15 Temmuz ihanetinin üzerinden 10 yıl geçti. Lakin yaşadıklarımız, daha dün gibi zihnimizde dipdiri duruyor. Çünkü onları, büyüklerimizden hikâye gibi dinlemedik; bizzat yaşadık. Hem de aile fertlerimizle birlikte…
Hepimiz oradaydık; hepsi oradaydı. Buna rağmen, kuyrukları Tel Aviv, Vaşington, Londra ve Berlin’e uzanan hainler ve propaganda makineleri, aklımızla alay etmeye çalışıyor.
Sosyal medya, geleneksel basın ve siyasî zeminler başta olmak üzere, çöreklendikleri her yerde, 15 Temmuz’u ‘tiyatro’ diye yedirmeye çalışıyor. Oysa her şey, hepimizin gözleri önünde yaşandı.
Bir de ‘masumiyet’ palavralarını tekrarlayıp duruyorlar. Güya, binlerce alakasız insan, hiçbir somut delil yokken ceza almış.
Peki, geride kalan 10 yıl içinde yürütülen FETÖ soruşturma ve yargılamalarına dair rakamlar bize ne anlatıyor?
PEK AZI CEZA ALDI
Onlara bir göz atalım:
Darbe girişiminden bu yana, devletin ilgili birimlerine, FETÖ üyeliği veya iltisakına dair 1 milyon 199 bin 434 ihbar geldi.
Bu ihbarlarla birlikte, adli süreçlere dâhil edilen toplam kişi sayısı 2 milyon 282 bin 69’a ulaştı.
İhbar edilen 1 milyon 561 bin 489 kişi hakkında, ‘soruşturmaya yer yok’ kararı verdi. Yani şu veya bu şekilde adli işleme konu olan her 4 kişiden 3’ü için soruşturma dahi yapılmadı.
Sadece 720 bin 580 kişi hakkında soruşturma açıldı. Bu şahıslardan 636 bin 744 kişinin soruşturma ve kovuşturmasında karar aşaması tamamlandı.
Soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulanlardan 373 bin 642’i hakkında, savcılıklarca takipsizlik kararı verdi.
Hakkında dava açılanlardan 124 bin 861’i, mahkemelerde beraat etti.
Yargılanan FETÖ’cülerden 127 bin 102’si mahkûmiyet aldı.
Mahkûmiyet kararlarından 34 bin 408’i, adlî süreçleri tamamlayarak kesinleşti.
Yine, beraatla sonuçlanan 84 bin 999 karar da kesinleşti.
Hâlihazırda 83 bin 836 kişi hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar devam ediyor.
Bugün itibarıyla cezaevlerinde bulunan FETÖ’cü sayısı 10 bin 484. Bunlardan 448’i tutuklu, 368’i hükümözlü ve 9 bin 634’ü hükümlü durumda.
DARBEYE FİİLEN KATILANLAR
15 Temmuz’daki darbeye girişimine fiilen katılanlardan 8 bin 725 sanık hakkında hüküm kuruldu. Bunlardan 4 bin 891’i mahkûm edildi. Mahkûmiyetlerden 1.634’ü ağırlaştırılmış müebbet, 1.366’sı müebbet, 1.891’i ise süreli hapis cezası oldu..
Görülen davalarda, 2 bin 870 kişi beraat ederken, 964 kişi hakkında ‘ceza verilmesine yer olmadığına’ hükmedildi.
Temyize giden 273 davanın 241'i onandı, 16'sı bozuldu. Bozulan 16 davanın incelemesi sürüyor. Ayrıca istinafta 2 dava, ilk derece mahkemesindeki 14 dava çeşitli kararlarla kesinleşti.
Elbette cezaevlerindeki FETÖ mensuplarının meslekî dağılımları da önemli. Tablo şöyle:
Albay ve alt rütbeli asker sayısı 3 bin 27, general sayısı 106, askerî öğrenci sayısı 310 ve er/erbaş sayısı da 70.
KİMSE SUÇSUZ YERE CEZA ALMADI
Cezaevlerindekilerin büyük çoğunluğunu oluşturan 4 bin 177 kişi ise, ‘diğer meslek grupları’ tanımına giriyor.
Diğer meslek gruplarındaki FETÖ mensuplarından; 1.406’ü öğretmen, 671’i polis, 366’sı emniyet müdürü veya emniyet amiri, 153’ü hâkim ve savcı, 83’ü doktor. 57’si avukat, 21’i Ceza ve Tevkif Evleri personeli, 20’si Danıştay veya Yargıtay üyesi ve 17’si de kaymakam ve vali yardımcısı.
Tüm bu ayrıntılı rakamlar, bize çok şey anlatıyor. O anlatıların başında; ‘önüne geleni deliğe tıktılar’ iddiasının kocaman bir yalan olduğu geliyor.
Eğer iddia edildiği gibi, soruşturma ve yargılamalar özensiz veya önüne geleni torbaya doldurur şekilde yapılsaydı; incelemeye konu olan 2 milyon 282 bin 69 kişinin yalnızca 127 bin 102’si ceza almakla kalmazdı. Ki, buradaki oran yüzde 5,6 kadardır.
Yani kimse suçsuz yere ‘torbaya’ doldurulmamış. Hatta hakkında dava açılması veya mahkûmiyet için yeterli delil bulunamayanların tamamının ‘masum’ olduğu da söylenemez.
HİÇ DE PİŞMAN DEĞİLLER
Hal böyleyken, bir şekilde yolu FETÖ ile kesişmiş, örgüt içinde şu veya bu şekilde yer almış, bazı eylemleri fiilen yürütmüş, yani örgüt üyesi veya iltisaklı tayfadan, bugüne kadar ‘kemiksiz bir pişmanlık’ duydunuz mu?
Sayısını hatırlayamadığım kadar FETÖ üyesi veya iltisaklılarından, sadece bir tanesinden ‘pişmanlığa yakın’ bir değerlendirme dinledim.
Karşımızda öyle efsunlanmış, mankurtlaştırılmış bir kitle var ki; 15 Temmuz’daki hain darbe-işgal girişimine rağmen uyanamıyor.
Hatta örgüt lideri olan sümüklü papazın ölüsünün, İslamî uygulamalarda görmediğimiz, duymadığımız şekilde gömülmesi bile, o kitlenin gözünü açmaya yetmiyor.
Dolayısıyla, Türk Milleti’nin yufka yüreğinin, hoşgörüsünün, acıma hislerinin ve dahi olumsuzlukları unutma yeteneğinin çok da istismar edilmesine fırsat vermemek zorundayız.
Elbette devletimizin ve milletimizin bekasına dair tehlike, bir tek FETÖ mankurtarından gelmiyor. Müslüman kisvesi altındaki başkaca ihanet odakları da mevcut.
Bir de mensuplarının samimî ve saf hallerine karşın, bünyelerine yabancı istihbarat servislerinin sızarak, üst kademe yönetimlerine eriştiği tarikat ve cemaatler var.
Devletimiz, yabancı istihbaratların kontrolüne girmiş bu tür yapıları da vakit kaybetmeden tasfiye etmelidir.