(IV)<span> </span>(Article<span> </span>42<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Regulations)<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>newly<span> </span>adopted<span> </span>1949<span> </span>Fourth<span> </span>Geneva Convention<span> </span>(Article<span> </span>49),<span> </span>which<span> </span>embodied<span> </span>customary<span> </span>international<span> </span>law,<span> </span>were<span> </span>treated<span> </span><span>as</span></span></p>

<p><span>mere<span> </span>"scraps<span> </span>of paper." To evade<span> </span>responsibility for the<span> </span>deportations<span> </span>carried out during this period,<span> </span>the<span> </span>lack<span> </span>of<span> </span>ratification<span> </span>of<span> </span>these<span> </span>conventions<span> </span>(first<span> </span>by<span> </span>Russia,<span> </span>and<span> </span>subsequently<span> </span>by<span> </span>the USSR<span> </span>at<span> </span>the<span> </span>time)<span> </span>might<span> </span>be<span> </span>cited<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>defence.<span> </span>However,<span> </span>it<span> </span>must<span> </span>not<span> </span>be<span> </span>overlooked<span> </span>that<span> </span>the Nuremberg Tribunal explicitly affirmed that these norms constituted customary international law, rendering them binding regardless of formal ratification.</span><span>34</span></p>

<p><span>The criminal state policy directed against populations protected under international law persisted into subsequent stages. The deportation of hundreds of thousands of people forcibly expelled from Armenia in 1988 leaves no room for any justification or pretext. Under the full weight of international humanitarian law, this creates a clear international legal responsibility for the Russian Federation, as the founding entity and legal successor (by continuity) of the USSR.</span><span>35</span></p>

<p><span>In this context, the obligation to prosecute the perpetrator individually rests primarily with the Russian Federation. Furthermore, the official status of the individuals who committed these crimes does not relieve them of their criminal responsibility, a principle firmly established in international criminal jurisprudence.</span><span>36</span></p>

<p><span>The Appeals Chamber of the International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia (ICTY), in the Krstić case regarding the total or partial destruction of a group, emphasised the targeting of the Muslim male population in Srebrenica.</span><span>37<span> </span></span><span>However, in the case of Armenia, it was not merely a portion of the Turkic-Muslim population, but the entire Azerbaijani<span> </span>community<span> </span>that<span> </span>was<span> </span>expelled<span> </span>based<span> </span>on<span> </span>special<span> </span>hatred<span> </span>and<span> </span>racial<span> </span>discrimination due to their ethnic and religious identity.</span><span>38</span></p>

<p><span>The deportation carried out by Armenia contains all the constituent elements of the crime of genocide. According to the International Criminal Court, systematic and planned<span> </span>actions by the authorities of a particular region against a civilian population constitute an indicator<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>"policy<span> </span>against<span> </span>a<span> </span>state<span> </span>or<span> </span>group."<span> </span>Even<span> </span>if<span> </span>this<span> </span>policy<span> </span>is<span> </span>not<span> </span>formally<span> </span>formalised, the crime is considered to have been committed in the case of deportation.</span><span>39<span> </span></span><span>The deportation of the Azerbaijani (Turkic-Muslim) population is a formalised (documented) fact by both the USSR and Armenian authorities, in violation of customary international law<span> </span>(Article<span> </span>8(2)(e)(viii)<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Rome<span> </span>Statute).<span> </span>This<span> </span>is<span> </span>evidenced<span> </span>by<span> </span>Decree<span> </span>No.<span> </span>4083<span> </span>of<span> </span>the Council<span> </span>of<span> </span>Ministers<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>USSR,<span> </span>dated<span> </span>December<span> </span>23,<span> </span>1947,<span> </span>"On<span> </span>the<span> </span>resettlement<span> </span>of collective farmers and other Azerbaijani populations from the Armenian SSR to the Kura-Araz lowlands of the Azerbaijani SSR," and Decree No. 754, dated March 10, 1948. Furthermore,<span> </span>the<span> </span>well-known<span> </span>anti-Azerbaijani<span> </span>("Turkic-Muslim")<span> </span>statements<span> </span>by<span> </span>Armenian presidents should be noted as evidence that the deportation in this study constitutes an element of the crime of genocide and a planned state policy.</span></p>

<p><span>The speech by the Armenian President L. Ter-Petrosyan, on July 23, 1993, before the "Yerkrapah" military-terrorist group, states: “Armenia and Karabakh have been cleared of other nations; this was a 600-year-old problem, the significance of which the Armenian people<span> </span>will<span> </span>feel<span> </span>for<span> </span>another<span> </span>600<span> </span>years.<span> </span>If<span> </span>the<span> </span>170,000<span> </span>people<span> </span>of<span> </span>other<span> </span>nationalities<span> </span>who<span> </span>lived here until 1988 were still living here today, we would not have our state. Azerbaijanis constituted the majority in our northern and eastern regions, including Sevan... and Zangezur. These problems did not fall from the sky; we solved them ourselves, we solved them through our movement.”</span><span>40</span></p>

<p><span>This speech explicitly contains the constituent elements of ethnic cleansing related to "physical<span> </span>and<span> </span>biological<span> </span>destruction"<span> </span>(as<span> </span>defined<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>Genocide<span> </span>Convention).<span> </span>The<span> </span>criminal nature of ethnic cleansing regarding "physical and biological destruction" has also been manifested<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>actions<span> </span>of<span> </span>other<span> </span>presidents<span> </span>of<span> </span>Armenia.<span> </span>Regarding<span> </span>the<span> </span>crimes<span> </span>committed<span> </span>in Khojaly on February 25-26, 1992, S. Sarkisyan,<span> </span>who directly led the criminal Armenian <span>military</span><span> </span><span>units</span><span> </span><span>in</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>deportation of</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>population</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>later</span><span> </span><span>became</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>President</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Armenia, </span>stated in an interview: "Before Khojaly, the Azerbaijanis (<i>the targeted group subjected to genocide – author</i>) thought that they could joke with us. They thought that the Armenians were<span> </span>incapable<span> </span>of<span> </span>raising<span> </span>a<span> </span>hand<span> </span>against<span> </span>the<span> </span>civilian<span> </span>population<span> </span>(<i>war<span> </span>crime<span> </span>and<span> </span>genocide – author</i>).<span> </span>We were able to break<span> </span>that<span> </span>stereotype. That is<span> </span>what<span> </span>happened."</span><span>41</span></p>

<p><span>The second president of Armenia, R. Kocharyan, while speaking in parliament within the context of ethnic and racial discrimination, stated that they "cannot live together because they<span> </span>are<span> </span>genetically<span> </span>different<span> </span>from<span> </span>Azerbaijanis."<span> </span>This<span> </span>statement<span> </span>serves<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>clear<span> </span>indicator of genocidal intent under Article II of the Genocide Convention.</span></p>

<p><span>Numerous examples of such anti-group positions held by the state or political elite can be cited. Z. Balayan, an Armenian "writer" and former deputy of the Supreme Soviet of the USSR,<span> </span>writes<span> </span>in<span> </span>his<span> </span>work<span> </span><i>The<span> </span>Revival<span> </span>of<span> </span>Our<span> </span>Souls</i>:<span> </span>"...our<span> </span>soldiers<span> </span>had<span> </span>nailed<span> </span>a<span> </span>13-year-old Turkish<span> </span>child<span> </span>(<i>referring<span> </span>to<span> </span>an<span> </span>Azerbaijani<span> </span>–<span> </span>author</i>)<span> </span>to<span> </span>a<span> </span>window.<span> </span>I<span> </span>flayed<span> </span>the<span> </span>skin<span> </span>from<span> </span>his head,<span> </span>chest,<span> </span>and<span> </span>abdomen.<span> </span>I<span> </span>looked<span> </span>at<span> </span>my<span> </span>watch;<span> </span>the<span> </span>Turkish<span> </span>child<span> </span>died<span> </span>of<span> </span>blood<span> </span>loss 7<span> </span>minutes<span> </span>later...<span> </span>my<span> </span>soul<span> </span>swelled<span> </span>with<span> </span>pride<span> </span>and<span> </span>joy<span> </span>for<span> </span>avenging<span> </span>one<span> </span>per<span> </span>cent<span> </span>of<span> </span>my<span> </span>people. In the evening, we did the same thing to three more Turkish children..."</span><span>42</span></p>

<p><span>As a result of the state policy to which the aforementioned officials belonged, the deportation of Azerbaijanis from the territory of present-day Armenia was carried out as<span> </span>an “act of genocide based on specific intent”.</span><span>43</span></p>

<p><span>It is sometimes asserted that genocide is an aggravated form of crimes against humanity. Alternatively, crimes against humanity are occasionally regarded as<span> </span>a more<span> </span>severe<span> </span>form of crime than genocide. Crimes against humanity manifest through widespread or systematic acts of violence. However, genocide involves the specific intent to destroy or eliminate a group protected under international law, an intent that is absent in crimes against<span> </span>humanity. The objective element of genocide, the concept of "destruction," refers to the deprivation<span> </span>of<span> </span>life<span> </span>through<span> </span>physical<span> </span>or<span> </span>biological<span> </span>impact.<span> </span>A<span> </span>general<span> </span>awareness<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>timing of the acts and their possible consequences is not sufficient for them to be characterised as genocide. In this context, it is required to reveal the criminal prejudice or specific intent (<i>dolus specialis</i>) regarding the negative consequences of the action.</span><span>44</span></p>

<p><span>Officials of Armenian origin within the authorities of the Azerbaijan SSR also continued <span>various forms of repeated persecution against the deported population. For instance, Azerbaijanis who had been exiled to the Shamkhor (now Shamkir) district of the </span>Azerbaijan SSR were subjected to exile once again.</span><span>45<span> </span></span><span>Analysing the Genocide<span> </span>Convention <span>and the practice of the International Criminal Court (Myanmar, Ukraine, Gaza), </span>Professor W. Schabas notes that genocide is the refusal to recognise the right to existence <span>of<span> </span>a<span> </span>distinct,<span> </span>protected<span> </span>human<span> </span>group.</span></span><span>46<span> </span></span><span>In<span> </span>the<span> </span>interpretation<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>crime<span> </span>of<span> </span>genocide<span> </span>by the International Criminal Tribunal for Rwanda, it is stated that an act of genocide is committed<span> </span>against<span> </span>individuals<span> </span>because<span> </span>they<span> </span>are<span> </span>members<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>specific<span> </span>group;<span> </span>since<span> </span>the intent is a policy to destroy that specific group, the individuals are the victims, but the group is the target.</span><span>47</span></p>

<p><span>The<span> </span>killing<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>single<span> </span>person<span> </span>is<span> </span>characterised<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>refusal<span> </span>to<span> </span>recognise<span> </span>the<span> </span>right<span> </span>to<span> </span>life of a specific individual. Correspondingly, the <i>actus reus </i>(the prohibited act) may be<span> </span>limited<span> </span>to<span> </span>one<span> </span>person,<span> </span>but<span> </span>the<span> </span><i>mens<span> </span>rea<span> </span></i>(the<span> </span>intent)<span> </span>must<span> </span>be<span> </span>directed<span> </span>against<span> </span>the existence of the group.</span><span>48</span></p>

<p><span>If deportation is committed on the grounds of ethnic, religious, or racial discrimination<span> </span>(by "...deliberately creating living conditions that will lead to the total or partial physical destruction of a specific group..."), it shall be accepted as a constituent element of the crime of genocide (Article II (c) of the 1948 Convention on the Prevention and<span> </span>Punishment of the Crime of Genocide; Article 6 (c) of the ICC Statute). Naturally, genocidal hatred must be proven in this context. At the same time, the targeting of a civilian group (national, ethnic, religious, or racial) characteristic of international crimes, and the "widespread" and "systematic" (repetitive) nature of the acts against the deported persons, must complement the element of hatred.</span><span>49</span></p>

<p><span>The population of Western Azerbaijan had been settled at high altitudes (approximately 900–1,300 metres above sea level) for millennia, with a lifestyle adapted to this specific biogeographical mountainous environment. Despite this, they were deported to the lowlands (Aran) of Azerbaijan, areas located below sea level, where malaria was widespread.<span> </span>However,<span> </span>it would have been<span> </span>entirely<span> </span>possible to<span> </span>deport this population<span> </span>to the mountainous regions of Soviet Azerbaijan that bordered present-day Armenia.</span><span>50<span> </span></span><span>However,<span> </span>this<span> </span>desire<span> </span>was<span> </span>also<span> </span>severely<span> </span>obstructed.<span> </span>The<span> </span>humanitarian<span> </span>crisis<span> </span>reached<span> </span>such a point that some of the deportees attempted to return; however, they were deprived of citizenship, and their identification documents were confiscated. By 1956, one out of<span> </span>every three of the 100,000 people deported from Armenia had perished due to hunger, disease,<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>inability<span> </span>to<span> </span>adapt<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>new<span> </span>conditions,<span> </span>the<span> </span>hot<span> </span>and<span> </span>arid<span> </span>climate,<span> </span>and the lack of basic household provisions.</span><span>51</span></p>

<p><span>This<span> </span>is<span> </span>where<span> </span>the<span> </span>genocidal<span> </span>intent,<span> </span>the<span> </span>intent<span> </span>to<span> </span>destroy<span> </span>a<span> </span>distinct<span> </span>ethnic,<span> </span>religious,<span> </span>or<span> </span>racial group (<i>dolus specialis</i>), emerges.</span></p>

<p><span>According to opponents, the deportation was an economic measure related to the settlement of the Kura-Araz lowlands.</span><span>52<span> </span></span><span>Even if this were the case, international treaty bodies categorise "exploitation," "forced labour," and "degrading treatment" as human rights violations</span><span>53<span> </span></span><span>and crimes against humanity. However, regarding Azerbaijanis, their deliberate deportation to areas below sea level (an indicator of physical destruction as stipulated<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>Genocide<span> </span>Convention),<span> </span>essentially<span> </span>"leaving<span> </span>them<span> </span>to<span> </span>a<span> </span>slow<span> </span>death",<span> </span>has<span> </span>been confirmed by international judicial practice as a standard for genocide.</span><span>54</span></p>

<p><span>The publication of information regarding the deportation in the press was prohibited. The <span>adoption<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>secret<span> </span>Decree<span> </span>No.<span> </span>605<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Council<span> </span>of<span> </span>Ministers<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>USSR<span> </span>in<span> </span>1951 concerning<span> </span>the<span> </span>resettlement<span> </span>plan<span> </span>stemmed<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>genocidal<span> </span>nature<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>deportation.</span></span></p>

<p><span>The inclusion of a normative basis for territorial claims against neighbouring states, including Azerbaijan, Turkey, and Georgia, in the Armenian constitution should be evaluated as a motive for the deportation. The deportation of Azerbaijanis as a distinct ethno-religious<span> </span>group<span> </span>served<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>tool<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>realisation<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>"Great<span> </span>Armenia"<span> </span>idea.</span><span>55<span> </span></span><span>It<span> </span>is evident from the characteristics of this deportation that the primary goal was the dispersal of<span> </span>the<span> </span>population<span> </span>through<span> </span>physical<span> </span>and<span> </span>biological<span> </span>destruction.<span> </span>To<span> </span>destroy<span> </span>a<span> </span>group<span> </span>of<span> </span>people is<span> </span>an<span> </span>act<span> </span>of<span> </span>genocide.</span><span>56<span> </span></span><span>The<span> </span>constitutional<span> </span>("Great<span> </span>Armenia")<span> </span>idea<span> </span>could<span> </span>only<span> </span>be<span> </span>realised<span> </span>by destroying<span> </span>the<span> </span>group<span> </span>(the<span> </span>Azerbaijani<span> </span>population)<span> </span>that<span> </span>had<span> </span>formed<span> </span>over<span> </span>centuries.<span> </span>This<span> </span>idea in the Armenian constitution, as a project of the "Dashnaktsutyun" party and the Echmiadzin Church</span><span>57</span><span>, gained the support of the USSR, having been presented as the "Armenian question" at the Tehran Conference (1945).</span><span>58</span></p>

<p><span>In some literature, the acts of genocide committed by Armenian military forces in Azerbaijani towns and villages are referred to as "ethnic cleansing".</span><span>59<span> </span></span><span>We consider this assessment to be, at the very least, controversial. The deportation of Azerbaijanis differs from ethnic cleansing. When carried out by the deporting party, ethnic cleansing aims to create a "homogenised ethnic" society. In such cases, there may not be an intent to destroy the deportee based on ethnic hatred. If the opposite occurs, then while ethnic cleansing is being carried out on one hand, genocide is being implemented on the other. In accordance with a planned policy, the deportation of Azerbaijanis began with the Treaty of Turkmenchay (1828, Art. 5), which concluded the Qajar-Russian war, and the Treaty of Adrianople (1829, Art. 16), which concluded the Ottoman-Russian war. Local Turkic-Muslims who did not conform to Russian Tsarism saw their religious centres abolished, were expelled from local self-governing structures, and were often exiled to Siberia. Armenians were settled in the vacated territories. Deportation toward large-scale genocide began after the Soviet-Russian military occupation of the Azerbaijani territories in April 1920 (this will be discussed in the next section).</span></p>

<p><span>In the <i>Krstić </i>and other cases, the court stated that an assessment of deportation must be made on a case-by-case basis, taking into account the specific circumstances.</span><span>60<span> </span></span><span>Relevant circumstances include the use of force and other associated violence in carrying out the deportation, as well as the age, gender, and health of the victims. Although deportation is not explicitly listed in the non-exhaustive list of serious harms within the elements of the crime,<span> </span>the<span> </span>International<span> </span>Criminal<span> </span>Court<span> </span>(ICC)<span> </span>reached<span> </span>the<span> </span>same<span> </span>conclusion.<span> </span>In<span> </span>the<span> </span>first <i>Al-Bashir </i>case</span><span>61</span><span>, the Pre-Trial Chamber of the ICC determined that forcible transfer falls <span>under</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>material</span><span> </span><span>element</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>crime</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>genocide</span><span> </span><span>by</span><span> </span><span>causing</span><span> </span><span>serious</span><span> </span><span>bodily</span><span> </span><span>or</span><span> </span><span>mental</span><span> </span><span>harm.</span></span></p>

<p><span>When looking at the nature, degree of public danger, scale, and systematic connection of the crimes committed in the city of Khojaly on the night of February 25–26, 1992, by the 366th regiment—which belonged to Russia but was under the command of officers of Armenian origin—the genocidal intent (<i>dolus specialis</i>) becomes evident. Armenian military forces killed 613 people</span><span>62<span> </span></span><span>with particular cruelty against the civilian population (including violence against infants, piercing the abdomens of women, cutting off breasts, scalping men, and mutilating genitals).</span></p>

<p><span>Based on reports<span> </span>from international organisations and human rights NGOs,</span><span>63<span> </span></span><span>the European Court<span> </span>of<span> </span>Human<span> </span>Rights<span> </span>characterised<span> </span>the<span> </span>Khojaly<span> </span>crime<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>"war<span> </span>crime<span> </span>or a<span> </span>crime<span> </span>against humanity".</span><span>64<span> </span></span><span>The Organisation of Islamic Cooperation has called for the mass killing of civilians in Khojaly by Armenian military forces to be recognised both internationally and nationally as an "act of genocide" and a "crime against humanity."</span><span>65</span></p>

<p><span>Incidentally, the genocidal nature of the crime committed in the city of Khojaly was also confirmed<span> </span>by<span> </span>a<span> </span>court<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan<span> </span>in<span> </span>2026.<span> </span>In<span> </span>the<span> </span>Baku<span> </span>Military<span> </span>Court,<span> </span>15 defendants were convicted of crimes related to the forced displacement of the population, along<span> </span>with<span> </span>planning,<span> </span>preparing,<span> </span>initiating,<span> </span>and<span> </span>conducting<span> </span>an<span> </span>aggressive<span> </span>war,<span> </span>genocide,<span> </span>and</span></p>

<p><span>other crimes committed on Azerbaijani territory under the direct leadership, participation, and strict control of the Armenian state, its state bodies, and military forces.</span><span>66</span></p>

<p><span>Some<span> </span>well-known<span> </span>crimes<span> </span>of<span> </span>genocide<span> </span>(e.g.,<span> </span>the<span> </span>Srebrenica<span> </span>genocide)<span> </span>were<span> </span>accompanied<span> </span>by deportation. During the genocide committed in Khojaly, Lachin, Fuzuli, Aghdam, and other territories, similar to the crimes committed in Rwanda, the civilian population was physically destroyed without being deported and without being provided a "humanitarian corridor." Civilians attempting to flee the city besieged by Armenian military forces were lured into ambushes through deliberate misdirection and subsequently destroyed.</span><span>67</span></p>

<p><span>Characterising the crimes committed by Armenian<span> </span>military forces<span> </span>and<span> </span>the military units<span> </span>of "Nagorno-Karabakh" under its control</span><span>68<span> </span></span><span>against the civilian population in Azerbaijan, especially against children, women, and the elderly, Professor Malcolm Shaw and Naomi Hart note that "many of these acts can be evaluated as both war crimes and crimes against humanity".</span><span>69<span> </span></span><span>They correctly point out that crimes against humanity are typically<span> </span>committed<span> </span>during<span> </span>peacetime.<span> </span>Therefore,<span> </span>it<span> </span>is<span> </span>impossible<span> </span>to<span> </span>evaluate<span> </span>the<span> </span>crimes committed against the civilian population (children, women, and the elderly) on Azerbaijani territory solely as crimes against humanity. Considering that Azerbaijan has been under occupation since 1920, these listed acts are either war crimes or crimes of genocide.<span> </span>Professor<span> </span>Shaw<span> </span>and<span> </span>Naomi<span> </span>Hart<span> </span>further<span> </span>state:<span> </span>"...certain<span> </span>behaviours constituting the indicated war crimes also targeted ethnic Azerbaijanis because of their nationality<span> </span>and<span> </span>or<span> </span>ethnicity,<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>relevant<span> </span>intent<span> </span>was<span> </span>to<span> </span>partially<span> </span>destroy<span> </span>the<span> </span>group. The same behaviour may also constitute the crime of genocide".</span><span>70<span> </span></span><span>In the cases we have expressed, deportation was committed as a crime of genocide.</span></p>

<p><span>Neither Article II of the Genocide Convention nor Article 6 of the Rome Statute explicitly defines the concept of "deportation." However, the five forms of conduct set out in those Articles may fall within the scope of three acts of genocide. Specifically (especially considering the systematic killing of children in Azerbaijan – author), it can include the forcible transfer of children of the group to another group. At the same time, transfer can include any forced deportation both within the territory (in the occupied territories of Azerbaijan<span> </span>–<span> </span>author)<span> </span>and<span> </span>outside<span> </span>of<span> </span>it<span> </span>(from<span> </span>the<span> </span>territory<span> </span>of<span> </span>Armenia<span> </span>–<span> </span>author). Excluding these instances from the scope of deportation would render the relevant provision meaningless.</span><span>71</span></p>

<p><span>Thus, the deportation of Azerbaijanis was a large-scale and systematic threat or part of a military attack against the civilian population. It is an international crime committed intentionally and knowingly by officials as part of a general state plan and policy, thereby creating corresponding international legal responsibility. In cases where a group protected by international law is targeted for physical and biological destruction, deportation manifests as a constituent element of the crime of genocide.</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>1<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>THE</span><span> </span><span>INTERNATIONAL</span><span> </span><span>LEGAL</span><span> </span><span>STATUS</span></h1>

<p><span>OF THE TURKIC-MUSLIM POPULATION (PEOPLE) DEPORTED </span><span>FROM<span> </span>ARMENIA<span> </span>FROM<span> </span>1920</span></p>

<p><span>Hague Law, beginning with the 1899 and 1907 norms, laid the foundation for modern international humanitarian law. Articles 42 and 43 of the Regulations annexed to the 1907 Hague<span> </span>Convention<span> </span>(IV)<span> </span>established<span> </span>the<span> </span>obligation<span> </span>to<span> </span>"respect<span> </span>public<span> </span>order,"<span> </span>while Articles<span> </span>46<span> </span>and<span> </span>50<span> </span>mandated<span> </span>the<span> </span>"protection<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>rights<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>civilian<span> </span>population."<span> </span>These universal norms affirmed the illegality of military aggression on one hand and guaranteed the rights of civilians on the other.</span></p>

<p><span>According<span> </span>to<span> </span>Article<span> </span>10<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Statute<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>League<span> </span>of<span> </span>Nations<span> </span>(1920),<span> </span>which<span> </span>dictates<span> </span>that<span> </span>a state's territory cannot be the object of another state’s aggressive aims, member states declared they would respect each other's territorial integrity and resist external aggression. Following<span> </span>the<span> </span>1907<span> </span>Hague<span> </span>Convention,<span> </span>the<span> </span>League<span> </span>of<span> </span>Nations<span> </span>Statute,<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>1929<span> </span>Briand-Kellogg Pact, the 1933 London Convention on the Definition of Aggression was adopted with<span> </span>the<span> </span>participation<span> </span>of<span> </span>many<span> </span>states<span> </span>(including<span> </span>the<span> </span>USSR,<span> </span>Turkey,<span> </span>and<span> </span>Iran).<span> </span>Furthermore, Article 11 of the 1933 Montevideo Convention on the Rights and Duties of States clearly sets<span> </span>out<span> </span>an<span> </span>obligation<span> </span>for<span> </span>states<span> </span>not<span> </span>to<span> </span>recognise<span> </span>territorial<span> </span>acquisitions<span> </span>or<span> </span>special<span> </span>advantages obtained by the use of force.</span></p>

<p><span>A state’s territory is inviolable and cannot be the object of military occupation or other coercive measures by another state, directly or indirectly, regardless of the motive. The illegality of military aggression is rooted in the IV Hague Convention. Specifically, under the principle that "sovereignty does not pass to the occupying power during military occupation"<span> </span>(Hague<span> </span>Regulations,<span> </span>Arts.<span> </span>27-33,<span> </span>42,<span> </span>47),<span> </span>the<span> </span>civilian<span> </span>population's<span> </span>link<span> </span>to<span> </span>their state and their national identity status cannot be forcibly altered.</span></p>

<p><span>According to the Martens Clause expressed in the preamble of the IV Hague Convention, "populations and belligerents remain under the protection and empire of the principles of international law, even in<span> </span>cases not covered by the adopted regulations. These derive from the<span> </span>established<span> </span>customs<span> </span>among<span> </span>civilised<span> </span>peoples,<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>laws<span> </span>of<span> </span>humanity,<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>dictates of<span> </span>the<span> </span>public<span> </span>conscience."<span> </span>The<span> </span>Martens<span> </span>Clause<span> </span>is<span> </span>linked<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>principle<span> </span>of<span> </span><i>clausula<span> </span>si<span> </span>omnes </i>and stipulates that sovereignty remains with the people during occupation. In this case,<span> </span>the status<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>population<span> </span>is<span> </span>not<span> </span>subject<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>will<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>military<span> </span>aggressor;<span> </span>rather,<span> </span>that</span></p>

<p><span>population<span> </span>acts<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>subject<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>law.<span> </span>Therefore,<span> </span>Russia's<span> </span>occupation<span> </span>of<span> </span>Baku<span> </span>on April<span> </span>27,<span> </span>1920,<span> </span>its<span> </span>military<span> </span>aggression<span> </span>against<span> </span>the<span> </span>Azerbaijan<span> </span>Democratic<span> </span>Republic,<span> </span>and<span> </span>the subsequent measures, including the deportation of the population, are illegal under the international humanitarian law norms of that period.</span></p>

<p><span>To<span> </span>ensure<span> </span>the<span> </span>legal<span> </span>force<span> </span>of<span> </span>these<span> </span>norms<span> </span>is<span> </span>not<span> </span>called<span> </span>into<span> </span>question,<span> </span>it<span> </span>is<span> </span>appropriate<span> </span>to<span> </span>refer to the judgement of the Nuremberg International Military Tribunal. The Tribunal stated that<span> </span>by<span> </span>1939,<span> </span>the<span> </span>rules<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>IV<span> </span>Hague<span> </span>Convention<span> </span>had<span> </span>become<span> </span>recognised<span> </span>as<span> </span>international customary<span> </span>law,<span> </span>binding<span> </span>upon<span> </span>all<span> </span>states.<span> </span>This<span> </span>precedent<span> </span>has<span> </span>been<span> </span>significant<span> </span>for<span> </span>other<span> </span>courts, including<span> </span><i>Nicaragua<span> </span>v.<span> </span>United<span> </span>States<span> </span></i>(1986)<span> </span>and<span> </span><i>Congo<span> </span>v.<span> </span>Rwanda<span> </span></i>(2006).<span> </span>The<span> </span>1907<span> </span>Hague Regulations established the core of modern international humanitarian law regarding the administration of occupied territories and the treatment of civilians and combatants.</span><span>72</span></p>

<p><span>Thus, according to the judgement of the Nuremberg International Military Tribunal, the legal<span> </span>force<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>1907<span> </span>Hague<span> </span>Convention<span> </span>(IV)<span> </span>was<span> </span>also<span> </span>binding<span> </span>for<span> </span>Soviet<span> </span>Russia<span> </span>in<span> </span>1920. In other words, since the Regulations concerning the Laws and Customs of War on Land (norms<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>IV<span> </span>Convention)<span> </span>as<span> </span>international<span> </span>customary<span> </span>law<span> </span>were<span> </span>in<span> </span>legal<span> </span>force<span> </span>for<span> </span>Soviet <span>Russia,</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>later</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>USSR,</span><span> </span><span>during</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>military</span><span> </span><span>aggression</span><span> </span><span>against</span><span> </span><span>Azerbaijan</span></span><span>73</span><span>,</span><span> </span><span>it</span><span> </span><span>establishes </span><span>the responsibility of the Russian Federation, as the successor to those states, for all crimes committed against the peaceful population, including the deported population. On the<span> </span>other<span> </span>hand,<span> </span>this<span> </span>keeps<span> </span>the<span> </span>status<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>population,<span> </span>who<span> </span>were<span> </span>expelled<span> </span>under<span> </span>military<span> </span>convoy from territories recognised as Azerbaijani lands and illegally transferred to Armenia after the occupation, within the sphere of operation of international humanitarian law norms.</span></p>

<p><span>Russia<span> </span>(the<span> </span>USSR)<span> </span>did<span> </span>not<span> </span>only<span> </span>violate<span> </span>its<span> </span>specific<span> </span>international<span> </span>treaty<span> </span>provisions<span> </span>regarding Azerbaijan; it also breached its international obligations under comprehensive norms that, by<span> </span>this<span> </span>period,<span> </span>were<span> </span>already<span> </span>recognised<span> </span>as<span> </span>customary<span> </span>law<span> </span>and<span> </span><i>opinio<span> </span>juris</i>.<span> </span>The<span> </span>1907<span> </span>Hague Convention (IV) (the Regulations), specifically Articles 42 and 43 (concerning respect for public order) and Articles 46 and 50 (concerning the protection of the rights of the civilian population), which were later implemented into Article 47 of the 1949 Geneva<span> </span><span>Convention</span><span> </span><span>(IV)</span><span> </span><span>(regarding inviolable</span><span> </span><span>rights),</span><span> </span><span>formulated</span><span> </span><span>a</span><span> </span><span>specific</span><span> </span><span>rule</span><span> </span><span>of international</span><span> </span><span>law.</span></span></p>

<p><span>According to the 1907 Hague Convention, the occupation of a state's territory by a foreign power<span> </span>does<span> </span>not<span> </span>alter<span> </span>the<span> </span>legal<span> </span>status<span> </span>of<span> </span>that<span> </span>territory.<span> </span>Even<span> </span>a<span> </span>long-term<span> </span>period<span> </span>of<span> </span>occupation imposes strict limitations on the occupier. Under existing rules, the occupier's jurisdiction over the occupied territory is temporary in nature and requires the fulfilment of minimum <span>standards<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>human<span> </span>rights<span> </span>law<span> </span>and<span> </span>international<span> </span>humanitarian<span> </span>law.<span> </span>The</span></span></p>

<p><span>temporary jurisdiction of the occupier must ensure the application of the legislative and other jurisdictions of the occupied state, rather than its own. In accordance with the universally recognised principle that "sovereignty does not pass to the occupying power during<span> </span>occupation,"<span> </span>the<span> </span>political,<span> </span>social,<span> </span>economic,<span> </span>and<span> </span>legal<span> </span>systems<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>state<span> </span>subjected to aggression cannot be altered.</span><span>74</span></p>

<p><span>In accordance with the legal framework set forth in Articles 42 through 56 of the Hague Regulations<span> </span>(1907),<span> </span>the<span> </span>occupying<span> </span>power<span> </span>lacks<span> </span>the<span> </span>authority<span> </span>to<span> </span>dismantle<span> </span>the<span> </span>existing<span> </span>state administration or to assume control over its coercive apparatus.</span><span>75</span></p>

<p><span>However, Russia’s military aggression against Azerbaijan effectively dismantled the pre-existing political order, waged an assault on the social fabric of<span> </span>the nation, and culminated in acts of genocide. Following the illegal transfer of Azerbaijani lands, from which the population had already been deported, to Armenia in 1929, the Bolshevik regime intensified<span> </span>its<span> </span>repressions.<span> </span>During<span> </span>this<span> </span>period,<span> </span>1,142<span> </span>members<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Musavat<span> </span>Party<span> </span>and<span> </span>474 supporters of the Ittihad Party were arrested; while many were subjected to extrajudicial physical elimination, others were forcibly exiled to the Far North.</span><span>76</span></p>

<p><span>Under the 1907 Hague Convention (IV) Regulations concerning the Laws and Customs of War<span> </span>on<span> </span>Land,<span> </span>and<span> </span>subsequently<span> </span>the<span> </span>1949<span> </span>Geneva<span> </span>Convention (IV),<span> </span>the<span> </span>forced<span> </span>alteration<span> </span>of the demographic composition within occupied territories is codified as a war crime. Although the strategic resettlement of Armenians into Azerbaijani territories originated with<span> </span>the<span> </span>Treaty<span> </span>of<span> </span>Turkmenchay<span> </span>(Art.<span> </span>16),<span> </span>this<span> </span>process<span> </span>reached<span> </span>systemic<span> </span>proportions<span> </span>under the Soviet-Russian (USSR) administration. This era was characterised by the deliberate settlement of ethnic Armenians in regions from which the indigenous Azerbaijani population had been forcibly removed.</span></p>

<p><span>From April 1920 to August 1921 alone, approximately 48,000 Azerbaijanis and Turkic-Muslims fell victim to coordinated Russian-Armenian terror. During the purges of 1936–1937, Armenian-led investigative units within the Azerbaijan SSR fabricated evidence leading to the execution of 29,000 intellectuals as “enemies of the people.”</span><span>77<span> </span></span><span>Furthermore, the<span> </span>dual<span> </span>imposition<span> </span>of<span> </span>alphabet<span> </span>changes<span> </span>under<span> </span>the<span> </span>guise<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>“Cultural<span> </span>Revolution”</span><span>78<span> </span></span><span>and the forced modification of surnames constituted acts aimed at cultural and biological erosion, aligning with elements of the crime of genocide. Between 1948 and 1953, the systematic<span> </span>deportation<span> </span>of<span> </span>Azerbaijanis<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>Armenian<span> </span>SSR<span> </span>was<span> </span>initiated;<span> </span>of<span> </span>the<span> </span><span>more</span></span></p>

<p><span>than<span> </span>150,000<span> </span>deportees,<span> </span>one<span> </span>in<span> </span>three perished<span> </span>due to<span> </span>famine<span> </span>and<span> </span>disease,<span> </span>resulting<span> </span>from an inability to adapt to the harsh conditions of their relocation. These acts of genocide,<span> </span>war crimes, and military aggression persisted in subsequent decades. Starting in 1988,<span> </span>with direct support from Moscow, “Armenia’s military aggression against Azerbaijan culminated in the occupation of the former Nagorno-Karabakh Autonomous Oblast and other adjacent Azerbaijani territories.”</span><span>79</span></p>

<p><span>These<span> </span>recent<span> </span>criminal<span> </span>acts<span> </span>can<span> </span>be<span> </span>characterised<span> </span>not<span> </span>only<span> </span>within<span> </span>the<span> </span>historical<span> </span>framework<span> </span>of the 1907 Hague Convention (IV) but also as continuing international crimes under the contemporary international legal order. Since the legal and humanitarian consequences of these acts have not been fully addressed, including the denial of the right to return and the lack of restitution, they persist, thereby invoking the ongoing state responsibility of the successor entities under modern international criminal and human rights law.</span></p>

<p><span>The<span> </span>armed<span> </span>struggle<span> </span>against<span> </span>the<span> </span>occupation<span> </span>never<span> </span>ceased;<span> </span>following<span> </span>the<span> </span>April<span> </span>1920<span> </span>invasion, there were 54 armed uprisings against the Soviet occupation regime in Azerbaijan through 1924,</span><span>80<span> </span></span><span>and<span> </span>resistance<span> </span>against<span> </span>the<span> </span>Russian-Soviet<span> </span>occupation<span> </span>continued<span> </span>in<span> </span>subsequent<span> </span>years. In November 1920, the Politburo of the CC of the RCP(b) dispatched I. Stalin went to the Caucasus to oversee the suppression of anti-Soviet revolts and lead military operations. During this period, the Russian occupation army in Azerbaijan numbered nearly 80,000.</span><span>81<span> </span></span><span>These facts demonstrate the scale of the military aggression and highlight the illegality of the<span> </span>subsequent<span> </span>annexation.<span> </span>Despite<span> </span>attempts<span> </span>to<span> </span>crush<span> </span>the<span> </span>national<span> </span>will<span> </span>through<span> </span>later<span> </span>crimes, <span>Russia’s</span><span> </span><span>"Sovietisation"</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Azerbaijan</span><span> </span><span>failed</span><span> </span><span>to</span><span> </span><span>achieve</span><span> </span><span>a</span><span> </span><span>legitimate</span><span> </span><span>appropriation</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>state.</span></span></p>

<p><span>Article<span> </span>55<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Regulations<span> </span>annexed<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>1907<span> </span>Hague<span> </span>Convention<span> </span>(IV)<span> </span>stipulates<span> </span>that<span> </span>an occupying<span> </span>state<span> </span>shall<span> </span>be<span> </span>regarded<span> </span>only<span> </span>as<span> </span>administrator<span> </span>and<span> </span>usufructuary<span> </span>(emphasis<span> </span>added) of<span> </span>public<span> </span>buildings,<span> </span>real<span> </span>estate,<span> </span>forests,<span> </span>and<span> </span>agricultural<span> </span>estates<span> </span>belonging<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>hostile<span> </span>State and situated in the occupied country. It must safeguard the capital of these properties (in accordance with the property right concepts of the territory). As Professor Christopher Greenwood<span> </span>notes,<span> </span>under<span> </span>international<span> </span>law,<span> </span>an<span> </span>occupying<span> </span>power’s<span> </span>attempts<span> </span>to<span> </span>alter<span> </span>the<span> </span>legal status of an occupied territory or its struggling population lack legal validity.</span><span>82<span> </span></span><span>While we oppose any territorial change via military force, we advocate for the preservation of objective legal assessments. The concept of "Present-day Armenia" used in this subject carries the context of "ex injuria jus non oritur" (law does not arise from injustice).</span></p>

<p><span>In<span> </span>telegrams<span> </span>dated<span> </span>July<span> </span>2<span> </span>and<span> </span>8,<span> </span>1920,<span> </span>Russian<span> </span>Foreign<span> </span>Minister<span> </span>G.<span> </span>Chicherin<span> </span><span>instructed</span></span></p>

<p><span>G. Ordzhonikidze, Chairman of the Caucasus Bureau of the RCP(b), to ensure that the government of the Azerbaijan SSR accepted the Sharur-Daralayaz district as Armenian territory and recognised Karabakh and Zangezur as disputed territories. Chicherin stated that the international situation required a treaty between Russia and Armenia and that it was "essential" for the Azerbaijani side to "consent" to the transfer of these lands. Consequently, on August 10, 1920, a Russo-Armenian treaty was signed without the participation<span> </span>of<span> </span>Soviet<span> </span>Azerbaijan.<span> </span>This<span> </span>"treaty,"<span> </span>which<span> </span>contradicts<span> </span>peremptory<span> </span>norms and thus<span> </span>lacks<span> </span>legal validity<span> </span>(reflecting<span> </span>customary law as<span> </span>later<span> </span>codified in<span> </span>Article<span> </span>53 of the 1969 Vienna Convention on the Law of Treaties), transferred Sharur-Daralayaz to Dashnak-governed Armenia against the will of the Azerbaijani people. Upon Stalin's "proposal," the transfer of Nakhchivan and Zangezur was made conditional upon the Sovietisation of Armenia.</span><span>83</span></p>

<p><span>On November 29, 1920, in exchange for the establishment of Soviet rule in Armenia, the Bolshevik Baku organisation of the occupying regime (Ordzhonikidze, Ter-Danielyan, Stasova, Kaminski, Narimanov, Serebrovsky, et al.) decided to transfer Zangezur and Nakhchivan to Armenia and granted the "right to self-determination" to the ethnic Armenian minority in the mountainous part of Karabakh.</span><span>84<span> </span></span><span>The decision was announced<span> </span>by N. Narimanov, a representative of the military aggressor regime. Following the withdrawal of the Azerbaijani army (150,000 troops) from Zangezur, Russia divided the Zangezur district into two parts: the western part (Gorus, Gafan, Qarakilsa, and Meghri) was ceded to Armenia, while the eastern part (Lachin, Gubadli, and Zangilan) remained within Azerbaijan. In gross violation of the 1907 Hague Convention (IV), a "geopolitical regime change" was carried out without regard to the will of the local population. The dismantling of local political institutions began, laying the political groundwork for the deportations of 1948–1956.</span></p>

<p><span>Prior<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>military<span> </span>aggression,<span> </span>the<span> </span>Azerbaijan<span> </span>Democratic<span> </span>Republic<span> </span>(ADR)<span> </span>established<span> </span>its political-territorial sovereignty (borders) and territorial affiliation based on historical, geographical, and ethnographic scientific-practical standards. In relation to the collapsed <span>Tsarist</span><span> </span><span>Russia,</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>territory</span><span> </span><span>of the</span><span> </span><span>ADR</span><span> </span><span>encompassed</span><span> </span><span>regions historically</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>geographically </span>situated within the Azerbaijani space, inhabited by the ethno-religious Turkic-Muslim population (uti possidetis juris). That is, the territory of the ADR reflected the interstate borders existing prior to 1828 (the Treaty of Turkmenchay) and subsequently included the compact<span> </span>settlements<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>ethnically<span> </span>linked population. In<span> </span>this<span> </span>context, the<span> </span>principle<span> </span>of <i>uti possidetis<span> </span>juris<span> </span></i>serves<span> </span>as<span> </span>an<span> </span>indicator<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>objective<span> </span>reality<span> </span>of the<span> </span>Azerbaijan Democratic Republic's territorial authority.</span><span>85</span></p>

<p><span>Consequently, from<span> </span>the<span> </span>perspective<span> </span>of international legal status, the<span> </span>population of Western Azerbaijan is not merely a population deported from Armenia but rather a population deported from Azerbaijani territory That Russia occupied in 1920. Under these circumstances, the legal regime of international humanitarian law regarding deported populations remains in effect. Regardless of their refugee status, the Turkic-Muslim population deported from Armenia remains under the protection of the IV Hague Convention and the IV Geneva Convention (Art. 4). Furthermore, this rule does not exclude the application of international human rights law to the affected population.</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>4<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>THE RIGHT TO REPARATION FOR VICTIMS OF DEPORTATION:</span><span> </span><span>JUDICIAL PRACTICE AND LEGAL CONSEQUENCES</span></h1>

<p><span>Deportation, alongside criminal legal liability, also gives rise to material legal responsibility. The right to claim damages resulting from crimes against international law, including deportation, belongs both to the injured state and the victims of the crime.</span></p>

<p><span>As<span> </span>a<span> </span>result<span> </span>of<span> </span>prolonged<span> </span>military<span> </span>aggression,<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of Azerbaijan<span> </span>was<span> </span>also<span> </span>deprived of its economic development. The Eritrea-Ethiopia Claims Commission rejected Eritrea’s claim<span> </span>that<span> </span>it<span> </span>was<span> </span>"deprived<span> </span>of<span> </span>economic<span> </span>development,"<span> </span>citing<span> </span>a<span> </span>lack<span> </span>of<span> </span>judicial<span> </span>precedent.</span><span>86<span> </span></span><span>However,<span> </span>Article<span> </span>36.2(d)<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Statute<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>International<span> </span>Court<span> </span>of<span> </span>Justice<span> </span>(concerning<span> </span>the nature<span> </span>and<span> </span>extent<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>reparation<span> </span>to<span> </span>be<span> </span>made<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>breach<span> </span>of<span> </span>an<span> </span>international<span> </span>obligation) and the Convention on Cluster Munitions (Dublin/Oslo) (which contains a norm encouraging assistance for socio-economic recovery disrupted by the use of cluster munitions) establish an obligation or right to compensation for member states. Because these norms were not brought to the Arbitration Commission’s attention, a corresponding negative decision was rendered.</span></p>

<p><span>The rights of individuals who are victims of crime are expressed in the UN General Assembly Declaration of Basic Principles of Justice for Victims of Crime and Abuse of Power. This Declaration serves as a systematisation act for customary norms previously shaped by judicial practice. As early as the 1907 Hague Convention (IV), a state is responsible<span> </span>for<span> </span>all<span> </span>acts<span> </span>committed<span> </span>by<span> </span>persons<span> </span>forming<span> </span>part<span> </span>of<span> </span>its<span> </span>armed<span> </span>forces.<span> </span>If<span> </span>the<span> </span>actions of a belligerent party violating the laws and customs of land warfare provide grounds for damage, then that party must pay compensation.</span></p>

<p><span>In some instances, Japanese courts have ruled that individuals do not have a direct right to compensation under the Hague Convention IV, holding that the right to receive damages belongs<span> </span>only<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>state<span> </span>and<span> </span>that<span> </span>individuals<span> </span>must<span> </span>exhaust<span> </span>domestic<span> </span>remedies.</span><span>87<span> </span></span><span>Conversely,</span></p>

<p><span>the Hellenic Supreme Court of Greece (Cassation, 2000), when investigating crimes committed by<span> </span>German National<span> </span>Socialists<span> </span>in<span> </span>Greece,<span> </span>relied<span> </span>on<span> </span>international practice.</span><span>88<span> </span></span><span>The Greek Court of Cassation stated that Germany possesses no immunity regarding the international crimes committed, bears responsibility for the damage inflicted upon the victims,<span> </span>and<span> </span>that<span> </span>such<span> </span>damages<span> </span>must<span> </span>be<span> </span>paid.<span> </span></span><span>89<span> </span></span><span>In<span> </span>the<span> </span>event<span> </span>of<span> </span>an<span> </span>international<span> </span>crime,<span> </span>states cannot<span> </span>invoke<span> </span>their own<span> </span>immunity,<span> </span>as<span> </span>the<span> </span>authority<span> </span>itself<span> </span>assumes<span> </span>the<span> </span>status<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>presumed criminal.</span><span>90<span> </span></span><span>However, during the proceedings, because both the Greek Ministry of Justice and the Greek courts invoked German immunity, the plaintiff appealed to the European Court of Human Rights (ECHR), citing a violation of the "fair trial" principle. The ECHR ruled<span> </span>against<span> </span>Germany<span> </span>and<span> </span>in<span> </span>favour<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>plaintiff.</span><span>91<span> </span></span><span>Similar<span> </span>decisions<span> </span>in<span> </span>favour<span> </span>of<span> </span>victims have been adopted by other national courts.</span><span>92</span></p>

<p><span>Contradictory<span> </span>decisions,<span> </span>ultimately<span> </span>favouring<span> </span>the<span> </span>victims,<span> </span>have<span> </span>also<span> </span>been<span> </span>characteristic of the United States. A U.S. District Court rejected Germany's invocation of immunity. Although a U.S. citizen of Jewish descent initially applied to Germany for compensation, the claim was denied. The U.S. District Court upheld the right of a relative of a citizen of Jewish origin who was victimised and killed in Czechoslovakia in 1942 to sue; however, the Court of Appeals (referring to the Foreign Sovereign Immunities Act) accepted Germany’s objection. Ultimately, law gave way to politics, and in 1995, a bilateral agreement was signed between the U.S. and Germany regarding compensation for U.S. citizens persecuted on religious or political grounds. Later (2006), contrary to the<span> </span>decisions of lower courts,</span><span>93<span> </span></span><span>the U.S. Supreme Court directly applied Common Article 3 of the 1949 Geneva Conventions as a precedent for individuals.</span><span>94</span></p>

<p><span>Correctly, the International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia (ICTY) linked<span> </span>the<span> </span>"requirement<span> </span>for<span> </span>individuals<span> </span>to<span> </span>exhaust<span> </span>domestic<span> </span>remedies<span> </span>for<span> </span>compensation"</span><span>95<span> </span></span><span>to the existence of diplomatic relations during normal times. However, during military conflict,<span> </span>individuals<span> </span>(including<span> </span>those<span> </span>deported)<span> </span>are<span> </span>under<span> </span>the<span> </span>protection<span> </span>of<span> </span>the IV<span> </span>Geneva<span> </span>Convention<span> </span>(Art.<span> </span>4).</span><span>96<span> </span></span><span>In<span> </span>other<span> </span>words,<span> </span>despite<span> </span>the<span> </span>unsubstantiated<span> </span>decisions of<span> </span>national<span> </span>courts<span> </span>in<span> </span>some<span> </span>cases,<span> </span>the<span> </span>individual<span> </span>right<span> </span>to<span> </span>compensation<span> </span>for<span> </span>deported</span></p>

<p><span>persons is recognised. Specifically, international humanitarian law (1907 Hague Convention IV, Art. 3; Geneva Law, Additional Protocol I, Art. 91) recognises the right<span> </span>of private individuals to compensation.</span><span>97</span></p>

<p><span>The International Court of Justice (ICJ), in its 2004 Advisory Opinion, stated that Israel must compensate all natural and legal persons subjected to material damage by the construction<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>separation<span> </span>wall<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>occupied<span> </span>Palestinian<span> </span>territory.</span><span>98<span> </span></span><span>On<span> </span>July<span> </span>20,<span> </span>2004, the UN General Assembly, through Resolution ES-10/15, requested the Secretary-General to<span> </span>establish<span> </span>a<span> </span>Register<span> </span>of<span> </span>Damage<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>relevant<span> </span>persons<span> </span>in<span> </span>accordance<span> </span>with paragraphs 152 and 153 of the Advisory Opinion. This practice is also being implemented by national administrative and judicial authorities.</span></p>

<p><span>Universal jurisdiction has been established for the crime of deportation as a violation of international<span> </span>humanitarian<span> </span>law.<span> </span>As<span> </span>early<span> </span>as<span> </span>the<span> </span>London<span> </span>Agreement<span> </span>of<span> </span>August<span> </span>8,<span> </span>1945,<span> </span>it<span> </span>was stipulated that an International Military Tribunal would be<span> </span>established to try war criminals whose offences had no particular geographical location (emphasis added). While this primarily<span> </span>concerned<span> </span>interstate<span> </span>cooperation<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>extradition<span> </span>of<span> </span>criminals,<span> </span>the<span> </span>principle<span> </span>was subsequently integrated into the judicial processes of both the Nuremberg Tribunal and national courts. In a 1948 Allied (Nuremberg) Tribunal judgement, citing Hugo Grotius, it was noted: <i>"...kings, or those who possess the power of kings, have the right to impose punishment<span> </span>not<span> </span>only<span> </span>for<span> </span>injuries<span> </span>committed<span> </span>against<span> </span>themselves<span> </span>or<span> </span>their<span> </span>subjects,<span> </span>but<span> </span>also<span> </span>for those<span> </span>which<span> </span>do<span> </span>not<span> </span>directly<span> </span>affect<span> </span>them<span> </span>but<span> </span>present<span> </span>a<span> </span>gross<span> </span>violation<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>law<span> </span>of<span> </span>nature<span> </span>or<span> </span>of nations in regard to any person</i>.<i>"</i></span><span>99<span> </span></span><span>This universally recognised (erga omnes) right is also characteristic<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>legislation<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan.<span> </span>As<span> </span>provided<span> </span>by<span> </span>law,<span> </span>the<span> </span>courts of<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan<span> </span>possess<span> </span>universal<span> </span>jurisdiction<span> </span>(Criminal<span> </span>Code<span> </span>of<span> </span>AR, Art. 12.3) over the crime of deportation (Criminal Code of AR, Art. 107). Consequently, the victims of this crime (persons deported from Armenia) may realise their right to compensation against Armenia within the courts of the Republic of Azerbaijan.</span></p>

<p><span>In<span> </span>the<span> </span>struggle<span> </span>against<span> </span>international<span> </span>crimes,<span> </span>the<span> </span>role<span> </span>of<span> </span>national<span> </span>courts<span> </span>appears<span> </span>increasingly effective. Domestic courts remain the most reliable avenue for the application of international criminal law. Legal proceedings against international crimes, including deportation,<span> </span>can<span> </span>be<span> </span>initiated<span> </span>by<span> </span>domestic<span> </span>courts<span> </span>in<span> </span>any<span> </span>state<span> </span>in<span> </span>accordance<span> </span>with<span> </span>the<span> </span>principle <span>of</span><span> </span><span>universal</span><span> </span><span>jurisdiction.</span><span> </span><span>This</span><span> </span><span>rule</span><span> </span><span>is</span><span> </span><span>also</span><span> </span><span>underscored</span><span> </span><span>in</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>Rome</span><span> </span><span>Statute</span><span> </span><span>(Preamble,</span><span> </span><span>para</span><span> </span><span>5), </span>which emphasises the "duty of every State to exercise its criminal jurisdiction over those responsible for international crimes."</span><span>100</span></p>

<p><span>Notably, although the Criminal Code of the Republic of Azerbaijan (Art. 107) categorises deportation<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>crime<span> </span>against<span> </span>humanity,<span> </span>it<span> </span>qualifies<span> </span>the<span> </span>broader<span> </span>phrasing<span> </span>found<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>Rome Statute (...deportation or forcible transfer of population, Art. 7.1(d)) with the condition of "expulsion to another country (emphasis added) or displacement by other coercive acts." This specific aspect has, in the authors’ opinion, been correctly<span> </span>criticised in the legal literature.</span><span>101<span> </span></span><span>Applying the "expulsion to another country" clause of the AR Criminal Code to the population expelled from Armenia might be problematic if the Azerbaijan SSR is regarded as an integral part of the USSR at that time. We believe that the "expulsion to another country" condition should be removed to ensure alignment with the Rome Statute. Furthermore, the failure to categorise deportation as a war crime within the AR Criminal Code is a legislative flaw. The proposal to classify this crime solely as a "crime against humanity"</span><span>102<span> </span></span><span>is unacceptable, as it may inadvertently sideline the crime of military aggression.<span> </span>The<span> </span>status<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>population<span> </span>expelled<span> </span>from<span> </span>Armenia<span> </span>cannot<span> </span>be<span> </span>accepted<span> </span>merely as<span> </span>"victims<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>crime<span> </span>against<span> </span>humanity";<span> </span>they<span> </span>are<span> </span>victims<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>crime<span> </span>of<span> </span>military<span> </span>aggression that<span> </span>commenced<span> </span>in<span> </span>1920<span> </span>and<span> </span>persisted<span> </span>throughout<span> </span>the<span> </span>Soviet<span> </span>era.<span> </span>This<span> </span>distinction<span> </span>preserves the relevant state’s international legal responsibility for the crime of aggression.</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>1<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>RIGHT</span><span> </span><span>TO</span><span> </span><span>RESTITUTION</span><span> </span><span>AND</span><span> </span><span>COMPENSATION</span><span> </span><span>FOR</span><span> </span><span>DAMAGES:</span></h1>

<p><span>METHODS</span><span> </span><span>OF</span><span> </span><span>CALCULATION,</span><span> </span><span>CONDITIONS</span><span> </span><span>FOR</span><span> </span><span>PAYMENT,</span><span> </span><span>AND</span><span> </span><span>NATUR</span></p>

<p><span>There<span> </span>are<span> </span>a<span> </span>number<span> </span>of<span> </span>theoretical<span> </span>and<span> </span>practical<span> </span>problems<span> </span>in<span> </span>ensuring<span> </span>the<span> </span>right<span> </span>to<span> </span>restitution for internationally wrongful acts, including deportation, and in determining compensation (compensation, "emenda", the amount to be awarded to the injured party (victim) for wrongful conduct or an international crime). Restitution, compensation, and satisfaction must be provided as forms of reparation for the damage caused.</span></p>

<p><span>Article 75 of the Statute of the International Criminal Court states that... the Court shall establish<span> </span>principles<span> </span>relating<span> </span>to<span> </span>reparations<span> </span>to,<span> </span>or<span> </span>in<span> </span>respect<span> </span>of,<span> </span>victims,<span> </span>including<span> </span>restitution, compensation, and rehabilitation. The Statute of the International Criminal Court provides not only the right to receive reparations but also the establishment of a Trust Fund for Victims (Art. 79). Articles 35-37 of the 2001 Articles on Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts regulate all forms of such reparations.</span></p>

<p><span>As Professor J. Crawford noted, although restitution is the primary form of reparation, the injured<span> </span>State<span> </span>has<span> </span>the<span> </span>right<span> </span>to<span> </span>elect<span> </span>the<span> </span>form<span> </span>of<span> </span>reparation.</span><span>103<span> </span></span><span>Theoretically,<span> </span>the<span> </span>damage<span> </span>caused</span></p>

<p><span>must be addressed in the form of restitution (restitutio in integrum). This implies that the population<span> </span>deported<span> </span>from<span> </span>Armenia,<span> </span>or<span> </span>their<span> </span>successors,<span> </span>should<span> </span>primarily<span> </span>be<span> </span>returned<span> </span>to<span> </span>the territories where they historically resided. However, changes brought about by time and <span>differing</span><span> </span><span>objective</span><span> </span><span>realities</span><span> </span><span>(e.g.,</span><span> </span><span>those</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>1948–1956)</span><span> </span><span>may</span><span> </span><span>prevent</span><span> </span><span>full</span><span> </span><span>restitution.</span><span> </span><span>Therefore, </span>alongside the right of return, other forms of reparation must also be ensured. To this end, Article<span> </span>35<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>2001<span> </span>Articles<span> </span>on<span> </span>Responsibility<span> </span>of<span> </span>States<span> </span>for<span> </span>Internationally<span> </span>Wrongful<span> </span>Acts stipulates<span> </span>that<span> </span>a State<span> </span>responsible<span> </span>for an<span> </span>internationally<span> </span>wrongful act<span> </span>is<span> </span>under an obligation to make restitution, provided and to the extent that restitution: a) is not materially impossible; b) does not involve a burden out of all proportion to the benefit derived from restitution instead of compensation.</span></p>

<p><span>A specific position on restitution (restoration of the status quo ante) has been established through international arbitration and the domestic judicial mechanisms of States. The Eritrea-Ethiopia<span> </span>Claims<span> </span>Commission<span> </span>(2001), established<span> </span>in<span> </span>Algiers<span> </span>under<span> </span>the<span> </span>signed<span> </span>peace agreement, noted that the right of return for 722 individuals expelled by Ethiopia must be ensured.</span><span>104<span> </span></span><span>The legal resolution of the Eritrea-Ethiopia conflict, although different in scale and<span> </span>character from Armenia's<span> </span>aggression against<span> </span>Azerbaijan,<span> </span>may<span> </span>also be<span> </span>applicable<span> </span>to<span> </span>the population deported from Armenia or their successors. This implies that, as a matter of restitution, the return of the population must be ensured, and regarding property rights, both restitution and compensation should be provided. In other words, a specific amount must be determined for each case. For instance, in the aforementioned precedent, the Arbitration Commission determined a payment of 45 million USD for the forced displacement of the population and 8.5 million USD for cases of death and injury.</span><span>105<span> </span></span><span>The practice of national courts in this field is also substantial. A US court determined 745 million USD in compensation and 4.5 million USD in legal costs against the Bosnian "butcher" Karadzic for the international crimes he committed.</span><span>106<span> </span></span><span>If restitution, that is, the full<span> </span>restoration<span> </span>of<span> </span>the<span> </span><i>status<span> </span>quo<span> </span>ante,<span> </span></i>is<span> </span>practically<span> </span>impossible,<span> </span>then<span> </span>compensation<span> </span>serves<span> </span>as the primary form of reparation. This form of payment is the most common in international practice. Regarding the military conflict in the Congo in 2000, the UN Security Council noted that Rwanda and Uganda must pay compensation for the damage caused to the civilian population in Kisangani.</span><span>107<span> </span></span><span>According to Article 36, Paragraph 1 of the 2001 Articles, the damage caused must be compensated. In 2009, the Eritrea-Ethiopia Claims Commission also determined the amount of compensation to be paid. In such cases, when determining the amount of compensation, arbitral tribunals pay close attention to the establishment of future peace and mutual trust.</span></p>

<p><span>In<span> </span>practice,<span> </span>international<span> </span>treaties<span> </span>have<span> </span>been<span> </span>signed<span> </span>both<span> </span>on<span> </span>a<span> </span>bilateral<span> </span>basis<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>voluntary compensation of damages caused to individuals, and norms on compensation have been adopted in the judgements of well-known tribunals. In 1995, a bilateral agreement was signed between the United States and Germany regarding the payment of compensation to US citizens (Germany had previously concluded similar agreements with other states). Furthermore, under a 1956 agreement between the Netherlands and Japan, compensation<span> </span>of 415 guilders was provided for each deported individual.</span><span>108</span></p>

<p><span>For<span> </span>well-known reasons and due<span> </span>to<span> </span>its disinclination toward<span> </span>a peace treaty, the<span> </span>prospect<span> </span>of<span> </span>Armenia voluntarily providing financial<span> </span>compensation<span> </span>to the Azerbaijanis it<span> </span>deported<span> </span>is very low. Therefore, resolving the issue through judicial means could be significant, at least from a political perspective. Naturally, the primary experience in this field is international. The first international legal precedents in this area are related to the aftermath of World War II. In resolving this problem, there are established decisions of international criminal tribunals.</span></p>

<p><span>Certainly,<span> </span>to<span> </span>avoid<span> </span>the<span> </span>emergence<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>perception<span> </span>of<span> </span>injustice<span> </span>even<span> </span>toward<span> </span>the<span> </span>aggressor,<span> </span>the compensation of damages, its calculation, and the conditions of payment must be fair and well-founded. In international practice, assessing damages can be complicated. In such cases, the nature of the breached obligations, the parties’ conduct, and many other factors are taken into account.</span></p>

<p><span>When determining compensation, a "causal link" between the alleged violation and the damage<span> </span>caused<span> </span>must be<span> </span>demonstrated.</span><span>109<span> </span></span><span>As a prerequisite<span> </span>for<span> </span>liability<span> </span>to<span> </span>arise,<span> </span>the<span> </span>damage must result from the violation. In its commentary on Article 31 of the Articles on State Responsibility, the International Law Commission refers to "proximate cause" as the justification for the obligation to make reparation. This condition was also reaffirmed in the 2009 decision of the Eritrea-Ethiopia Claims Commission.</span><span>110<span> </span></span><span>The primary purpose of compensation is to ensure full reparation for all violated rights. In this context, compensation must encompass damages arising from violations of both International Humanitarian Law (IHL) and International Human Rights Law (IHRL). The UN Special Committee, established in 1968 to investigate Israeli practices affecting the human rights of the Arab population of the occupied territories, notes that its activities are based not<span> </span>only on the Hague Conventions of 1899, 1907, and 1954, and the Third and Fourth<span> </span>Geneva Conventions of 1949, but also on the UN Charter and the 1966 International Covenants of the United Nations.</span><span>111</span></p>

<p><span>The<span> </span>necessity<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>mutual<span> </span>application<span> </span>of<span> </span>norms<span> </span>from<span> </span>both<span> </span>fields<span> </span>is<span> </span>expressed<span> </span>in Article 72 of Protocol I (1977) to the 1949 Geneva Conventions. In this context, elementary norms for the protection of human rights must be applied alongside International Humanitarian Law (IHL) regarding the protection of the rights of refugees and stateless persons (Art. 73), all persons in the power of a party to the conflict (Art. 75), women (Art. 76), children (Art. 77-78), and others.</span></p>

<p><span>Judgements<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>European<span> </span>Court<span> </span>of<span> </span>Human<span> </span>Rights<span> </span>(ECHR)<span> </span>can<span> </span>serve<span> </span>as<span> </span>examples<span> </span>of<span> </span>this. The ECHR applied the European Convention on Human Rights (specifically Article 2, the right to life) to situations involving Russian military operations in Chechnya—such as the aerial bombardment of civilians not<span> </span>participating in hostilities and extrajudicial killings by Russian servicemen—thereby upholding the plaintiffs' right to compensation.</span><span>112</span></p>

<p><span>In cases where deportation is not committed with genocidal intent (for instance, when carried out as a war crime), fundamental human rights norms, such as the 1984 UN Convention against Torture and Other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment, must be applied. In such instances, the damage caused should be determined in accordance with the 1984 UN Convention.</span></p>

<p><span>According to Article 36, Paragraph 2 of the 2001 Articles on State Responsibility, compensation shall cover any financially assessable damage, including loss of profits (<i>lucrum cessans</i>). Damage calculated in monetary terms includes both the injury to the State itself and to its nationals. Under international law, damage resulting from both<span> </span>lawful and internationally wrongful acts must be compensated. Since damage caused by wrongful conduct involves the breach of <i>erga omnes </i>obligations, its reparation regime is subject to international public order (<i>ordre public</i>). In decisions adopted regarding the commission of international crimes (in relation to Germany, Iraq, and other states), compensation<span> </span>has<span> </span>been<span> </span>calculated<span> </span>across<span> </span>all<span> </span>liability<span> </span>categories.<span> </span>By<span> </span>its<span> </span>Resolution<span> </span>692 (1991) concerning Iraq's<span> </span>military<span> </span>aggression<span> </span>against<span> </span>Kuwait, the<span> </span>UN<span> </span>Security Council decided that Iraq is liable under international law for any direct loss or damage resulting from its unlawful invasion of Kuwait.</span><span>113</span></p>

<p><span>As previously stated, the amount of compensation must reflect the actual damage caused. When determining compensation, both material losses and non-material (moral) damages can<span> </span>be<span> </span>established.<span> </span>The<span> </span>assessment<span> </span>should<span> </span>be<span> </span>conducted<span> </span>for<span> </span>each<span> </span>type<span> </span>of<span> </span>damage,<span> </span>including health, material (economic), and cultural-moral dimensions. For instance, in the case of material<span> </span>(economic)<span> </span>assessment,<span> </span>the<span> </span>value<span> </span>of<span> </span>property,<span> </span>loss<span> </span>of<span> </span>profits<span> </span>(<i>lucrum<span> </span>cessans</i>),<span> </span>and additional expenses are taken as the basis.</span></p>

<p><span>With certain exceptions, the practice of the Eritrea-Ethiopia Claims Commission included compensation for damages resulting from committed crimes, such as injury to health, including rape, killing, and wounding, unlawful deprivation of liberty, deprivation of food and medical assistance, and the creation of unacceptable conditions of detention. It also covered damages for the violation of <i>jus contra bellum</i>, the deprivation of the civilian population of education and medical services, and attacks on cultural values. The decision of the Arbitration Commission separately resolved the issue of compensation for unlawful expulsion, unacceptable conditions of transportation and resettlement, and the obstruction of the repatriation of prisoners of war and civilians.</span></p>

<p><span>As<span> </span>noted,<span> </span>loss<span> </span>of<span> </span>profits<span> </span>and<span> </span>additional<span> </span>expenses<span> </span>must<span> </span>also<span> </span>be<span> </span>compensated.<span> </span>The<span> </span>Arbitration Commission also ruled on compensation for the lost profits resulting from the loss of employment.</span><span>114<span> </span></span><span>One form of reparation in the event of an internationally wrongful act is satisfaction, which includes acknowledgement of the breach, an expression of regret, a formal apology, and similar acts. According to Professor I.I. Lukashuk, damage encompasses any harm caused by a State's internationally wrongful act, including both material<span> </span>and<span> </span>moral<span> </span>damage.</span><span>115<span> </span></span><span>Regarding<span> </span>satisfaction,<span> </span>according<span> </span>to<span> </span>Article<span> </span>37,<span> </span>Paragraph<span> </span>1 of<span> </span>the<span> </span>2001<span> </span>Articles,<span> </span>a<span> </span>State<span> </span>is<span> </span>liable<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>form<span> </span>of<span> </span>satisfaction<span> </span>insofar<span> </span>as<span> </span>the<span> </span>damage<span> </span>caused by an internationally wrongful act cannot be made good by restitution or compensation. Judicial practice is known to apply satisfaction alongside both restitution and compensation. Article 37, Paragraph 2 identifies forms of satisfaction such as an acknowledgement<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>breach,<span> </span>an<span> </span>expression<span> </span>of<span> </span>regret,<span> </span>or<span> </span>a<span> </span>formal<span> </span>apology.<span> </span>However,<span> </span>this is<span> </span>not<span> </span>an<span> </span>exhaustive<span> </span>list.<span> </span>Satisfaction<span> </span>may<span> </span>be<span> </span>carried<span> </span>out<span> </span>in<span> </span>other<span> </span>forms,<span> </span>and<span> </span>numerous<span> </span>such cases are known in practice. Generally, in judicial practice, victims are awarded compensation for both material and moral damage.</span><span>116</span></p>

<p><span>The extensive practice of the ECHR can be cited as evidence of this. Article 1 of the Declaration<span> </span>of<span> </span>Basic<span> </span>Principles<span> </span>of<span> </span>Justice<span> </span>for<span> </span>Victims<span> </span>of<span> </span>Crime<span> </span>and<span> </span>Abuse<span> </span>of<span> </span>Power,<span> </span>adopted by the United Nations General Assembly on November 29, 1985, states that the term "victims" means persons who, individually or collectively, have suffered harm, including physical<span> </span>or<span> </span>mental<span> </span>injury,<span> </span>emotional<span> </span>suffering,<span> </span>economic<span> </span>loss,<span> </span>or<span> </span>substantial<span> </span>impairment<span> </span>of</span></p>

<p><span>their<span> </span>fundamental<span> </span>rights,<span> </span>through<span> </span>acts<span> </span>or<span> </span>omissions<span> </span>that<span> </span>are<span> </span>in<span> </span>violation<span> </span>of<span> </span>national<span> </span>criminal laws, including those laws proscribing criminal abuse of power.</span><span>117</span></p>

<p><span>In cases of deportation as an international crime, the method<span> </span>for calculating<span> </span>moral damage must be determined on a case-by-case basis for each deported person.</span><span>118<span> </span></span><span>Moral damage, being<span> </span>non-pecuniary<span> </span>damage,<span> </span>is<span> </span>a<span> </span>legal<span> </span>violation<span> </span>that<span> </span>does<span> </span>not<span> </span>possess<span> </span>economic<span> </span>content<span> </span>or value.<span> </span>Such<span> </span>damage<span> </span>causes<span> </span>moral<span> </span>distress<span> </span>and<span> </span>suffering<span> </span>to<span> </span>a<span> </span>natural<span> </span>person<span> </span>by<span> </span>violating<span> </span>their inherent or law-based non-material assets (honour, dignity, business reputation, personal and<span> </span>family<span> </span>secrets,<span> </span>freedom<span> </span>of<span> </span>movement,<span> </span>freedom<span> </span>to<span> </span>choose<span> </span>a<span> </span>place<span> </span>of<span> </span>residence,<span> </span>the<span> </span>right to a name, copyright, personal non-property rights, etc.). Moral damage is compensated either alongside the inflicted property damage or in cases where no property damage has been<span> </span>caused.<span> </span>When<span> </span>paying<span> </span>for<span> </span>moral<span> </span>damage,<span> </span>it<span> </span>is<span> </span>necessary<span> </span>to<span> </span>take<span> </span>into<span> </span>account<span> </span>the<span> </span>nature and degree of moral and physical suffering, as well as the fault of the respondent, their financial status, and other important circumstances; the specifics regarding the payment of such damage in each specific case must be determined at the discretion of the court. </span><span>119<span> </span></span><span>Of course, a complex and long-term process must be carried out in this case. When the reasoned positions of international bodies regarding the assessment of damages are presented as evidence, tribunals can determine compensation.</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>5<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>REPARATION IN THE FORM OF IMMOVABLE PROPERTY ARISING FROM THE VIOLATION OF JUS CONTRA BELLUM:</span></h1>

<p><span>THE</span><span> </span><span>RIGHT</span><span> <span>OF</span><span> </span><span>THE</span> <span>REPUBLIC</span><span> </span><span>OF</span> <span>AZERBAIJAN</span><span> </span><span>TO</span><span> </span><span>OBTAIN</span> <span>COMPENSATION</span></span></p>

<p><span>As<span> </span>noted, the right to claim damages caused by crimes against international law, including deportation, also belongs to the injured State. If state organs, persons acting under its authority, or individuals and populations associated with that State, along with their interests, have suffered harm, the right to invoke responsibility lies with that State. The Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan<span> </span>has<span> </span>the<span> </span>right<span> </span>to<span> </span>receive<span> </span>compensation<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>hundreds<span> </span>of<span> </span>thousands of people deported from territories ceded to Armenia following the Russian military aggression against Azerbaijan starting in April 1920 (based on the 1898 and 1907 Hague Regulations,<span> </span>IV<span> </span>Hague<span> </span>Convention<span> </span>(Regulations<span> </span>Art.<span> </span>42);<span> </span>Article<span> </span>10<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Covenant<span> </span>of<span> </span>the League of Nations; bilateral treaties signed by the Azerbaijan Republic with neighbouring states<span> </span>in<span> </span>1918–1919;<span> </span>the<span> </span>1991<span> </span>Declaration<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Supreme<span> </span>Soviet<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>Restoration<span> </span>of<span> </span>State Independence; and Articles 1–3 of the 1991 Constitutional Act on State Independence).</span></p>

<p><span>How should the right to claim compensation be realised in this case? In accordance with Article 33 of the UN Charter, and as previously stated, there is an established practice of resolving such issues by concluding international treaties based on claims between states. However, a positive approach from Armenia toward the Republic of Azerbaijan’s right to receive<span> </span>compensation<span> </span>does<span> </span>not<span> </span>appear<span> </span>realistic.<span> </span>According<span> </span>to<span> </span>Article<span> </span>42<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>2001<span> </span>Articles on State Responsibility, the Republic of Azerbaijan, as the injured State, has the right to invoke the responsibility of the aggressor, Armenia.</span></p>

<p><span>Although Armenia's aggression against the Republic of Azerbaijan was not directly recognised<span> </span>in<span> </span>formal<span> </span>legal<span> </span>terms<span> </span>due<span> </span>to<span> </span>well-known<span> </span>reasons<span> </span>(direct<span> </span>support<span> </span>for Armenia by Russia and France in the UN Security Council), Armenia was indirectly accepted<span> </span>as<span> </span>a<span> </span>party<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>conflict<span> </span>in<span> </span>UN<span> </span>Security<span> </span>Council<span> </span>Resolutions<span> </span>822<span> </span>(1993), 853 (1993), 874 (1993), and 884 (1993).</span></p>

<p><span>The UN General Assembly Resolution A/RES/62/243 of March 14, 2008, titled "The situation in the occupied territories of Azerbaijan," states that the General Assembly... declaring<span> </span>respect<span> </span>for<span> </span>and<span> </span>defence<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>sovereignty<span> </span>and<span> </span>territorial<span> </span>integrity<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Republic of Azerbaijan within its recognised international borders; demands the immediate, complete, and unconditional withdrawal of all Armenian forces from all the occupied territories of the Republic of Azerbaijan.</span><span>120</span></p>

<p><span>Similarly, Resolution 1416 (2005) of the Parliamentary Assembly of the Council of<span> </span>Europe<span> </span>(PACE) states that ...a significant part of Azerbaijan's territory is still occupied by Armenian forces, and the Nagorno-Karabakh region is still under the control of separatist forces . In its resolution, the Parliamentary Assembly further confirms Armenia's status as a party to the conflict: "...the Assembly reaffirms that the secession or independence of a specific region from the territory of any state must only occur through legal, democratic processes<span> </span>and<span> </span>not<span> </span>through<span> </span>military<span> </span>conflict<span> </span>leading<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>expulsion<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>population<span> </span>based on ethnic affiliation via the de facto annexation of this territory by another state".</span><span>121</span></p>

<p><span>The primary instrument confirming Armenia's aggression against the Republic of Azerbaijan is the Trilateral Statement of November 9-10, 2020, signed between the Republic of Azerbaijan, Armenia, and the Russian Federation.<span> </span>In<span> </span>numerous<span> </span>Articles of<span> </span>the<span> </span>Statement,<span> </span>Armenia's<span> </span>obligation<span> </span>to<span> </span>cease military<span> </span>aggression<span> </span>against<span> </span>Azerbaijan<span> </span>and to withdraw its forces from the territory of the Republic of Azerbaijan is enshrined. The Republic of Azerbaijan has the authority to take lawful countermeasures (Art. 49) in response to Armenia's reparation obligations arising from military aggression. In accordance with Article 52 of the 2001 Articles on State Responsibility, the lawful countermeasures<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan<span> </span>can<span> </span>primarily<span> </span>be<span> </span>implemented<span> </span>at<span> </span>a<span> </span>non-</span></p>

<p><span>military level (e.g., imposing economic sanctions against the state that committed the violation in other countries or confiscating its assets).</span></p>

<p><span>A recent precedent in this field involves the economic sanctions imposed by other states against the Russian Federation in response to its military aggression against Ukraine.</span><span>122<span> </span></span><span>At the<span> </span>recent<span> </span>summit<span> </span>on<span> </span>December<span> </span>19, 2025,<span> </span>the condition for<span> </span>the<span> </span>repayment<span> </span>of the<span> </span>European Union's 90 billion euro financial support to Ukraine was linked to the reparations that the Russian Federation must pay to Ukraine as a result of its military aggression. It must be noted that the international community has struggled to reach a definitive resolution regarding the transfer of Russian assets to Ukraine as a victim of military aggression. The international<span> </span>legal<span> </span>basis<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>seizure<span> </span>of<span> </span>assets<span> </span>of<span> </span>an<span> </span>aggressor<span> </span>state<span> </span>or<span> </span>the<span> </span>confiscation<span> </span>of property belonging to<span> </span>supporters<span> </span>of its<span> </span>policies<span> </span>(2001<span> </span>Articles; Protocol No. 1, Article<span> </span>1<span> </span>of the<span> </span>1950<span> </span>Convention<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>Protection<span> </span>of<span> </span>Human<span> </span>Rights<span> </span>and<span> </span>Fundamental<span> </span>Freedoms)<span> </span>aims to hold that state accountable. If a sanction is multilateral, national courts can implement such rulings once the sanction regime has been implemented into domestic law.</span></p>

<p><span>The UN Security Council,</span><span>123<span> </span></span><span>the General Assembly, and the International Court of Justice (Statute Art. 36) have the authority to mandate economic sanctions, including the seizure of assets. It is possible for Ukraine to appeal to the UN Security Council to apply established practices</span><span>124<span> </span></span><span>to resolve this issue. According to Article 27, Paragraph 3 of the UN Charter, the participation of, or interference by Russia, as a 'permanent member' that<span> </span>is a party to the dispute, in the voting process shall have no legal weight. In the context of the seizure of an aggressor state's assets, an appeal to international courts can, in itself, facilitate the resolution of the problem on the basis of goodwill.</span><span>125<span> </span></span><span>In accordance with the right of self-defence (UN Charter Art. 51), if a state imposes individual sanctions or countermeasures, a legislative act must be adopted to confiscate property (Protocol No. 1, Art. 1 of the 1950 Convention).</span></p>

<p><span>Even if<span> </span>an<span> </span>aggressor<span> </span>state<span> </span>is<span> </span>defeated but<span> </span>not<span> </span>subjugated,<span> </span>it<span> </span>continues<span> </span>to<span> </span>bear responsibility for the military conflict. In such a case, the state that has repelled the aggression may, in accordance<span> </span>with<span> </span>Article<span> </span>53<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>2001<span> </span>Articles<span> </span>(within<span> </span>the<span> </span>context<span> </span>expressed<span> </span>in<span> </span>Part<span> </span>II<span> </span><span>of</span></span></p>

<p><span>the Articles), confiscate property owned by that state. This must be done without<span> </span>prejudice to the provision of food and medical supplies for the population of the aggressor state (Articles 23, 55, 59, etc., of the IV Geneva Convention and Articles 69-71 of Additional Protocol I).</span></p>

<p><span>The first historical instance of the right to receive reparations in the form of immovable property<span> </span>for<span> </span>violations<span> </span>of<span> </span><i>jus<span> </span>contra<span> </span>bellum<span> </span></i>dates<span> </span>back<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>Treaty<span> </span>of<span> </span>Versailles,<span> </span>adopted<span> </span>at the Paris Peace Conference. Reparation (from Latin<span> </span><i>reparatio, </i>a form of material liability) was imposed on Germany and its allies, who were defeated in World War I.</span></p>

<p><span>As</span><span> </span><span>compensation</span><span> </span><span>under</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>Treaty</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Versailles,</span><span> </span><span>Germany</span><span> </span><span>lost</span><span> </span><span>13.5%</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>its</span><span> </span><span>territory</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>10% </span><span>of its population.</span><span>126<span> </span></span><span>Along with other indemnities and territories, Poland secured the Danzig<span> </span>(Vistula)<span> </span>Corridor,<span> </span>granting<span> </span>it<span> </span>access<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>sea;<span> </span>France<span> </span>obtained<span> </span>the<span> </span>rights<span> </span>to<span> </span>exploit the Saar coal mines; and other states acquired various other rights. Germany was even subjected<span> </span>to<span> </span>indemnities<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>maintenance<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>"occupation<span> </span>forces."<span> </span>The<span> </span>judgements<span> </span>of the Nuremberg and Tokyo International Tribunals following World War II also imposed reparation obligations on Germany and Japan for aggression, deportation, and other international crimes. The territorial reparation obligations applied to Germany at the <span>Versailles</span><span> </span><span>Peace</span><span> </span><span>Conference</span><span> </span><span>were</span><span> </span><span>also</span><span> </span><span>adopted</span><span> </span><span>at</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>1945</span><span> </span><span>Potsdam</span><span> </span><span>Conference.</span><span> </span><span>The</span><span> </span><span>treaties </span>signed upon the repelling of military aggression govern the parties' mutual obligations.</span></p>

<p><span>A number of German territories, including Königsberg, were transferred to the USSR; Memelland<span> </span>to<span> </span>Lithuania;<span> </span>and<span> </span>Eupen-Malmedy<span> </span>to<span> </span>Belgium.<span> </span>Saarland<span> </span>remained<span> </span>under<span> </span>French <span>protectorate</span><span> </span><span>until the 1957</span><span> </span><span>referendum. In 1949, the</span><span> </span><span>Netherlands waived its claim for 25 billion </span>guilders in reparations<span> </span>in exchange for 69 square<span> </span>kilometres of territory. Certain territories (Silesia,<span> </span>Danzig,<span> </span>southern<span> </span>East<span> </span>Prussia,<span> </span>etc.)<span> </span>came<span> </span>under<span> </span>Polish<span> </span>jurisdiction.</span></p>

<p><span>In total, Germany's territory was reduced by 25% compared to 1937. Along with territory, various other assets of the aggressor were taken as reparations. In 1947, Yugoslavia received German factory equipment valued at 36 billion US dollars (in 1938 purchasing power) as reparations.</span><span>127<span> </span></span><span>The USSR, meanwhile, seized factories and plants not only<span> </span>within Germany but also in the territories of its other allies. The German naval fleet was divided among Great Britain, the United States, and the USSR.</span><span>128<span> </span></span><span>The reparation regime established against Germany formally continued until the Treaty on the Final Settlement with Respect to Germany (German Reunification) on October 3, 1990. As noted, treaties signed upon the repelling of military aggression regulate the parties’ mutual obligations; the regime of such treaties falls under the protection of general international law, ensuring</span></p>

<p><i><span>erga omnes </span></i><span>obligations. Even setting aside the conclusion procedure, the regime of obligations expressed for Armenia (for example, under Paragraph 9) in the Trilateral Statement (2020) between the Republic of Azerbaijan, the Republic of Armenia, and the Russian Federation is also under the protection of general international law (UN Charter Art.<span> </span>51).<span> </span>The<span> </span>guarantors<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>relevant<span> </span>obligation<span> </span>(including<span> </span>the<span> </span>Trilateral<span> </span>Statement<span> </span>as a partial act of demilitarisation) are the international community and the Republic of Azerbaijan as the injured State.</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>6<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>INTERNATIONAL LEGAL GUARANTEES OF RESTITUTION</span><span> </span><span>AND THE VOLUNTARY, SAFE, AND DIGNIFIED</span></h1>

<p><span>RETURN</span><span> </span><span>OF</span><span> </span><span>THE</span><span> </span><span>DEPORTED</span><span> </span><span>POPULATION</span></p>

<p><span>As<span> </span>noted,<span> </span>restitution<span> </span>should<span> </span>involve<span> </span>restoring<span> </span>the<span> </span>prior situation to<span> </span>ensure<span> </span>a<span> </span>dignified, safe, and honourable way of life. The UN Office of the High Commissioner for Human Rights’ document<span> </span><i>'Rule-of-Law<span> </span>Tools<span> </span>for<span> </span>Post-Conflict<span> </span>States:<span> </span>Reparations<span> </span>Programmes'<span> </span></i>states<span> </span>that restitution for victims includes:</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>·<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Restoration<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>situation<span> </span>that<span> </span>existed<span> </span>prior<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>gross<span> </span>violations<span> </span>of<span> </span>international <span>human<span> </span>rights<span> </span>law<span> </span>or<span> </span>serious<span> </span>violations<span> </span>of<span> </span>international<span> </span>humanitarian<span> </span>law,<span> </span>such<span> </span>as </span>the restoration of human rights and freedoms, and personal, family, and citizenship <span>status<span> </span>documents.</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>·<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Return</span><span> </span><span>to</span><span> </span><span>one’s</span><span> </span><span>original</span><span> </span><span>place</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>residence.</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>·<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Measures<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>return of<span> </span>property<span> </span>(restitution<span> </span>of <span>property).</span></span><span>129</span></p>

<p><span>The measures expressed in this document must also be ensured for the Turkic-Muslim population who were mass deported from Armenia. Substantive legal guarantees also require the implementation of a number of procedural measures. A certain practice has already<span> </span>been<span> </span>established<span> </span>in<span> </span>this<span> </span>field.<span> </span>There<span> </span>are<span> </span>well-known<span> </span>resolutions<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>UN<span> </span>Security Council</span><span>130<span> </span></span><span>and the General Assembly</span><span>131<span> </span></span><span>against the forcible change of demographic structure<span> </span>(population<span> </span>composition),<span> </span>as<span> </span>seen<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>case<span> </span>of<span> </span>Iraq's<span> </span>invasion<span> </span>of<span> </span>Kuwait,<span> </span>as<span> </span>well as in the territories occupied by Israel. There is also a quasi-judicial practice regarding the return of deported persons, regardless of the nature and intensity of the military conflict. The Eritrea-Ethiopia Claims Commission (2001) noted that the right to return must be ensured for the 722 individuals expelled by Ethiopia.</span><span>132</span></p>

<p><span>Furthermore,<span> </span>through<span> </span>a<span> </span>well-known<span> </span>resolution<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>UN<span> </span>General<span> </span>Assembly</span><span>133</span><span>,<span> </span>the<span> </span>forcible expulsion of the population from their homes in Bosnia and Herzegovina was strictly condemned. The peace agreement signed on June 3, 1993, between NATO, the Russian Federation,<span> </span>and<span> </span>Yugoslavia<span> </span>provided<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>voluntary<span> </span>return<span> </span>of<span> </span>displaced<span> </span>populations<span> </span>from the military conflict to their homes under conditions of full security.</span></p>

<p><span>International law has established a practice for the unimpeded and voluntary return of persons who have acquired refugee or internally displaced person (IDP) status as a result<span> </span>of<span> </span>military<span> </span>conflict.<span> </span>In<span> </span>such<span> </span>cases,<span> </span>the<span> </span>direct<span> </span>intent<span> </span>to<span> </span>deport<span> </span>by<span> </span>a<span> </span>party<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>conflict may not always be evident. According to UN General Assembly Resolution 194 of December 11, 1948, in accordance with the principles of international law, refugees<span> </span>should be permitted to return to their places of residence at the earliest practicable date, with compensation for damages provided by the respective governments. This resolution was subsequently reaffirmed by both the General Assembly (e.g., 2000, 156-2-2) and Security<span> </span>Council<span> </span>resolutions</span><span>134</span><span>,<span> </span>thereby<span> </span>establishing<span> </span>the<span> </span>"international<span> </span>right<span> </span>to<span> </span>a voluntary, safe, and dignified return."</span></p>

<p><span>The 1907 Hague Regulations and Geneva Law (IV Convention: Art. 27 on respect for the rights and freedoms of protected persons; Art. 29 on the responsibility of a party to the conflict regarding the observance of individual rights; Art. 46 on the cancellation of restrictive measures; Art. 49 on the prohibition of deportation and the immediate return of persons to their homes upon the cessation of hostilities; Art. 132 on the temporary nature of evacuation and the absolute nature of release and repatriation; and Art. 133 on the termination<span> </span>of<span> </span>evacuation<span> </span>upon<span> </span>the<span> </span>end<span> </span>of<span> </span>hostilities)<span> </span>collectively<span> </span>encompass<span> </span>the<span> </span>rights<span> </span>and freedoms of deportation victims within the broad framework of the "international right to<span> </span>a voluntary, safe, and dignified return."</span></p>

<p><span>Although the population expelled from Armenia has been granted refugee status, they are direct victims of military aggression and deportation; in this sense, their status should be determined<span> </span>under<span> </span>the<span> </span>regime<span> </span>of<span> </span>International<span> </span>Humanitarian<span> </span>Law<span> </span>(IHL).<span> </span>The<span> </span>framework<span> </span>for the domestic legal implementation of international humanitarian law norms is operational under the legislation of the Republic of Azerbaijan (Constitution, Art. 148.II and Art. 10). The domestic protection of the rights of the Turkic-Muslim population subjected to mass deportation from Armenia can be realised by recognising their legal status as a deported population.<span> </span>Such<span> </span>recognition<span> </span>can<span> </span>be<span> </span>effected<span> </span>either<span> </span>through<span> </span>a<span> </span>legislative<span> </span>act<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Republic of Azerbaijan or by a court decision. Alternatively, the protection of their rights can be ensured through a judgement of an international court.</span></p>

<p><span>Undoubtedly,<span> </span>a judgement<span> </span>from<span> </span>the UN<span> </span>International<span> </span>Court of<span> </span>Justice<span> </span>(ICJ)<span> </span>could<span> </span>be<span> </span>more ambitious in resolving this issue. In particular, since 2023, the International Court of Justice<span> </span>(ICJ),<span> </span>where<span> </span>mutual<span> </span>jurisdiction<span> </span>is<span> </span>recognised,<span> </span>and<span> </span>reciprocal<span> </span>claims<span> </span>have<span> </span>been<span> </span>filed pursuant<span> </span>to<span> </span>Article<span> </span>22<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>1965<span> </span>International<span> </span>Convention<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>Elimination<span> </span>of<span> </span>All<span> </span>Forms of<span> </span>Racial<span> </span>Discrimination<span> </span>(CERD),<span> </span>may<span> </span>offer<span> </span>greater<span> </span>prospects<span> </span>for<span> </span>resolving<span> </span>this<span> </span>issue. A demand should be made to Armenia through an ICJ judgement to evaluate the racial discrimination aspect<span> </span>and<span> </span>genocidal<span> </span>content<span> </span>of the<span> </span>deportation<span> </span>and<span> </span>to<span> </span>ensure<span> </span>the<span> </span>fulfilment of relevant obligations. In the application to be submitted to the International Court of Justice regarding the deportation of the Turkic-Muslim (civilian) population group, the following should be sought:</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>1.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>The<span> </span>evaluation<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>acts<span> </span><span>as:</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>A)<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Genocide;<span> </span><span>or</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>B)<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>War</span><span> </span><span>crimes;</span><span> </span><span>or</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>C)<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Crimes<span> </span>against<span> </span><span>humanity.</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>2.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>The<span> </span>determination<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>State<span> </span>responsibility<span> </span>of<span> </span>Armenia<span> </span>regarding<span> </span>the<span> </span>obligation<span> </span>of <span>reparation.</span></span></p>

<p><span>Another guarantee mechanism, in accordance with Protocol No. 4 to the 1950 European Convention on Human Rights (Art. 3.1: "No one shall be expelled, by means of an individual<span> </span>or<span> </span>collective measure,<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>territory<span> </span>of<span> </span>the State of<span> </span>which<span> </span>he is<span> </span>a national"), could involve:</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>1.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>A<span> </span>claim<span> </span>for<span> </span>compensation<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>victims<span> </span>at<span> </span>the<span> </span>European<span> </span>Court<span> </span>of<span> </span>Human Rights<span> </span>(ECHR).</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>2.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Simultaneously,<span> </span>a<span> </span>series<span> </span>of<span> </span>general<span> </span>measures<span> </span>at<span> </span>the<span> </span><span>ECHR:</span></span></p>

<p><span>A<span> </span>demand<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>annulment<span> </span>of<span> </span>Armenia's<span> </span>acts<span> </span>that<span> </span>are<span> </span>contrary<span> </span>to<span> </span>international<span> </span><span>law.</span></span></p>

<p><span>Consistent with the ECHR's authority to order administrative or individual measures, a claim can be filed by the Republic of Azerbaijan<span> </span>for the return of our compatriots (the indigenous<span> </span>Turkic-Muslim<span> </span>people)<span> </span>who<span> </span>were<span> </span>subjected<span> </span>to<span> </span>mass<span> </span>deportation.<span> </span>Precedents<span> </span>are known</span><span>135<span> </span></span><span>in accordance with Protocol No. 4 to the 1950 European Convention on Human Rights<span> </span>(Art.<span> </span>3.1:<span> </span>“No<span> </span>one<span> </span>shall<span> </span>be<span> </span>expelled,<span> </span>by<span> </span>means<span> </span>of<span> </span>an<span> </span>individual<span> </span>or<span> </span>collective<span> </span>measure, from the territory of the State of which he is a national”; and Art. 4 regarding additional procedural<span> </span>guarantees).</span></p>

<p><span>The<span> </span>violation<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>law<span> </span>in<span> </span>these<span> </span>cases<span> </span>differs<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>violation<span> </span>of<span> </span>our<span> </span>compatriots’<span> </span>rights. The individuals in those precedents are subjects of the 'right to asylum' or 'migration law.' In<span> </span>contrast,<span> </span>the<span> </span>members<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>'Western<span> </span>Azerbaijan<span> </span>Community'<span> </span>are<span> </span>indigenous<span> </span><span>people.</span></span></p>

<p><span>Therefore, regarding the mass deportation from Armenia, our compatriots may file claims based on the norms concerning violations of Article 2 (right to life), Article 5 (right to liberty<span> </span>and<span> </span>security),<span> </span>Article<span> </span>8<span> </span>(right<span> </span>to<span> </span>respect<span> </span>for<span> </span>private<span> </span>and<span> </span>family<span> </span>life,<span> </span>and<span> </span>home)<span> </span>of<span> </span>the 1950 European Convention, and Article 1 of Protocol No. 1 (protection of property).</span></p>

<p><span>Physical violence was used against the population deported from Armenia. Within the framework of European human rights, the rights of these persons can also be exercised based on the European Convention on the Compensation of Victims of Violent Crimes (Strasbourg,<span> </span>1983).<span> </span>The<span> </span>Convention<span> </span>(Art.<span> </span>2.2)<span> </span>states<span> </span>that<span> </span>compensation<span> </span>shall<span> </span>be<span> </span>paid<span> </span>by<span> </span>the State in whose territory the crime was committed. Naturally, the requirement that a complaint regarding the same subject matter and the same parties must be submitted to only<span> </span>one<span> </span>international<span> </span>judicial<span> </span>mechanism<span> </span>(<i>lis<span> </span>alibi<span> </span>pendens</i>)<span> </span>must<span> </span>be<span> </span>observed.<span> </span>The<span> </span>judicial practice<span> </span>explaining the<span> </span>consequences of<span> </span>the<span> </span>principle<span> </span>that no<span> </span>person<span> </span>can be<span> </span>deprived of<span> </span>the right to enter the territory of the State of which he is a national is not very extensive. This right is also a consequence of general international law.</span><span>136</span></p>

<p><span>The<span> </span>consequence<span> </span>of<span> </span>general<span> </span>international<span> </span>law<span> </span>is<span> </span>that,<span> </span>under<span> </span>international<span> </span>human<span> </span>rights<span> </span>law, all persons, including indigenous populations, have the right to return to their homeland. Regardless of a peace treaty formalising the end of a war, the internment of evacuated persons<span> </span>must<span> </span>be<span> </span>terminated<span> </span>upon<span> </span>the<span> </span>cessation<span> </span>of<span> </span>active<span> </span>hostilities<span> </span>(IV<span> </span>Convention, Art. 133),<span> </span>and<span> </span>deported or interned persons<span> </span>must<span> </span>be<span> </span>repatriated (IV<span> </span>Convention,<span> </span>Art. 134).</span></p>

<p><span>This rule possesses the character of a customary norm of international humanitarian law. Although the repatriation of a deported population may be accompanied by certain military-political,<span> </span>administrative-economic,<span> </span>and<span> </span>other<span> </span>challenges,<span> </span>it<span> </span>is<span> </span>among<span> </span>the<span> </span>principles that must be executed 'unconditionally.' According to Additional Protocol I to the Geneva Conventions<span> </span>(Art.<span> </span>85.4(b)),<span> </span>the<span> </span>unjustifiable<span> </span>delay<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>repatriation<span> </span>of<span> </span>civilian<span> </span>persons,<span> </span>as well as prisoners of war, constitutes a war crime (entails criminal responsibility).</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>7<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>INTERNATIONAL</span><span> </span><span>LEGAL</span><span> </span><span>GUARANTEES</span><span> </span><span>OF</span><span> </span><span>SECURITY</span><span> </span><span>FOLLOWING</span><span> </span><span>A DIGNIFIED RETURN (MONITORING SYSTEM)</span></h1>

<p><span>The<span> </span>voluntary,<span> </span>safe,<span> </span>and<span> </span>dignified<span> </span>return<span> </span>of<span> </span>deported<span> </span>persons,<span> </span>as<span> </span>established<span> </span>by<span> </span>International Humanitarian Law<span> </span>(IV<span> </span>Convention,<span> </span>Arts.<span> </span>133<span> </span>and<span> </span>134),<span> </span>constitutes<span> </span>only<span> </span>the<span> </span>initial<span> </span>stage<span> </span>in resolving the issue. As a continuation of international legal guarantees, the primary challenge is establishing a secure way of life for the population upon their return.</span></p>

<p><span>A secure way of life, as an institution of international law, can be realised through the<span> </span>right to self-determination (in both its internal and external aspects). The selection of<span> </span>forms<span> </span>of<span> </span>cultural<span> </span>or<span> </span>ethno-political<span> </span>autonomy<span> </span>will<span> </span>depend<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>host<span> </span>country’s<span> </span><span>state</span></span></p>

<p><span>form,<span> </span>particularly<span> </span>its<span> </span>administrative-territorial<span> </span>structure.<span> </span>Even<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>simplest<span> </span>form, such<span> </span>as<span> </span>cultural<span> </span>autonomy,<span> </span>constitutional<span> </span>guarantees<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>host<span> </span>state<span> </span>must<span> </span>be established,<span> </span>and<span> </span>these<span> </span>guarantees<span> </span>must<span> </span>be<span> </span>conditioned<span> </span>by<span> </span>the<span> </span>institution<span> </span>of international<span> </span>guardianship<span> </span>(guarantorship).</span></p>

<p><span>As a rule, the institution of international guardianship is implemented through a multilateral international treaty. Without entering into the civil law concept in the narrow sense,<span> </span>it<span> </span>should<span> </span>be<span> </span>noted<span> </span>that<span> </span>the<span> </span>term<span> </span>'guaranty'<span> </span>(English:<span> </span>guarantee)<span> </span>signifies<span> </span>the<span> </span>securing of<span> </span>ownership<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>property,<span> </span>while<span> </span>the<span> </span>term<span> </span>'guarantor'<span> </span>(French:<span> </span>garant)<span> </span>conveys<span> </span>the<span> </span>meaning of one who protects or guards.</span><span>137<span> </span></span><span>While various definitions are provided for guarantee treaties<span> </span>within<span> </span>international<span> </span>law<span> </span>doctrine,<span> </span>the<span> </span>general<span> </span>substance<span> </span>is<span> </span>that<span> </span>they<span> </span>are<span> </span>'agreements intended to provide aid and support to one of the contracting parties, should the necessity arise, in order to compel a non-trusted party to fulfil its obligations.</span><span>138</span></p>

<p><span>The aid and support provided through the institution of international guardianship are intended for the purpose of trusteeship, aimed at realising international peace and security,<span> </span>as<span> </span>well<span> </span>as<span> </span>the<span> </span>rights<span> </span>and<span> </span>freedoms<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>population<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>respective<span> </span>territory. According to international law (UN Charter, Chapter XII), the trusteeship system is </span><span>generally established to maintain international peace and security in non-self-governing <span>territories. However, the form of trusteeship that constitutes the regulatory object of a guarantee treaty is more specific.</span></span></p>

<p><span>Trusteeship as the object of a guarantee treaty is secured by an obligation undertaken with the possibility of intervention by the other party or parties in the event of a breach of the territorial<span> </span>guarantee<span> </span>obligation;<span> </span>or<span> </span>otherwise,<span> </span>the<span> </span>party<span> </span>is<span> </span>compelled<span> </span>to<span> </span>fulfil<span> </span>it.<span> </span>A<span> </span>guarantee treaty may be cited, for instance, as an agreement signed to strengthen a peace treaty and reinforce the consent of the parties</span><span>139</span><span>, or as the guarantorship of individual powerful states in the realisation of major economic and commercial projects (for example, the role of the United States in the Ankara Declaration, which supported the construction of the Main Export Pipeline via the Baku-Tbilisi-Ceyhan route among Azerbaijan, Turkey, Georgia, Kazakhstan, Uzbekistan, and the USA). A guarantor state is a state that warrants that the conditions set forth in the treaty will be preserved.</span></p>

<p><span>A<span> </span>guarantee<span> </span>treaty<span> </span>establishes<span> </span>international<span> </span>obligations<span> </span>for<span> </span>one<span> </span>party<span> </span>and<span> </span>absolute<span> </span>rights<span> </span>for the other. It serves as a safeguard against bad faith and mistrust. One historical example is the treaty signed by England and the people of La Rochelle against France guaranteeing their<span> </span>right<span> </span>to<span> </span>autonomy.</span><span>140<span> </span></span><span>In<span> </span>the<span> </span>Middle<span> </span>Ages,<span> </span>placing<span> </span>small<span> </span>or<span> </span>neutral<span> </span>states<span> </span>under<span> </span><span>the</span></span></p>

<p><span>guardianship of guarantor states was a common practice. Under a guarantee treaty, the guarantor is recognised as having the right to use force against a non-trusted party should that party fail to fulfil its obligations.</span><span>141</span></p>

<p><span>Currently,<span> </span>various<span> </span>alliances<span> </span>and<span> </span>blocs<span> </span>also<span> </span>operate<span> </span>with<span> </span>the<span> </span>characteristics<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>guarantee.<span> </span>In the modern era, the UN Charter serves as the ultimate foundation for guarantee treaties. In accordance<span> </span>with<span> </span>the<span> </span>1969<span> </span>Vienna<span> </span>Convention<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>Law<span> </span>of<span> </span>Treaties<span> </span>(Arts.<span> </span>2<span> </span>and<span> </span>53),<span> </span>these treaties<span> </span>must<span> </span>be<span> </span>based<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>use<span> </span>of<span> </span>'just<span> </span>force',<span> </span>provided<span> </span>that<span> </span>the<span> </span>principles<span> </span>enshrined<span> </span>in<span> </span>the UN<span> </span>Charter<span> </span>(Arts.<span> </span>2,<span> </span>51,<span> </span>103)<span> </span>are<span> </span>observed.<span> </span>This<span> </span>implies<span> </span>that<span> </span>guarantee<span> </span>treaties<span> </span>function<span> </span>as a mechanism to ensure the accountability of aggressor states that violate general international law. According to the UN Charter (Art. 51), a guarantee treaty is significant for the phase following the repatriation of the population and the elimination of the consequences of deportation crimes committed as a result of aggression.</span></p>

<p><span>For the Turkic-Muslim population expelled from Armenia, the 20th-century experience, specifically the 1960 Cyprus Treaty of Guarantee or the 1995 Dayton Agreement, can serve as a model. The parties to the 1960 Cyprus Treaty of Guarantee were states with international legal personality (Turkey, the United Kingdom, Cyprus, and Greece). On behalf of the Republic of Cyprus, it was signed by the Greek Cypriot head of state and his Turkish Cypriot deputy.</span></p>

<p><span>In the case of the Western Azerbaijan community, if the 1907 Hague Regulations (IV) are taken as a basis, the community could act as a party to the signed guarantee treaty. Alternatively,<span> </span>the<span> </span>Western<span> </span>Azerbaijan<span> </span>Community<span> </span>could<span> </span>constitute<span> </span>the<span> </span>regulatory<span> </span>object<span> </span>of the<span> </span>treaty.<span> </span>The<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>Western<span> </span>Azerbaijan<span> </span>Community,<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>one hand, and Armenia, on the other, could agree to a treaty to ensure the security of Western Azerbaijanis under the guardianship of guarantor states (e.g., the United Kingdom and Turkey). The terms of the treaty could be adapted to the Cyprus model.</span></p>

<p><span>The<span> </span>1960<span> </span>Cyprus<span> </span>Treaty<span> </span>of Guarantee functioned as<span> </span>a complementary<span> </span>norm<span> </span>to the Cypriot Constitution. It aimed to guarantee the constitutional order governing the state<span> </span>and the rights and freedoms of both communities on the island. Similarly, the Dayton Agreement serves as a guarantee for the constitutional structure of Bosnia and Herzegovina. In the Guarantee Treaty (Art. 1), the right to self-determination of Western Azerbaijanis (including forms of local self-governance) can be enshrined in accordance with Article 2 of the International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR). In the Concept<span> </span>of<span> </span>Return</span><span>142</span><span>,<span> </span>which concerns<span> </span>the<span> </span>ensuring<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>safe,<span> </span>dignified,<span> </span>and<span> </span>peaceful return of Azerbaijanis expelled from the territory of present-day Armenia, Armenia is expressed as a socio-political reality (4.4).</span></p>

<p><span>Article 2 of the Guarantee Treaty may reflect respect for Armenia’s politico-legal independence. Article 3 could establish that Western Azerbaijanis shall have unimpeded communication and links with the Republic of Azerbaijan, while Article 4 could state that the autonomy of Western Azerbaijanis shall remain inviolable even if Armenia joins any politico-military blocs. Similar to the Dayton Agreement, security forces of the guarantor states could be deployed in the territories where Western Azerbaijanis are settled. In accordance<span> </span>with<span> </span>the<span> </span>principle<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>peaceful<span> </span>settlement<span> </span>of<span> </span>disputes<span> </span>(UN<span> </span>Charter,<span> </span>Art. 33), any disagreements could be designated for adjudication by the UN International Court of Justice (ICJ) as the court of last resort. As the Guarantee Treaty pertains to<span> </span>human<span> </span>rights,<span> </span>it<span> </span>should<span> </span>be<span> </span>of<span> </span>indefinite<span> </span>duration.<span> </span>In<span> </span>the<span> </span>event<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>'fundamental<span> </span>change of circumstances' (<i>rebus sic stantibus</i>) as expressed in Article 62 of the 1969 Vienna Convention<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>Law<span> </span>of<span> </span>Treaties,<span> </span>Western<span> </span>Azerbaijanis<span> </span>may<span> </span>rely<span> </span>on<span> </span>their<span> </span>right<span> </span>to self-determination as a fundamental basis.</span></p>

<h1><!--[if !supportLists]--><span><span>8<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>CONCLUSION</span></h1>

<p><span>The<span> </span>right<span> </span>not<span> </span>to<span> </span>be<span> </span>subjected<span> </span>to<span> </span>deportation<span> </span>is<span> </span>based<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>jus<span> </span>cogens<span> </span>norm,<span> </span>which<span> </span>requires universal<span> </span>observance<span> </span>in<span> </span>international<span> </span>law.<span> </span>The<span> </span>international<span> </span>legal<span> </span>responsibility<span> </span>of<span> </span>a<span> </span>state<span> </span>for deportation involves the fulfilment of the breached international obligation through: restitutio in integrum—the restoration of the material situation that existed prior to the violation (status quo ante); compensation for material and moral damages, including rehabilitation, satisfaction, and guarantees of non-repetition; and the individual criminal responsibility and prosecution of the perpetrators.</span></p>

<p><span>From the perspective of international legal status, the population of Western Azerbaijan is considered<span> </span>a<span> </span>population<span> </span>deported<span> </span>from<span> </span>Azerbaijani<span> </span>territories<span> </span>that<span> </span>Russia<span> </span>occupied<span> </span>in<span> </span>1920 and subsequently transferred to Armenia. In this case, the regime of International Humanitarian Law (IHL) governing populations deported from territories occupied as a result of military aggression applies. The fact that the Armenian political leadership refers to the ethnic differences of the Turkic-Muslim population deported from Armenia serves<span> </span>as evidence that this deportation was also carried out with genocidal intent.</span></p>

<p><span>Criminal cases can be initiated in the Republic of Azerbaijan under universal jurisdiction<span> </span>to establish the individual criminal responsibility of officials who carried out the deportation or obstructed the "right to return."</span></p>

<p><span>Regardless<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>refugee<span> </span>status<span> </span>recognised<span> </span>under<span> </span>the<span> </span>1951<span> </span>Convention,<span> </span>the<span> </span>Turkic-Muslim population<span> </span>deported<span> </span>from<span> </span>Armenia<span> </span>is<span> </span>under<span> </span>the<span> </span>protection<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>1907<span> </span>Hague Regulations<span> </span>(IV) and the 1949 Geneva<span> </span>Convention (IV, Art. 4). Hague<span> </span>and Geneva law, in turn, do not exclude the application of minimum standards of International Human Rights</span></p>

<p><span>Law<span> </span>(IHRL) toward this population. To ensure the right to return, international mechanisms may be utilised. A demand should be made to Armenia through a judgement of<span> </span>the<span> </span>UN<span> </span>International<span> </span>Court<span> </span>of<span> </span>Justice<span> </span>(ICJ)<span> </span>(based<span> </span>on<span> </span>Art.<span> </span>22<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>1965<span> </span>Convention<span> </span>on the Elimination of All Forms of Racial Discrimination) for the evaluation of the racial discrimination and genocidal content of the deportation, and for the fulfilment of relevant obligations, including the "right to return." The 1951 Convention Relating to the Status of Refugees (Art. 38) also allows the ICJ to evaluate deportation, where the hardships of the refugee condition can constitute the subject of the claim.</span></p>

<p><span>Victims<span> </span>can<span> </span>file<span> </span>a<span> </span>claim<span> </span>for<span> </span>compensation<span> </span>with<span> </span>the<span> </span>European<span> </span>Court<span> </span>of<span> </span>Human<span> </span>Rights<span> </span>(ECHR). Simultaneously, as general measures, the annulment of Armenia’s acts contrary to international law should be demanded, and a claim for the return of the mass deported Turkic-Muslim people can be raised in accordance with the ECHR’s authority to order administrative measures.</span></p>

<p><span>To implement these demands more effectively, a "Law of the Republic of Azerbaijan on the<span> </span>Dignified<span> </span>Return<span> </span>and<span> </span>Security<span> </span>of<span> </span>Azerbaijanis<span> </span>Deported<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>Territory<span> </span>of Present-day Armenia on the Basis of Racial Discrimination and with Genocidal Intent" could<span> </span>be<span> </span>adopted.<span> </span>This<span> </span>law<span> </span>should<span> </span>emphasise<span> </span>that<span> </span>their<span> </span>Azerbaijani<span> </span>citizenship<span> </span>status<span> </span>is of a temporary and transitional nature, recognise them as victims of the crime of genocide and highlight their desire to return to their historical homeland. The granting of<span> </span>citizenship was linked to the desire to eliminate the legal vacuum regarding these persons in accordance with IHRL.</span></p>

<p><span>The<span> </span>citizenship<span> </span>granted<span> </span>by<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan<span> </span>was<span> </span>necessitated<span> </span>by<span> </span>Armenia's<span> </span>long-term military aggression, alongside principles governing the institution of citizenship in international human rights, such as the prohibition of arbitrary deprivation of nationality (Universal Declaration of Human Rights, Art. 15), the prevention of statelessness, and the priority of the right to nationality in ensuring human rights. In this sense, the granted Azerbaijani citizenship does not exclude their status as nationals of Armenia. There are no cases of loss of<span> </span>citizenship (expatriation, denaturalisation, denationalisation, etc.) for these persons. The provision of the 1966 International Covenant on Civil and Political Rights (Art. 15.2) that "no one shall be arbitrarily deprived of his nationality nor denied the right to<span> </span>change<span> </span>his<span> </span>nationality"<span> </span>remains<span> </span>an<span> </span>international<span> </span>obligation<span> </span>for<span> </span>Armenia.<span> </span>As<span> </span>long<span> </span>as<span> </span>these persons’ specific desire to return persists or no declaration of renunciation of Armenian citizenship is made, the status quo ante formally remains in effect regarding them.</span></p>

<h1><span>REFERENCES</span></h1>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>1.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Akande<span> </span>D<span> </span>and<span> </span>Shah<span> </span>S,<span> </span>‘Immunities<span> </span>of<span> </span>State<span> </span>Officials,<span> </span>International<span> </span>Crimes<span> </span>and<span> </span>Foreign Domestic<span> </span>Courts’<span> </span>(2010)<span> </span>21(4)<span> </span>European<span> </span>Journal<span> </span>of<span> </span>International<span> </span>Law<span> </span>815,<span> </span>doi:10.1093/ <span>ejil/chq080</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>2.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Armaoğlu<span> </span>F,<span> </span><i>19<span> </span>Yüzyil<span> </span>Siyasi<span> </span>Tarihi<span> </span>(1789–1914)<span> </span></i>(18th<span> </span>edn,<span> </span>Kronik<span> </span>Kitap<span> </span><span>2019)</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>3.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Azarov D and others, ‘Understanding Russia’s Actions in Ukraine as the Crime of Genocide’ (2023) 21(2) Journal of International Criminal Justice 233, doi:10.1093/ <span>jicj/mqad018</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>4.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Bedjaoui M, ‘Eighth Report on Succession of States in Respect of Matters Other than Treaties:<span> </span>Draft<span> </span>Articles<span> </span>on<span> </span>Succession<span> </span>to<span> </span>State<span> </span>Property,<span> </span>with<span> </span>Commentaries,<span> </span>Document A/CN.4/292’ (1976) 2(1) Yearbook of the International Law Commission 55</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>5.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Bodansky D and Crook JR, ‘Symposium: The International Law Commission's State Responsibility Articles’ (2002) 96(4) American Journal of International Law 773, <span>doi:10.2307/3070677</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>6.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Bossow A, ‘Deportation as Torture’ (2025) 57 New York University Journal of International Law and Politics 323</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>7.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Chetail V, ‘Is There any Blood on my Hands? Deportation as a Crime of International Law’ (2016) 29(3) Leiden Journal of International Law 917, doi:10.1017/ <span>S0922156516000376</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>8.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Chetail V, ‘The Transfer and Deportation of Civilians’ in Clapham A, Gaeta P and Sassòli M (eds), <i>The 1949 Geneva Conventions: A Commentary </i>(OUP 2015) 1185</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>9.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Crawford<span> </span>J,<span> </span><i>State<span> </span>Responsibility:<span> </span>First<span> </span>report<span> </span></i>(A/CN.4/490<span> </span>and<span> </span>Add<span> </span>1–7,<span> </span>12 August<span> </span>1998)<span> </span>˂</span><span><a href="https://legal.un.org/ilc/documentation/english/a_cn4_490.pdf" rel="nofollow"><span>https://legal.un.org/ilc/documentation/english/a_cn4_490.pdf</span></a></span><span>˃<span> </span>accessed 15 January 2026</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>10.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Crawford J, <i>The International Law Commission's Articles on State Responsibility: Introduction, Text and Commentaries </i>(CUP 2002)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>11.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>David</span><span> </span><span>E,</span><span> </span><i><span>Principles</span></i><i><span> </span></i><i><span>of</span></i><i><span> </span></i><i><span>the</span></i><i><span> </span></i><i><span>Law</span></i><i><span> </span></i><i><span>of</span></i><i><span> </span></i><i><span>Armed</span></i><i><span> </span></i><i><span>Conflict</span></i><i><span> </span></i><span>(ICRC</span><span> </span><span>2011)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>12.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>De Vaal T, <i>Karabakh: Azerbaijan and Armenia Between Peace and War </i>(İlay MMC 2008) [in Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>13.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>De Vattel E, <i>The Law of Nations, Or, Principles of the Law of Nature, Applied to the Conduct<span> </span>and<span> </span>Affairs<span> </span>of<span> </span>Nations<span> </span>and<span> </span>Sovereigns,<span> </span>with<span> </span>Three<span> </span>Early<span> </span>Essays<span> </span>on<span> </span>the<span> </span>Origin and Nature of Natural Law and on Luxury </i>(Liberty Fund 2008)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>14.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Dowty A, ‘International Guarantees with Special Reference to the Middle East’ in <span>Carlton</span><span> </span><span>D</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>Schaerf</span><span> </span><span>C</span><span> </span><span>(eds),</span><span> </span><i><span>The</span><span> </span><span>Dynamics</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>Arms</span><span> </span><span>Race</span><span> </span></i><span>(Wiley</span><span> </span><span>&amp;</span><span> </span><span>Sons</span><span> </span><span>1975)</span><span> </span><span>215</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>15.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Galoyan GA and Khudaverdyan KS (eds), <i>Nagorno-Karabakh: Historical Reference </i>(Academy of Sciences of the Armenian SSR 1988)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>16.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Gasimov</span><span> </span><span>J,</span><span> </span><i><span>From Repression</span></i><i><span> </span></i><i><span>to</span></i><i><span> </span></i><i><span>Deportation </span></i><span>(Mutercim</span><span> </span><span>1998)</span><span> </span><span>[in</span><span> </span><span>Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>17.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Greenwood<span> </span>C,<span> </span>‘The<span> </span>Administration<span> </span>of<span> </span>Occupied<span> </span>Territory<span> </span>in<span> </span>International<span> </span>Law’<span> </span>in<span> </span>Fair <span>EP</span><span> </span><span>(ed),</span><span> </span><i><span>International</span><span> </span><span>Law</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>the</span><span> </span><span>Administration</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Occupied</span><span> </span><span>Territories:</span><span> </span><span>Two</span><span> </span><span>Decades </span>of Israeli Occupation of the West Bank and Gaza Strip </i>(Oxford Academic 1992) 241, <span>doi:10.1093/oso/9780198252979.003.0008</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>18.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Guliyev<span> </span>J<span> </span>(ed),<span> </span><i>History<span> </span>of<span> </span>Azerbaijan</i>,<span> </span>vol<span> </span>6:<span> </span>April<span> </span>1920<span> </span>–<span> </span>June<span> </span>1941<span> </span>(ELM<span> </span>2000) [in<span> </span>Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>19.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Guliyev</span><span> </span><span>J</span><span> </span><span>(ed),</span><span> </span><i><span>History</span></i><i><span> </span></i><i><span>of</span></i><i><span> </span></i><i><span>Azerbaijan</span></i><span>,</span><span> </span><span>vol</span><span> </span><span>7:</span><span> </span><span>1941–2002</span><span> </span><span>(ELM</span><span> </span><span>2003)</span><span> </span><span>151</span><span> </span><span>[in</span><span> </span><span>Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>20.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Gurbanli<span> </span>A,<span> </span><i>From<span> </span>the<span> </span>History<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Deportation<span> </span>of<span> </span>Azerbaijanis<span> </span>from<span> </span>the<span> </span>Armenian<span> </span>SSR (1947–1953) </i>(Turxan NPB 2018) [in Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>21.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Gurbanlı<span> </span>A,<span> </span>‘On<span> </span>the<span> </span>Study<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Deportation<span> </span>Policy<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Soviet<span> </span>State<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>Problem of the Deportation of Azerbaijanis’ (2001) 2 History and its Problems 85</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>22.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Haslam<span> </span>E,<span> </span>‘Population,<span> </span>Expulsion<span> </span>and<span> </span>Transfer’<span> </span><i>Max<span> </span>Planck<span> </span>Encyclopedia<span> </span>of<span> </span>Public International Law </i>(2011) ˂https://opil.ouplaw.com/display/10.1093/law:epil/<span> </span>9780199231690/law-9780199231690-e861˃<span> </span>accessed<span> </span>15<span> </span>January<span> </span>2026</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>23.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Kiliс<span> </span>D,<span> </span>‘The<span> </span>Role<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Echmiadzin<span> </span>Church<span> </span>in<span> </span>Russia's<span> </span>Eastern<span> </span>Anatolia<span> </span>Policy<span> </span>(1828-1915)’ (2001) 461 Turkish Culture 535 [in Turkish]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>24.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Kramer<span> </span>A,<span> </span><i>The<span> </span>West<span> </span>German<span> </span>Economy<span> </span>1945–1955<span> </span></i>(Berg<span> </span>Publishers<span> </span><span>1991)</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>25.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Lukashuk<span> </span>I,<span> </span><i>Law<span> </span>of<span> </span>International<span> </span>Responsibility<span> </span></i>(Wolters<span> </span>Kluwer<span> </span><span>2004)</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>26.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>MacDonogh G, <i>After the Reich: The Brutal History of the Allied Occupation </i>(Basic<span> </span>Books 2007)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>27.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>MacMillan<span> </span>M,<span> </span><i>Paris<span> </span>1919:<span> </span>Six<span> </span>Months<span> </span>That<span> </span>Changed<span> </span>the<span> </span>World<span> </span></i>(Random<span> </span>House<span> </span><span>2001)</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>28.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Mammadov<span> </span>R,<span> </span>‘Deportation<span> </span>of<span> </span>Azerbaijanis<span> </span>from<span> </span>their<span> </span>Historical<span> </span>Lands<span> </span>is<span> </span>an<span> </span>International<span> </span>Crime’<span> </span><i>Xalq<span> </span>Qazeti<span> </span></i>(Baku,<span> </span>18<span> </span>March<span> </span>2023)<span> </span>˂</span><span><a href="https://xalqqazeti.az/müsahibe/123574-azerbaycanlilarin-tarixi-torpaqlarindan-deportasiyasi-beynelxalq-" rel="nofollow"><span>https://xalqqazeti.az/<span> </span>müsahibe/123574-azerbaycanlilarin-tarixi-torpaqlarindan-deportasiyasi-beynelxalq-</span></a></span><span>cinayetdir˃ accessed 15 January 2026</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>29.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Mammadov<span> </span>RK,<span> </span><i>International<span> </span>Criminal<span> </span>Law<span> </span>and<span> </span>International<span> </span>Criminal<span> </span>Legislation<span> </span>of the Republic of Azerbaijan </i>(NAT Co LLC, 2012) [in Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>30.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Mammadzade<span> </span>MB,<span> </span><i>National<span> </span>Azerbaijan<span> </span>Movement<span> </span></i>(Nijat<span> </span>1992)<span> </span>[in<span> </span><span>Azerbaijani]</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>31.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Moiseienko<span> </span>A,<span> </span>‘Legal:<span> </span>The<span> </span>Freezing<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Russian<span> </span>Central<span> </span>Bank’s<span> </span>Assets’<span> </span>(2023)<span> </span>34(4) European Journal of International Law 1007, doi:10.1093/ejil/chad050</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>32.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Mustafa<span> </span>N,<span> </span><i>Iravan<span> </span>City<span> </span></i>(Red<span> </span>N<span> </span>Line<span> </span><span>2020)</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>33.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Nabulsi K, <i>Traditions</i></span><i><span> </span></i><i><span>of War: Occupation,</span></i><i><span> </span></i><i><span>Resistance and</span></i><i><span> </span></i><i><span>the Law </span></i><span>(OUP</span><span> </span><span>2005)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>34.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Najafov B,</span><span> </span><i><span>Deportation</span></i><i><span> </span></i><span>(Chashioglu</span><span> </span><span>1998)</span><span> </span><span>[in</span><span> </span><span>Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>35.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Nowak<span> </span>M,<span> </span><i>Introduction<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>International<span> </span>Human<span> </span>Rights<span> </span>Regime<span> </span></i>(Brill<span> </span>2023) <span>doi:10.1163/9789004479074</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>1.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Oppenheim<span> </span>L,<span> </span><i>International<span> </span>Law:<span> </span>A<span> </span>Treatise</i>,<span> </span>vol<span> </span>1:<span> </span>Peace<span> </span>(Longmans<span> </span>Green<span> </span>1948)<span> </span>pt<span> </span><span>1</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>2.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Pantyo<span> </span>D,<span> </span>‘On<span> </span>Foreign<span> </span>Soil...<span> </span>Reasons<span> </span>and<span> </span>Conditions<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>Deportation<span> </span>of<span> </span>Poles<span> </span>and Germans to Kazakhstan in 1936: An Analysis of Documents’ (2015) 1(8) Rocznik Instytutu Polsko-Rosyjskiego 68</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>3.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Pashayev<span> </span>A,<span> </span><i>Resettlement<span> </span></i>(Azernashr<span> </span>1995)<span> </span>[in<span> </span><span>Azerbaijani]</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>4.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Rafiyev<span> </span>B,<span> </span><i>The<span> </span>Underwater<span> </span>Part<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Iceberg:<span> </span>The<span> </span>20s<span> </span></i>(Azerneshr<span> </span>1995) [in<span> </span>Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>5.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Rahimli S, ‘Analysis of Russia’s Military Aggression against the Azerbaijan Democratic </span><span>Republic from the International Legal Perspective’ (2023) 6(2) Access to Justice in Eastern Europe 43, doi:10.33327/AJEE-18-6.2-a000201</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>6.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Sadigov AI (ed), <i>International Law: General Part </i>(Laman Publishing 2018) [in <span>Azerbaijani]</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>7.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Sadigov AI, ‘“Recognized” Territory Established for Armenia as a Result of Russia's Military Aggression against the Azerbaijan Democratic Republic’ (2023) 2 News of Baku University: Socio-political sciences series 138</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>8.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Sadigov AI, ‘Crime of Khojaly Genocide: The Intention and International Law Manifested within the Framework of a General Plan and Policy’ (2014) 37(1) International Law and Problems of Integration 93 [in Azerbaijani]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>9.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Schabas<span> </span>WA,<span> </span><i>An<span> </span>Introduction<span> </span>to<span> </span>the<span> </span>International<span> </span>Criminal<span> </span>Court<span> </span></i>(6th<span> </span>edn,<span> </span>CUP<span> </span><span>2020)</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>10.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Schabas</span><span> </span><span>WA,</span><span> </span><i><span>Genocide</span></i><i><span> </span></i><i><span>in</span></i><i><span> </span></i><i><span>International</span></i><i><span> </span></i><i><span>Law:</span></i><i><span> </span></i><i><span>The</span></i><i><span> </span></i><i><span>Crime</span></i><i><span> </span></i><i><span>of</span></i><i><span> </span></i><i><span>Crimes</span></i><i><span> </span></i><span>(3rd</span><span> </span><span>edn,</span><span> </span><span>CUP</span><span> </span><span>2025)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>11.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Schabas WA, <i>The International Criminal Court: A Commentary on the Rome Statute </i>(OUP<span> </span>2010)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>12.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Schindler D and Toman J, <i>The Laws of Armed Conflicts: A Collection of Conventions, Resolutions and other Documents </i>(Martinus Nijhoff Publishers 1998)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>13.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Schmid L, ‘Deportation, Harms and Human Rights’ (2021) 14(2) Ethics &amp; Global Politics 98, doi:10.1080/16544951.2021.1926083</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>14.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Shaw<span> </span>M<span> </span>and<span> </span>Hart<span> </span>N,<span> </span><i>Report<span> </span>On<span> </span>War<span> </span>Crimes<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>Occupied<span> </span>Territories<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Republic of<span> </span>Azerbaijan<span> </span>and<span> </span>the<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Armenia’s<span> </span>Responsibility<span> </span></i>(Red<span> </span>N<span> </span>Line<span> </span>LLC<span> </span>2020)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>15.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Siekmann RCR, ‘Netherlands State Practice for the Parliamentary Year 1990-1991’ (1992) 23 Netherlands Yearbook of International Law 297, doi:10.1017/ <span>S0167676800002245</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>16.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Stanton JA, <i>Violence and Restraint in Civil War: Civilian Targeting in the Shadow of International Law </i>(CUP 2016) doi:10.1017/9781107706477</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>17.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Ter-Petrosyan L, ‘The Majority of Azerbaijanis in Three Regions Was a Threat to Armenia’<span><span> </span></span>(<i>İCTİMAİ<span><span> </span></span>TV</i>,<span><span> </span></span><i>You<span><span> </span></span>Tube,<span><span> </span></span></i>4<span><span> </span></span>January<span><span> </span></span>2025)<span><span> </span></span>[in<span><span> </span></span>Azerbaijani]</span></p>

<p><span>˂</span><span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=00FkamBTZqQ" rel="nofollow"><span>https://www.youtube.com/watch?v=00FkamBTZqQ</span></a><span>˃</span><span> </span><span>accessed</span><span> </span><span>15</span><span> </span><span>January</span><span> </span><span>2026</span></span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>36.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Travis H, ‘On the Original Understanding of the Crime of Genocide’ (2012) 7(1) Genocide Studies and Prevention 30, doi:10.3138/gsp.7.1.30</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>37.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Tribe LH and others, <i>The Legal, Practical, and Moral Case for Transferring Russian Sovereign Assets to Ukraine </i>(Renew Democracy Initiative 2023)</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>38.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Vounas<span> </span>E,<span> </span>‘Prefecture<span> </span>of<span> </span>Voiotia<span> </span>v<span> </span>Federal<span> </span>Republic<span> </span>of<span> </span>Germany:<span> </span>Sovereign<span> </span>Immunity and Jus Cogens Violations’ (2002) 21(3) NYLS Journal of International and Comparative Law 629</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>39.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Yesayan AA, <i>The “Armenian<span> </span>Question” and International Diplomacy<span> </span></i>(Mitk 1965)<span> </span>[in<span> </span>Armenian]</span></p>

<p><!--[if !supportLists]--><span><span>40.<span> </span></span></span><!--[endif]--><span>Zegveld L, ‘Remedies for Victims of Violations of International Humanitarian Law’ (2003) 85(851) International Review of the Red Cross 499</span></p>

<h1><span>AUTHORS’</span><span> </span><span>INFORMATION</span></h1>

<p><span>Afsar<span> </span><span>Sadigov</span></span></p>

<p><span>Prof. Dr.,</span><span> </span><span>Department</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>"International</span><span> </span><span>Public Law",</span><span> </span><span>Faculty</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Law,</span><span> </span><span>Baku</span><span> </span><span>State</span><span> </span><span>University,</span></p>

<p><span>The Republic of Azerbaijan <a href="mailto:afsarsadigov@bsu.edu.az"><span>afsarsadigov@bsu.edu.az</span></a><span> </span><a href="https://orcid.org/0009-0004-4380-4890" rel="nofollow"><span>https://orcid.org/0009-0004-4380-4890</span></a></span></p>

<p><span>Co-author,<span> </span>responsible<span> </span>for<span> </span>Conceptualisation,<span> </span>Methodology,<span> </span>Supervision,<span> </span>Project<span> </span>administration, Writing -review and editing.</span></p>

<p><span>Saftar<span> </span><span>Rahimli*</span></span></p>

<p><span>Assoc.Prof. Dr.,</span><span> </span><span>“Human</span><span> </span><span>rights</span><span> </span><span>and</span><span> </span><span>right</span><span> </span><span>to information” UNESCO</span><span> </span><span>section,</span><span> </span><span>Faculty</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Law,</span></p>

<p><span>Baku</span><span> </span><span>State</span><span> </span><span>University,</span><span> </span><span>The</span><span> </span><span>Republic</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>Azerbaijan </span><span><a href="mailto:saftarrahimli@bsu.edu.az"><span>saftarrahimli@bsu.edu.az</span></a></span></p>

<p><span><a href="https://orcid.org/0009-0001-6982-8362" rel="nofollow"><span>https://orcid.org/0009-0001-6982-</span><span>8362</span></a></span></p>

<p><span>Corresponding<span> </span>author,<span> </span>responsible<span> </span>for<span> </span>Analysis,<span> </span>Investigation,<span> </span>Project<span> </span>administration, Visualisation, Writing -original draft, Writing - review and editing.</span></p>

<p><span>Competing interests: The authors declare that there are no competing interests regarding the publication of this manuscript.</span></p>

<p><span>Disclaimer: The opinions and views expressed in this manuscript are solely those<span> </span>of the authors and are independent of any institutional or organisational influence.</span></p>

<h1><span>RIGHTS</span><span> </span><span>AND</span><span> </span><span>PERMISSIONS</span></h1>

<p><span>Copyright: © 2026 Afsar Sadigov and Saftar Rahimli. This is an open-access article distributed<span> </span>under<span> </span>the<span> </span>terms<span> </span>of<span> </span>the<span> </span>Creative<span> </span>Commons<span> </span>Attribution<span> </span>License<span> </span>(CC<span> </span>BY<span> </span>4.0), which<span> </span>permits<span> </span>unrestricted<span> </span>use,<span> </span>distribution,<span> </span>and<span> </span>reproduction<span> </span>in<span> </span>any<span> </span>medium,<span> </span>provided the original author and source are credited.</span></p>

<h1><span>EDITORS</span></h1>

<p><span>Managing editor – Valentina Krivolapova.<span> </span>English Editor – Robert Reddin. Ukrainian language Editor – Liliіa Hartman.</span></p>

<h1><span>ABOUT</span><span> </span><span>THIS</span><span> </span><span>ARTICLE</span></h1>

<p><span>Cite<span> </span>this<span> </span><span>article</span></span></p>

<p><span>Sadigov<span> </span>A<span> </span>and<span> </span>Rahimli<span> </span>S,<span> </span>‘The<span> </span>International<span> </span>Legal<span> </span>Framework<span> </span>for<span> </span>the<span> </span>Dignified<span> </span>Return<span> </span>and <span>Security of Azerbaijanis Deported from Present-Day Armenia’ (2026) 9(3) Access to Justice </span>in Eastern Europe 1-51 &lt;<a href="https://doi.org/10.33327/AJEE-18-9.3-a0001987" rel="nofollow"><span>https://doi.org/10.33327/AJEE-18-9.3-a0001987</span></a>&gt; Published Online 20 Jul 2026</span></p>

<p><span>DOI:</span><span> </span><span><a href="https://doi.org/10.33327/AJEE-18-9.3-a0001987" rel="nofollow"><span>https://doi.org/10.33327/AJEE-18-9.3-a0001987</span></a></span></p>

<p><span>Summary: 1.Introduction. –<span> </span>2. The Prohibition and Normative Legal Concept of Deportation as an International Crime. – 3. The International Legal Responsibility of the State for Deportation (Reparations). – 4. State Policy, Intent, and Individual Criminal Responsibility in the Execution of Deportation. – 5. The International Legal Status of the Turkic-Muslim Population (People) Deported from Armenia from 1920. – 6. The Right to Reparation<span> </span>for<span> </span>Victims<span> </span>of<span> </span>Deportation:<span> </span>Judicial<span> </span>Practice<span> </span>and<span> </span>Legal<span> </span>Consequences.<span> </span>–<span> </span>7.<span> </span>Right to Restitution and Compensation for Damages: Methods of Calculation, Conditions for Payment,<span> </span>and<span> </span>Nature.<span> </span>–<span> </span>8.<span> </span>Reparation<span> </span>in<span> </span>the<span> </span>Form<span> </span>of<span> </span>Immovable<span> </span>Property<span> </span>Arising<span> </span>from<span> </span>the Violation of Jus contra bellum: The Right of the Republic of Azerbaijan to Obtain Compensation. – 9. International Legal Guarantees of Restitution and the<span> </span>Voluntary, Safe, and Dignified Return of the Deported Population. – 10. International legal guarantees of security following a dignified return (monitoring system). – 11. Conclusion.</span></p>

<p><i><span>Keywords</span></i><span>:<span> </span><i>Deportation,<span> </span>international<span> </span>law,<span> </span>Re<span> </span>1949<span> </span>Geneva<span> </span>Conventions,<span> </span>State<span> </span>Responsibility, internationally wrongful act.</i></span></p>

<h1><span>ADDITIONAL</span><span> </span><span>INFORMATION</span></h1>

<p><span>This article was prepared as part of scientific and analytical research on post-conflict energy policy, infrastructure restoration, and sustainable peacebuilding mechanisms in <span>Azerbaijan.</span></span></p>
</div>

<h1><span>DETAILS</span><span> </span><span>FOR</span><span> </span><span>PUBLICATION</span></h1>

<p><span>Date</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>submission:</span><span> </span><span>29</span><span> </span><span>Jan</span><span> 2026</span></p>

<p><span>Date</span><span> </span><span>of</span><span> </span><span>acceptance:</span><span> </span><span>19</span><span> </span><span>May</span><span> </span><span>2026</span></p>

<p><span>Online<span> </span>First<span> </span>Publication:<span> </span>20<span> </span>Jul<span> </span><span>2026</span></span></p>

<p><span>Рublication:</span><span> </span><span>Aug</span><span> <span>2026</span></span></p>

<p><span>Was<span> </span>the<span> </span>manuscript<span> </span>fast-tracked?<span> </span>-<span> </span><span>No</span></span></p>

<p><span>Number of reviewer reports submitted in the first round: 2 reports Number of revision rounds: 2 rounds with minor revisions</span></p>

<h1><span>Technical</span><span> <span>tools</span> <span>were</span><span> </span><span>used</span> <span>in</span><span> </span><span>the</span> <span>editorial</span> <span>process</span></span></h1>

<p><span>Plagiarism checks - Turnitin from iThenticate <a href="https://www.turnitin.com/products/ithenticate/" rel="nofollow"><span>https://www.turnitin.com/products/ithenticate/</span></a><span> </span>Scholastica for Peer Review <a href="https://scholasticahq.com/law-reviews" rel="nofollow"><span>https://scholasticahq.com/law-reviews</span></a></span></p>

<h1><span>AI</span><span> </span><span>DISCLOSURE</span><span> </span><span>STATEMENT</span></h1>

<p><span>No AI tools were used in the preparation of this manuscript. All scientific analyses,interpretations, arguments, and conclusions were independently developed and verified by the authors.</span></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.eurovizyon.co.uk/the-international-legal-framework-for-the-dignified-return-and-security-of-azerbaijanis-deported-from-the-present-day-ar</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 19:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eurovizyoncouk.teimg.com/crop/1280x720/eurovizyon-co-uk/uploads/2026/08/azerbaycan-prof-afsar-sadigov-dr-saftar-rahimli-1.jpg" type="image/jpeg" length="85732"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
